Kübizm Sanat Akımı, Kübistler

Kübizm Sanat Akımı, Kübistler

Kübizm Sanat Akımı, Kübistler

1908’de nesne-figür biçimlerini geometrik bir yapıya indirgeyen bir akım, yani kübizm belir­di. Kübizm Sanat Akımı, Kübistler biçimlemede, bu kez nesne-fi­gür biçimlemelerinin parçalanması, bizzat doğa karşısında yapılmaya başlandı. Hatta bu parçalama işleminde renk, özellikle bir yana bırakıldı. Nesnelerin optik biçimlerini resimde parçalaya­rak yok etmeyi, materyalist görüşe bir tepki olarak kabul eden­ler görüldü. Ancak kübist görüşün, çağın toplumsal sorunları sonucu maddeyi parçalamayı hedef aldığını belirtenler yanında, buna inanmayanların olduğu dikkati çekti. Bu akımın yaratıcı­ları olan Picasso Ve Braque, 1907’de açılan Cezanne sergi­sinden sonra (1907), kendi aralarında yaptıkları konuşmalar so­nucu, resimden perspektifi almak ve bunun için de nesnenin do­ğal görüntüsünden uzaklaşmak, gerekliliğine inandıklarını belirt­mişlerdir. Böylece de, nesne görüntüsü ile ilgili bir resimden çok, resme uygun bir nesne-figür görüntüsü yaratmayı amaçlamışlar­dı. Bu buluşların yapıldığı sıralarda, maddenin en küçük parçası olan atomun da parçalanmasına çalışılması ilgi çekicidir. (Kübizm Sanat Akımı, Kübistler)

Kübizm, Sanat Akımları, Kübistler, Pablo Picasso, Matador ve Boğa, Arthipo Tablo Satış Sitesi,

Kübizm, Sanat Akımları, Kübistler, Pablo Picasso, Matador ve Boğa, Arthipo Tablo Satış Sitesi,

Bu yeni biçimleme anlayışında nesnelerin mekân içindeki optik gö­rüntüsünün dikkate alınmaması, zaten perspektif biliminin resim için gereksiz olduğunu ortaya koyuyordu. Bu nedenle kübik resimde, nesnelerin mekân içindeki sırası, yerleştirme mantığı da terkediliyordu. Nesnelerin tanınabilirliğini sağlayan optik görüntü biçimlerini parçalama, bu biçimleme ile ilgili geçmişin tüm deneylerini de bir kalemde bir tarafa bıraktırıyordu. Dolaylı olarak optik mekân anlayışı da gereksiz bir resim zemini oluyordu. Böylece de tanınabilir nesne-figür düzenlemesi verine, resimsel geometrik yüzeyler ve yeni bir çizgi mantığı ortaya çıkıyor­du. Ayrıca kübist resimde nesnelere özgü biçim kalktığı gibi, rengin de dikkate alınmaması, doğanın bilinen durumunu oldukça sarsmıştı.

Ancak bütün bunlara rağmen kübistler, doğa­da görülen biçimlerin kimi tanınabilir şematik biçimlerini ta­mamen terk etmediler. Bu nedenledir ki, bu resimsel biçimlerde ortadan kalkan, yalnız nesne ve figürlerin optik görüntü mantığı idi. Daha doğrusu nesne ve figürlerin üç boyutlu görüntüsü, bu anlatımda önemini yitirmiş oldu. Bir diğer husus da, kübist bi­çimlemede, doğa görüntüsüne dayanan ayrıntıların ortadan kalk­ması idi. Dolaylı olarak bu anlayıştaki çalışmalarda, resimsel parçalamaya dayanan geometrik çizimli küçük yüzeylerden olu­şan bir ayrıntılar topluluğu ortaya çıkıyordu. (Kübizm Sanat Akımı, Kübistler)

Kübizm Sanat Akımı, Kübistler, Pablo Picasso, Bir Kadının Portresi, Arthipo Tablo Satış Sitesi,

Kübizm Sanat Akımı, Kübistler, Pablo Picasso, Bir Kadının Portresi, Arthipo Tablo Satış Sitesi,

Kübizm Sanat Akımı, Kübist Resim Uslübu

Yalnız kübist anlatımda açık-koyu değerler karşıtlığına da­yanan bir biçimlemeye yönelik çizgisel sınırlı yüzeyler düzeni, bir özellik olarak ortaya çıkıyordu. Ayrıca, bu yüzeyler üst üste getirilerek saydam yüzey görünümleri de biçimlendiriliyordu. Bu da, bir modle resmi yerine bir hacim resminin oluşmasını sağlı­yordu. Ancak sonunda, kübist anlatım, bir çeşit yan yana yüzeyler anlatımı olarak son buluyordu.

