Leonardo da Vinci Eserleri, Kilise Komisyonları
Leonardo da Vinci Eserleri
Leonardo da Vinci eserleri, resimleri yüzyıllar geçmesine rağmen etkisinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Birçok eserinden bazıları ön olana çıkmaktadır. Leonarda da Vinci eserleri arasından dikkat çekici olanların bazıları yazımızda yer almaktadır.
Başyapıtlarının yanı başında, aşağı cinsten eserler vermiş olan büyük sanatçılar vardır. Leonardo’da böyle bir şey gösterilemez. Yorgunluk veya para kazanmak hırsı yüzünden aşağı bir eserin onun atölyesinden çıktığı görülmemiştir. Eserlerinin bazıları kaybolmuş; kendisinin sanılan bazı eserlerin sonradan başkalarının olduğu anlaşılmıştır.
Leonardo’nun kendi elinden tamamlanmış olarak çıkan ve zamanımıza kadar gelen sayılı şaheserleri şunlardır:
Mağaradaki Meryem, Son Akşam Yemeği, Gioconda, Meryem – Çocuk İsa – Anne, Vaftizci Yohanna.
İşte Leonardo’nun başta İtalya, Fransa, İngiltere olmak üzere, birçok memleketin müzelerine dağılmış bulunan çok sayıda desenlerine ve kartonlarına karşılık, yapmış olduğu tablolar bunlardan ibarettir.
Bugün Paris’te Louvre müzesinde bulunan Gioconda’yı tanımayan yok gibidir. Aşağı yukarı herkes, onun çok geniş bir edebiyata yol açan ün almış muammalı tebessümünü, 1911 de Vincenzo Peruggia adında bir İtalyan vatanseveri tarafından Louvre müzesinden çalmışını ve nihayet iki yıl sonra, Floransa’da bulunup Fransa’ya tekrar geri verilişini bilir.
Üç Müneccimin Tapınması Tablou
Floransada bir kilise komisyonu için verilen duvar resmidir. İsa’nın doğumunu simgeleyen tabloda, Meryem’in kucağında oturan Mesih’in gelişini öncden müjdeleyen üç müccemin henüz bir bebek olan İsa’ya duydukları hayranlığı ve biatını temsil etmektedir.
Müjde Tablosu
Leonardo da Vinci’nin ustası Andrea del Verrocchio birlikte yaptığı eser Floransa’da bir kilise komsiyonudur. Dört büyük melekten biri olan Cebrail Mesih’İn gelişini müjdeliyor.
Baküs Tablosu
Baküs (Bacchus) elinde asası ile bir taşın üstünde oturmakta olan Vaftizci Yahya’yı tasvir etmektedir. Vaftizci Yahya İsa’nın doğumunu müjdelediği için kafası kesilerek öldürülmüştür. Sağ elinin işaret parmağı yukarıda bir şeyi işaret etmektedir. Leonardo da Vinci bu sembolle İsa’nın doğumunu işaret olması yüksek bir ihtimaldir.
Ginevra de Benci Tablosu
Ginevra de Benci 15. yüzyılda Floransa’da yaşamış aristokrat bir aile mensup tanınmış bir kadındı. Yağlı boya portre şu an USA Ulusal Sanat Galerisi’ndedir, galeri Washigton’dadır. Portrede en dikkat çekici yönünü kadının saçları ile arka planda resmedilen doğanın bir bütünlük halinde verilmiş olmasıdır. Arkadaki ağacın yaprakları eğrelti otuna benzetilmiştir, da Vinci bu noktada matematik hesabı mı yaptı sorusu akıllara gelmektedir çünkü söz konusu biçim non-lineer denklem içerir ve Kaos Teorisi ile açıklanabilir.
Bir Kadın Başı Tablosu>
Bir Kadın Başı portresi 1500 yılı civarında çizilmiştir. Leonarda da Vinci’nin iyi bilinen eserlerinden biridir. Portrede başını sağ omuzuna doğru eğen kıvırcık saçlı otuz yaşlarında masum bir kadın başı çizilmiştir. Eser, Galleria Nazionale di Parma, İtalya’da muhafaza edilmektedir.
La belle Ferronnière Tablosu
Leonardo da Vinci’ye tarafından çizilen portre kadının bir hırdavatçının kızı olduğu öne sürülmektedir ancak bu konuda bilgilerde netlik olmadığından dolayı Bilinmeyen Kadının Portresi olarak ta bilinen eser Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir.
