Leda ve Kuğu, da Vinci’nin Kayıp Tablosu
Leda ve Kuğu Leonardo da Vinci’nin kayıp tablosu; böyle bir tablonun varlığı, 1477-1523 yılları arasında yaşamış İtalyan ressam Cesare da Sesto’nun Leda ve Kuğu tablosundan esinlenerek çizdiği reprodüksiyon sayesinde anlaşılmıştır. Cesare da Sesto bu tabloyu 1510 yıllarında çizdiği sanılmaktadır. Resim ahşap üzerine yağlıboya tekniğiyle çizilmiştir ve 95×75 cm ebatlarındaki eser halen Wilton House Koleksiyonu, Salisbury, Wiltshire, İngiltere’de bulunmaktadır.
Leda ve Kuğu’nun Hikayesi
Da Vinci’nin farklı eserlerinden biri olan Leda ve Kuğu resmi hiç kuşkusuz Rönesans’ın bütün zerafetini üzerinde toplamaktadır. Tablonun kayıp olması dünya kültür mirası için büyük bir kayıptır. Bu kaybolmanın çok eski tarihlerde gerçekleştiği bilinmektedir, belki yanmıştır, belki bir köşede unutulup çürümüştür. Cesare da Sesto’nun eğer resmin taklidini çizmemiş olsaydı da Vinci’nin böyle bir resmi olduğunu bilemezdik.
Leonardo da Vinci bazı defalar manastıra koşar ve bir figüre bir iki fırça sürdükten sonra derhal uzaklaşırmış. Bu özelliklerini göz önünde bulundurursak sanatçının resim hakkındaki o ünlü tanımlamasını daha iyi anlarız. Leonardo, resim sanatı için: Resim akıl işidir (La Pittura e cosa mentale) derdi.
Leda ve Kuğu Tablosu’nun Konusu
Leonardo da Vinci Leda ve Kuğu resmini çizerken Helen mitolojisinden etkilenmiştir. Mit bahsi geçen konu şöyledir: Tanrı Zeus (Jüpiter) kuğu şeklini alarak, bir nehir kıyısında yıkanmakta olan Sparta Kralı Tyndareos’un güzel karısı Kraliçe Leda’ya yaklaşır, Zeus onunla birlikte olmayı arzulamaktadır. Kuğu kılığındaki Zeus sağ kanadı cüretkat şekilde Leda’nın kalçaları üzerine atmış arzuyla Leda’ya bakmaktadır. Leda ise bu beklenmedik yakınlaşmadan dolayı utangaç bir bir şekilde başını yana doğru eğmiş, karırsız bir haldedir. Kuğunun boynuna asılı olan taçın sebebi tam olarak anlaşılamamaktadır: Taç bir yücelik işareti olabileceği gibi, bir onurlandırma işareti de olabilir.
Leda ve Kuğu kılığındaki Zeus’un ilişkisinden, dört çocuk dünyaya gelir. İki yumurta vardır ve iki yumurtdan iki ikiz olmak üzere dört çocuk doğar. Çocuklar kuş ile girilen bir ilişkiden doğduğu vurgulanmak için yumurtadan çıktıkları betimlenmiştir. Çocuklar, ilk ikizler ölümlü Kastor ile ölümsüz Polluks, ikinci ikizler ölümsüz Helen ile ölümlü Klytaimestra doğar. Dört bebek sazlıkların üzerinde Kuğu Zeus’la münesabeti sürmekte olan anneleri Leda’yı izlemektedirler. Klasik dönem eserlerine özgü arka planda bir orman ve daha gerilerde gökyüzüne uzanan dağlar (Toroslar) uzanmaktadır.
Leda ve Kuğu Taslaklar

