tarafından Arthipo | 13 Ekim 2016 | Sanat Tarihi
Anadolu İlk Sanat Eserleri
Anadolu İlk Sanat Eserleri meydana çıkarılmakta ve bilim dünyasına tanıtılmaktadır. Dünyanın birçok yerlerinde insanlar mağaralarda yaşarlarken Anadolu’da sanat alanında büyük gelişmeler olmuştur. Medeniyetin doğduğu ve geliştiği bu coğrafya pek çok eski uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Yontma taş çağına kadar inen kült ve sanat eserleri bugün metrelerce toprak altından arkeologlar tarafından her gün yenileri bulunmaktadır.
Anadolu’nun tarihten önceki cağlarda büyük kültür ve sanat merkezleri Alişar, Alaca ve Troya höyükleridir.

Anadolu İlk Sanat Eserleri Frig Yazıları
Alişarhöyüğü
Yozgat’ın 45 Km. güney doğusunda Alişar höyüğünde 1927 – 1932 yılları arasında yapılan kazılarda, birbiri üzerine yerleşmiş̧ kültür tabakaları bulunmuştur.
İlk tabaka (M.Ö. 3200-2600) yılları arasına rastlamaktadır. Buradaki evler kerpiçten olup tek odalı ve düz damlıdır. Çanak çömleği siyah ve kırmızı renklidir. Ayrıca süslü̈ mühürler, insan ve hayvan figürleri, iyi islenmiş̧ kemikten ve tastan eşya bulunmuştur.
İkinci tabaka Bakır çağına ait büyük bir şehirdir. Şehrin bir iç̧, bir de dış kalesi vardır. Evleri iki, üç dalıdır. Temelleri taştan üst bölmeleri, kerpiçtendir. Ölüler evlerin döşemeleri altında, basit çukurlara, küplere veya lahitlere gömülmektedir. Süs eşyasından başka günlük işlerde kullanılan kap ve çanaklar da bakır ve tunçtandır. Küçük ve zarif hayvan figürleri dikkati çeker.
Ondan sonra, (M.Ö. 2200 – 2000) yılları arasına rastlayan Tunç̧ Çağı gelir. Yapı tekniği bakımından göze çarpan bir özellik görülmüyorsa da açık zemin üzerine işlenen koyu renkli geometrik motiflerle süs çanak çömleği önceki cağdan ayrılmaktadır.
Alacahöyük
Çorum’un Alaca ilçesine bağlı olan Alacahöyük’te önemli kazılara Türk Tarih Kurumu 1935 yılında başlamış̧ ve 1945 e kadar devam etmiş̧ ve dört medeniyet durağı bulunmuştur.
- (M.Ö. 3200-2600) Taş temeller üzerinde yükselen kerpiç yapıların oda içleri sıvalıdır. Maden ilk defa bu çağda bulunmuş̧ ve yalnız süs eşyasında kullanılmıştır.
- M.Ö. 2600- 2000) Alacahöyük’ün adını dünya sanat tarihinde ebedileştirmeğe sebep olan on dört Kralı mezarı bu tabaka lar arasında bulunmuştur. Ele geçen geyik ve boğa figürleri, putlar, taç ve kemerler, gerdan lık, tarak, bilezik, güneş̧ kursları, hançer, topuz vs. gibi parçalar Anadolu madenciliğinin en güzel örnekleridir.
- (M.Ö. 2000- 1200) Eti çağıdır. «Etiler bahsi».
- Friglerden başlayarak Osmanlı’lara kadar sürer. Höyüğün artık önemi kalmamıştır. Anadolu’daki İlk Sanat Eserleri.
Troyahöyüğü
Troya’nın Çanakkale Boğazı civarında olduğu Omiros’un eseri ile bilinmekte ise de ilmi araştırmalar ancak XIX. asır sonundaki kazılarla başlamış ve Truva’nın Hisarlık te pesinde M. 4000 yıl önce kurulduğu anlaşılmıştır. Şehir; yangın, savaş, zelzele gibi sebeplerle birçok tahriplere uğradığından yine aynı yerde yeniden kurulmuş̧ ve böylece üst üste dokuz harabe meydana gelmiştir.
Anadolu İlk Sanat Eserleri Troya:
Ö. 4000 de kurulan şehir M. Ö. 2600 e kadar devam etmiştir. Ege dünyasının tipik yapı şekli olan Megaron cinsi evin en eski örneği bu bölge de bulunmuştur.
İkinci tabaka «M. Ö. 2600 – 2300» yılları arasına rastlar. Bu şehrin de sur ve kuleleri çok sağlamdır. Kazılarda bakır, tunç ve altından pek çok süs eşyası bulunmuştur. Bu devrin sonuna doğru çark keşfedildiğinden çanak, çömlekler daha ince yapılabilmiştir.
Üçüncü, dördüncü ve beşinci tabakalar, «M. Ö. 2300 – 1900 » yılları arasındadır. Eski gelenekleri yürütürler.
Altıncı tabaka «M. Ö. 1900- 1300 ». Yapıları, Mikene devrinin en önemli eserleriyle boy ölçüşebilir.
Yedincisi, *M. Ö. 1300 -900 ». Bu tabakanın ilk zamanları Omiros’un anlattığı savaşlara sahne olmuştur.
Sekizincisi «M.Ö.900-350». Klasik devir Troya’sıdır.
Dokuzuncusu, «M. Ö. 350 – M. S. 500 ». Helenistik çağ ile Roma’ya bağlıdır.
tarafından Arthipo | 3 Ekim 2016 | Ünlü Klasik Tablolar
Leonardo Da Vinci Kayalıklar Bakiresi (Virgin of Rocks)
İtalya’nın Milano kentinde bulunan San Francesco Grande Şapeli için kurulan komisyon, Meryem İsa ve Vaftizci Yahya’yı anlatan bir resim ister. Çalışmanın büyüklüğü ve aşamaları farklı branşlarda uzmanlanmış sanatçıları gerektirdiğinden işi yapan bir ekip kurulması karalaştırılmıştır. Leonardo Da Vinci Kayalıklar Bakiresi resmini çizecektir, oymaları ve süslemeleri ise Predi kardeşler ( Evangelista ve abisi Ambrogio) üstlenmiştir. Ortak bir çalışma olan bu resmin yapımı sırasında çeşitli sorunlar ortaya çıkmıştır.
Kayalıklar Bakiresi (Virgin of Rocks) ile ilgili bilinmesi gereken başka bir konu da aynı isimde iki tablonun bulunmasıdır, bunun nedeni yapımı ilk resmin ödemelerinde ortaya çıkan sorunlar nedeniyle bir tane yarım kalmıştır. Ödeme sorunun komisyondan mı kaynaklandığı yoksa ortaklar arasında çıkan bir anlaşmazlıktan mı kaynaklandığı tam olarak bilinememektedir. Tablonun Şapel verilmeden masrafları karşılamak amacıyla başka birine satıldığı sanılmaktadır.
Kayalıklar Bakiresinin 1483 senesinde bitirilen ilk versiyonunu aşağıdaki resimde görmek mümkündür. Resim gösterişli oyma ahşap bir çerçevenin içine yerleştirilmiştir. Çerçeveyi İtalyan bir mimar tarafından özel olarak tasarlanmıştır.

