İstanbul Tarihi Yerler

İstanbul Tarihi Yerler

İstanbul Tarihi Yerler, Mimari Eserleri, Gezilecek Turistik Mekanlar, Önemli Saraylar, Camiler

İstanbul tarihi yerler mimari eserleri gezilecek turistik mekanları yerli ve yabancı turistler için çok popülerdir. Asırlar boyunca Avrupa ve Asya arasında bir köprü olan İstanbul, dünyanın en büyük metropollerinden biri olmuştur. Görkemli bir geçmişe sahip olan bu şehirde karşımıza adım başı tarih ve sanat eseri çıkmaktadır.

Topkapı Sarayı

Osmanlı Sultanlarının ikametgâhı, devletin yönetim ve eğitim merkezidir. İstanbul fatihi Sultan II. Mehmed tarafından 1460-1478 tarihleri arasında yaptırılmış olan ve zaman içerisinde bazı ilavelerin yapıldığı sarayda, Osmanlı padişahları ve Saray halkı 19’uncu yüzyıl ortalarına kadar ikamet etmiştir. Topkapı Sarayı, Osmanlı monarşisi 1922’de kaldırıldıktan sonra, 3 Nisan 1924’te Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle müzeye dönüştürülmüştür.

II. Murad’ın Tunca Nehri kenarında yaptırdığı Edirne Sarayı’ndan esinlenilen, çeşitli avlular ve bahçeler arasında devlet işlerine ayrılmış daireler, hükümdarın ikametgâhı olan bina ve köşkler ile sarayda yaşayan görevlilere mahsus binalardan oluşan sarayın bir kısmının inşasında dönemin ustası Mimar Sinan’ın da katkısı vardır.
Müzesi’ndeki Koleksiyonlar: İmparatorluk Hazinesi, Avrupa Porselenleri ve Camları, Bakır ve Tombak Mutfak Eşyası, Çin ve Japon Porselenleri, Gümüşler, Hırka-i Saadet Dairesi ve Kutsal Emanetler, İstanbul Cam ve Porselenleri, Padişah Elbiseleri, Padişah portreleri ve resim koleksiyonu, Silahlar müzede sergilenen değerli koleksiyonlar burada sergilenmektedir.

Topkapi Sarayı, İstanbul Tarihi Yerler
Topkapi Palace, Istanbul Historical Places

Ayasofya Camii, İstanbul Mimari Eserleri

Ayasofya bazilika, katedral ve müze. Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında İstanbul’un tarihî yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup 1453 yılında İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından camiye dönüştürülmüştür. 1934 yılında yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile müzeye dönüştürülmüş, kazı ve tadilat çalışmaları başlatılmış ve 1935-2020 yılları arasında müze olarak hizmet vermiştir. 2020 yılında ise müze statüsünün iptal edilmesiyle tekrar cami statüsü kazanmıştır.
1453’te kilise camiye dönüştürüldükten sonra mozaiklerinden insan figürleri içerenler sıvayla kaplanmış ve yüzyıllarca sıva altında kalmıştır. Cami, müzeye dönüştürülürken sıvaların bir kısmı çıkarılmış ve mozaikler yine gün ışığına çıkarılmıştır. Günümüzde görülen Ayasofya binası, aslında aynı yere üçüncü kez inşa edilen kilise olduğundan “Üçüncü Ayasofya” olarak da bilinir.

Hagia Sophia, Ayasofya
İstanbul Tarihi Yerler, Mimari Eserleri, Gezilecek Turistik Mekanlar, Saraylar, Camiler

Ayasofya Mimarisi

Mimari bakımdan merkezî planı birleştiren kubbeli bazilika tipinde bir yapı olup kubbe geçişi ve taşıyıcı sistem özellikleriyle mimarlık tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak ele alınır. Ayasofya’nın yapımında kullanılan bazı sütun, kapı ve taşlar, binadan daha eski yapı ve tapınaklardan getirilmiştir.

Yerebatan Sarnıcı

İstanbul’un en büyük kapalı sarnıcı. Ayasofya binasının güneybatısındaki küçük bir binadan girilir. Sütun ormanı görünümündeki mekanın tavanı tuğla örülü, çapraz tonozludur. Bizans imparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından yaptırılmıştır. Suyun içinden yükselen pek çok mermer sütun nedeniyle halk arasında Yerebatan Sarayı olarak isimlendirilmektedir. Sarnıcın bulunduğu yerde daha önce bir bazilika bulunduğundan yapı Bazilika Sarnıcı olarak da adlandırılır. Sarnıç müze olmanın yanında ulusal ve uluslararası birçok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

Yerebatan Sarnıcı, İstanbul Gezilmesi Gereken Tarihi Yerler
Basilica Cistern, Historical Places to Visit in Istanbul

Kız Kulesi

Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eser olan kule, M.Ö. 24 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahiptir. Karadeniz’in Marmara ile birleştiği yerde küçük bir ada üzerinde kurulmuştur.
Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan bu ada, Bizans döneminde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise gösteri platformundan, savunma kalesine, sürgün istasyonundan, karantina odasına kadar birçok işlev yüklenmiştir. Asli görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara, geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmemiştir.

Kız Kulesi, İstanbul Gezilecek Önemli Yerler
Maide Tower, Istanbul Most Popular Places

 

Galata Kulesi

Adını, bulunduğu Galata semtinden alır. Galata Surları dahilinde bir gözetleme kulesi olarak inşa edilen kule günümüzde, bir sergi alanı ve müze olarak kullanılır. Hem Beyoğlu’nun hem de İstanbul’un sembol yapılarından biridir.

Cenevizliler tarafından 1335-1349 yılları arasında inşa edildi. Konstantinopolis’in Osmanlı İmparatorluğu tarafından alınması sonrasında kule Osmanlı toraklarına dahil oldu. 1509’daki depremde hasar gören kule, 1510 itibarıyla onarıldı. 16. ve 17. yüzyıllarda, savaş esirlerinin tutma yeri ve levazım ambarı, 18. yüzyıl itibarıyla Mehterhâne Ocağı ile yangın gözleyiciler tarafından bir yangın kulesi olarak kullanıldı. 2013’te, UNESCO tarafından Türkiye’deki Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dâhil edildi.

Galata Kulesi, İstanbul Tarihi Yerler, Mimari Eserleri, Gezilecek Turistik Mekanlar, Önemli Saraylar, Camiler

Hidiv Kasrı, İstanbul Tarihi Yerler

Beykoz ilçesinde Çubuklu sırtlarında bir yapıdır. Hidiv sıfatı, Osmanlı İmparatorluğu’nun Mısır valilerine verdiği unvandır. Mısır valilerinden olan genç yaştaki Abbas Hilmi Paşa, 1907 yılında, 1000 m² alan üzerine, İtalyan Mimar Delfo Seminati’ye, o devrin mimari modasına uygun olarak Art Nouveau tarzında görkemli bir kasır ve üzerine İstanbul Boğazı’nı gören kule inşa ettirdi.

Mimarisi Ana girişin ortasında mermerden ihtişamlı ve anıtsal bir çeşme vardır. Tavanı çatıya varıncaya kadar yükselir ve vitrayla kaplıdır. İçinde çeşitli yerlerinde zarif çeşme ve havuzlar vardır. Bina plan olarak, salonlar arasındaki bağlantılar aracılığıyla havuzun etrafında bir daire çizmektedir. Bu daire sadece giriş holü tarafından kesilmektedir. Bu holdeki tarihi asansör dikkat çekici başka bir detaydır. Üst katta ise özel odalar bulunmaktadır.

Hidiv Kasrı

Beylerbeyi Sarayı

Sultan Abdülaziz tarafından 1861-1865 yıllarında Üsküda ilçesinde mimar Sarkis Balyan’a yaptırılan saraydır. Sultan Abdülmecid’in de içinde olduğu bir sırada yanan saray uğursuz olduğu düşünülerek bir süre kullanılmamıştır.

Mimarisi

Sarayın içi de ahşap oymacılığı, altın nakış işçiliği, resim ve yazı gibi öğelerle süslenmiştir. Sarayın iki katının planı da ortadaki büyük bir salonun çevresindeki odalardan oluşmaktadır. Zemin katta suyu denizden alınan ve üzeri camekanla örtülü bir havuz bulunmaktadır. Üst katta Kabul Salonu bulunuyor. Saray kompleksinin diğer yapıları olan Mermer ve Sarı Köşkler, II. Mahmud döneminde yapılan eski sarayın parçalarıdır. Mermer Köşkün cepheleri büyük mermer levhalarla kaplı olduğundan bu adı almıştır. Sarı Köşk ise havuzun kenarında bulunup bodrumuyla birlikte toplam üç katlı kâgir bir yapıdır.

Beylerbeyi Sarayı, İstanbul Tarihi Mekanlar

Kapalıçarşı, İstanbul Tarihi Yerler

Kapalıçarşı iki bedestenden oluşuyor. İç Bedesten yani Cevahir Bedesteni müellifler arasında tartışmalı olmakla beraber büyük olasılıkla Bizans’tan kalma bir yapı. Yeni Bedesten ise 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır ve Sandal Bedesteni olarak anılmaktadır. Burada bir yolu pamuk bir yolu ipekten dokunan ve Sandal adı verilen kumaş satıldığı için Sandal Bedesteni ismi verilmiştir.
Dev ölçülü bir labirent gibi, 30.700 metrekarede 66 kadar sokağı, 4.000 kadar dükkânı ile Kapalıçarşı, İstanbul’un görülmesi gereken, benzersiz bir merkezidir. Adeta bir şehri andıran, bütünü ile örtülü bu site zaman içerisinde gelişip büyümüştür. İçinde son zamanlara kadar 5 cami, 1 mektep, 7 çeşme, 10 kuyu, 1 sebil, 1 şadırvan, 24 kapı, 17 han bulunmaktaydı.

