Kızılcık Şerbeti Tablolar Kimin? Sponsor Sanat Galerisi

Kızılcık Şerbeti Tablolar Kimin? Sponsor Sanat Galerisi

Kızılcık Şerbeti Dizisi ve Arthipo İş Birliği: Sanatın Televizyonla Buluşması

Kızılcık Şerbeti dizisindeki tablolar, Osman Hamdi Bey sanat eserleri sanat sponsoru ve sanatçıları kimlerdir? Televizyon dizileri, sadece bir hikaye anlatma aracı değil, aynı zamanda sanatın, kültürün ve tarihin bir yansımasıdır. Bu yansımayı daha da zenginleştiren faktörlerden biri, dizi prodüksiyonlarında kullanılan sanat eserleridir. “Kızılcık Şerbeti” adlı popüler dizi, bu bağlamda sanatla iç içe bir yapım olarak dikkat çekiyor. Dizide kullanılan tabloların ve diğer sanatsal detayların sağlandığı Arthipo, dizinin resmi sanat sponsoru olarak önemli bir rol üstleniyor.

Arthipo’nun Katkısı

Arthipo, geniş tablo koleksiyonuyla tanınan bir sanat platformudur. “Kızılcık Şerbeti” için özel olarak seçilen tablolar, hikayenin derinliğine ve karakterlerin duygusal bağlantılarına ışık tutuyor. Dizi içerisinde karakterlerin yaşadığı evler, çalışma ofisleri ve sosyal alanlarda yer alan bu tablolar, izleyiciye hem görsel bir zenginlik sunuyor hem de hikayenin alt metnini anlamalarına yardımcı oluyor.

Arthipo’nun bu katkısı, sadece tablolarla sınırlı değil. Diziye sanat konularında danışmanlık yaparak, sahnelerin daha otantik ve gerçekçi olmasını sağlıyor. Böylece, izleyici sanatın farklı dallarını daha yakından tanıma fırsatı buluyor.

Sanatın Gücü

Sanat, duyguları, düşünceleri ve kültürü ifade eder. Televizyon dizileri, bu ifade biçimlerini geniş kitlelere ulaştırmada önemli bir araçtır. “Kızılcık Şerbeti” ve Arthipo iş birliği, sanatın popüler kültürle ne kadar uyumlu olduğunu gösteriyor. Her bir sahnede, her bir tabloda, izleyiciye sunulan derinlik ve estetik, diziyi sadece bir eğlence kaynağı olmaktan çıkarıp, sanatsal bir deneyime dönüştürüyor.

Sonuç olarak, “Kızılcık Şerbeti” ve Arthipo iş birliği, televizyon dizilerinin sadece hikaye anlattığı değil, aynı zamanda sanatsal bir deneyim sunduğu fikrini güçlendiriyor. Bu tür iş birlikleri, sanatın her alanda nasıl etkili olabileceğini gösteriyor ve sanatın popüler kültürdeki yerini daha da pekiştiriyor.

Osman Hamdi Bey ve “Kızılcık Şerbeti”: Sanatsal Miras Televizyon Dizisinde

Osman Hamdi Bey, Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşamış, Türk sanatının önde gelen isimlerinden biridir. Resimlerinde özellikle tarihsel ve kültürel temaları ele alarak, dönemin sosyal ve kültürel atmosferini yansıtmıştır. Bu nedenle, onun eserlerinin “Kızılcık Şerbeti” gibi popüler bir dizide kullanılması, Türk sanatının ve kültürünün geniş kitlelere ulaşmasında büyük bir adım olarak görülmektedir. Osman Hamdi Bey’in tablolarının “Kızılcık Şerbeti” dizisinde kullanılması, sanatın ve tarihin popüler kültürle ne kadar uyumlu olabileceğini gösteriyor. Arthipo’nun bu özel seçimi, sanatsal mirasın televizyonla buluştuğu kusursuz bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür işbirlikleri, sanatın sadece galerilerde veya müzelerde değil, günlük yaşamın her alanında etkili olabileceğini ve geniş kitlelere ulaşabileceğini hatırlatıyor.