Kayalıklar Bakiresi (Virgin of Rocks), ahşap üzerine yağlıboya, Louvre Museum, Paris, Fransa.
Leonardo Da Vinci Kayalıklar Bakiresi Tablosunda İlk Göze Çarpanlar
Hıristiyan dini için İsa’nın babasız olarak doğduğu inancı, din kurgusunun kilit noktasında yer alır, ancak bütün doğada yaşanan doğumlar böyle gerçekleşmez, canlı bir anne ve bir baba olur. İsa’nın Yusuf’un oğlu olduğu ortaya çıktığını varsayarsak Hıristiyanlık ciddi yaralar alabilir. Bu yüzden bu konu çok sık bir şekilde işlenmiş ve bir çok kiliseye benzer resimler çizilmiştir. Leonardo da Vinci’ninde Meryem ve İsa için çizdiği bir düzine kadar resim bulunmaktadır.
Da Vinci Meryem’e Müjde resminden yaptığı mental hatalarının bir kısmından Kayalıklar Bakiresi çalışmasında kurtulmaya çalışmıştır. Ancak hemen ilk bakışta ciddi bir çelişkiye düştüğü görülmektedir. Meryem’in fakirliğini giydiği kıyafetlerle temsil etmeye cesaret edememiş ancak bunu telaffi etmek istercesine onları ücra kayalık bir yerde resmederek durumu dengelemeye çalışmıştır. Tablonun ortasında Bakire Meryem‘in sağ dizinde Vaftizci Yahya çocuk olarak çizilmiş ve sol dizinde iki parmağını havaya kaldırmış Yahya’yı kutsayan çocuk İsa bulunmaktadır. İsa’nın arkasında ise işaret parmağı Vaftizci Yahya’yı gösteren dört büyük melekten biri olan aslen Tanrı ile insan arasında elçilik görevi verilen Cebrail durmaktadır. Yahya’nın ellerini şükran bildirir şekilde tuttuğu görülmektedir. Meryem sol eli İsa’nın başı üzerinde bir nokta mistik bir biçimde tutmaktadır.
İki ayrı kayalıklar bakiresi
Neden iki farklı Kayalıklar Bakiresi var ?
Resmin yapımı sırasında ortaya çıkan mali sorunlar yüzünden iş durmuştur. Süsleme ve oymaları yapan Predis kardeşler kendilerinin yapması gereken işi bitirmiş olmalarına rağmen Leonardo da Vinci resmi yarım bırakmıştır. Predis kardeşlerin büyüğü Ambrogio de Predis’in, Milano Dükü Ludovico Sforza’dan yardım talebinde bulunmak için bir mektup yazmıştır. Ancak o tarihlerden Leonardo da Vinci Milano’dan ayrılmış kısa bir Venedik macerasının ardından Floransa’ya dönmüştür.
1506 yılına gelindiğinde komisyon Da Vinci’nin Milano’ya dönerek yarım bıraktığı eseri tamamlarsa vaat edilen ödemenin yapılacağı kendisine bildirilir. Ancak ortada küçük bir sorun vardır, ilk yapılan eser ortalıkta yoktur. Leonarda da Vinci olasılıkla resmi aristokrat bir aileye satmıştır.