Gelincikli Kadın Tablosu (Lady With An Ermine)
Portre Miano Dükü Ludovico Sforza’nın metresi olan Cecilia Gallerani’ye aittir. Leonardo da Vinci bu portreyi 1490 yılında tamamlamıştır. Da Vinci’nin Sforza’nın emrinde tamamladığı dört potreden biridir. Portrede dikkat çeken en önemli unsur mükemmel bir altın oran tasarımıdır, hem gelinciğin hem de kadının hatları altın orana göre tasarlanmıştır. Hem kadın hem de gelincik ileride bir yere bakarak poz vermiş gibidir, kadın hayvanı ile mükemmel bir uyum yakalamıştır.
Madonna Litta Tablosu
Madonna Litta tablosu Saint Petersburg Hermitage Müzesi’de sergilenmektedir. 15. yüzyıl olarak tarihlendirilen tablo, Mesih’i emziren Meryem tasvir edilmektedir. Karanlık bir iç mekanın pencerelerinden mavi bir gökyüzü görünmektedir. Meryem’İn pançosunun rengi mavi gökyüzüyle bir bütünlük arz etmektedir. Leonardo da Vinci bu tabloyu Giovanni Antonio Boltraffio ile birlikte yapmıştır.
Laroque Madonna Tablosu
Leonardo da Vinci’nin 1502-1503 yıllarında çizdiği Laroque Madonna tablosunda Vaftizci Yahya’nın annesini konu olarak ele almıştır. Kadının kucağında ikiz olduğu anlaşılan iki çocuk vardır, çocuklardan biri annesini emerken diğeri ise süt istemektedir.
Karanfilli Madonna Tablosu
Karanfil Madonna tablosunu Leonardo da Vinci 1480’lere doğru çizdi. Bir elinde bebeğini diğer elinde karanfil tutan bir kadın konu alınmıştır. Klasizm etkileri görülen resim 1889 yılından bu yana Almanya, Münih Alte Pinakothek Galerisi’nde sergilenmektedir. Da Vinci’nin hemen hemen bütün resimlerinde kadınların alınları geniş çizilmiştir, bunu bilerek mi yaptığı yoksa altın orandan mı kaynakladığı anlaşılamanaktadır. Yine karanlık bir oda ve pencerelerden aydınlık bir gökyüzü görünmektedir.

Yarnwinder Madonna
Klasik dönem önemli eserlerden biri olan Yarnwinder Madonna Da Vinci’nin temayı kendisinin belirlediği bir resimdir. Kadının kucağında çocuk bir demir haca dayanmış yukarıya doğru bakmaktadır. Kadının bütün dikkati ise çocuğun üzerindedir. Leonardo kadının sade bir anne olduğunu vurgularken ondan doğma çocuğun ise derin bir bütünlüğün parçası gibi tasvir etmiştir. Meryem tasviri sayılabilecek tabloda odak noktası çocuğun haca dayandığı kısımdır. Da Vinci bunu ironi olarak çizmiş olmalıdır zira hacı taşıyan İsa’ydı, hac bir işkence aleti iken resimde çocuğun destek aldığı ve onu taşıyan bir objeye dönüştürülmüştür. Da Vinci 1499’da başladığı tablo Fransa Kralı Louis XII zamanında bir yazıcı tarafından kayıt altına alınmıştır.
Bir Müzisyenin Portresi
Resim uzmanları ve tarihçiler tarafından Leonardo da Vinci’ye atfedilen resimlerden biriir. 1490 yılına tarihlendirilen portrenin Milano Katedrali orkestra şefi Franchino Gaffurio ait olduğu sanılmaktadır.
Kırmızı Tebeşirle Leonardo da Vinci Otoportresi
Kırmızı Tebeşirle Bir Adamın Portresi Da Vinci’nin otoportresidir. Sanatçı çizimi 60 yaş dolaylarında çizmiştir. Uzun saçları ve derin bakan gözleri ile Da Vinci zamana bir iz bıraktığının pekala farkında gibi görünüyor.