Kızılcık Şerbeti dizi tablolar sanat eserleri sahipleri kimin Osman Hamdi bey dizisindeki sanat sponsoru sanatçıları

Ev Dekorasyonunda Tablo Kullanımının Önemi: Sanatın Gücünü Keşfedin

Ev Dekorasyonunda Tablo Kullanımının Önemi: Sanatın Gücünü Keşfedin

Ev Dekorasyonunda Tablo Kullanımının Önemi: Sanatın Gücünü Keşfedin

Bir ev, kişinin kişiliğini, zevklerini ve değerlerini yansıtan bir alan olmalıdır. Ev dekorasyonunda kullanılan her parça, bu özgün ve kişisel ifadeyi taşımalıdır. Bu bağlamda, ev dekorasyonunda tabloların yeri oldukça önemlidir. Çünkü tablolar, sadece estetik bir değil, aynı zamanda duygusal ve entelektüel bir boyut ekler.

 

Kişisel İfade ve Stil

Tablolar, ev dekorasyonunda kişisel stilin ve zevklerin mükemmel bir ifadesidir. Belirli bir tabloyu seçmek ve ona evinizde bir yer vermek, sizin kim olduğunuz ve nelerden hoşlandığınız hakkında önemli bir açıklama yapar. Modern bir eser mi tercih ediyorsunuz, yoksa klasik sanat eserleri mi sizin ilginizi çekiyor? Soyut mu, yoksa gerçekçi bir tablo mu tercih ediyorsunuz? Tercihleriniz, sizin hakkınızda çok şey söyler ve evinize gelen misafirlere sizin kişiliğinizi yansıtır.

 

Atmosfer ve Enerji

Bir tablo, bir odanın atmosferini ve enerjisini belirgin bir şekilde etkiler. Örneğin, canlı ve parlak renklerle dolu bir tablo, enerjik ve neşeli bir hava yaratırken, daha koyu ve düşündürücü bir eser, daha sakin ve huzurlu bir atmosfer sağlayabilir. Bu, tabloların sadece bir odanın görünümünü değil, aynı zamanda hissettirdiği duyguyu da değiştirebildiğini gösterir.

 

Odak Noktası Oluşturma

Tablolar, bir odada hemen dikkat çeken bir odak noktası oluşturabilir. Büyük bir duvar tablosu, odanın merkezine yerleştirildiğinde, odaya dramatik bir etki katar. Özellikle minimalist bir dekorasyon tarzında, bir tablo, sade ve sakin bir odaya renk ve ilgi ekleyebilir.

 

Sanatsal Keşif

Tablolar, sanatın gücünü ve etkileyiciliğini keşfetme fırsatı sunar. Bir tablo, sanatçının duygularını, düşüncelerini ve vizyonunu yansıtır. Bu yüzden, bir tabloyu incelemek ve üzerinde düşünmek, bizi yeni düşüncelere ve algılara yönlendirebilir. Bu, sanatın ve özellikle tabloların dekorasyonda sadece estetik bir işlevi olmadığını, aynı zamanda bir kültürel davranıştır.

 

Kültürel ve Tarihsel Bağlantılar

Tablolar, bize genellikle farklı kültürlerin ve tarihlerin bir parçası olma imkanı sunar. Bir Japon ukiyo-e eseri ya da Rönesans dönemine ait bir tablo, evinize dünyanın başka bir yerinden veya başka bir zaman diliminden bir parça getirir. Bu, evinizi geniş bir kültürel ve tarihsel bağlam içinde yerleştirir ve zengin bir anlatı oluşturur.