15. yüzyıldan kalan kalın duvarlı, bir seri kubbe ile örtülü eski iki yapının etrafı sonraki yüzyıllarda, gelişen sokakların üzerleri örtülerek, ekler yapılarak bir alışveriş merkezi haline gelmiştir. Geçmişte burası her sokağında belirli mesleklerin yer aldığı ve bunların da, el işi imalatının (manifaktür) sıkı denetim altında bulundurulduğu, ticari ahlak ve törelere çok saygı gösterilen bir çarşı idi. Her türlü değerli kumaş, mücevherat, silah, antika eşya, konusunda nesillerce uzmanlaşmış aileler tarafından, tam bir güven içinde satışa sunulurdu. Geçen yüzyılın sonlarında deprem ve birkaç büyük yangın geçiren Kapalıçarşı eskisi gibi onarılmışsa da, geçmişteki özellikleri değişikliğe uğramıştır.

Bütün dükkânların genişliği aynı olacak şekilde inşa edilmiştir. Her sokakta ayrı ürünün ustaları loncalar halinde bulunurdu (yorgancılar, terlikçiler vs.) Satıcılar arasında rekâbet kesinlikle yasaktı. Hatta bir usta, tezgâhını dükkânın önüne çıkarıp kalabalığa göstererek ürün işleyemezdi. Ürünlere devletin belirlediğinden yüksek fiyat konulamayan bir merkezdi. İstanbul Tarihi Yerler, Mimari Eserleri, Gezilecek Turistik Mekanlar, Önemli, Saraylar, Camiler.

Kapalıçarşı, İstanbul’da Gezilecek Yerler

Dolmabahçe Sarayı, İstanbul Tarihi Yerler, Gezilecek Turistik Mekanlar

Dolmabahçe Sarayı Beşiktaş sahilindedir. Eski tarihlerde küçük gemilerin demirlediği bir doğal koydu. Bizans Dönemi’nde ise yüksek yöneticiler için bu bölgede köşkler inşa edilirdi. Osmanlı’da ise donanma gemilerinin demirlendikleri bir bölgeydi.16. yüzyılda bu kısım doldurulmuştur ve adını da bu işlemden almıştır:  “Dolma bahçe” adını almıştır. 19. yüzyılda Osmanlı hanedanın aile hayatı Topkapı Sarayı’ndan, Dolmabahçe sarayına taşınmıştır.  Dolmabahçe İstanbul’un en büyük üçüncü sarayıdır.

Dolmabahçe Sarayı İstanbul

Sultan Abdülmecid döneminde (1839-1861), inşasına başlanan Dolmabahçe Sarayı, 1856’da açılmıştır. Boğaz kıyısında muhteşem bir manzarası  vardır.

Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk Dolmabahçe Sarayı’nda vefat etmiştir. Sarayın bu nedenle Türk Ulusu için manevi bir değeri vardır.

Sultan Ahmet Camii, Mavi Cami

Sultan Ahmed Camii, halk dilinde Sultanahmet Camisi Türkiye’nin İstanbul şehrindedir. Osmanlı döneminden kalma tarihi bir imparatorluk camisidir. Günümüzde ibadet için kullanılmaya devam edilmektedir. Bu mekanı çok sayıda turist ziyaret ediyor. 1609-1616 yılları arasında I. Ahmed döneminde inşa edilmiştir. Külliyesinde Ahmed’in türbesi vardır. Ayrıca bir medrese ve imarethane bulunmaktadır. El boyaması mavi İznik çinileri caminin iç duvarlarını süslemektedir. Bu nedenle yabancı dillerde Mavi Cami olarakta anılır. Camin altı minaresi ve beş kubbesi vardır. İslam kültürüne ait en görkemli mimari yapıdır. Sultanahmet Camii, 1985 yılında “İstanbul’un Tarihi Alanları” adı altında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.

Sultan Ahmet Camii, Mavi Cami
İstanbul Tarihi Yerler, Mimari Eserleri, Gezilecek Turistik Mekanlar

​İstanbul Arkeoloji Müzesi

İstanbul Arkeoloji Müzesi, Yunan, Roma ve Bizans antik eserlerinin önemli ve güzel bir şekilde sunulmuş bir koleksiyonunu içerir. Osmanlı İmparatorluğu tarihinde ve Türkiye’de ortaya çıkan ilk düzenli müze olma özelliğini taşıyan İstanbul Arkeoloji Müzesi, imparatorluk topraklarından getirilen çeşitli kültürlere ait yaklaşık bir milyon esere sahiptir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi, Istanbul Archaeological Museums

İstanbul Tarihi Yerler, Mimari Eserleri, Gezilecek Turistik Mekanlar, Önemli, Saraylar, Camiler.

 Süleymaniye Camisi

On beş bölümden oluşan Süleymaniye Camisinin yapımı 1551-1557 yılları arasında tamamlanmıştır. Haliç’e ve Boğaz’a bakan muhteşem bir manzarası olan yapı 463 yıl boyunca hiçbir zarar görmeden ayakta kalmayı başardı.

Suleymaniye Camisi

İspanyol Sanat Tarihi

İspanyol Sanat Tarihi

İspanyol Sanat Tarihi

İspanyol sanat tarihi ressamlardan, mimarlara, heykeltıraşlara yüzyıllar boyunca birçok ünlü sanatçıyı kapsar. İspanyol sanatı, İspanya’da ve yurt dışında İspanyolca eğitimi alanlar tarafından İspanyol kültürü ve tarihinin önemli bir parçası olarak uluslararası alanda tanınmaktadır. İspanya, coğrafi ve tarihi konumu nedeniyle yüzyıllar boyunca pek çok farklı sanatsal etkinin alıcısı olmuştur.

Yedi asırlık Mağribi egemenliği, İspanyol halkına damgasını vurmuştur. Bu, en ünlü İspanyol mimarların bazılarının ürettiği binalarda açıkça görülebilir. Katalan İspanyol mimar Lluisi Domenech, kreasyonlarını süslemek için genellikle Mağribi süslemelerini kullandı. Avrupa kıtasının bir parçası olmak aynı zamanda İspanya’nın birçok Avrupa kültür ve sanatına tabi olduğu anlamına geliyordu. Çok sayıda İspanyol ressam, Fransa’da ve özellikle sanat sahnesinin patladığı Paris’te zaman geçirdi. Sanat hakkında bilgi edinmek istiyorsanız gidilecek yer Paris’ti. Pablo Picasso, zamanının çoğunu, İspanyol heykeltıraş Pablo Gargallo ile tanıştığı Paris’te geçirdi. İspanya ayrıca İtalya’nın heykeltıraşlarına ve başkenti Roma’ya çok teşekkür borçludur. Onlar olmasaydı, en ünlü İspanyol heykeltıraşlarından biri heykel yapmaya asla devam edemezdi. Mariano Benlliure, yalnızca Michelangelo’nun Roma’daki heykellerini gördükten sonra heykele konsantre olacağına ikna olmuştu.

Tarih Öncesi İspanyol Resmi

Hem Fransa hem de İspanya, tarih öncesi mağara resimleri için son derece zengin alanlardır. İspanya’da, bu resimlerin çoğu ülkenin kuzeyindeki Cantabrian bölgesinde bulunma eğilimindedir. Aurignacian dönemine ait en eski resimlerden bazıları burada bulundu. Tarih öncesi mağara resimlerinin en ünlü ve en iyi örneklerinden biri İspanya, Cantabria’daki Altamira mağarasında bulunabilir. Oradaki resimler yaklaşık MÖ 12.000’den kalmadır.

Hayvanlar, bu ilk halkların sanatının ana konusuydu. En sık boyanmış hayvanlar boğalar, atlar, geyikler, keçiler, ayılar ve mamutlardır. Solutrean döneminde hayvanlar çizilmeye başlandı, ancak neredeyse her mağarada hayvanların çizimleri ve resimlerinin bulunduğu Magdalenian döneminde çok daha sık görülmeye başlandı. Ancak insana ve insana benzeyen imgeler de keşfedildi. Görüntüler siyah ve koyu sarı boyalarla boyanma eğilimindeydi.

Diğer önemli tarih öncesi İspanyol resimleri, Castellón’daki Cingle de la Mola’da görülebilenleri içerir . Bu resimler, sanatçının kayadaki renk pigmentlerini üflemesini veya tükürmesini içeren bir teknik kullanılarak boyanmıştır. Bu resimler, figürlerin üst üste binmesi nedeniyle oldukça stilize edilmiş gibi görünmektedir, ancak bunlar 3 boyutlu bir görünümü temsil etmemektedir. Cingle de la Mola’daki resimler MÖ 7000 ila 4000 yılları arasında tarihlendirilmiştir.

