İnci Eviner Kimdir?

İnci Eviner, Türkiye’nin önde gelen kadın ressamlarından biridir. 1956 yılında Ankara’da doğan sanatçı, bugüne dünyanın önde gelen kentlerinde resim sergisi açmıştır.

İnci Eviner, resim yapmaya çocukluk yıllarında başlamıştır; yağlı boya kopyalar çıkarır, çeşit desen denemeleri yapardı, lise yıllarında ise fotoğraf ve karikatürle uğraştığı bilinmektedir. Resim merakı onu İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim bölümüne sürüklemiş, 1980 yılında, ülkenin en karmaşık yıllarında bu bölümden mezun olmuştur.

İlk kişisel sergisini İstanbul’da açan Eviner, İstanbul Modern- İnci Eviner Retrospektifi, İtalya-Venedik, Çin – Şanghay, Tayvan, Yunanistan – Selanik, ve Güney Kore – Busan’da yapılan büyük sanat etkinlerinde yer almıştır. Eserleri; Massachusetts Museum of Contemporary Art, İstanbul Modern, Philadelphia Museum of Art, Thyssen-Bornemisza Art Contemporary, ve Palais des Beaux-Arts galerilerinde sergilendi.

İnci Eviner Resimleri

İnci Eviner Resimleri

 

İnci Eviner’in Tekniği ve Sanatsal Duruşu

Soyut Dışavurumcu yakın bir tarzı olan İnci Eviner’in tekniğinin odak noktasında çizgisel desenler yer alır.   Desenlerinde sistemsel kaygıyı, bazen çarpık bir sevinci, bazen de mekanik bir yalnızlığı ifade etmektedir. Ancak Eviner,  çalışmalarında kadın kimliğini vurgulamaktan sakınmaz, tablolarının birinde dalda duran iki primatın başına eşarp takmıştır, geleneksel zorlamaya karşı biyolojik var oluştan güç bularak ciddi eleştiriler yöneltmektedir. “Hepimiz aynı yöne doğru sallanıyorduk. Kimse tersini yapmayı düşünmez. Ama ben yolumu kaybettim. Önümde ne sabah ne de akşam vardı. Olduğum yerde kalmak ve oraya uzanmak istedim. İçimdeki boşluğa bir salıncak kurup, kendimi oyaladım. Gelen geçen hiç fark etmedi. Çünkü hiç değişmedim” der sanatçı. Kanımca, biyolojik var oluşunun dan dolayı kimseye borçlu olmadığını yaşamak istediği hayatının akış yönünü yalnızca kendisinin belirleyebileceğini, bütün kültürel maskeleri reddettiğini anlatmak istemektedir. Belki de onu düşüncelere iten ister muhafazakar ister cumhuriyetçi kesimde olsun Türkiye’de baskılanan  kadın kimliğidir (baskı görünmez  çünkü baskı var olanın kendisidir).

İnci Eviner Resimlerinden Örnekler

İnci Eviner Resimlerinden Örnekler

Sanatçıların çalışmalarında çok yönlülük dikkat çeker, desen, bazen bir fotoğraf ya da çizgi-dijital karma anlatımlar kullanmaktadır, bu yönüyle disiplinler arası bir bu noktada durduğu söylenebilir.

İnci Eviner bir alıntısında şöyle söyler: “Oluşturduğum formların içi boş. Bu iletim için bir araç, içimizdeki binlerce damar ve yeryüzündeki binlerce iletişim ağı gibi. Desen çiziyorum ve o kadar uzun zamandır çiziyorum ki, gövdemin uzantısı ve bütün yapıtlarımın ana rahmi. Keşke arzuları bu kadar basitleştirebilsek. İhtiyacımız olan bir kurşun kalem ve bir parça kağıt.”

İnci Eviner’in Önemli Eserleri

Parlamento

İnci Eviner’in öne çıkan karma eserlerinden bir  “Parlamento” Birleşmiş Avrupa Kültürü’ne karşı ciddi bir eleştiridir. Eserde;  Avrupa için birleşmenin, insan haklarının, evrensel kültürün merkezi sayılan Strasburg’daki  Avrupa Parlamento’su binası işlenmiştir.

Avrupa Birliği Parlamentosu, Strasburg, Babil Kulesi, Strasburg Parliament Building, Bayblon Tower

Avrupa Birliği Parlamentosu, Strasburg, Babil Kulesi, Strasburg Parliament Building, Bayblon Tower

Sanatçı “Parlamento”  çalışmasında temel olarak Avrupa Kültürü’nün subliminal iki yüzlüğünü ele almaktadır ve bu ikiyüzlülüğü ortaya çıkan olgunun Türkiye’nin üyelik süreci olduğunu iddia etmektedir. Seçilen simgesel animasyonlarda iki sınıf insan olduğu dikkat çeker, birinci sınıf kuralcı ve diğerinin var oluşunu umursamayan üstün tür, diğeri ise kendini anlatmaya çalışan ancak ikinci sınıf olmaktan kurtulamayan ikinci türdür. Elbette Eviner’in eleştirisinde haklılık payı vardır; Türkiye’nin üyelik sürecinin bitme süresine gelmesine ve bir de patlayan mülteci krizi Avrupa’yı belirsiz bir mecraya doğru sürüklemektedir. Irkçılığın hızlı yükselişi, şiddet olaylarındaki artış, ister istemez Avrupa Birliği’nin geleceğini belirsizleştirmektedir, 1940 yıllarda içinden geçilen korku tünelin bu kez Müslümanlar, Afrika Kökenliler ve diğer mültecilere yönelmesi düşünmek bile ürkütücü geliyor. Üstelik bu noktadan çok uzak olduğunu varsayamayız, toplumsal kırılmalar bir anda gerçekleşir ve önüne geçilemez bir hal alabilir. Bu tür bir kırılmayı terör saldırılarıyla beraber küresel bir ekonomik bir krizin tetiklemesi ütopik bir düşünce sayılmaz. İnci Eviner’in benzetmesiyle Babil Kulesi (ikinci kule diyorum) ayakta kalacak mı yoksa kibirleri onların da sonu mu olacak?

Harem

İnci Eviner’in Antoine Ignace Melling’in çizdiği Harem isimli gravürünün yeniden yorumlamasıdır.  Melling’in  resmi, kuralcı hapis anlatısına karşı çıkan Eviner’in Harem’i oldukça hareketli bir yerdir, bazen çılgıncasına duyguların dışa vurduğu bir mekana dönüştürülmüştür. İnci Eviner’in karma teknik kullanarak dijital animasyona dönüştürdüğü Harem ilk bakışta bir akıl hastanesini andırmaktadır, aynı tür kıyafetler ve figürlerin hareketleri algıyı bu yöne itmektedir.

Harem

Harem

Ancak aslında bunun eleştiri olduğunu anlamak zor değil. Eviner’in, harem gibi bir ortamda “kadın nedir” sorusana bir cevap aradığı anlaşılmaktadır.

Ulusal Zindelik

Ulusal Zindelik

Ulusal Zindelik

Enstalasyon

İnci Eviner Enstalasyon

İnci Eviner Enstalasyon