Kayalıklar Bakiresi’nin ikinci versiyonudur. 1508 yılında bitirildiği sanılmaktadır, ahşap üzerine yağlıboya, National Gallery, Londra, İngiltere.
İki Farklı Kayalıklar Bakiresi Versiyonunun Kıyaslanması
Resmin ikinci versiyonu çizen Leonardo da Vinci değildir. Resmi yapan Ambrogio di Predi’dir, ilk resimde Da Vinci’nin ortak olduğu kardeşlerden büyük olanıdır. Elbette resmin kopyasını Da Vinci’nin izniyle çizmiştir.

İki resim arasında belirgin farklılıklar bulunmaktadır. İlkinde Cebrail insan kılındayken ikincisinde kanatları vardır ve işaret parmağını indirmiştir. Yahya’nın kucağında haç eklenmiştir. İsa’nın yüzü ilk versiyona göre daha büyük çizilmiştir. İlk resmin arka planı karanlıkken ikinci resmin arka planı nispeten daha aydınlıktır. Bu farklılıkları Da Vinci’nin kendisinin mi istediği yoksa Predi’nin kendi yorumu olduğu tam olarak bilinememekle beraber, haç ve Cebrail kanatlarının Da Vinci’nin diğer eserlerinde yaptığı figürlere benzediğinden değişikliklerden haberdar olduğu izlenimi uyandırmaktadır.
Leonardo Da Vinci Kayalıklar Bakiresi Dikkat Çeken Diğer Ayrıntılar

Resmin merkezinde Meryem yer almaktadır, pozisyonu olup biten herşeye hakim olduğu izlenimi uyandırmaktadır, aynı diğer tüm karakterlere hakimdir ve onlara daha yüksek bir noktada durmaktadır. Yahya’yı belinden sararak şefkat gösterirken sol eli İsa’nın başının üstünde bir yerde durmaktadır. Fakat İsa’ya neden dokunmamaktadır? Olasıkla onun Tanrı’nın şefkatine ve korumasına sahip olduğunu, İsa’nın kaderinin yalnızca Tanrı’ya bağlı olduğu vurgulanmak istenmiştir.

İsa’nın çıplak çocuk ayrıntısı Meryem’in ona neden dokunmadığının nedenini daha açık olarak göstermektedir, kendi eli Yahya’yı desteklerken, İsa’yı dik durması için destekleyen Cebrail’dir. Aslında Cebrail’in eli Tanrı’ının elidir.

İkinci Kayalıklar Bakiresi (Virgin of Rocks, Version 2) resminde Cebrail’in pozisyonunda bir takım değişiliklar vardır, etken bir rolden izleyici bir role bürünmüş, İsa ile Yahya arasında gerçekleşen kutsamanın dışında bırakılmıştır. Olasılıkla İsa’nın şahsiyeti karşısında ikinci plana çekilmiştir. Ayrıca ikinci çizimde Cebrail kanatları vardır, havada olan eli gizlenmiştir.
Leonardo Da Vinci Kayalıklar Bakiresi’nin Bazı Eskiz Çizimleri

Bir Çocuk Başı, siyah tebeşirle kağıt üzerine, Musee du Louvre, Paris, Fransa

Bir Genç Kızın Başı, siyah tebeşir kağıt üzerine, Galleria degli Uffizi, Floransa, İtalya