Romanesk, İspanyol Sanat Tarihi

Romanesk dönemde, ana resim türü el yazması tezhipti. El yazması aydınlatması, bir sayfadaki belirli harfleri ayrıntılı bir şekilde boyayarak vurgulamaktan ibarettir. Bu tür resimler en çok İncil’in elle yazılmış baskılarında yaygındı. Yine bu dönemde mimari İspanyol ressamlara pek çok fırsat sağlamıştır. Kiliselerin tonozlarında geniş, çıplak duvarlar boldu ve bu nedenle freskler ve duvar resimleri ortak bir yer olmaya başladı. Boyama bu tür çalışma için en iyi yer San Isidro Bazilikası yer almaktadır Leon . Crypt, dünyadaki 12. yüzyıldan kalma en iyi korunmuş Romanesk resimlerinden bazılarına sahiptir. Mahzenin tavanındaki resimler İncil’in Yeni Ahitinden sahnelerin yanı sıra 12. Yüzyılın kırsal yaşamından bazı sahneleri tasvir ediyor. İspanya’da görebileceğiniz diğer benzer örnekler arasında San Baudelio de Berlanga ve Santa Cruz de Maderuelo‘daki freskler yer alıyor.

Romanesk, İspanyol Sanat Tarihi

Romanesk, İspanyol Sanat Tarihi

Gotik

Gotik resim, MS 1200 civarında başlayarak mimarideki emsal tarzından çok daha geç başladı. Dahası, Romanesk geleneklerden kurtulmak zordu. Romanesk tarzı duvar resimleri kiliselerde Gotik dönemde kullanılmaya devam etti. Bununla birlikte, Gotik resimlerdeki figürler daha fazla ifade ve harekete sahip olmaya başladı ve aynı zamanda resimlerin arka planına göre küçüldü. Bununla birlikte, ışıklı el yazmaları, Gotik resmin en yaygın bulunan parçalarıdır ve şu anda Avrupa genelinde bulunabilen farklı stillerin iyi bir kaydıdır. Diğer Gotik sanat eserleri arasında panel resimleri, freskler ve vitraylar da vardı. Gotik dönemin en sonunda ve Rönesans döneminin başlangıcında, 15. ve 16. yüzyıllarda tuval üzerine yağlı boya ile boyama çok daha popüler hale geldi.

İspanyol Sanatı, Kubizm

Pablo Picasso, birçokları tarafından modern sanat tarzının, Kübizmin Babası olarak kabul edilen büyük İspanyol sanatçılardan biriydi. Picasso, Georges Braque ve Juan Gris gibi diğer önemli Kübist ressamların etkisiydi. Antoni Gaudi, kendi tarzında devrimci olan başka bir İspanyol sanatçıydı. Gaudi, 19. ve 20. yüzyıllarda Katalan Modernist hareketini ilerleterek, sonraki yüzyılın diğer birçok genç Katalan İspanyol mimarını etkiledi. Birçok ressam, sanat eserlerini İspanyol tarihindeki belirli olaylara karşı bir protesto olarak kullandı. Picasso, İspanya İç Savaşı sırasında küçük Guernica kasabasının bombalanmasına karşı öfkesini ‘Guernica’yı boyayarak gösterdi.

Kübizm Akımının Önde Gelen Ressam, Heykeltraş ve Sanatçıları, Pablo Picasso, Cezayirli Kadınlar

 

Rönesans İspanyol Resmi

Rönesans büyük bir değişimin zamanı yanı sıra büyük sanat ve resimler oldu. 14. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar yaklaşık üç yüzyıl sürdü. Sanatsal odak esas olarak İtalya üzerinde olmasına rağmen, İspanya da Rönesans ressamlarından payını aldı. Rönesans dönemine ait resimler, bilim ve teknolojideki gelişmeler gibi o dönemde dünyada meydana gelen yeniliği yansıtıyor. Şövale’nin geliştirilmesi, ressamların çalışacakları kendi araçlarına sahip oldukları ve bu nedenle artık boyayacakları alanlar için mimarlara bağlı kalmadıkları anlamına geliyordu. 15. ve 16. yüzyıllar, evin içinde kolaylıkla asılıp hareket ettirilebilen daha portatif panel resimlerinin popülaritesinin arttığını gördü. Yüksek Rönesans dönemi, 1490 yılı civarında, Maniyerizm olarak bilinen sanatsal hareketi de doğurdu . Bu tarz İspanya’da özellikle önemli bir stil olduğundan, aşağıda kendi bölümü verilmiştir.

Maniyerist

Maniyerizm, esas olarak İtalya’da ve özellikle Roma’da, 1510 ve 1520 yılları arasında sanatçılar, heykeltıraşlar ve mimarlar tarafından geliştirilen bir tarzdı. Maniyerizm, özellikle entelektüel bir sanat tarzıydı ve bu nedenle daha yüksek İspanyol sınıflarından insanlara hitap ediyordu. Bununla birlikte, Maniyerizm önceki stillere göre daha abartılıydı, çünkü Maniyerist resimler, önceki Rönesans dönemindeki resimler kadar doğal değildi, bunun yerine yapay ve dengesiz olmayı amaçlıyordu. İtalya’daki Sistine Şapeli’nin tavanını boyayan Michelangelo da dahil olmak üzere birçok ünlü Maniyerist sanatçı var. En ünlü İspanyol Maniyerist ressam, aslında Yunan olan El Greco’dur. El Greco, hayatının çoğunu İspanya’nın Toledo kentinde yaşayarak ve çalışarak geçirdiği için İspanyol kültürüne kabul edilmiştir. Toledo aynı zamanda ‘Orgaz Kontunun Mezarı (El entierro del Conde de Orgaz) ve ‘İsa’nın Kesilmesi’ (El Espolio) gibi en iyi eserlerini ürettiği yerdi.

Barok, İspanyol Sanat Tarihi İçin Etkileri

Barok sanat da Roma, İtalya’da ortaya çıktı ve gelişimi 1590’dan 1720’ye kadar iki yüzyıla yayıldı. Barok tarzı resim, heykel ve mimaride mevcuttu. Barok sanat eserleri, genişleyen Katolik Kilisesi’nin varlıklarını geliştirmek için çoğunlukla Katolik hükümdarlar tarafından görevlendirildi. Bu nedenle Barok sanat, Karşı Reform hareketinin de önemli bir parçası haline geldi. Barok resim, önceki Rönesans döneminin rasyonel resimlerinden farklı olarak, resmin izleyicilerinde bir tür duygu uyandırmak için tasarlandı. En ünlü Barok ressam elbette Carvaggio’dur. Ancak Diego Velazquez şüphesiz bu tarzın en iyi bilinen İspanyol ressamıdır. Diego Velazquez, İspanyol Altın Çağı döneminde aktif olan İspanyol bir ressamdı. Velazquez bir saray ressamıydı ve bu nedenle Madrid’deki İspanyol Kraliyet Ailesi’nin birçok portresini yaptı ve en ünlüsü ilginç tablo olan ‘ Las Meninas ‘ idi.

Romantizm İspanyol Resim

Romantizm, 18. Yüzyılın sonunda tam anlamıyla gelişmiş bir sanat haline geldi. Romantik resimler, doğa, kahramanlık, insanlık ve duygu unsurlarını içerir. Romantizm, resme bilimsel yaklaşımdan uzaklaşarak daha etkileyici bir biçime doğru bir hareketi işaret ediyordu. Romantist resimler, ressamın resim ve renkleriyle özgürleşmesini sağladı. Romantik ressamlar da duygularını kendi hayatlarına aktarmak için sanatlarını kullandılar. Francisco Goya, İspanyol Romantik ressamların ustasıydı. Goya, karanlık, çarpık duygularını aktaran birkaç resim, baskı ve gravür serisi üretti. Goya’nın ‘Los desastres de la guerra’ (Savaşın Felaketleri), 2 Mayıs 1808’deki ya da Dos de Mayo ayaklanması sırasında şiddete karşı bir protesto olarak yapıldı . ‘Siyah Resimler’ (Las pinturas negras ) da Goya’nın karanlık içsel duygularının ve sıkıntılarının bir ifadesiydi. İspanyol Sanat Tarihi.

Romantizm İspanyol Sanat Tarihi, El Tres de Mayo, Francisco de Goya

Japon Sanat Tarihi

Japon Sanat Tarihi

Japon Sanat Tarihi

MÖ 10. yüzyıla kadar uzanan Japon sanat tarihi, adaya yerleşen ilk halklar, farklı sanatlar ürettiler. Japon sanatı, yüzyıllar boyunca savaştan büyük ölçüde etkilenmiştir; işgalciler yeni sanatsal teknikler ve stiller tanıttı. Tarihsel olarak, Japonlar da Çinlilerden büyük ölçüde ödünç almışlardır. Ancak Japon sanatı geliştikçe kendi stillerini ve geleneklerini de geliştirdi. Japon sanatı, resim, origami, tahta blok baskılar, edebiyat, seramik, heykel, kaligrafi, mimari ve manga gibi ortamlar ve türlerle geniş bir yelpazeyi kapsar.

Tarihsel olarak Japonya, yeni ve yabancı fikirlerin ani istilalarına maruz kalmıştır (coğrafi ve kültürel özellikleriyle ilgili olarak, ülke neredeyse her zaman “kendi başına bir dünya” olmuştur) ve ardından dışarıyla en aza indirgenmiş uzun süreli temas dönemleri izlemiştir.