Wilderness Aziz Jerome Tablosu
Wilderness Aziz Jerome 5. yüzyılda İbranice metinlerden ilk Latince incili hazırlayan kişidir. Da Vinci bu tabloda Aziz Jerome’yi bir aslanın önünde tasvir etmiştir. Aslan’ın gücüyle Aziz Jerome’nin kendine güvenini kıyaslamamış gibi görünmektedir. Leonardo da Vinci’nin pazu ve köprücük kemiklerine ilgisi bu tabloda da açıkça görünmektedir.
John the Baptist Tablosu
John the Baptist Leonardo da Vinci’nin ceviz ahşap üzerine çizdiği yağlı boya bir tablodur. Paris’te Musée du Louvre’da sergilenen eserin boyutları 69×57 cm’dir. Eser Rönesans yüksek dönemini temsil eder. Leonardo da Vinci’nin ikinci Vaftizci Yahya tablosudur. İlk eseride olduğu gibi burada da Vaftizci Yahya elinde aynı demir hacı tutmaktadır ve işaret parmağı önemli bir şeyi müjdeler gibi gökyüzünü işaret etmektedir.
Benois Madonna
Meryem ve İsa’nın bir başka yorumlaması olarak karşımıza çıkan Benois Madonna’sında Leonardo da Vinci’nin benzer diğer resimlerinden farklı olarak Meryem ve İsa’nın başı üstünde birer hale bulunmaktadır ve İsa’nın parmakları ucunda bir karanfil vardır. Daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz.
Leonardo da Vinci Önemli Resimleri, Eserleri, Çalışmaları
Ahlak Felsefesi ve Sanat
Ahlak Felsefesi ve sanat
Ahlak felsefesi ve sanat nedir ? Felsefenin “uygulamalı” olduğunu iddia eden bir alanı vardır ki o da ahlak felsefesidir. Bu felsefe dalı, yaşamın en hissi ve en tartışmak konularının bir bölümüne temas eder. Fakat filozoflar nasıl yaşamamız gerektiğini keşfetmekle meşgulken, ahlak felsefesini anlatan en doğru tanım şöyledir: Doğru ve yanlış ile iyi ve kötü hakkında eleştirel ve yansıtıcı düşünme girişimi.
Ahlakın Felsefesi Konu Anlatımı
“Ahlaki gerçekçilik” iyi ve kötünün durumsal ve kişisel özellikler olduğunu, doğru ve yanlışın da davranış özellikleri olduğunu iddia eder. Kişilerin uzun boylu olması ve hızlı koşabilmesi gibi, iyi ya da kötü ahlaklı olması da mümkündür. Eylemler on dakika içinde veya hırsa kapılarak yapılabileceği gibi, doğru veya yanlış da olabilirler. Bu ahlaki özellikler dünyaya ait gerçeklerdir. “Cinayet işlemek yanlıştır” gibi cümleler, doğru ya da yanlış olabilen inançların ifadeleridir. Bu tür ifadelerin doğru ya da yanlış olması, dünyanın gidişatına yani bir davranışın, kişinin ya da durumun esas itibarıyla hangi özelliklere sahip olduğuna göre değişir. Ahlaki gerçekçilik, çoğu kişi için etikle ilgili “sağduyu” durumudur. Çoğu kişi, şeylerin gerçekten de doğru veya yanlış olduğuna inanır; öyle olmalarının nedeni onları nasıl gördüğümüz değildir. Ahlakla ilgili deneyimlerimiz de ahlaki gerçekçiliği öngörür. Birincisi, hata yapabileceğimizi düşünürüz. Çocuklar sık sık hata yaparlar, onlara neyin doğru neyin yanlış olduğu öğretilmelidir.
Yanlış gerçeği olmasaydı, hata yapmak da mümkün olmayacaktı. İkinci olarak, ahlak “dışımızdan” gelen bir istek gibidir. İsteklerimizden bağımsız, standart bir davranış karşısında kendimizi sorumlu hissederiz. Ahlak, hakkında düşündüğümüze göre belirlenmez, çoğu kişi ahlaki gelişmeye inanır. Ama ahlak hakkında birtakım görüşler diğerlerinden daha iyi olmadığı sürece, bu nasıl mümkün olabilir? Peki ya ahlakla ilgili gerçekler yoksa o zaman nasıl mümkün olabilir? Ahlak felsefesi ve sanat
Van Gogh Merhametli İnsan tablosu

Van Gogh merhametli insan adlı tablosunda iyi ahlaklı olmaya örnek verir. Peki ama bu tür davranışları iyi yapan nedir; “iyilik” duygusal tepkilerimizin yansımasından öte bir şey midir?