 

Kendi Sanat Galeriniz

Evde tablo kullanmak, kendi kişisel sanat galerinizi oluşturmanın bir yoludur. Belirli bir tema etrafında bir dizi tablo toplayabilir veya farklı tarzları ve teknikleri temsil eden çeşitli tabloları bir araya getirebilirsiniz. Bu, evinizi sadece yaşam alanınız değil, aynı zamanda sanatı keşfetmek ve ondan zevk almak için bir alan haline getirir.

Özetle, ev dekorasyonunda tablo kullanmanın önemi, sanatın gücünü ve evimizin atmosferini, enerjisini ve kişiliğini şekillendirme yeteneğinden kaynaklanmaktadır. Bir tablo, sadece bir odanın görünümünü değil, aynı zamanda duygusal ve entelektüel düzeyde de deneyimimizi zenginleştirebilir. Dolayısıyla, ev dekorasyonunda tablolar, sadece estetik bir unsur olmanın ötesinde, bize yeni düşünceler ve perspektifler sunan, evimizi kişisel ve anlamlı bir alan haline getiren güçlü araçlar olabilir. Sonuçta, evimizdeki sanat eserleri, kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve dünyayı nasıl gördüğümüzü yansıtır. Sanatın bu gücünü keşfetmek ve onu evimizde kullanmak, yaşam alanımızı daha derin ve zengin bir hale getirir.

Açık Kompozisyon

Açık Kompozisyon

Açık Kompozisyon

Açık kompozisyon, görsel sanatlarda kullanılan bir terimdir ve bir resmin veya tasarımın düzenlenme şeklini ifade eder. Açık kompozisyonda, görsel öğelerin düzeni, gözün resim yüzeyinde özgürce dolaşmasına izin verir ve resmin sınırlarının ötesine geçer. Bu, resimdeki öğelerin veya şekillerin, resmin dışındaki alanla ilişkili olduğu hissini uyandırır ve sonuç olarak daha dinamik ve hareketli bir etki yaratır.

Açık kompozisyonlar, izleyiciyi resme dahil etme ve eserin enerjisini ve canlılığını artırma eğilimindedir. Bu tür kompozisyonlar, daha karmaşık ve ilgi çekici görsel etkiler yaratmak için negatif ve pozitif alanlar arasındaki dengeleri kullanır. Açık kompozisyonlar, modern ve çağdaş sanatta sıklıkla görülür, ancak tarih boyunca farklı sanat akımlarında da kullanılmıştır.

Açık Kompozisyon özellikleri teknik nasıl yapılır saba

Açık Kompozisyon Özellikleri

Açık kompozisyon, bir görsel yapıtta kullanılan düzenleme ve tasarım prensiplerini ifade eder. Aşağıda, açık kompozisyonun temel özelliklerinden bazıları bulunmaktadır:

1. Görsel öğelerin serbest dağılımı: Açık kompozisyonda, resimdeki şekiller ve öğeler daha rahat ve serbestçe dağıtılır. Bu, izleyicinin gözünün eserde dolaşmasına ve resmin sınırlarının ötesine bakmasına izin verir.

2. Resmin sınırlarını aşan öğeler: Açık kompozisyonda, öğelerin ve şekillerin bir kısmı resmin sınırlarını aşar ve resmin dışındaki alanla ilişkili olduğu hissini yaratır.

3. Dinamik ve hareketli etki: Açık kompozisyonlar, dinamik ve hareketli bir etki yaratmak için öğelerin yerleşimini ve renklerin kullanımını kullanır.

4. Negatif ve pozitif alanlar arasındaki dengeler: Açık kompozisyonlar, görsel etkiyi artırmak için negatif ve pozitif alanlar arasındaki dengeyi kullanır. Negatif alanlar, şekiller ve öğeler arasındaki boş alanlardır, pozitif alanlar ise şekiller ve öğelerin kendileridir.

5. İzleyici etkileşimi: Açık kompozisyonlar, izleyicinin esere daha fazla dahil olmasını ve kendini resmin bir parçası gibi hissetmesini sağlar.