Melek Başı Figürü, siyah tebeşirle kağıt üzerine Biblioteca Reale, Torino, İtalya.
tarafından Arthipo | 2 Ekim 2016 | Ünlü Klasik Tablolar
Leonardo Da Vinci Meryem’e Müjde Tablosu
Verrechio’nun yanında son zamanlarını geçiren Leonardo Da Vinci artık ustalık dönemin başlangıcındaydı. Artık fikirlerini başka bir insanın onayını almadan gerçekleştirebilirdi, Leonardo da Vinci Meryem’e Müjde tablosunu bu duygularla başlamış olmalıdır zira bu onun ilk özgün eseriydi. Leonardo da Vinci Meryem’e Müjde Tablosunu 1472 ile 1474 yılları arasında çizmiştir bir bakıma Meryem’me Müjde onun mezun olma projesidir.
Meryem’e Müjde Leonardo da Vinci’nin tek başına üstlendiği ilk kilise komisyonuydu. Resim Floransa’da çevresinde bulunan San Bartolommeo kilisesi için tasarlanmıştır. Ayırca resmin sipariş kağıdıyla beraber kullanılan boya ve diğer malzemeler günümüze kadar ulaşmıştır. 1475’ten 1867’ye kadar resim bu kilisede kalmıştır ancak 1867 yılında resim korunmak için Floransa’daki Uffizi Galerisi’ne nakledilmiştir. Leonardo da Vinci’nin Meryem’e Müjde tablosu 78 x 219 cm ebatlarında çizilmiştir. San Bartolommeo kilisinde resmin duvarda bıraktığı dikdörtgen iz hala durmakta ve korunmaktadır.

İncil’de Anlatılan Konu
Meryem’e Müjde resminin konusu, Luka 26-38 bahsi geçen Tanrı ‘nın habercisi Cebrail’in, bakire Meryem’in görüşmesini anlatır: Elizab”et’in hamileliğinin altıncı ayında Tanrı, Melek Cebrail’i Celile’de bulunan Nasıra adlı kente, Davut’un soyundan Yusuf adındaki adamla nişanlı kıza gönderdi. Kızın adı Meryem’di. 28 Onun yanına giren melek, “Selam, ey Tanrı’nın lütfuna erişen kız! Rab seninledir” dedi. 29 Söylenenlere çok şaşıran Meryem, bu selamın ne anlama gelebileceğini düşünmeye başladı. 30 Ama melek ona, “Korkma Meryem” dedi, “Sen Tanrı’nın lütfuna eriştin. 31 Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İsa koyacaksın. 32 O büyük olacak, kendisine ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ denecek. Rab Tanrı O’na, atası Davut’un tahtını verecek. 33 O da sonsuza dek Yakup’un soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.”
34 Meryem meleğe, “Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki” dedi.
35 Melek ona şöyle yanıt verdi: “Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesi’nin gücü sana gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek. 36 Bak, senin akrabalarından Elizabet de yaşlılığında bir oğula gebe kaldı. Kısır bilinen bu kadın şimdi altıncı ayındadır. 37 “
Resimde Kullanılan Figürler Hakkında
Leonardo da Vinci, Meryem’e Müjde resiminde bir takım acemilikler yapmış olduğunu en başından kabul etmek gerekir. Örneğin Meryem Floransa’lı aristokrat bir kadın olarak betimlenmiştir, giysileri dönemin modasını yanıtmaktadır. Meryem’in önünde Rokoko tarzında bir mermer sehpa zenginliğini temsil eden başka bir figürdür, Meryem’in duruşuna bakılırsa şatonun sahibi de odur. Oysa ki Meryem Nasıra’lı çok yoksul köylü bir kadındı. Cebrail de Floransa’lı bir aristokrat gibi giyindiği de eklemek gerekir. Klasik dönem eserlerinde olduğu görüldüğü gibi kutsal yüce bir konunun arka planınında oldukça önemsiz ayrıntılar görülmektedir. Uzakta bir liman ve daha gerilerde dağlar görülmektedir.
Meryem’e Müjde resmi dikkatle incelendiğinde nesnelerin perspektifin doğrusal bir oranla değişmediği görülür. Bu Leonardo da Vinci’nin bilerek yaptığı hatalarından biridir ve klasik dönem eserlerinde de sık görülen bir durumdur çünkü klasik dönem eserlerinde ayrıntılar kutsal konunun arka planında kalan sıradan ayrıntılar olarak görülürdü.
Meryem’e Müjde Resmindeki İlginç Ayrıntılar