Leonarda da Vinci’nin taslak defterlerinde Leda ve Kuğu ile ilgili siyah mürekkkebli kalemle çizilmiş eskiz çalışmalarına rastlanmaktadır. Çalışma sayfası Hollanda’nın bir liman kenti olan Rotterdam’da bulunan Boijmans van Beuningen Müzesinde sergilenmektedir.
Leda’nın Diz Çökmüş Taslağı
Tablo ile bilgilere kilise kayıtlarında rastlanmaktadır, Kardinal katibi olan 8. Papa Urban’ın yeğeni Cassiano dal Pozzo, Leda ve Kuğu tablosunu 1625 Fontainebleau gezisi sırasında görmüş ve notlarında; Leda’nın çıplak bir şekilde Kuğu tarafından sarılmış olduğunu ve onların yanında yumurtadan çıkmış dört bebek olduğundan bahsetmiştir.
Leonardo da Vinci asıl çalışmaya geçmeden önce bir çok eskiz çizmiştir. İlk çizimlerinde Leda diz çökmüş pozisyondadır ancak sonraki çizimlerinde Leda’yı ayakta çizmiştir. Leda’nın ayakta olan çiziminde daha zarif görünmektedir, ayrıca ayakta duruş pozisyonunda bacaklarının eğiş biçimi Leda’nın şehvetini dışa vurmuştur.
Leda’nın Diğer Taslakları
Leonardo’nun Leda ve Kuğu için yaptığı taslaklar çizimler asıl eserin neye benzediği, sanatçının neler düşündüğü ile ilgili izler taşımaktadır. Aşağıda resimde yer alan ilk taslaklardan birinde Leda’yı daha masum bir şekilde tasvir etmiştir. Kuğu fikri ve baştan çıkarma sahnesini daha sonra düşünmüş olmalıdır. Da Vinci’nin belkide düşünüş biçimini ele veren eskizlerden biridir bu eskiz, en nihayetinde Leda ve Kuğu resmini günahın zarefetine dönüştürmüş, şehvet duygusunun kaynağını gözler önüne sermiştir.
Leda’nın Baş Çizimi Taslakları
Leonarda da Vinci’nin Leda ve Kuğu için yaptığı taslakların sayısı bu tabloyu ne kadar önemsediğini gösterdiği gibi onun ne denli mükemmelliyetçi bir insan olduğunu da ortaya koymaktadır. Da Vinci 1505 yıllarında civarında yani günümüzden tam olarak 500 yıl önce bir düzine kadar Leda başı taslağı çizmiştir.

Leda’nın Başı Taslağı, siyah tebeşir ve kırmızı mürekkep kalem, Royal Library, Windsor Şatosu, İngiltere
Leoanardo da Vinci’nin tüm taslaklarında Leda inci uzun, zarif yüzü dikkate çekmektedir. Diğer dikkat çeken bir husus ise Leda’nın saçlarıdır, Saçlar kıvrımlanmış ve hareket halindedir. Leonardo da Vinci’nin bu saç şeklini rastgele çizmiş olduğu düşünmek doğru değildir. Leda’nın saçları bir nehir akıntısına benzemektedir, anaforlar ve dalgalanmalar içermektedir. Belki de sanatçı Leda’nın, Zeus kılığındaki Kuğu ile girdiği günahın onu ve çevresindekileri zor sancılı bir sürece sürekleyeceğini vurgulamak istemiştir.
Da Vinci’nin Leda’nın saçlarıyla hayli uğraştığı görülmektedir. Mesala neden saçlar örgülüdür hem de dağınıktır? Leda’nın kaderini örgüsü de böyle kaçınılmaz ve belirsiz midir? Zeus ile gireceği ilişki onun bir günahı değilde kaderi midir? Herşey bir tarafa Leda başına gelenlerden dolayı acınası bir kadın mıdır yoksa yaptığı herşeyin farkında olan arsız bir günah mıdır? Leonardo da Vinci bu noktadan sonrası cevapsız bırakmıştır? Nasıralı İsa’nın dediği gibi “İçinizde hanginiz günahsızsa ilk taşı o atsın”.

Leda Başı Taslağı, Kâğıt, Siyah kömür tebeşir ve mürekkep, Royal Library, Windsor Şatosu, İngiltere
Leonardo Da Vinci Neden Çizimlerle İlgili Kağıda Notlar Yazmaktaydı? Bir Çeşit Çizim Tekniği mi Geliştirmeyi Amaçlamıştı?
Da Vinci yaptığı resimlerde gerek insan figürleri olsun gerekse hayvan ve bitkiler olsun ya da cansız nesnelerde olsun, çizdiği figürlerle ilgili notlar almıştır. Notlarında Da Vinci’nin bilimsel bir yaklaşımı dikkat çekicidir. İnsanların, hayvanların, bitkilerin özellikleri, deneysel gözlemlere dayanarak incelediği anlaşılmaktadır.
Leda ve Kuğu tablosunda nehir kenarında yer alan bir kaç bitkinin özelliklerinin titizlikle taslaklara yazmış ve bu bitkilerin nasıl çizilmesi gerektiğine dair ipuçları vermiştir. Taslaklarında yer alan iki ayrı hasırotu ile ilgili detaylı bilgiler verilmiştir. Bitkilerin büyüme biçimleri Fibonnaci sayıları ve altın oranla açıklanmaya çalışmıştır.
İki farklı hasırotu bitkisi, Leonardo da Vinci’nin hemen yanlarına Latince yazdığı notlar görülmektedir.