6. Hiyerarşi eksikliği: Açık kompozisyonlarda, görsel öğelerin hiyerarşisi daha az belirgindir ve resimdeki tüm öğeler önem kazanır.

7. Kural dışılık ve özgünlük: Açık kompozisyonlar, geleneksel kompozisyon kurallarına uymaktan ziyade sanatçının özgün ve yaratıcı düşüncelerini yansıtmayı amaçlar.

Açık kompozisyon, modern ve çağdaş sanatta yaygın olarak kullanılır, ancak tarih boyunca farklı sanat akımlarında ve türlerinde de görülebilir. Bu tür kompozisyonlar, daha canlı, enerjik ve ilgi çekici görsel etkiler yaratma eğilimindedir.

Güzel Sanatlar

Güzel sanatlar, resim, heykel, mimari, müzik ve tiyatro gibi çeşitli sanat dallarını içerir. Açık kompozisyon, başta görsel sanatlar olmak üzere güzel sanatların bazı dallarında kullanılır. İşte güzel sanatlarda açık kompozisyon örnekleri:

1. Resim: Açık kompozisyon, resimde görsel öğelerin düzenlemesine ve resmin sınırlarının ötesinde hissedilen hareket ve enerjiye işaret eder. Açık kompozisyonlu bir resimde, izleyici gözünü tuvalin dışına yönlendiren öğelerle karşılaşır ve bu da resmin daha geniş bir bağlamla ilişkili olduğu hissini yaratır. İzleyicinin gözü sürekli olarak hareket halindedir ve resmin sınırları dikkate alınmaz.

2. Heykel: Açık kompozisyon, heykellerde de kullanılabilir. Özellikle çağdaş heykel sanatında, heykeller çevreleriyle daha fazla etkileşim içerisindedir ve yapıları daha dinamiktir. Heykelin sınırları ile çevre arasındaki etkileşim, izleyiciye daha geniş bir bağlamda düşünme fırsatı sunar.

3. Mimarlık: Mimarlıkta açık kompozisyon, yapıların mekanları ve çevreleriyle daha serbest ve dinamik bir şekilde ilişki kurmasıdır. Açık planlı binalar ve cam duvarlar gibi öğeler, iç ve dış mekanlar arasında sürekli bir akış sağlar ve sınırların belirsizleşmesine yol açar.

Açık kompozisyon, güzel sanatlarda özgür ve dinamik bir ifade anlayışını yansıtır. Sanatçılar, geleneksel sınırları aşarak ve izleyiciyi esere dahil ederek daha ilgi çekici ve etkileyici yapıtlar yaratır. Bu tür kompozisyonlar, sanatın evrensel ve sürekli değişen doğasına katkıda bulunur ve izleyicilere daha geniş bir perspektif sunar.

Sakıp Sabancı Müzesi

Sakıp Sabancı Müzesi

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Atlı Köşk olarak anılan bina ve daha sonra eklenen galerilerden oluşmaktadır. Zengin bir hat ve resim koleksiyonunu bünyesinde barındıran ve düzenlediği geçici sergilerle birçok ünlü sanatçının eserlerine ev sahipliği yapan bir sanat müzesidir.

Sakıp Sabancı Müzesi Tarihi, Mimari Yapısı, Eserleri

Günümüzde müzenin bulunduğu köşk, 1925 yılında Mısır’lı Hidiv ailesinden Prens Mehmed Ali Hasan tarafından İtalyan mimar Edouard De Nari’ye yaptırılmıştır. Aile tarafından uzun yıllar yazlık olarak kullanılan köşk, sanayici Hacı Sabancı tarafından satın alınmıştır. 1951 yılında Ömer Sabancı tarafından Fransız heykeltıraş Louis Doumas’ın 1864 tarihli bir eseri olan bahçeye dikilen at heykeli ni satın alınması ve köşkte yer verilmesi nedeniyle ev, ‘‘Atlı Köşk’’ olarak anılmıştır. Köşkteki bir başka at heykeli 1204 yılında Haçlılar tarafından yağmalanan Sultanahmet Meydanı’nın nadide eserlerindendir.