Ahlak Felsefesi Düşünce Biçimleri
Ahlakla ilgili üç farklı düşünce biçimi vardır. Birincisi, belirli bir davranış ya da davranış biçiminin doğru ya da yanlış olup olmadığını düşünürüz. Kürtaj ya da ötenazi doğru mudur, yanlış mıdır? Yalan hangi durumda hoş görülebilir ya da görülebilir mi? Bu şekilde düşünmeye uygulamalı etik denir ve ahlak temelli bir davranışın lehinde veya aleyhinde savunma yapan biri, bu tür bir düşünce içindedir.Bu tür sorulara nasıl yanıt bulabiliriz? Doğru ve yanlış, iyi ve kötü hakkında düşünmenin bir diğer yolu olan normatif etik, neyin doğru neyin iyi olduğuna dair uygulamada kullanabileceğimiz genel kuramlar geliştirir. Bunları kendi davranışlarımıza bakarak, sonuçlarını inceleyerek ya da onun gibi olduğumuz veya olabileceğimiz kişilere bakarak anlamaya çalışabiliriz.
Ahlak Felsefesi ve Meta-etik
Ahlaka dair eleştirel ve yansıtıcı düşünmenin üçüncü şekliyse meta- etiktir (“meta” Yunanca bir sözcüktür ve “üzeri”, “ötesi” veya “sonrası” anlamına gelir.) Meta-etik doğru ve yanlış, iyi ve kötü gibi etiğin üzerinde durduğu kavramların incelenmesidir. Örneğin, ötenazi yanlıştır ifadesi, elinizde bir kitap tutuyorsunuz cümlesinin doğru (ya da yanlış) olduğunu söylemekle aynı şey midir? Yoksa “Ötenaziye yeltenmeyin,” diye emir mi vermiş oluyorum? Ya da başkalarıyla paylaştığım bir duyguyu, ama yine de salt bir duyguyu mu ifade ediyorum? Şüphesiz, ahlakı ele alış biçimleri arasında bağlantılar vardır ve bu bağlantıların neler olduğu sürüp giden felsefi tartışmaların konusudur. Örneğin, ahlaki yargılar doğru ya da yanlış olabilen ifadelerden ziyade tamamen duyguların ifadesiyse, uygulamalı etiğin bir anlamı yok mudur? Ahlak felsefesi içeriği olarak Ahlakın temelinin insan doğası olduğu düşüncesi hem normatifetikte hem de meta-etikte kullanılmıştır. Ahlak sadece uygulamadaki durumlarla değil, insan doğası bakkaldaki düşüncelerle ve “ahlak değerlerinin” dünyayı bilimsel olarak kavrayışımızla nasıl örtüştüğüyle de ilişkilidir.
Felsefe Sanat İlişkisi ve Ruben
Felsefe Sanat ilişkisi ve Ruben
Bu yazımızın konusu Felsefe sanat ilişkisi ve Ruben .
Ortaçağın sonuna yaklaşılırken, Avrupa’da bir tür entelektüel ve sanatsal uyanış ruhu gelişiyordu. Bu yenilik ve keşif sürecinde, Ortodoksların evrenin ve toplumun nasıl düzenlendiğine dair ortaçağa özgü görüşlerine meydan okuyan düşünürlerden yeni bir nesil oluştu.
Hümanizm ve Bilimin Dirilişi
Rönesans, sanatta yeni bir hümanizmin, bilimde de yeniden hayat bulan keşif ruhunun ortaya çıkışını temsil etmektedir. Bu süreç,İtalya’da 19. yüzyılın ortalarında başladı ve hızla Batı’nın geri kalanına yayıldı. Bu büyüme ve yenilenme dönemi, şehirlerin hızla genişlemesinin getirdiği toplumsal ve ekonomik değişimin radikal zemini karşısında yer aldı. Şehirler büyüdükçe, artan talebe cevaben tanm ekonomisi gelişti ve yeni teknolojiler üretkenliğin artmasına yardımcı oldu. Bu gelişme, kamusal alanları özel mülkiyete dönüştürmenin yollarını arayan kuşatma hareketiyle birlikte, köylülerle sertlerin kendi topraklarından şehirlere sürülmesiyle sonuçlandı. Feodal sistem, varlıklı bir tüccar sınıfının oluşmaya başlamasıyla gerileyip kapitalizme yer açmıştı.