Kübist biçimlemenin gelişmesi ile ortaya çıkan, gerçek do­ğa görüntüsünü değil, gerçeğini yakalamak olduğu idi. Çünkü gerçek, yani doğanın gerçeği, aslında doğanın görüntüsü değildi. Bunu bilim de kanıtlıyordu. Bir kere, bir insanın yandan görün­tüsünde insanın bir gözü görülüyordu. Bir kulağı dikkate alına­biliyordu. Ya da bir nesnenin mikroskop altında görünüşü, onun doğal olarak görülebilen biçiminden farklı biçimler ortaya çıkarıyordu. Bir masa, tam yandan bakılınca üst yüzeyi görül­mediği gibi, dört ayağından yalnız ikisi kendi görüntülerini verebiliyordu. Bu nedenlerle kübist, optik görüntü yerine doğa gerçeğinin resimlenmesinin daha doğru olacağına inanıyor­lardı. Kısacası kübist, nesne ve figürleri göründükleri gibi de­ğil, oldukları gibi biçimlemeyi amaçlıyorlardı. Bu yüzdendir ki, bu akımın sanatçıları bir nesneyi ya da figürü hem yandan, hem önden ya da arkadan göstermeyi yapıtlarında denediler. Ve eski çağlardan bu yana olan resimsel biçimlemeleri, göreli bir biçim­leme alışkanlığına bağladılar. (Kübizm Sanat Akımı, Kübistler)

Kübizm, Sanat Akımları, Kübistler, Pablo Picasso, Masada Oturan Adam, Arthipo Tablo Satış Sitesi,

Kübizm, Sanat Akımları, Kübistler, Pablo Picasso, Masada Oturan Adam, Arthipo Tablo Satış Sitesi,

Kısa bir zaman içinde kübizm anlatımın yeni ve sonsuz bir bi­çimleme olanağına sahip olduğu sanatçılarca görüldü. Hatta nesne ve figür gereksiniminin bile resimde pek zorunluğu olma­dığı görüşü, buradan kaynaklanmaya başladı. Ancak kübistler, resimde, nesne ve figür tanınırlığını kesin olarak reddetmediler ve bu anlayışı benimseyenlerden hiçbiri de, bu yolda herhangi bir çalışma yapmadı. (Kübizm Sanat Akımı, Kübistler)

Konstrüktivizm Sanat Akımı, Yapılandırmacılık, İnşacılık

Konstrüktivizm Sanat Akımı, Yapılandırmacılık, İnşacılık

Konstrüktivizm Sanat Akımı, Yapılandırmacılık (İnşacılık)

Konstrüktivizm Sanat Akımı (Yapılandırmacılık, İnşacılık) soyut resimde, lekeci bir estetiğe dayanmayan, rastlantı bir biçimlemeye yer vermeyen, geometrik inşacı bir akım da ortaya çıktı. Aslında kübist akımda da geometrik bir inşa söz konusu idi. Ancak bu geometrizm nesne ve figürleri geometrik yüzeyler halinde bir parçalamaya ve ortaya çıkan yüzeyleri ise kesin çiz­gilerle sınırlamaya dayanıyordu. Ortaya çıkan yeni geometrik öğelere dayanan akım ise, yalnız salt geometrik biçimlerin re­simsel etkisini amaçlıyordu. Kısacası biçimlerin saflığını, yalın­lığını hedef alıyordu. Konstrüktivizm (İnşacılık, Constructivisme) denen bu soyut akımın ilk yaratıcısı (Maleviç) Malewitsch idi. Resmi mümkün olduğu oranda en az öğeden oluşturmak isteyen bu sanatçı, beyaz bir zemin üzerine boyanan siyah bir dikdörtgenin pür katılığını bir yapıt için yeterli görüyordu. (Konstrüktivizm Sanat Akımı, Yapılandırmacılık, İnşacılık)

Konstrüktivizm Sanat Akımı, Varvara Stepanova, Giysi Tasarımları

Konstrüktivizm Sanat Akımı, Varvara Stepanova, Giysi Tasarımları

 