Hacı Ömer Sabancı’nın 1966 yılında vefatından sonra, 1974 yılında ailenin en büyük oğlu ünlü iş adamı Sakıp Sabancı köşkü devralmıştır. Sabancı’nın özel zengin bir hat ve tablo koleksiyonuna ev sahipliği yapmaktaydı ve 1998 yılında (Antika mobilyalarla birlikte) bu yapı Sabancı ailesi tarafından müzeye dönüştürülmek üzere Sabancı Üniversitesi’ne verildi. Galeri bölümünün eklenmesiyle 2002’de ziyarete açılan Müze, bugün zengin koleksiyonları, geniş sergi alanları, ev sahipliği yaptığı uluslararası ve ulusal geçici sergileri, konservasyon birimleri, eğitim programları, konser, konferans ve seminerlerle çok yönlü bir müzecilik anlayışını yansıtmaktadır.

Sakıp Sabancı Müzesi Tarihi, Mimari Yapısı, Eserleri

Mimari Yapısı, İç Mekanları

Müze’nin kalıcı koleksiyonuna ev sahipliği yapan Atlı Köşk’ün, “Aile Odaları” olarak aynen korunan mekânları, Osmanlı İmparatorluğu’nda Batılılaşmanın etkisiyle iç mimaride görülmeye başlayan Avrupa kökenli eklektik tarzı yansıtır. SSM Mobilya ve Dekoratif Eserler Koleksiyonu’nu oluşturan değerli Fransız goblen ve ipek döşemeli salon takımları, Napolyon armalı vazolar, ihtişamlı avizeler 19. yüzyılın ortasından başlayıp, 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Avrupa’da olduğu gibi İstanbul’da da etkili olmuş bu yaygın modanın seçkin örneklerindendir. Müze’nin bu bölümünde erken dönem Türk resminin örnekleri de tamamlayıcı aksesuarlarla beraber yer almaktadır.

Sakıp Sabancı Müzesi Önemli Eserleri

Müzenin resim koleksiyonu, erken dönem Türk resim örnekleri ile Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde İstanbul’da çalışmış Fausto Zonaro ve Ivan Ayvazovski gibi yabancı sanatçıların eserlerinden oluşuyor. Koleksiyonda eserleri bulunan yerel sanatçılar arasında Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmed Paşa, Süleyman Seyyid, Fikret Mualla ve İbrahim Çallı gibi isimler yer alıyor. 1850-1950 yılları arasında yoğunlaşmakta olan koleksiyonda Raphael, Konstantin Kapıdağlı, Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmed Paşa, Süleyman Seyyid, Nazmi Ziya Güran, İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Fikret Mualla gibi yabancı sanatçıların eserleri de bulunmaktadır.

Sabancı Ailesi’nin konakta yaşarken kullandıkları Atlı Köşk’ün zemin katındaki üç oda, 18-19. yüzyıl dekoratif sanat eserleri ve mobilyalar bunlarla beraber Müzenin bahçesinde Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait arkeolojik ve taş eserler sergileniyor.

Sakıp Sabancı Müzesi Nerededir, Nasıl Gidilir, Yol Tarifi, Ziyaret Saatleri, Giriş Ücreti

Tam Adresi: Sakıp Sabancı Müzesi Sakıp Sabancı Caddesi, 42 Emirgan 34467 İstanbul

Taksim’den Emirgan’a giden bir otobüse binebilir. Alternatif olarak, Kabataş veya Beşiktaş’tan Dentur Avrasya‘dan Hop On Hop Off Klasik Boğaz turuna binin. Geziyi güzel Emirgan Parkı çevresinde bir yürüyüş ile devam ettirebilirsiniz.