Eski Latince ve Yunanca metinlere de artık daha kolay ulaşılabiliyordu. Dönemin düşünürlerinin birçoğu, uzun süredir entelektüel yaşamda egemen olan Aristocu ve Platon u geleneğe alternatif bir miras keşfetmekteydiler. Lukretius ve Cicero’nun Latin dilindeki seçkin mısralarıyla, Stoacılığın ve Epikürcülüğün pagan felsefesi yeniden hayat buluyordu.
felsefe sanat ilişkisi
Ruben, Dört Filozof Tablosu

Yeni hümanizmde entelektüel tartışmalar, Kilise’ye ve günlük yaşama da sıçradı Ruben‘in Dört Filozof adlı eserinde entelektüel ve sanatsal uğraşın nasıl bir araya geldiği anlatılıyor.
Yeni Bilim Anlayışı
Rönesans düşünürleri simya ve büyüyle, ayrıca bilimle de uğraştılar. Dönemin bilim adamlarının dünyayla ilgili kabul edilmiş teorileri – Kilise’nin ciddi bir yatırım yaptığı teorileri – sorgulamaya hazırlanmış olması, Skolastik çağın sonunu hızlandırdı. felsefe sanat ilişkisi.
İngiliz saray Francis Bacon mensuplarından (1561-1626), bilimsel çabaya tümevarım kuramı olarak bilinen yeni bir yaklaşım getirdi. Bilim adamlarına, dünyayla ilgili gözlem yapmalarını ve bu gözlemleri genel anlamda üretecekleri kuramlara temel oluşturmak amacıyla kullanmalarını’ önerdi. Bu yaklaşım, ortaçağ düşünürlerinin dünyanın nasıl döndüğüyle ilgili geleneksel modellerin otoritesine boyun eğme eğilimleriyle tam bir tezat teşkil ediyordu.
Bu yeni yaklaşım tarzı en açık ifadesini 17. yüzyıla girerken, Galileo’nun buluşlarını takip eden kozmolojik devrimde buldu. Aristo fiziği ve Yeni Platoncu kozmoloji tarafından desteklenen geleneksel kâinat resminde dünya, çevresindeki sabit yörüngelerde bulunan tüm gök cisimleriyle birlikte merkeze yerleşmişti.
Skolastik filozoflar bu kozmoloji biliminin yerini sağlamlaştırmış, insanoğlunun yerini, Yaratılış ve Tanrıya dair metafizik görüşlerle de sarmalamışlardı. Ancak Galileo, kendi üretimi olan teleskopla gözlemler yaparak, güneşin yüzeyinde yer değiştiren lekelerin bulunduğunu ve dünyanın güneş etrafında döndüğünü ileri sürdü.
Leonardo da Vinci’nin Bilimsel Çalışmaları
Leonardo da Vinci’nin Bilimsel Çalışmaları
Leonardo da Vinci’nin bilimsel çalışmaları en az sanatsal çalışmaları kadar etkili ve önemlidir.
Leonardo da Vinci görmenin önemli olduğuna inanırdı, bu fikri onu bilinen her şeyin içini açıp bakmak, araştırmak sonucunu doğurması kaçınılmazdı. Hayvan vücutlarını inceledi, sonra mezarlardan yeni ölen insanların vücutlarını gizlice kaçırıp kadavra olarak kullandı. Ortaçağ dünyasında yaptıkları son derece tehlikeliydi zira ondan 100 sene sonra Galileo’nun güneş sistemi yapısı ve genel göreliliğe dair öne sürdüğü bilimsel fikirlerinin yaşamını mahkumiyet içinde geçirmesine sebep olmuştu.
Da Vinci’nin cennete gitmek üzere bekleyen kutsal vücutları mezardan çıkararak kesip parçaladığının duyulması onu kesinlikle giyotine götürürdü. Nasıl bir tutkuya sahip olduğu aldığı risklerden bile anlaşılmaktadır. Gerek hayvan gerekse insan figürlerindeki anatomik mükemmelliğin sebebi yasadışı deneylerdir. Bir başka deyişle şöyle söylenebilir, modern bilimlerin ilk izleri Rönesans döneminde görmek mümkündür ve bu durumun en önemli temsilcisi Leonardo da Vinci’dir.