Japonya’daki karmaşık sanatın ilk örnekleri, Budizm ile bağlantılı olarak 7. ve 8. Yüzyıllarda üretildi. Dokuzuncu yüzyılda, Japonlar Çin’in kültürel etkisinden kurtulmaya ve yerel ifade biçimleri geliştirmeye başladığında, seküler sanatlar giderek daha önemli hale geldi. On beşinci yüzyılın sonuna kadar hem dini hem de seküler sanat gelişti. Onin Savaşı’ndan (1467 – 1477) sonra Japonya, bir asırdan fazla süren sosyal ve ekonomik bir siyasi dağılma dönemine girdi. Tokugawa şogunluğunun önderliğinde ortaya çıkan devlet teşkilatında, din faktörü, insanların yaşamlarında çok daha az önemli bir rol oynamaya başladı.

Ayrıntılı ve stilize edilmiş mimari biçimleri Japon sanatının temel taşlarından biri olsa da resim Japonlar için MS 1000 yılı civarında Heian döneminin sonlarından beri de önemliydi Sanatçılar, Genji Masalı gibi hikayeleri yansıtmak için el parşömenleri ve paneller boyadılar. Yönetici gruplar değiştikçe boyama stilleri de sıklıkla değişti. Çinliler gibi, birçok Japon resmi de tasarımın bir parçası olarak hat sanatını yansıtıyor. Manzaralar, portreler ve yaşam sahneleri Japon resmiyle ilişkilendirilen geleneksel konulardır.

Edo, Ukiyo-e, Keyif Çeyrekleri, Japon Sanat Tarihi

Japon tarihinin çeşitli dönemleri, belirli sanat tarzları ve Japon sanatının ve estetiğinin gelişimine katkılarıyla ünlü olsa da Edo dönemi özellikle Ukiyo-e ahşap blok baskıları ve Kyoto’nun Keyif Çeyrekleri sanatı ile ünlüdür. “yüzen dünyanın” nezaketçileri. Bu eserlerin çoğu, Japonya’nın yanı sıra dünyanın en iyi müzelerinde sergileniyor.

Ukiyo-e, Japon Sanat Tarihi, Geleneksel Resim Sanatı

Amatör ve profesyonelce yapılan resim, Japonya’da tercih edilen sanatsal anlatımdır. Eski zamanlarda olduğu gibi bugün bile Japonlar kalem yerine fırçayla yazdılar ve fırça tekniklerinin kullanımına olan aşinalıkları onları resmin estetik değerlerine özellikle duyarlı hale getirdi. Edo döneminde popüler kültürün yükselişiyle, ukiyo-e tahta baskılar tarzı önemli bir sanat formu haline geldi ve teknikleri, günlük haberlerden okul kitaplarının konularına kadar hemen hemen her konunun renkli baskılarını üretmek için geliştirildi. Japonlar her zaman heykelin sanatsal ifadenin çok daha az empatik bir aracı olduğunu düşünmüşlerdir: Japonya’da heykel kullanımı neredeyse her zaman dinin ayrıcalığı olmuştur ve geleneksel Budizm’in azalan önemi ile birlikte kullanımı azalmıştır.

Dünyanın en iyileri arasında yer alan seramikler, Japon kültürünün bilinen ilk eserlerini temsil ediyor. Mimaride Japonlar, atalarının doğal malzemeler ve iç ve dış mekan arasındaki uyumlu etkileşim için tercihlerini her zaman açıkça ifade etmişlerdir.

Japon Sanat Tarihi Şekillendirici Dönem

6. yüz yılın ortalarında Japonya’da Budizm’in gelişi ve beraberinde ikonografi CE Japon görsel anlatım tarihin dikkate dramatik bir bölünme çizgisi olarak hizmet vermektedir. Budizm’in gelişiyle, zaten olgunlaşmış çok sayıda ikonografi ve sanatsal teknik, karşılaştırmalı bir hızla özümsenmiştir. Bu an, Japon sanatının gelişiminin seyrini belirledi. Budizm’in ortaya çıkışından önce gelenler, karmaşık ve sürekli gözden geçirilmiş arkeolojik kayıtlarla ilgili bir meseledir. Veri toplama ve kategorize etme konusundaki yeni ilgi, kısmen Neo-Konfüçyüsçü düşüncenin etkisinden ve Avrupa metodolojisinin esas olarak Hollandalılarla temaslar yoluyla tanıtılmasından kaynaklanıyordu. Bununla birlikte, çoğunlukla, önceki dönemler gibi Edo, arkeolojik bulguları yorumlamak için gereken göreceli nesnellikten rahatsızdı. Nitekim dönemin önemli bir entelektüel eğilimi, kokugaku (ulusal öğrenme), esasen Japonya’nın benzersiz kökenlerinin altını çizmek için fenomenleri yorumlamaya kendini adamış yerlilerden oluşan bir hareketti.

Heykel

623 yılında adanmış Shaka Triad haricinde, Horyu Tapınağı’ndaki heykel, yaklaşık 650 ile 711 arasındaki bir dönemde yapıldı. Yüzyılın ortalarından itibaren yaratılan heykel, Çin Kuzey Qi hanedanı (550-577) stillerinin etkisini yansıtmaya başlar. Bu tapınakların yapıları ayakta kalmazken, bazı önemli heykeller hayatta kaldı ve bu görüntüler genellikle Kuratsukuri Tori (Tori Busshi olarak da bilinir). Tori, Çin’den göç etmiş olan büyükbabası ve ateşli bir Budist olan babası gibi, eyer ustaları loncasına aitti. Shaka’nın büyük, oturmuş, yaldızlı bronz görüntüsü Asuka Tapınağı’ndan günümüze ulaşmıştır.

Japon Resim Teknikleri Gelişimi

Budist tapınakları sadece heykellerle değil, aynı zamanda dini resimler, duvar halıları ve diğer nesnelerle de süslendi. Asuka dönemine ait bu tür eserlerin çoğu günümüze ulaşamamıştır. Bir istisna, Minyatürden oluşan Tamamushi Türbesi kondo dikdörtgen bir kaide veya tabana yapıştırılmıştır. Bu ahşap, metal ve vernik topluluğu, dönemin bir kondusunun neye benzediğine dair mükemmel bir görünüm sağlar ve belki daha da önemlisi, Asuka döneminden bilinen tek resimle süslenmiştir.

Japon Resim Teknikleri Gelişimi Japon Sanat Tarihi, Kano Hagai, Two Dragons

Bunun dışında Japon boyama tarzı, Batı resim yöntemlerinin yoğun ve sistematik çalışmasına paralel olarak, geleneksel resim alanında meydana gelen istikrarlı bir yenilenme süreciydi. Fenollosa, 19. yüzyılın sonlarından kalma iki önemli ressamın kariyerlerini yeniden yönlendirmede ve kurtarmada özellikle etkili oldu. Kano Hagai ve Hashimoto Gaho . Fenollosa, bu geleneksel Kanō okulu ressamlarının daha heyecan verici ve belki de Batılı gözlere göre daha pazarlanabilir bir ürün yaratmak için tekniklerini nasıl uyarlayabilecekleri hakkında belirli fikirlere sahipti. Chiaroscuro, parlak paletler, Batı uzaysal perspektifi ve dramatik atmosferin kullanımını teşvik etti ve bu teknikler, geleneksel Kano resminin daha önce can çekişen biçimlerine yeni ilgi uyandırmada gerçekten etkiliydi.

Hogai ve Gaho’nın başarısından ilham alan bir ressam kuşağı, bu ustaların teknik uyarlamalarını genişletmeye çalıştı. Shimomura Kanzan,Yokoyama Taikan veHishida Shunso ,Geleneksel Japon pigmentlerinin kullanıldığı, ancak tematik bir repertuarın çok genişlediği nihonga (Japon resmi) hareketi. Biçim artık kaydırma veya ekranla sınırlı değildi ve ara sıra Batı çerçeveli resimleri içeriyordu.

Japonya Sanat Tarihi’nde Batı Usulü Resimin Gelişimi

855 gibi erken bir tarihte, Meiji Restorasyonundan önce Japonlar bir büro kurdu. Batı teknolojisinde ustalaşma çabasının bir parçası olarak Batı resmini incelemek için. Müfredatta teknik resim vurgulanmıştır. Bu bürodan mezun olan Takahashi Yuichi, yağlı boyayla kesinlikle teknik ilgiden çok sanatsal bir ilgiyi ifade eden dönemin ilk Japon sanatçısıydı. Kendi kendine eğitim yoluyla ve İngiliz illüstratör Charles Wirgman fikri tartışmlarla  ustalık seviyesi arttırdı. Takahashi’nin konuyla ilgili bilinen yedi denemesinden biri olan Natürmort Somon (1877), bu sıradan konuyu muhteşem bir biçim ve renk incelemesine yükseltir.