Cebrail sol elinde, beyaz bir zambak tutmaktadır. Zambak Yunan mitolojisinde, Zeus karısı Hera’nın Herkül’ü emzirirken memesinden düşen süt damlarının toprağa düştüğü yerde biten çicek olarak betimlenirken Roma mitolojisinde ise denizin köpüklerinden doğan zambağı Venüs’ün bile kıskandığından, ayrıca zambağın vajinaya benzediğinden bahsedilir. Zambak Sümerce Lily’dir ve Lil kelimesinde türetilmiştir, Lil kelimeside nefes anlamı taşır. Zambak günasızlığı ve saflığı temsil eder, Meryem’in babasız bir çocuk doğurmasının onun suçu olmadığı vurgulanmak istenmektedir. Meryem’in önünde duran sehbada Rokoko tarzında zambak figürleri bulunmaktadır.
Leonardo’nun Meryem’e Müjde Tablosuna Hazırlık İçin Yaptığı Çizimler

Leonardo da Vinci, Meryem’e Müjde Tablosu, Kumaş Eskis Çalışması
Klasik dönem eserlerinde ressam ve heykeltraşları giysilere istedikleri biçimleri vermek için kumaşa sulu alçı sürerek dondurdukları bilinmektedir. Olasılıkla Leonardo da Vinci’de benzer tekniği kullanmış olmalıdır. Da Vinci’nin çağdaşı sayılabilecek mimar Vassari teknikten bahsetmektedir. Üsteki resimde Meryem’in giydi elbisenin eteğinin taslak resmini görebilirsiniz.
Meryem’e Müjde Konusu İle İlgisi Yapılan Diğer Tablolar

Meryem’e Müjde, Lorenzo di Credi, 1485 yılında resmi bitirmiştir. Credi, Leonardo gibi Verrocchio’nun çıraklarından biriydi. Resimde Da Vinci ile benzerlikler görülmektedir. Kuvvetle muhtemel resmi yaparken birlikte sıkça ayrıntıları tartışmış olmalıdırlar.

tarafından Arthipo | 28 Eylül 2016 | Ünlü Klasik Tablolar
Leda ve Kuğu, da Vinci’nin Kayıp Tablosu
Leda ve Kuğu Leonardo da Vinci’nin kayıp tablosu; böyle bir tablonun varlığı, 1477-1523 yılları arasında yaşamış İtalyan ressam Cesare da Sesto’nun Leda ve Kuğu tablosundan esinlenerek çizdiği reprodüksiyon sayesinde anlaşılmıştır. Cesare da Sesto bu tabloyu 1510 yıllarında çizdiği sanılmaktadır. Resim ahşap üzerine yağlıboya tekniğiyle çizilmiştir ve 95×75 cm ebatlarındaki eser halen Wilton House Koleksiyonu, Salisbury, Wiltshire, İngiltere’de bulunmaktadır.

Leda ve Kuğu’nun Hikayesi
Da Vinci’nin farklı eserlerinden biri olan Leda ve Kuğu resmi hiç kuşkusuz Rönesans’ın bütün zerafetini üzerinde toplamaktadır. Tablonun kayıp olması dünya kültür mirası için büyük bir kayıptır. Bu kaybolmanın çok eski tarihlerde gerçekleştiği bilinmektedir, belki yanmıştır, belki bir köşede unutulup çürümüştür. Cesare da Sesto’nun eğer resmin taklidini çizmemiş olsaydı da Vinci’nin böyle bir resmi olduğunu bilemezdik.
Leonardo da Vinci bazı defalar manastıra koşar ve bir figüre bir iki fırça sürdükten sonra derhal uzaklaşırmış. Bu özelliklerini göz önünde bulundurursak sanatçının resim hakkındaki o ünlü tanımlamasını daha iyi anlarız. Leonardo, resim sanatı için: Resim akıl işidir (La Pittura e cosa mentale) derdi.
Leda ve Kuğu Tablosu’nun Konusu
Leonardo da Vinci Leda ve Kuğu resmini çizerken Helen mitolojisinden etkilenmiştir. Mit bahsi geçen konu şöyledir: Tanrı Zeus (Jüpiter) kuğu şeklini alarak, bir nehir kıyısında yıkanmakta olan Sparta Kralı Tyndareos’un güzel karısı Kraliçe Leda’ya yaklaşır, Zeus onunla birlikte olmayı arzulamaktadır. Kuğu kılığındaki Zeus sağ kanadı cüretkat şekilde Leda’nın kalçaları üzerine atmış arzuyla Leda’ya bakmaktadır. Leda ise bu beklenmedik yakınlaşmadan dolayı utangaç bir bir şekilde başını yana doğru eğmiş, karırsız bir haldedir. Kuğunun boynuna asılı olan taçın sebebi tam olarak anlaşılamamaktadır: Taç bir yücelik işareti olabileceği gibi, bir onurlandırma işareti de olabilir.
Leda ve Kuğu kılığındaki Zeus’un ilişkisinden, dört çocuk dünyaya gelir. İki yumurta vardır ve iki yumurtdan iki ikiz olmak üzere dört çocuk doğar. Çocuklar kuş ile girilen bir ilişkiden doğduğu vurgulanmak için yumurtadan çıktıkları betimlenmiştir. Çocuklar, ilk ikizler ölümlü Kastor ile ölümsüz Polluks, ikinci ikizler ölümsüz Helen ile ölümlü Klytaimestra doğar. Dört bebek sazlıkların üzerinde Kuğu Zeus’la münesabeti sürmekte olan anneleri Leda’yı izlemektedirler. Klasik dönem eserlerine özgü arka planda bir orman ve daha gerilerde gökyüzüne uzanan dağlar (Toroslar) uzanmaktadır.
Leda ve Kuğu Taslaklar