Bu katı siyah dik­dörtgen, Malewitch’e göre salt resimsel bir öğe idi ve bir yapıt için de yeterli idi. Kısacası bu ressam, salt biçimi saptıyordu. Böyle olunca, onun resminde oylum-nesne ilişkisi gibi sorunlar. Önemini yitiriyordu. Hollandalı Mondrian da, Malewitsch gibi salt geometrik biçimlerle, daha doğrusu bir şeyin görüntüsü ol­mayan biçimlerle çalışıyordu. Ancak o, tüm kare ve dikdörtgen­leri yatay-dikey düzende bir araya getiriyor ve tüm yüzeyleri dc kırmızı, mavi, sarı, gri, beyaz ve siyah gibi salt renklerle boyu- yordu. Bu renklere griyi eklemesi, nötr bir renge gereksinme duymasındandı. Tüm resim yüzeyi, dengeli, hesaplı, cetvelle çizilmiş, kesin bir ritmi ortaya çıkarıyordu. (Konstrüktivizm Sanat Akımı, Yapılandırmacılık, İnşacılık)

Yatay ve dikey düzende de Mondrian, doğada yakaladığı insana huzur veren ufuk çizgisi ile onu kesen dikey hatların anıtsallığını salt olarak sapta­mak istiyordu. Mondrian’ın resimleri, kısa sürede çağdaş mimar­lık ile ev eşyalarının biçimlerini etkilemekte gecikmedi. Ayrıca afiş sanatı ile tipografi de bu anlayıştan etkilendi. Bu anlayışta, diğer akımlarda görülmeyen bir kontrol etme, akılcı olma, rast­lantıya yer bırakmama ve adeta ideal bir geometrik yapı amaç­lanmıştır. İzlenimci ya da lekeci anlayışlardaki rastlantıya dayalı tuş resmi ise, Mondrian’ın resimlerinde hiç dikkate alınmamış­tır. İlginç olan, bu sonuca sanatçının giderek doğadan uzaklaşan bir manzara resmi ile varmasıdır. (Konstrüktivizm Sanat Akımı, Yapılandırmacılık, İnşacılık)

(Konstrüktivizm Sanat Akımı, Yapılandırmacılık, İnşacılık)

Konstrüktivizm Temel Aldığı Metodlar

İnşacılık (Constructivisme) denen bu soyut akımın ilk yaratıcısı (Maleviç) Malewitsch idi. Resmi mümkün olduğu oranda en az öğeden oluşturmak isteyen bu sanatçı, beyaz bir zemin üzerine boyanan siyah bir dikdörtgenin pür katılığını bir yapıt için yeterli görüyordu. Bu katı siyah dik­dörtgen, Malewitch’e göre salt resimsel bir öğe idi ve bir yapıt için de yeterli idi. Kısacası bu ressam, salt biçimi saptıyordu. Böyle olunca, onun resminde oylum-nesne ilişkisi gibi sorunlar önemini yitiriyordu. (Konstrüktivizm Sanat Akımı, Yapılandırmacılık, İnşacılık)

Konstrüktivizm Sanat-Akımı, Varvara-Stepanova, Kumaş Tasarım

Konstrüktivizm Sanat-Akımı, Varvara-Stepanova, Kumaş Tasarım

Hollandalı Mondrian da, Malewitsch gibi salt geometrik biçimlerle, daha doğrusu bir şeyin görüntüsü ol­mayan biçimlerle çalışıyordu. Ancak o, tüm kare ve dikdörtgen­leri yatay-dikey düzende bir araya getiriyor ve tüm yüzeyleri dc kırmızı, mavi, sarı, gri, beyaz ve siyah gibi salt renklerle boyu- yordu. Bu renklere griyi eklemesi, nötr bir renge gereksinme duymasındandı. Tüm resim yüzeyi, dengeli, hesaplı, cetvelle çizilmiş, kesin bir ritmi ortaya çıkarıyordu. Yatay ve dikey dü­zende de Mondrian, doğada yakaladığı insana huzur veren ufuk çizgisi ile onu kesen dikey hatların anıtsallığını salt olarak sapta­mak istiyordu. Mondrian’ın resimleri, kısa sürede çağdaş mimar­lık ile ev eşyalarının biçimlerini etkilemekte gecikmedi. Ayrıca afiş sanatı ile tipografi de bu anlayıştan etkilendi. Bu anlayışta, diğer akımlarda görülmeyen bir kontrol etme, akılcı olma, rast­lantıya yer yoktur.