Takahashi Yuichi Somon,
Japonya Sanat Tarihi’nde Batı Usulü Resimin Gelişimi

1876’da bir güzel sanatlar okulu kuruldu ve Batı tekniklerini öğretmek için İtalyan sanatçılardan oluşan bir ekip işe alındı. Aralarında en etkili olanı Antonio Fontanesi, sadece bir yıldır Japonya’da eğitmenlik yapan Barbizon okulunun ressamı Fontanesi, Japon öğrencileri arasında son derece sadık bir takipçi kitlesi oluşturdu.
Genel olarak Meiji döneminde, Japonya’yı algılanan bir modernite düzeyine getirmek için daha büyük bir amaç için Batı temsili yöntemlerini incelemek için başlangıçta hesaplanmış bir strateji olduğu gözlemlenebilir. Bununla birlikte, küçük ama etkili bir ressam grubu, hükümet planlaması tarafından kontrol edilemeyen kültürler arası bir alışverişe dahil oldu.

Japon Seramik Sanatı

Çeşitli geleneksel soyların devam ettirilmesinin yanı sıra modern dönem seramiklerinde en önemli gelişme halk zevklerine dönüş olmuştur. Yanagi Soetsu, çağın endüstrileşme ve kendini büyütme özelliğine karşı bir düzeltici olarak anonimliği, işlevselliği ve basitliği benimsedi. İngiliz sanatçı gibi çömlekçilerle birlikte Bernard Leach, Hamada Shoji ve Kawai Kanjiro, Yanagi, Muromachi ve Momoyama dönemlerinin çay ustalarına hitap eden ürünleri hatırlatan sağlam, çekici bir seramik türü yarattı. Kitaoji Rosanjin, Kutani ve daha sonra kyoyaki geleneklerinde oldukça süslü çalışmaların en önemli temsilcisiydi.
Çağdaş Japon seramikleri hem geleneksel hem de soyut çizgileri takip ediyor. Gelişmeler, formdaki geniş deneyimler ve geleneksel, işlevsel parçalardan “sanat” ya da heykel eserlerine kadar genel bir hareketle işaretlendi. Heykeltıraş ve seramikçi arasındaki çizgi giderek bulanıklaştı. Japon Sanat Tarihi.

Japon Seramik Sanatı, Japon Sanat Tarihi

Rus Sanat Tarihi

Rus Sanat Tarihi

Rus Sanat Tarihi

Rus sanat tarihi; Rusya’daki görsel sanatlar Avrupa’ya göre daha yavaş gelişim gösterdi. Portreci Dmitry Levitsky dışında, 18. ve 19. yüzyılın başlarında büyük Rus ressamları ortaya çıkmadı. 19. yüzyılda Rusya’nın mimarisi, Slav Uyanışının ortaçağ sanatına ve Rus mirasının onaylanmasına odaklanmasıyla gelişti. Yeni yorumsal yaklaşımlar böyle Nevsky Prospect (1851) üzerine Moskova Tren Terminali’ne olarak tren istasyonları, kitlesel inşası ile, özellikle, geldi St. Petersburg ikinci yarısından itibaren ve Moskova kalma eski demiryolu terminallerinin birkaç tarafından 19. yüzyıl, Leningrad İstasyonu dahil. 1883’te kutsanan Kurtarıcı İsa Katedrali (Moskova) görkemli bir anıttı. 1932’de Sovyetler tarafından yıkılmış ve 1990’larda yeniden inşa edilmiştir.

20. Yüzyıl Rus Sanat Tarihinde Gelişmeler

Edebiyatta olduğu gibi, 20. yüzyılın başlarında görsel sanatlarda bir yaratıcılık patlaması yaşandı ve Rus ressamlar Avrupa sanat sahnesinde önemli bir rol oynadı. Bu dönem, gerçekçilikten ilkelciliğe, sembolizme ve soyut resme bir dönüş olarak kabul edildi. Üyeleri Jack of Diamonds sanatçı grubu, kendi resimlerinde Avrupa’nın en ileri avangart akımlarını savundu ve Albert Gleizes ve Ernst Ludwig Kirchner gibi Avrupalı ​​sanatçıların eserlerini sergiledi. Vasily Kandinsky, bu dönemde oldukça etkili lirik soyutlamalarını yaratırken, Kazimir Malevich Süprematizmin katı, geometrik soyutlamasını keşfetmeye başladı. Mimarlık, aynı zamanda, sık sık sınırları zorladı.

1920’ler, sürekli bir deney dönemiydi. Belki de en dikkate değer hareket Konstrüktivizmdi. Tatlin’in önceki deneylerine dayanan ve El Lissitzky ve Aleksandr Rodchenko liderliğindeki Konstrüktivistler, katı geometrik formları ve net grafik tasarımı tercih ettiler. Birçoğu ayrıca yaşam alanları ve günlük yaşam biçimleri yaratma görevine aktif olarak dahil oldu. Pavel Filonov ve Mariya Ender de dahil olmak üzere Konstrüktivist olmayan sanatçılar da bu dönemde önemli eserler üretti.

20. Yüzyıl Rus Sanat Tarihinde Gelişmeler

Ancak 1920’lerin sonunda, deneysel yazımın karşı karşıya olduğu aynı baskılar görsel sanatlara da taşındı. Sosyalist Gerçekçiliğin dayatılmasıyla, 1920’lerin başlarının büyük ressamları kendilerini giderek daha fazla izole buldular. Sonunda eserleri müzelerden kaldırıldı ve çoğu durumda sanatçıların kendileri neredeyse tamamen unutuldu. Deneysel sanatın yerini sayısız Vladimir Lenin resmi aldı (Rus Komünist Partisi’nin kurucusu ve Sovyetler Birliği’nin ilk lideri).

20. yüzyılın başlarındaki Rus sanatının en büyük eserlerinin halka yeniden sunulması 1980’lerin sonlarına kadar değildi. Mimaride ağırbaşlı, anıtsal bir Neoklasizm egemendi. Görsel sanatların Stalinist yıllardan çıkması edebiyattan daha uzun sürdü. 1960’lara ve 70’lere kadar hepsi “yeraltında” çalışan yeni bir sanatçı grubu ortaya çıktı. Başlıca sanatçılar Ernst Neizvestny, Ilya Kabakov, Mikhail Shemyakin ve Erik Bulatov’dur. İlkelcilik, hiperrealizm, grotesk ve soyutlama gibi çeşitli teknikler kullandılar. Savaş sonrası dönemin mimari üretimine mütevazi anıtsal konut projeleri hakim oldu. Yüzyılın sonlarında bu tür yapılar giderek daha fazla göze çarpan yapı olarak görülmeye başlandı ve yeni nesil mimarlar, genellikle Avrupa ve Rus geleneklerinin unsurlarını birleştirerek kendi bağlamlarına uyan binalar yaratmaya odaklandılar. 1980’lerin ortalarından başlayarak, liberalleşmenin de yardımıyla Rusya’da sanatsal deneyler yeniden canlandı ve birçok Rus ressam hem yurtiçinde hem de yurtdışında başarılı sergilerin tadını çıkardı. 1980’lerin sonunda çok sayıda Rus sanatçı göç etti ve çoğu dünya sanat sahnesinde iyi tanındı. 1990’larda dünya çapında insanların bir resimde en çok neye değer verdiklerini sistematik ve ironik bir şekilde belgeledikleri bir projeyle uluslararası alanda tanınan Vitaly Komar ve Alex Melamid’in ekibi özellikle dikkat çekiciydi.

Rus Sanat Tarihi İçin Önemli Kültür Kurumları, Ulusal Galeriler

Dünyanın en ünlü müzelerinden bazıları Moskova ve St. Petersburg’da bulunmaktadır. Moskova’daki Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi, Batı Avrupa sanatının hazinelerine ev sahipliği yaparken, Tretyakov Galerisi güçlü bir Rus sanat koleksiyonuna sahiptir. Komünist iktidarın ve Rusya cumhurbaşkanının evi olan Moskova Kremlin sarayı, aynı zamanda dikkate değer katedralleri içeren bir dizi müze içerir. Moskova’daki Tolstoy Museum Estate, mükemmel bir edebi koleksiyona sahiptir. St. Petersburg’daki Hermitage dünyanın en büyük sanat müzelerinden biridir. Rus Müzesi, dünyanın en büyük Rus sanat koleksiyonunu sergiler ve Rus Etnografya Müzesi tarih boyunca Rus kültürünü ve günlük yaşamını ayrıntılarıyla anlatır.

St. Petersburg aynı zamanda, şu anda prestijli Rusya Bilimler Akademisi’nin tarih bölümünün yönetiminde olan, ülkenin en eski müzesi Kunstkammer’e (resmi olarak Büyük Petro Antropoloji ve Etnografya Müzesi) ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca St.Petersburg banliyölerinde Pavlovsk, Pushkin ve Peterhof’taki eski çarlık sarayları müze olarak restore edildi. Hem Ruslar hem de yabancı turistler için popüler yerlerdir. Başka yerlerde, çoğu bölgesel sanat, etnografya ve tarihi koleksiyonlarda uzmanlaşmış çeşitli önemli müzeler de var. Örneğin, 1737’de kurulan Archangelsk Devlet Müzesi, Rusya’nın kuzey kıyılarının tarihine odaklanan koleksiyonlara ev sahipliği yapıyor ve Tataristan Cumhuriyeti Devlet Birleşik Müzesi, çok çeşitli dekoratif sanat eserleri ve tarihi, arkeolojik ve etnografik kaynaklara sahip. Buna ek olarak, Yaroslavl Devlet Tarih, Mimarlık ve Sanat Müzesi-Koruma Alanı, Rus tarihi ve kültürüne odaklanan geniş bir koleksiyon sunmaktadır.