Leonarda da Vinci’nin taslak defterlerinde Leda ve Kuğu ile ilgili siyah mürekkkebli kalemle çizilmiş eskiz çalışmalarına rastlanmaktadır. Çalışma sayfası Hollanda’nın bir liman kenti olan Rotterdam’da bulunan Boijmans van Beuningen Müzesinde sergilenmektedir.
Leda’nın Diz Çökmüş Taslağı
Tablo ile bilgilere kilise kayıtlarında rastlanmaktadır, Kardinal katibi olan 8. Papa Urban’ın yeğeni Cassiano dal Pozzo, Leda ve Kuğu tablosunu 1625 Fontainebleau gezisi sırasında görmüş ve notlarında; Leda’nın çıplak bir şekilde Kuğu tarafından sarılmış olduğunu ve onların yanında yumurtadan çıkmış dört bebek olduğundan bahsetmiştir.
Leonardo da Vinci asıl çalışmaya geçmeden önce bir çok eskiz çizmiştir. İlk çizimlerinde Leda diz çökmüş pozisyondadır ancak sonraki çizimlerinde Leda’yı ayakta çizmiştir. Leda’nın ayakta olan çiziminde daha zarif görünmektedir, ayrıca ayakta duruş pozisyonunda bacaklarının eğiş biçimi Leda’nın şehvetini dışa vurmuştur.

Leda ve Kuğu Eskizi, Mürekkepli kalem, Devonshire Dükü Koleksiyonu, İngiltere
Leda’nın Diğer Taslakları
Leonardo’nun Leda ve Kuğu için yaptığı taslaklar çizimler asıl eserin neye benzediği, sanatçının neler düşündüğü ile ilgili izler taşımaktadır. Aşağıda resimde yer alan ilk taslaklardan birinde Leda’yı daha masum bir şekilde tasvir etmiştir. Kuğu fikri ve baştan çıkarma sahnesini daha sonra düşünmüş olmalıdır. Da Vinci’nin belkide düşünüş biçimini ele veren eskizlerden biridir bu eskiz, en nihayetinde Leda ve Kuğu resmini günahın zarefetine dönüştürmüş, şehvet duygusunun kaynağını gözler önüne sermiştir.

Leda ve Kuğu Mürekkepli Kalem, Leonardo da Vinci Royal Library, Windsor Şatosu, İngiltere
Leda’nın Baş Çizimi Taslakları

Leda Başı Taslağı, Kırmızı Mürekkeple Kağıt Üzere, Royal Library, Windsor Şatosu, İngiltere
Leonarda da Vinci’nin Leda ve Kuğu için yaptığı taslakların sayısı bu tabloyu ne kadar önemsediğini gösterdiği gibi onun ne denli mükemmelliyetçi bir insan olduğunu da ortaya koymaktadır. Da Vinci 1505 yıllarında civarında yani günümüzden tam olarak 500 yıl önce bir düzine kadar Leda başı taslağı çizmiştir.

Leda’nın Başı Taslağı, siyah tebeşir ve kırmızı mürekkep kalem, Royal Library, Windsor Şatosu, İngiltere
Leoanardo da Vinci’nin tüm taslaklarında Leda inci uzun, zarif yüzü dikkate çekmektedir. Diğer dikkat çeken bir husus ise Leda’nın saçlarıdır, Saçlar kıvrımlanmış ve hareket halindedir. Leonardo da Vinci’nin bu saç şeklini rastgele çizmiş olduğu düşünmek doğru değildir. Leda’nın saçları bir nehir akıntısına benzemektedir, anaforlar ve dalgalanmalar içermektedir. Belki de sanatçı Leda’nın, Zeus kılığındaki Kuğu ile girdiği günahın onu ve çevresindekileri zor sancılı bir sürece sürekleyeceğini vurgulamak istemiştir.