Konstrüktivizm, Moisei Ginzburg, Yekaterinburg Foksiyonel Ortak Konut, Sanat Akımları

Konstrüktivizm, Moisei Ginzburg, Yekaterinburg Foksiyonel Ortak Konut, Sanat Akımları

 

Konstrüktivizm Sanat Akımı, Yapılandırmacılık, İnşacılık Önde Gelen Ressam, Heykeltraş ve Sanatçıları

Alexander Rodchenko, Liubov Popova, Alexander Vesnin, Rodchenko, Varvara Stepanova, Aleksei Gan, Boris Arvatov, Osip Brik, Alexander Vesnin, Moisei Ginzburg

Fütürizm Sanat Akımı (Gelecekçilik)

Fütürizm Sanat Akımı (Gelecekçilik)

Fütürizm Sanat Akımı (Gelecekçilik)

Fütürizm Sanat Akımı (Gelecekçilik), 1908’de Picasso ve Braque’ın doğanın gerçeğine yönelik çalışmaları XX. yüzyıl sanatında önemli bir devrim yarattı. Fa­kat bu akım, sanatçının çevresine karşı gösterebileceği bir pro­testo ile oluşmamıştı. Fransa’daki bundan önce ortaya çıkan fovizm akımı da aynı gerekçeye dayanmıyordu. Yani bu iki akım­da da toplumsal değişimlerin yarattığı etkiler söz konusu değil­di. Buna karşılık İtalya’da çağdaş endüstriyel olumsuzluklar Al­manya’daki gibi değerlendirilmedi. Yani bir bunalım nedeni ola­rak sanatçılarca ele alınmadı. Aksine, bu Akdeniz yarımadasında, çağdaş endüstriyel girişimleri destekleyen bir sanat akımı ortaya çıktı, örneğin 1909’da İtalya’da bir Fütürizm (futurisme) akımı, makinenin hareketliliğini benimseyen bir görüşle insanlığa yararlı olmayı amaçladı. Bu akımın temsilcileri makinayı ve onun hareketliliğini resimlerine konu olarak aldılar. Fütürizm Sanat Akımı (Gelecekçilik)

Tullio Crali Kuvvet Eğrileri, Fütürizm Sanat Akımı

Tullio Crali
Kuvvet Eğrileri, Fütürizm Sanat Akımı

 

Fütürizm Sanat Akımı (Gelecekçilik) Geleceğe Karşı İyimser Bir Bakış Sergiler

Geleceğe bu açıdan bakarak iyimser bir tavır takındılar. Böylece endüstri­nin hareketli yaşamını renk ve çizgi ile yansıtan yapıtlar ortaya koydular. Kısacası gelecekçilikte dinamizm, resme verilmesi gereken bir özdük oluyordu. Yani hareket, bu çağa özgü yeni bir boyut idi. Bu görüşe paralel olarak gelecekçi ressam, yapıtında bir hareketin oluşumunu resimsel olarak biçimlemek istedi. Bu­nun için resminde yer alan bir hareketin, bir sinema filmi ile çe­kilişinde görülen birbirlerinden az farklı görünüm ayrılıklarını Böylece koşan bir atın, gelecekçi ressama göre bir değil yirmi ayağı oluyordu. Bir merdiveni çıkan, ya da dans eden bir insanın hareketlerinin tümü, bir ritim içinde, yan yana ve üst üste saydam bir biçimleme ile resmediliyordu. Kısacası, gelecekçi resim, zamana bağımlı bir hareketler dizisini saptamayı amaçlıyordu. Fütürizm Sanat Akımı (Gelecekçilik)

Carlo Carra, Batı Yüzmek, Fütürizm Sanat Akımı,

Carlo Carra, Batı Yüzmek, Fütürizm Sanat Akımı,

İtalyan şairi Marinetti’nin ortaya attığı bu sanat akımının (1909), Balla, Severini, Boccioni, Carra ve Russolo gibi ressamlar tarafından desteklendiği görüldü. Marcel Duchamp ve Picabia gibi sonradan başka anlayışlara yöne­len sanatçılar da bu akımı önceleri desteklediler. Ancak o za­manki İtalyan hükümetinin bu akımı toplumu etkileyebilecek bir anlayış olarak, daha doğrusu bir parti politikası olarak be­nimsemesi, Fütürizme olan ilgiyi kısa zamanda ortadan kaldır­dı.