Onda göze çarpan ilk şey, bilimle sanatın at başı yürümesidir. Sanatçı, sanatı için ilkin dış dünyayı incelemeye koyulmuş, oradan iç dünyanın labirentlerine dalmış; sanatı bu bilgilerle kuvvetlenmiş, kuvvetlenen sanat yeni ilmi araştırmalara imkân vermiştir. Bilgin Leonardo üzerinde durmak konumuz dışındadır. Fakat 13 ciltlik 5000 sayfa tutan gözlemleriyle deneylerini gösteren notlar, Milano akademisinde verdiği derslerin bir özeti olan resim hakkındaki eseri, Leonardo’nun modem ilim için nasıl büyük bir öncü olduğunu açıkça gösterir.
Şöyle söyler Da Vinci :
“Bütün kesin bilginin anası deneydir. Deneyden gelmeyen, zannımca boştur ve yanılmalarla doludur…”
Hiçbir araştırma matematik ispattan geçmedikten sonra ilim adını almaya lâyık olamaz. Diyen Leonardo, Bacon’dan aşağı yukarı yüzyıl önce, daha açık olarak, ilim metodunun kurallarım formülleştirmiştir. Matematikten mekaniğe, astronomiye kadar ilim alanlarında dolaşan, dikiş ve düğme makinelerinden paraşütleri, uçakları, türbini tasarlayan, hayal gücünü zorlayarak birçok tasarımlarını gerçekleştiren Leonardo’yu müspet ilimin büyük bir öncüsü olarak kabul etmek yerinde olur. Bu bakımdan, Milano Dükü Ludovico Sforza’ya 1482 de yazdığı mektup son derece önemlidir.
Zamanının Bilim Adamı Da Vinci
Da Vinci’yi anlamak için onun zamanını anlamak gerekir. Derli toplu bilgi birikiminin olmadığı, deneysel çalışmaların henüz var olmadığı ve kilisenin yoğun baskısı altında ve ana kaynak olarak İncil’in referans alındığı bir çağda yaşamıştır büyük deha. O zamana kadar var elde edilmiş bilginin ise güvenirliği çok düşüktü. Da Vinci bilginin kanıtlanmamış fikirler değil, deneylerle tekrar tekrar sınanarak elde edilmesi gerektiğini ilk fark eden insan oldu, bu yüzden ona “karanlıktan ilk uyanan adam”denilmektedir.
Leonardo da Vinci’nin bilimsel çalışmaları / Anatomi
Da Vinci görme sistemi, sinirler, beyin, tendonlar, kaslar ve iskelet sistemleri üzerine incelemelerde bulunduktan sonra uzun süre bu alanda çalışmadı Fakat hayatının sonuna doğru, Fransa Kralı XII Louis kendisine eşlik etmesini istedi. 1508 yılından sonra insan vücudunun nasıl çalıştığı ile ilgili deneylerine devam etti. Hareket, ağırlık, kuvvet ve perküsyon olarak sınıflandırılan dört kuvvet üzerine araştırmalar yaptı. Çalışamalarında otuza yakın kadavra kullandı, notlarında farklı vücutlar üzerinde yaptığı deneyleri resmederek açıklamıştır. Kalp için mükemmel çalışan bir Cesedi keşfetmek için yollar bulmak çok zekiydi. Organalara balmumu enjekte ederek ileride saklardı, garip huylarından biri pazu kaslarına duyduğu hayranlıktı, bu kas sistemini bir çok kez resmetmiştir.
Leonardo da Vinci Fizik Çalışmaları
Leonardo da Vinci’nin bilimsel çalışmaları anatomi ile sınırlı kalmamıştır.Leonardo da Vinci fizik alanında da çalışmalar yaptı, özellikle hareket ileten makineler tasarladı. Tasarladığı savaş makinelerinin bir çoğu temel fizik prensiplerine dayanarak çalışmaktadır.

Eklemli kanat çalışması, 1490-3, kâğıt üzerine mürekkep kalem, Biblioteca Ambrosiana, Milano, İtalya, 29 x 21,8 cm.
Başlangıçta yalnızca insan kasıyla çalışan uçan bir makine tasarlayan Leonardo, bu yaklaşımını pilotun bacak kasıyla harekete geçen ve mekanik sistemle çalışan bir uçak tasarımıyla değiştirmiştir. Kas gücünü yeterli görmesinin Leonardo’nun ilerlemesini engellediği varsayılabilir.