Peredvizhniki

1870 yılında kurulan Gezici Sanat Sergileri Derneği, genellikle Peredvizhniki olarak bilinir. “Gezginler” veya “Gezginler” anlamına gelir. Gügünlük yaşamdan alınan konuyu, onların eşitlikçi sosyal ve politik görüşlerini yansıtan bir doğruluk ve empati ile temsil etmeye inanıyordu. Manzara ve portreden tür ve tarihi resme kadar çeşitli resim türlerinde çalıştılar ve 19. yüzyılın sonlarına doğru Rusya’daki en ünlü sanat hareketi haline geldiler. 1923 yılında grup dağıtıldı, ancak etkisi dışında, Rus sanatının birçok müteakip türlerde hissedildi.

Fütürizm, Rus Sanat Tarihi

Rus Fütürizmi olarak bilinen fenomen, Rus Sanat Tarihi için kolayca tanımlanabilen bir hareket değildir ve 1909’da Milano’da kurulan İtalyan Fütürizminden tamamen ayrıdır. İdeolojik bir şemsiye olarak, Rus Fütürizmi kasıtlı olarak esnekti ve çeşitli sanatçıları ve uygulamaları bir kabaca 1912’den 1916’ya kadar uzanan dönem. St. Petersburg ve Moskova’da farklı işbirlikçi Rus Fütürist grupları oluşturuldu, dergiler yayınladı, tartışmalar düzenledi ve çalışmalarının sergilerini düzenledi. Fütürist olarak pratik yapan bireyler (ister kendi kendilerini tanımlamışlar isterse eleştirmenler ve basın tarafından bu şekilde tanımlanmış olsunlar) şiir, görsel sanat, müzik ve performansta yeni ifade tarzlarını keşfetme tutkusunu paylaşırken, aynı zamanda bu ortamlar arasındaki ayrımları da kırdı. Batı’dan gelen etkilerden yararlanan ve bunları kendi Rus miraslarıyla birleştiren Fütüristler, psikoloji, renk teorisi ve dilbilimdeki yeni kavramları kutladılar. En alışılmadık unsurlarından biri, yeni teknolojilere ve biçimlere yoğun bir şekilde odaklanmasına rağmen, gizli bir arkaizm veya Rus geleneklerine bağlılıktı. Birinci Dünya Savaşında yaşananlar birçok sanatçıyı, Fütürizm yerine Süprematizm ve Konstrüktivizm gibi hareketlere yöneltti.
Muhtemelen, Rus Fütürizmi ilk önce ağırlıklı olarak edebi bir hareket olarak ortaya çıktığı için, en çarpıcı ve orijinal eserlerinden bazıları deneysel kitaplardır. Şairler ve ressamlar arasındaki bu işbirlikleri, onun en ayırt edici mirasını sunar; bu, yüzyıl ortası sesli şiir sanat eserlerine ve Kavramsal sanata kadar izlenebilir.

Aralık 1911’de sanatçı ve şair David Burliuk ve kardeşleri Vladimir ve Nikolai, Noel tatillerini geçirmek için çocukluklarının kırsal kesimdeki evlerine gittiler. Bu tatilde, Pablo Picasso’nun çalışmalarıyla tanıştılar ve burada Kübizm’i keşfeden kardeşler, tuval üzerine çoklu perspektiflerle deneyler yaptılar, nesneleri düzlemler halinde düzleştirdiler ve yeni bir şey aramak için farklı renk kombinasyonlarını kullandılar.

Süprematizm

Süprematizm, Rus sanatçı Kazimir Malevich‘in icadı soyut sanattaki ilk ve en radikal gelişmelerden biriydi. Adı Malevich’in Süprematist sanatın geçmişin tüm sanatlarından daha üstün olacağına ve “resim sanatlarında saf duygu veya algının üstünlüğüne” yol açacağına olan inancından geliyordu.

Suprematizm, Rus Sanat Tarihi, Kazemir Malevich

Rayonizm

Kurucular Mikhail Larionov ve Natalia Goncharova tarafından avangart sanatın zirvesi olarak kabul edilen Rayonizm enerji ve hareketi ifade etmek için yeni yollar geliştirdi. Rayonizm, Rus Fütürizminin bir alt kümesi olarak kavrayışından, bilimsel keşiflerden ve dördüncü boyutun teorik kavramlarından yararlandı. Hareket, geleneksel halk kültürünün unsurlarını bir araya getirmesine rağmen, bilinçli olarak oldukça moderndi. Rayonizmin tarzı ve konuları çağdaş bilimsel ve metafizik gelişmeleri yansıtıyordu. Saydamlığın ve parçalanmış nesnelerin benimsenmesi, x-ışınlarının ve radyoaktivitenin keşfi yoluyla maddi dünyanın değişen anlayışlarından etkilenmiştir. Dünya artık tamamen sağlam ve somut olarak düşünülemezdi. Bu da gözlemlenebilir evrenimizin sürekliliği olarak dördüncü boyut uzay ve deneyim teorilerini güçlendirdi. Konu olarak ışığa odaklanarak, sanatçılar nesneleri çevrelerindeki alana çözebilirler; bu şeffaflık katmanlarının dördüncü boyutu temsil ettiği düşünülüyordu.

Rayonistlerin popüler kültüre ve maddiyata (faktura olarak bilinir) ilgisi, güzel sanatların beklentilerinden koptu. Çalışmalarının varoluş ve maneviyatla ilgili daha büyük sorulara hitap ettiğine inanan Rayonistler, sanat ve yaşam arasındaki sınırları yıkmayı amaçladılar. Bu, devrim sonrası yıllarda ruhsal olarak yüklü alanlar inşa etmenin bir yolu olarak faktura’yı benimseyen Suprematist ve Konstrüktivist sanatçıların çalışmalarına yansıyacaktır.

Rayonimz, Rus Sanat Akımları

Yaşam boyu ortaklar Mikhail Larionov ve Natalia Goncharova’nın beyni olan Rayonism, kasıtlı olarak modern bir tarz yaratmak için Rus avangart resminin unsurlarını sentezledi. Elmas Knave (Elmas Kralı olarak da bilinir) grubuyla ilişkilendirilen Rus Fütüristleri, geleneksel motifleri Rus Kübik sanatının saflığını taklit etmeye çalışan bir tarzda geri getiren Neo-primitivizmi denediler. Kübist çarpıtmayı hareket tasvirleriyle harmanlayan fütürizm. 1912’de Larionov ve Goncharova, Knave of Diamonds grubuyla Eşek Kuyruğu sergisini sahnelemek için ayrıldıklarında, stil birliği fikrini reddettiler ve geniş bir çalışma yelpazesine yer verdiler. Sanatçılar stilin genel temalarını tanımlamaya başlasa bile, bu çoğulculuk Rayonizmin bir parçası olarak kalacaktı.

Sosyalist Gerçekçilik

Sosyalist Gerçekçilik genel olarak, 1917 Komünist Devrimi’ni takip eden yıllarda, özellikle 1924’te Josef Stalin’in iktidara gelmesinden sonra Rusya’da ortaya çıkan resmi olarak gerçekçi, tematik olarak yapay resim stilini ifade eder. Bu terim ayrıca üretilen görsel sanatın çoğunu da kapsar. Bu dönemden itibaren diğer komünist uluslarda ve ayrıca heykel, edebiyat, tiyatro ve müzikteki ilgili hareketler. Rusya, özellikle Ilya Repin gibi Peredvizhniki sanatçılarının çalışmaları aracılığıyla toplumsal eleştiri olarak gerçekçi bir resim yapma geçmişine sahipti ve aynı zamanda avangart sanattaki gelişmelerin de ön saflarında yer almıştı. Ancak sosyalist yönetimin gerçekleri, Sovyet Cumhuriyetindeki kültürel ikonların ve gündelik koşulların pozitif, propaganda imgelerini sunmaya yöneltti.
Tarihteki her sanat hareketi gibi, Sosyalist Gerçekçilik de teknik beceri ve vizyona sahip sanatçıları destekledi. 1940’lara ve 1950’lere gelindiğinde, çoğu Sovyet egemenliğinde doğmuş olan genç nesil sanatçılar, daha ağırbaşlı bir imajlar bütünü üretiyordu. Bununla birlikte, bazıları, çalışmalarına bireysellik damgası vurmanın yolları olarak aydınlatma etkilerine, örneğin Empresyonist tekniğe dönerek, kendilerine açık olan her şekilde yenilik yapmaya devam ettiler. Rus Sanat Tarihi.

Sosyalist Gerçekçilik Rus sanat tarihi

İngiliz Sanat Tarihi

İngiliz Sanat Tarihi

İngiliz Sanat Tarihi, Gelişimi, Önemli Dönemleri

İngiliz sanat tarihi, bir kaç faklı kıtada süregelen ve bir çok alt kültürün etkilerini içinde taşıyan zengin bir kültürdür. Günümzde hala sanat eserlerin en yoğun talebin bulunduğu ülkelerden biridir. Birleşik Krallık yani İngiltere’sa sanat tarihini birkaç farklı döneme ayırarak inceleyeceğiz.