Fütürizm’in benimsedikleri çağdaş endüstri hareketinin nedeni olan maddeci görüşler. Birinci Dünya Savaşı’nın yarat­tığı büyük yıkımla büyük oranda zayıfladı. Hatta endüstriye, tek­niğe karşı olan görüşle tüm dünyada büyük yankılar bile yarat­tı.

Fütürizm Sanat Akımı (Gelecekçilik)  Önde Gelen Ressam, Heykeltraş ve Sanatçıları

Filippo Tommaso Marinetti, Umberto Boccioni, Carlo Carrà, Gino Severini, Giacomo Balla, Antonio Sant’Elia, Bruno Munari, Benedetta Cappa, Luigi Russolo, Natalia Goncharova, Velimir Khlebnikov, Igor Severyanin, David Burliuk, Aleksei Kruchenykh, Vladimir Mayakovsky, Jules Schmalzigaug,  Almada Negreiros Fütürizm Sanat Akımı (Gelecekçilik)

Carlo Carra, Batı Ruhunun Şövalyesi, Fütürizm Sanat Akımı, Arthipo Tablo Satış Sitesi

Carlo Carra, Batı Ruhunun Şövalyesi, Fütürizm Sanat Akımı, Arthipo Tablo Satış Sitesi

Fovizm Sanat Akımı

Fovizm Sanat Akımı

Fovizm Sanat Akımı

Matisse’in baş temsilcisi olduğu Fovizm Sanat Akımı (yabanıl) anlayışı (fovizm) çiğ renkler, figürlerin sade biçimlere indirgenişi, karşıt renkler ve yaşama sevincini yansıtmaya yönelik resimsel bir anlatımdı. Ya­ni bu resim anlayışında trajik, karamsar bir içe dönüklük söz ko­nusu değildir. Ayrıca nesne ve figür renkleri, bu resim anlayışın­da dikkate alınmamaktadır. Hatta bu doğa öğeleri mümkün ol­duğu oranda çiğ renklerle resimlenmektedir, örneğin kırmızı ağaçlar, vişneçürüğü çimenler, turuncu, yeşil gökler, mavi ev­ler, son derece hoyratça tuval yüzeyine sürülmüş hamur boya­larla biçimlendirilmek istenmiştir. Doğanın renk ve biçim değil, kendi içinin yani psikolojik durumunun resmini yapmakta­dır.

Henri Matisse, Dans, Fovizm, Arthipo Tablo Satış Sitesi

Henri Matisse, Dans, Fovizm, Arthipo Tablo Satış Sitesi

Fovizm Sanat Akımı sanatçıları, resimlerini kendi iç dünyala­rına kapanarak değil, model ve manzara karşısına geçerek yap­mışlardır. Onlar protestocu değil, uyumcuduriardır. Hayata kü­sen değil, onu seven insanlardır. İçinde yaşanılan ortamın yorgun, bu­nalımlı insanına yaşama sevinci duygusu veren, renkçi, doğacı bir resmi yaratırlar. Fovizm akımı da aynı gerekçeye dayanmıyordu. Yani bu  akım­da da toplumsal değişimlerin yarattığı etkiler söz konusu değil­di.

Dış dünyaya karşı tavrını, isyanını resimlemektedir. Sehpası­nı da bu nedenle dış dünyanın, bir modelin karşısına dikmemektedir. Zaten o, bir manzara ya da model karşısında resim yapma­sa da, gene kendi içinin resmini yapmaktadır. Bu nedenle o, kendi ruhsal durumunun, isyan eden, başkaldıran, bağıran, çığ­lıklar içindeki iç dünyasının portresini resimlemektedir. Kan kırmızıları, bağıran turuncular, yeşiller, maviler, irin sarıları ile onlar, neşeli olmayan, dünyaya küskün bir mizacın dramatik ruh ağaçlar, vişneçürüğü çimenler, turuncu, yeşil gökler, mavi ev­ler, son derece hoyratça tuval yüzeyine dürülmüş hamur boya­larla biçimlendirilmek istenmiştir.