SSM, Pazartesi günleri kapalıdır. Müze, dini bayramların ilk günleri ve 1 Ocak’ta kapalı olacaktır.
Salı – Pazar günleri 10:00 – 18:00 arası
Cumartesi günleri 10:00 – 20:00 arası ziyaret edilebilir.

Tam Bilet- Tek Girişli: 50 TL
Öğrenci Bileti – Tek girişli: 25 TL

Sakıp Sabancı Müzesi Nerededir, Nasıl Gidilir, Yol Tarifi, Ziyaret Saatleri, Giriş Ücreti

Pera Müzesi

Pera Müzesi

Pera Müzesi

Pera Müzesi, 2005 yılında Suna ve İnan Kıraç Vakfı tarafından nitelikli ve geniş bir yelpazede kültür-sanat hizmetleri sunmak amacıyla kurulmuş özel bir müzedir. Kurulduğu günden bu yana Beyoğlu’nun simge yapılarından biridir.

Pera Müzesi, Tarihi, Mimari Yapısı, Eserleri

2003-2005 yılları arasında restoratör mimar Sinan Genim tarafından hazırlanan proje çerçevesinde Tepebaşı’ndaki tarihi Bristol Otel’in cephesi korunarak çağdaş ve donanımlı bir müze olarak inşa edilen binada faaliyet göstermektedir.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı’na ait “Oryantalist Resim”, “Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri” ve “Kütahya Çini ve Seramikleri” koleksiyonlarını ve bu koleksiyonların temsil ettiği değerleri; sergiler, yayıncılık ürünleri, sözlü etkinlikler, film gösterimleri, öğrenme programları ve bilimsel çalışmalar aracılığıyla kamuyla paylaşan, gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan Pera Müzesi, süreli sergileriyle de dünya sanatının önemli isimlerini ağırlamaktadır.
Aralarında Tate Britain, Victoria ve Albert Müzesi, St. Petersburg Rus Devlet Müzesi, JP Morgan Chase Koleksiyonu, New York School of Visual Arts, Maeght Vakfı gibi dünyanın önde gelen müze, koleksiyon ve vakıflarıyla ortak projeler üreten Pera Müzesi, düzenlediği dönemli sergilerle, Jean Dubuffet, Henri Cartier-Bresson, Rembrandt, Niko Pirosmani, Josef Koudelka, Joan Miró, Akira Kurosawa, Marc Chagall, Pablo Picasso, Fernando Botero, Frida Kahlo, Diego Rivera, Goya, Manolo Valdés, Andy Warhol, Cecil Beaton, Alberto Giacometti, Giorgio de Chirico, Sergey Parajanov gibi dünyanın usta sanatçılarının yapıtlarını ülkemiz sanatseverleriyle buluşturmuştur. Açıldığından bugüne her yıl ulusal ve uluslararası eğitim ve sanat kurumlarıyla işbirliği yaparak genç sanatçıları destekleyen sergiler de düzenleyen Pera Müzesi, tüm sergilerini kitaplar, sözel etkinlikler ve öğrenme programlarıyla da zenginleştirmektedir. Dönemsel programları ve etkinlikleriyle dikkat çeken Pera Film ise ziyaretçilere ve sinema meraklılarına, klasiklerden bağımsız filmlere, animasyon ve belgesellere uzanan, kimi zaman sergilere paralel kapsamlı gösterimler düzenlemektedir.
Kuruluşundan günümüze gerçekleştirdiği etkinliklerle Türkiye’nin en nitelikli, öncü ve sevilen müzelerinden biri haline gelen Pera Müzesi kentin bu çok canlı bölgesinde kapsamlı ve çağdaş bir müze-kültür merkezi olarak hizmet vermektedir.