Erken Dönem İngiliz Sanatı Gelişimi

İngiliz sanatının en eski örneklerinden bazıları Anglosakson döneminin görkemli metal işçiliğinden ve erken Orta Çağ dönemine ait taş kiliseler, manastırlar ve kalelerden gelmektedir. Karmaşık desenli dantelleriyle ünlü Lindisfarne İncilleri (MS 690-750) dahil olmak üzere çok nadir, erken dekoratif eserler, Sakson İngiltere’deki kiliselerde de bulundu. Orijinal iç mekanlarının küçük kalıntıları olsa da Exeter Katedrali (Aziz Peter Katedrali Kilisesi) gibi binalar bugün hala erken Gotik mimarisinin bir örneği olarak duruyor. Katedralin Norman Kuleleri 1133 yılında tamamlanırken, batı cephesi görüntü ekranı Orta Çağ İngiltere’sinin en büyük mimari özelliklerinden biri olarak kabul edilir.

Sanat tarihçisi EH Gombrich’e göre sanatçılar (ya da daha doğrusu zanaatkârlar o zamanlar sanıldıkları şekliyle) elçilerin ve Meryem Ana’nın “eski kitaplardan kopyalanmış ve yeniden düzenlenmiş” resimlerini yaratmaya başladılar. Yine de orta çağlarda (MS 410-1485) üretilen dekoratif ve dini sanatların çoğu, Kral VIII.Henry’nin İngiliz Reformu altında manastırları çözmesiyle başlayan ikonoklazm yüzyılı sırasında yok edildi. Protestan Kilisesi’ni kurarken (ve böylece Roma Katolikliğinin kuralından koparak) hükümdar, kiliselerde ve katedrallerde barındırılan sanatın yok edilmesini onayladı ve binlerce heykel, resim, oyma ve vitray pencereler parçalanıp yakıldı.

İngiliz Sanat Tarihi Rönesans Dönemi

İngiliz Rönesansı dönemi (yaklaşık 1520 – 1620) , oyun yazarlarına ve şairlere görsel sanatçılardan daha yüksek toplumsal statü verildiği için erken İtalyan Rönesansından farklıydı . Bununla birlikte, görsel sanatlarda, Katolik kilisesinin kalıntısı olarak yaygın şekilde şeytanlaştırılan dini resim, Tudor hanedanının teşvik edilmesinde baskın bir rol üstlenen portre tarafından geçildi (1485-1603). Ama aslında İngiltere’de çalışan bir Alman ressam, İngiliz Rönesansının en büyük sanatçılarından biri haline geldi. Henry VIII’in saray ressamı Hans Holbein, kralı idealleştirerek yaptığı Tudor çağını hayata geçirmek için en çok şey yapan sanatçıydı.

Hans Holbein, İngiliz Sanat Tarihi Rönesans Dönemi, Birleşik Krallık İngiltere Sanat Tarihi

Elizabeth dönemine geçiş (Henry VIII ve Anne Boleyn’in kızı, Elizabeth I, 1558’de taçlandırıldı), portresinden yansımamış olsa da beraberinde büyük bir sosyal kargaşa dönemi getirdi. Nitekim, portre resminin popülerliği artarken, daha önce kendilerini kilisede istihdam edilmiş bulan sanatçılar, dini resmin sakin hiyeratik niteliğini de beraberinde getirdiler. Bu dönemden kalma İngiliz yönetici sınıflarının çok sayıda portreleri vardır, ancak onları boyayan erkekler (veya kadınlar) hakkında nispeten az şey bilinmektedir. 1581’de Kraliçe’nin Serjeant Ressamı olarak atanan ilk İngiliz olan George Gower’a az sayıda portre atfedilmiştir. En iyi portrelerin tüm kibarca ve incelikli nitelikleriyle aşılanmış olsa da Gower’ın çalışması; Elizabeth dönemi mimarisi, Reform sonrası Britanya’nın zafer ve miras aradığı bir dönemi yansıtma eğilimindeydi.

On Yedinci Yüzyıl ve Aydınlanma’nın İngiliz Sanat Tarihi Üzerine Etkileri

On yedinci yüzyılın ikinci yarısı bilimdeki gelişmeleri gördü ve (büyük ölçüde Christopher Wren öncülüğünde) sanatçılar ve düşünürler tüm bilgilerin kaynağı olarak doğal dünyaya bakmaya başladılar. C. Wren, bir pire ve bir bit gibi büyütülmüş yaratıkların çizimlerini üretirken, Peter Lely şehvetli çıplaklarıyla halkı şok etti.

1690’ların Londra’sı Batı dünyasının en büyük metropolü haline gelen 1690’ların Londra’sı, “bilimsel akıl” çağının doğuşu ile aynı zamana denk geldi ve ülkenin her yerinden gezginler, değişen şehirde yaşamaya başladılar. Servetler portreci ve hicivci William Hogarth tarafından belgelendi. Hogarth, bir İngiliz Sanat Okulu yaratan ilk kişi olarak kabul edildi. Onun “modern ahlaki konuları” sadece açık sözlü konuları açısından değil, aynı zamanda sanatçının rolü açısından da çığır açıcıydı. Nitekim Hogarth, kendisini finansal olarak (varlıklı patronajdan bağımsız olarak) destekleyen ilk sanatçıydı ve rolü, onu takip eden sanatçıların çoğu için bir emsal oluşturdu. Aydınlanma felsefesi, George Stubbs’ın anatomik olarak kesin at resimlerinde de görülebilir. Bu arada başkentten uzakta, Aydınlanma temaları, sanatını daha çok teatral olsa da Sanayi Devrimi’nin bilim adamları, sanayicileri ve mucitleriyle aynı hizaya getiren Derby’li Joseph Wright tarafından açık bir şekilde araştırıldı. D. J. Wright aslında endüstriyel sahneleri ve dramatik etki için ışıklandırmayı kullanmasıyla tanındı. (D. J. Wright’ın portre sanatçısı olmayı arzuladığı ancak Thomas Gainsborough’nun çalışmasını görmekten caydırıldığı söylendi.)

Kraliyet Akademisi

Akademi fikri, Platon’un felsefe öğretmek için bir okul kurduğu MÖ 4. yüzyıla kadar uzanır. Raphael, 1509’da Atina Okulu ile aynı şeyi yaptı. Kuruluşundan kısa bir süre sonra, merkezi akademiler ile devlet arasındaki önemli bağlantıları ve popülerlikleri 18. yüzyılda Avrupa’ya yayıldı. Akademiler, ulusal resim ve heykel okullarının geliştirilmesinde hayati öneme sahipti ve çoğu sanatçı için özlem doruk noktası olarak kaldı. Akademiler aynı zamanda yetenekli portreciler ve natürmort ressamları da üretmesine rağmen, sanatçılar pratik becerilere ek olarak tarih gibi akademik konuları da öğrendiler çünkü edebiyat, mitoloji ve İncil’den konuları ödünç alan tarih resmi en çok talep gören tür olarak görülüyordu. Akademinin bir başka ve en önemli işlevi, sanatçılara düzenli bir sergi alanı sağlamaktı.

1768’de, aralarında dört İtalyan, bir Fransız, bir İsviçreli ve iki kadının da yer aldığı 36 sanatçı ve mimardan oluşan bir grup, “Tasarım Sanatını tanıtmak için bir toplum kurmak” için Kral III. George’a verilen bir dilekçe imzaladı. Royal Academy of Arts veya bilinen adıyla RA – onun onayını aldıktan sonra, seçilmiş bir Başkan ile sanatçılar tarafından yönetilen bağımsız bir kurum olarak ortaya çıktı. 18. yüzyıl ve Kraliyet Akademisyenleri arasında Angelica Kauffman, Mary Moser, Thomas Gainsborough ve John Everett Millais yer aldı.

İngiliz Sanat Tarihi Romantizm Akımı

Romantizmin doğuşuyla birçok sanatçı, Akademi’nin merkezi otoritesini sorgulamaya başladı. Nitekim 18. yüzyılın sonlarında birçok sanatçı otoriteyi tamamen reddediyordu. Modernistler, kendileri tarafından eski moda ve can çekişen diye reddedilen “akademik” sanata karşı bir muhalefet oluşturdular.

Galli Richard Wilson, Romantik peyzajcılar arasında bir öncü olarak kabul edilir. Fransız ressam Joseph Vernet’in yakın bir tanıdığı olan Wilson, Claude Lorrain ve Gaspard Dughet’in manzaralarından etkilenmiş ve İngiliz ve İtalyan manzaralarını, ona “İngiliz Claude” (İngiliz Claude) takma adını kazandıran bir üslupla yorum yaptı.

İngiliz Sanat Tarihi Romantizm Akımı

Bilimin tarafsız nesnelliğine ve RA’nın kısıtlayıcı kurallarına bir tepki olarak Romantizm gelişti. 18. yüzyılın sonunda sanatçılar, ilham almak için duyuları ve duyguları çağırarak içe dönmeye başladılar. William Blake önde gelen Romantik “isyancılar” dan biriydi ve sanat ve şiirdeki son derece heyecanlı keşifleri, aralarında John Constable ve JMW Turner’ın da bulunduğu, muhtemelen İngiliz tarihinin en büyük iki ressamı olan yeni nesil sanatçıların yolunu açtı. “İngiliz Sanat Tarihi, İngiltere, Birleşik Krallık sanat tarihi dönemleri.”