Kanadı hareket ettirecek bir düzenek tasarımı, 1505 civarı, kâğıt üzerine mürekkep kalem, Biblioteca Reale, Torino, İtalya, 2 1,3 x 15,4 cm.
Yukarıdaki çizimler, kanadı hareket ettirecek bir düzeneği gösteriyor (Torino, uçuş üzerine Codex, I7r). Uçma tekniği ve bilimi Leonardo için tükenmez bir araştırma kaynağıydı. Çizim, eşlik eden metinle beraber düzeneğin nasıl işleyeceğini anlatıyor.
Leonardo’da Vinci’nin Mühendislik Çalışmaları

Leonardo da Vinci’nin bilimsel çalışmaları Dik duran kanatlı bir uçan makine tasarımı (Paris Elyazması B, fol. 80r), kâğıt üzerine mürekkep kalem,
1488-90, Bibliotheque de l’lnstitut de France, Paris, Fransa, 23,2 x 16,5 cm.
Yukarıdaki çizimde ise Dik bir ornitopter, kanatlı bir uçan makine. Mekanik uçuş tekniğiyle ilgili bir dizi tasarımdan biri. Leonardo kuşların uçuşunu, özellikle kanat yapısını yakından incelemiş, buradan uçma bilimiyle ilgili yeni bir şeyler öğrenmeye çalışmıştır. Tasarımda ilginç olan şey, sağda duran ve “helikopter” düzeneğini içerden çalıştıran insan figürüdür.

Leonardo Da Vinci’nin teknik çalışmaları .Uçan bir makine için kalkış ve iniş düzenekleri (Paris Elyazması B, fol. 89r), 1488- 90 civarı, kâğıt üzerine mürekkep kalem, Bibliotheque de l’lnstitut de France, Paris, Fransa, 23,2 x 16,5 cm.
Yukarıdaki çizimde Leonardo’nun uçan bir makinenin kalkış ve inişi için hazırladığı bu karmaşık tasarımda, makinenin mekanik parçalarına ulaşmak için bir de merdiven bulunuyor.

Uçan makine tasarımı için bir taslak, (Paris Elyazması B, fol. 74v), 1487-90 civarı, kâğıt üzerine mürekkep kalem, Bibliotheque de l’lnstitut de France, Paris, Fransa, 23,2 x 16,5 cm.
Leonardo uçma konusuna tutkuyla bağlıydı. Kuşların uçuşunu gözlemleyip, öğrendiklerini insanın uçmasını sağlayacak makinelere uyguluyordu. Da Vinci’nin Uçan makine tasarımları, kuşların kanat düzeneğini temel alıyordu.

Uçan makine tasarım çizimleri . Kısmen rijit kuş kanadı cihazı (Codex Atlanticus, fol. 858r), 1488-90 civarı, kâğıt üzerine mürekkep kalem ve kırmızı tebeşir, Biblioteca Ambrosiana, Milano, İtalya, 28,9 x 20,5 cm.
strong>Leonardo Da Vinci’nin hava araçları, kuş ve yarasa kanatlarının yapısını temel alıyordu. Uçuşun istikrarlı olabilmesi için Leonardo pilotu kanat düzeneğinin altına, makinenin ortasına yerleştirmiştir.
Leonardo da Vinci’nin Bilimsel Çalışmalarının etkileri
Bilimsel Etkileşim
Da Vinci’nin ardında bıraktığı etkiyi belirlemek kolay değildir. Ancak hemen bütün uzmanların kabul ettiği bir olgu vardır: Rönesans döneminde atılan kültürel tohumlar bir yüzyıl sonra modern bilimin doğuşu ve ardından endüstri devrimine yol açmıştır. Bugün yaşadığımız modern dünyanın en belirgin köklerini Rönesans döneminde görmek mümkündür. Rönesans yaratıcı ve özgür düşünce üzerinde yükselmiş kültürel bir devrimdir, en önemli temsilcisi de Leonardo da Vinci’dir. Ondan sonra gelen kuşaklar hatta çağımızın insanı halen onun çalışmalarından etkilenmektedir. Leonardo da Vinci’nin Bilimsel Çalışmaları hiç de azımsanmayacak bir zekanın ürünüdür.





