Pera Müzesi, Tarihi, Mimari Yapısı, Eserleri

Mimari Yapısı, İç Mekanları

1893 yılında mimar Achille Manoussos’un İstanbul’un gözde semti Tepebaşı’nda inşa ettiği yapı, Mimar M. Sinan Genim tarafından tümüyle elden geçirilerek iç mekanı modern ve tam donanımlı bir sergi alanına dönüştürmek için büyük tadilatlardan geçmiştir.
Kalıcı koleksiyonlar ilk iki katta sergileniyor; üst üç kat, her zaman aplomb ile sahnelenen ve titizlikle aydınlatılan gezici sergilere ayrılmıştır. Bodrum katındaki geniş bir oditoryum, bir film, konferans ve konser programı için kullanılmaktadır .
Müze katlarının ilkinin büyük bir bölümünde yer alan Anadolu Ağırlık ve Ölçüler Koleksiyonu sergisinde, antik çağlardan 20. yüzyılın başlarına kadar bu topraklarda kullanılan ağırlık ve ölçü birimleri ile terazilerin seçkin örnekleri yer almaktadır. ve çeşitli malzeme ve tekniklerde üretilen ölçüm cihazları. Yaklaşık 10.000 eserden oluşan ve uzun süreli sergilerle bölümler halinde sergilenen Anadolu Ağırlıklar ve Ölçüler Koleksiyonu, özellikle tarih ve arkeoloji severlere hitap eden bir koleksiyon.
Aynı katın diğer tarafında yer alan ve 18. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın başlarına kadar olan süreçte Osmanlı el sanatları ve sanat mozaiğinin önemli bir bölümünü oluşturan Kütahya Çini ve Seramik Koleksiyonu, Osmanlı el sanatları ve sanat mozaiğinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. çarpıcı güzellikteki eserleriyle kültür tarihimizde pek bilinmeyen bir yaratılış alanı ve çok renkli ve çok kültürlü yaşamına yeni bir ışık tutmayı amaçlayarak uzun soluklu tematik sergilerle ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.

Önemli Eserleri

Pera Müzesi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın “Oryantalist Resim”, “Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri” ve “Kütahya Çini ve Seramikleri” koleksiyonları ve bu koleksiyonların temsil ettiği değerler, sergiler, yayın ürünleri, sözlü etkinlikler, eğitim faaliyetleri ve bilimsel çalışmaları bünyesinde barındırmakta.
Büyük Osmanlı ressamı ve arkeolog Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi, belki de müzenin en ünlü tablosu. Ziyaretçilere aynı zamanda Osman Hamdi Bey’in kurgusal çalışma ortamını ve çok sevilen tablosu Kaplumbağa Terbiyecisi’ni sanal gerçeklik teknolojisi aracılığıyla deneyimleme fırsatı veriyor.

Pera Müzesi Nerededir, Nasıl Gidilir, Yol Tarifi, Ziyaret Saatleri, Giriş Ücreti

Şehrin göbeğinde bulunan kültür merkezi, İstanbul’un Şişhane yerleşkesindedir.

Tam adresi: Meşrutiyet Caddesi No:65 34430 Tepebaşı – Beyoğlu – İstanbul

Metro ile Yenikapı – Hacıosman (M2) hattında, Şişhane durağında inin. Şişhane çıkışını kullanın ve Meşrutiyet Caddesi üzerinde ilerleyin. Pera Müzesi 10 dakika yürüme mesafesinde.

Otobüs ile Tarlabaşı Bulvarı, İngiltere Başkonsolosluğu önündeki Tepebaşı-Beyoğlu otobüs durağında inin. Pera Müzesi 5 dakika yürüme mesafesinde.

Giriş Ücretleri

Tam: 25 TL

İndirimli: 10 TL (12 yaş üstü öğrenciler, öğretim görevlileri, 60 yaş ve üstü)

Pera Müzesi her cuma 18.00-22.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

Müze, Dini bayramların birinci günü ve her yıl 1 Ocak’ta kapalıdır.

Pera Müzesi Nerededir, Nasıl Gidilir, Yol Tarifi, Ziyaret Saatleri, Giriş Ücreti