İngiliz Romantizmindeki yükseliş, İngiliz egemenlik tarihindeki yeni Naiplik Dönemi ile aynı zamana denk gelecekti. Ne zaman başlayıp bittiği konusunda bazı anlaşmazlıklar olsa da Ulusal Portre Galerisi’ndeki Regency galerilerine giriş, “Britanya’nın sosyal ve kültürel yaşamında 1789 Fransız Devrimi’nin başlangıcından itibaren kırk yıla uzanan kendine özgü bir dönemi anlatıyor.

Pre-Raphaelite Kardeşliği ve Sanat ve El Sanatları Hareketi

John Everett Millais, Dante Gabriel Rossetti ve William Holman Hunt tarafından 1848’de kurulan Pre-Raphaelite Kardeşliği, İngiliz tarihindeki “resmi” sanata Kadimlerden daha güçlü bir meydan okuma sundu. İngiliz Kraliyet Akademisi’nin hakimiyetine ve onun erken İtalyan Rönesansı ve Klasik Sanatına borçlu olan Viktorya dönemi konuları ve tarzlarına olan dar tercihine karşı olan Pre-Raphaelites, daha önceki (Raphael öncesi) bir döneme baktı. Grup, Rönesans öncesi ressamların doğayı ve insan vücudunu gerçekçi bir şekilde tasvir etmek için daha iyi bir şablon sağladığına ve Orta Çağ sanatçılarının 19. yüzyılın ortasındaki sert ve idealist akademik yaklaşımlara alternatif bir vizyon sunduğuna inanıyordu.

Kadın Sanatçılar

Emily Mary Osborn, Viktorya döneminde sanat ve sanat eğitiminde kadın hakları kampanyasıyla ilgili en önemli sanatçıydı. Maddox Caddesi’ndeki Dickinson akademisinde sanatçı olarak eğitim aldı ve 1850’lerde “müstehcen karakterlerin” tanınmış bir figüratif tür ressamı oldu. Barbara Bodichon’un Langham Place çevresi ve her ikisi de kadın hakları için şiddetle mücadele eden Kadın Sanatçılar Derneği ile ilişkilendirildi. 1859’da Osborn, Royal Academy of Arts’a kapılarını kız öğrencilere ve 1889’da Kadınların Oy Hakkına Yönelik Beyannameye açması için yapılan dilekçenin imzacılarından biriydi. Öncü fotografik portreleriyle tanınan Julia Margaret Cameron’ın görüntüleri yenilikçi olarak kabul edildi. Portreleri genellikle bilinçli olarak odak dışıydı.

İngiliz Müzesi (British Museum)

Tüm “çalışkan ve meraklı kişilere” ücretsiz giriş imkanı sunan, Bloomsbury’deki Montagu Evi adlı on yedinci bir konakta yer alan British Museum, dünyanın ilk halk müzesiydi. 1759’da açılan müzenin kökenleri, doktor ve doğa bilimci Sir Hans Sloane’ye borçludur. Hayatı boyunca 70.000 civarında eser topladıktan sonra, koleksiyonunu Kral II. George’a ve devlete, hayatta kalan ailesine 20.000 sterlin ödenmesi şartıyla miras bıraktı. Parlamento önerisini kabul etti ve British Museum gerektiği gibi kuruldu. Orijinal koleksiyon, kitaplardan, el yazmalarından, doğal dünyadan örneklerden ve çeşitli madeni paralar, madalyalar, baskılar ve çizimlerden oluşuyordu.

İngiliz Ulusal Sanat Galerileri

British Museum, Britanya’nın en önemli ulusal sanat kurumlarından üçünün kuruluşuna tanık oldu. Ulusal Galeri, Ulusal Portre Galerisi ve Ulusal İngiliz Sanatı Galerisi, hepsi Londra’da bulunuyordu. Nisan 1824’te Avam Kamarası, John Julius Angerstein’ın resim koleksiyonunu 57.000 sterlinlik bir maliyetle satın almayı kabul etti. Sadece 38 resimden oluşan bu satın alma, “herkesin eğlenmesi ve eğitimi” amacıyla halka açık sergilenecek yeni bir ulusal koleksiyonun özünü oluşturacaktı.

İngiliz Sanat Tarihi Empresyonizm Dönemi

Amerikalı John Singer Sargent ve James Whistler, İngiliz Empresyonist hareketine ilham vermiş olabilir. 1863 Londra’ya gelen Whistler, Walter Richard Sickert ve Wilson Steer’a ders verdi ve aralarında 1886’da New English Art Club’ı (NEAC) kurdular. Üç yıl sonra, Sickert (post-empresyonistin kurucu üyesi olacaktı) Camden Town Group, Wilson ve NEAC’ın diğer üyeleriyle birlikte Londra İzlenimcilerinden oluşan bir sergi düzenlediler. Bu arada 1885’te Singer Sargent, büyük Claude Monet ile tanıştığı Paris’ten geldi. Sonraki birkaç yıl içinde, Şarkıcı Sargent, tartışmasız en ünlü tablosu olan Karanfil, Lily, Lily, Rose (1885-6) gibi tablolarla İngiltere’deki Empresyonizme büyük katkıda bulundu. “İngiliz Sanat Tarihi, İngiltere, Birleşik Krallık sanat tarihi dönemleri.”

Fin de Siecle, Yeni Sanat ve Art Deco Sanatı

Sembolizm, Decadent hareketi ve ilgili stilleri, özellikle de Art Nouveau’yu tanımlamak için kullanılan Fransızca bir terim olan Fin de Siècle, 1890’larda popülerliğinin zirvesine ulaştı. Yüzyıl sona ererken bu terim kıyamet korkusu duygusunu ifade ediyordu.

Bloomsbury Grubu

Bloomsbury Grubu, Londra’nın Bloomsbury bölgesinde, British Museum’un bulunduğu yere yakın olan İngiliz yazar, filozof ve sanatçılardan oluşan bir gruptu. Yazarlar ve sanatçılar, sanatçı Vanessa Bell ve yazar kız kardeşi Virginia Stephen’ın evinde bir şeyler içmek ve sohbet etmek için buluşurlardı. 1905’te kurulan çekirdek grup, sanatçı Duncan Grant, John Nash, Henry Lamb, Edward Wadsworth ve sanat eleştirmeni Roger Fry’dan oluşuyordu.

Bloomsbury Grubu

Camden Town Grubu

Düzen karşıtı Müttefik Sanatçılar Derneği’nden kurulan The Camden Town Group, adını üyelerinin ikamet ettiği kuzey Londra’nın kozmopolit ve hareketli bölgesinden alıyor. Bazı önemli Post-Empresyonist manzaralar ürettikleri gerçeğine rağmen, Gore, Harold Gilman ve Walter Sickert gibi sanatçılardan oluşan Grup, modern kentsel yaşamın gerçeklerini yansıtmayı amaçladı.

Girdap

İngiliz ressam, hicivci, eleştirmen ve filozof Wyndham Lewis ve Amerikalı şair Ezra Pound tarafından isimlendirilen Girdapçılar, Britanya’nın ilk radikal avangart grubu oldu.

İngiliz Sürrealizmi

1930’larda Avrupa’da faşizmin ortaya çıkışı, çağdaş sanat dünyasını tersine çevirdi. Chris Stephens’in belirttiği gibi, “sadece avangard ve akademi arasında değil, aynı zamanda modern sanatçılar arasında, faşizmin yükselişine uygun tepki konusunda tartışmalar da ortaya çıktı. Soyut sanatçılar, Sürrealistler ve Sosyal Realistler, hepsi bu siyasi zorunluluğu yorumladılar. Ve İngiliz Sürrealizmi bu belirsizlik döneminde ortaya çıktı, çoğunlukla iki grupla sınırlı; biri Londra’da; diğeri Birmingham’da. İngiliz şair David Gascoyne 1930’ların başlarında Paris’e çekildi. Fransız Sürrealistlerden esinlenen ve İngiliz sanatçı ve tarihçi Roland Penrose ve şair Paul Eluard ile yaptığı tesadüfi bir görüşmenin ardından, İngiliz ve Fransız Sürrealistler arasında somut bağlantılar oluşturmak için yola çıktı. Aslında, Gascoyne 1935’te “İlk İngiliz Sürrealist Manifestosu” nu yazdı.

Euston Road Okulu

William Coldstream, Victor Pasmore ve Claude Rogers tarafından, 20. yüzyıl ortasında sol bir politik pozisyondan doğarak geleneksel konuları gerçekçi bir tarzda ele aldı.

St Ives Okulu

St Ives okulu, İngiliz sanatındaki modern ve soyut gelişmelerin merkezi oldu. Okul sanatçılarının çalışmalarına ilham kaynağı olan İngiltere’nin Güney Batısındaki West Cornwall, aynı zamanda birçok ressam için hac yeri olmuştur.

Savaş Sanat

Hükümet Enformasyon Bakanlığı’nın yönetimi altındaki Ulusal Galeri Direktörü Kenneth Clark’ın başkanlık ettiği İngiliz Savaş Danışma Planı 1939’da kuruldu. Asıl amacı propaganda amaçlı imgeler yaratmak için sanatçılarını sadece poster ve broşürlerden daha fazlasını yapması şartıyla seçti. Savaşın sonunda resmi savaş koleksiyonu 5000’den fazla eserden oluşuyordu.

“İngiliz Sanat Tarihi makalede incelenmiştir. İngiltere, Birleşik Krallık sanat tarihi dönemleri.”