Leda’nın Başı Çizimi, Kağıt, Mürekkep, Royal Library,Windsor Şatosu, İngiltere
Da Vinci’nin Leda’nın saçlarıyla hayli uğraştığı görülmektedir. Mesala neden saçlar örgülüdür hem de dağınıktır? Leda’nın kaderini örgüsü de böyle kaçınılmaz ve belirsiz midir? Zeus ile gireceği ilişki onun bir günahı değilde kaderi midir? Herşey bir tarafa Leda başına gelenlerden dolayı acınası bir kadın mıdır yoksa yaptığı herşeyin farkında olan arsız bir günah mıdır? Leonardo da Vinci bu noktadan sonrası cevapsız bırakmıştır? Nasıralı İsa’nın dediği gibi “İçinizde hanginiz günahsızsa ilk taşı o atsın”.

Leda Başı Taslağı, Kâğıt, Siyah kömür tebeşir ve mürekkep, Royal Library, Windsor Şatosu, İngiltere
Leonardo Da Vinci Neden Çizimlerle İlgili Kağıda Notlar Yazmaktaydı? Bir Çeşit Çizim Tekniği mi Geliştirmeyi Amaçlamıştı?
Da Vinci yaptığı resimlerde gerek insan figürleri olsun gerekse hayvan ve bitkiler olsun ya da cansız nesnelerde olsun, çizdiği figürlerle ilgili notlar almıştır. Notlarında Da Vinci’nin bilimsel bir yaklaşımı dikkat çekicidir. İnsanların, hayvanların, bitkilerin özellikleri, deneysel gözlemlere dayanarak incelediği anlaşılmaktadır.
Leda ve Kuğu tablosunda nehir kenarında yer alan bir kaç bitkinin özelliklerinin titizlikle taslaklara yazmış ve bu bitkilerin nasıl çizilmesi gerektiğine dair ipuçları vermiştir. Taslaklarında yer alan iki ayrı hasırotu ile ilgili detaylı bilgiler verilmiştir. Bitkilerin büyüme biçimleri Fibonnaci sayıları ve altın oranla açıklanmaya çalışmıştır.

İki farklı hasırotu bitkisi, Leonardo da Vinci’nin hemen yanlarına Latince yazdığı notlar görülmektedir.

Leda ve Kuğu Tablosu Çizim Hazırlıkları: Akyıldız Soğanı, Ebegümeci, Sazlıklar Royal Library, Windsor Şatosu, İngiltere
tarafından Arthipo | 28 Eylül 2016 | Güncel Sanat
İnci Eviner Kimdir?
İnci Eviner, Türkiye’nin önde gelen kadın ressamlarından biridir. 1956 yılında Ankara’da doğan sanatçı, bugüne dünyanın önde gelen kentlerinde resim sergisi açmıştır.
İnci Eviner, resim yapmaya çocukluk yıllarında başlamıştır; yağlı boya kopyalar çıkarır, çeşit desen denemeleri yapardı, lise yıllarında ise fotoğraf ve karikatürle uğraştığı bilinmektedir. Resim merakı onu İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim bölümüne sürüklemiş, 1980 yılında, ülkenin en karmaşık yıllarında bu bölümden mezun olmuştur.
İlk kişisel sergisini İstanbul’da açan Eviner, İstanbul Modern- İnci Eviner Retrospektifi, İtalya-Venedik, Çin – Şanghay, Tayvan, Yunanistan – Selanik, ve Güney Kore – Busan’da yapılan büyük sanat etkinlerinde yer almıştır. Eserleri; Massachusetts Museum of Contemporary Art, İstanbul Modern, Philadelphia Museum of Art, Thyssen-Bornemisza Art Contemporary, ve Palais des Beaux-Arts galerilerinde sergilendi.

İnci Eviner Resimleri
İnci Eviner’in Tekniği ve Sanatsal Duruşu
Soyut Dışavurumcu yakın bir tarzı olan İnci Eviner’in tekniğinin odak noktasında çizgisel desenler yer alır. Desenlerinde sistemsel kaygıyı, bazen çarpık bir sevinci, bazen de mekanik bir yalnızlığı ifade etmektedir. Ancak Eviner, çalışmalarında kadın kimliğini vurgulamaktan sakınmaz, tablolarının birinde dalda duran iki primatın başına eşarp takmıştır, geleneksel zorlamaya karşı biyolojik var oluştan güç bularak ciddi eleştiriler yöneltmektedir. “Hepimiz aynı yöne doğru sallanıyorduk. Kimse tersini yapmayı düşünmez. Ama ben yolumu kaybettim. Önümde ne sabah ne de akşam vardı. Olduğum yerde kalmak ve oraya uzanmak istedim. İçimdeki boşluğa bir salıncak kurup, kendimi oyaladım. Gelen geçen hiç fark etmedi. Çünkü hiç değişmedim” der sanatçı. Kanımca, biyolojik var oluşunun dan dolayı kimseye borçlu olmadığını yaşamak istediği hayatının akış yönünü yalnızca kendisinin belirleyebileceğini, bütün kültürel maskeleri reddettiğini anlatmak istemektedir. Belki de onu düşüncelere iten ister muhafazakar ister cumhuriyetçi kesimde olsun Türkiye’de baskılanan kadın kimliğidir (baskı görünmez çünkü baskı var olanın kendisidir).

İnci Eviner Resimlerinden Örnekler
Sanatçıların çalışmalarında çok yönlülük dikkat çeker, desen, bazen bir fotoğraf ya da çizgi-dijital karma anlatımlar kullanmaktadır, bu yönüyle disiplinler arası bir bu noktada durduğu söylenebilir.
İnci Eviner bir alıntısında şöyle söyler: “Oluşturduğum formların içi boş. Bu iletim için bir araç, içimizdeki binlerce damar ve yeryüzündeki binlerce iletişim ağı gibi. Desen çiziyorum ve o kadar uzun zamandır çiziyorum ki, gövdemin uzantısı ve bütün yapıtlarımın ana rahmi. Keşke arzuları bu kadar basitleştirebilsek. İhtiyacımız olan bir kurşun kalem ve bir parça kağıt.”
İnci Eviner’in Önemli Eserleri
Parlamento
İnci Eviner’in öne çıkan karma eserlerinden bir “Parlamento” Birleşmiş Avrupa Kültürü’ne karşı ciddi bir eleştiridir. Eserde; Avrupa için birleşmenin, insan haklarının, evrensel kültürün merkezi sayılan Strasburg’daki Avrupa Parlamento’su binası işlenmiştir.

Avrupa Birliği Parlamentosu, Strasburg, Babil Kulesi, Strasburg Parliament Building, Bayblon Tower
Sanatçı “Parlamento” çalışmasında temel olarak Avrupa Kültürü’nün subliminal iki yüzlüğünü ele almaktadır ve bu ikiyüzlülüğü ortaya çıkan olgunun Türkiye’nin üyelik süreci olduğunu iddia etmektedir. Seçilen simgesel animasyonlarda iki sınıf insan olduğu dikkat çeker, birinci sınıf kuralcı ve diğerinin var oluşunu umursamayan üstün tür, diğeri ise kendini anlatmaya çalışan ancak ikinci sınıf olmaktan kurtulamayan ikinci türdür. Elbette Eviner’in eleştirisinde haklılık payı vardır; Türkiye’nin üyelik sürecinin bitme süresine gelmesine ve bir de patlayan mülteci krizi Avrupa’yı belirsiz bir mecraya doğru sürüklemektedir. Irkçılığın hızlı yükselişi, şiddet olaylarındaki artış, ister istemez Avrupa Birliği’nin geleceğini belirsizleştirmektedir, 1940 yıllarda içinden geçilen korku tünelin bu kez Müslümanlar, Afrika Kökenliler ve diğer mültecilere yönelmesi düşünmek bile ürkütücü geliyor. Üstelik bu noktadan çok uzak olduğunu varsayamayız, toplumsal kırılmalar bir anda gerçekleşir ve önüne geçilemez bir hal alabilir. Bu tür bir kırılmayı terör saldırılarıyla beraber küresel bir ekonomik bir krizin tetiklemesi ütopik bir düşünce sayılmaz. İnci Eviner’in benzetmesiyle Babil Kulesi (ikinci kule diyorum) ayakta kalacak mı yoksa kibirleri onların da sonu mu olacak?
Harem
İnci Eviner’in Antoine Ignace Melling’in çizdiği Harem isimli gravürünün yeniden yorumlamasıdır. Melling’in resmi, kuralcı hapis anlatısına karşı çıkan Eviner’in Harem’i oldukça hareketli bir yerdir, bazen çılgıncasına duyguların dışa vurduğu bir mekana dönüştürülmüştür. İnci Eviner’in karma teknik kullanarak dijital animasyona dönüştürdüğü Harem ilk bakışta bir akıl hastanesini andırmaktadır, aynı tür kıyafetler ve figürlerin hareketleri algıyı bu yöne itmektedir.

Harem
Ancak aslında bunun eleştiri olduğunu anlamak zor değil. Eviner’in, harem gibi bir ortamda “kadın nedir” sorusana bir cevap aradığı anlaşılmaktadır.
Ulusal Zindelik

Ulusal Zindelik
Enstalasyon

İnci Eviner Enstalasyon