Albert Marquet, Sainte Dresse Sahili Kampı, Fovizm Sanat Akımı

Albert Marquet, Sainte Dresse Sahili Kampı, Fovizm Sanat Akımı

Fovizm Akımında Renk Kullanımı

Doğanın renk ve biçim durumuna bu derece ters düşen bir biçimlemeyi, Alman dışavu­rumculuğu ile aynı anlayışta görmek ilk bakışta olanaksız de­ğildir. Ancak yabanıl akımın doğuş nedeni farklıdır. Yüzyılı­mızın başındaki endüstriyel ortamın yarattığı bunalıma, Alman, kendi içine dönerek bir çare aramış, Fransız ise, renkli, yaşama sevinci yaratan bir resim ile yanıt vermeği, kendi karakterine daha uygun bulmuştur. Böylece, fovizm akımının temsilcileri olan ressamlar, taze, ışıklı renklerin neşeli havasını resimlerine sok­muşlardır. Onlar, akşam evine dönen yorgun kişiye, huzur veri­ci bir hava sağlamak istemektedirler. Buna karşılık dışavurum­cu ressam, resmi ile insanı sarsmak, şoke etmek istemektedir. Oysa fovizm akımının böyle bir amacı yoktur.

 

Bu akımın baş temsilcisi olan Henri Matisse, yaptığı açıklamada, akşam evim* yorgun argın dönüp koltuğuna uzanmış insana, renkli resmi ile bir bayram sevinci yaratmak istediğini belirtmiştir. Bu akımın diğer temsilcileri de Raoul Dufy, Vlamınck, Andre De Rain ve Georges Rouault gibi ressamlardır.

Andre Derain, Sahilde Tekneler, Fovizm, Sanat Akımı

Andre Derain, Sahilde Tekneler, Fovizm Sanat Akımı

Fovizm Akımının Önde Gelen Ressam, Heykeltraş ve Sanatçıları

Henri Matisse, André Derain,  Albert Marquet, Charles Camoin, Louis Valtat, Henri Evenepoel, Maurice Marinot, Karl Pärsimägi, Jean Puy, Maurice de Vlaminck, Henri Manguin, Raoul Dufy, Othon Friesz, Georges Rouault, Jean Metzinger,  Kees van Dongen

Empresyonizm Sanat Akımı, İzlenimcilik

Empresyonizm Sanat Akımı, İzlenimcilik

Empresyonizm (İzlenimcilik)

İzlenimcilik (empresyonizm) anlamına gelen empresyonizmde sanatçılar dış dünyaya ait olanı; ışığı, renkleri, tepkileri, hüzünleri işlemekte ve yakalanan anlık konuları resmetmektedir. Empresyonizm sanat akımı ışık ile resim yapma olarak tanımlanmaktadır. İzledikleri temel kaynak güneştir. Konu ışık yansımaları arasında kaybolmuştur. 17. yüzyılda doğan Barok üslup, hayli değişmiş olarak 18. yüzyılda da varlığını sürdürmüştür. Barok sanatın gölge-ışık karşıtlığına dayanan çarpıcı, içe işleyici dramatik etkisi giderek kaybolmuş ve yerini daha yumuşak bir üsluba bırakmıştır. İzlenimcilik sanat akımı döneminde ressamlar, atelyelerin loş ortamından çıkıp güneş ışığı altında resim yapmışlardır. 

Claude Monet, Terasta Bahçedeki Güller, Empresyonizm Sanat Akımı, İzlenimcilik, Arthipo

Claude Monet, Terasta Bahçedeki Güller, Empresyonizm Sanat Akımı, İzlenimcilik, Arthipo

Empresyonizm nedir ?

Kelimenin aslı Impressionisme ‘dir.

Impression intiba ya da izlenim demektir. O bakımdan Türkçe’de izlenimcilik olarak adlandırılır.

Empresyonizm (izlenimcilik) Nasıl Doğdu ?

Açık havada bulunan eşyanın günün her saatinde görünüşü başkadır. Çünkü renkler. ışıklar, gölgeler farklıdır. Gün boyunca her ân eşyanın rengi değişir. Şu halde bir sanatçı günün çeşitli saatlerinde, belli bir şeyin, meselâ bir ot yığınının resmini yaparsa, aynı yığının bir çok tablosunu elde edecek, hiç biri de ötekine benzemeyecektir.

1874 de Paris’te Monet, Renoir, Pissaro, Sisley, Cezanne ile Degas birleşerek bu usûl ile çalıştıkları tablolarla, bir sergi açtılar. Bu sanat gösterisi hiç beğenilmedi. Tenkitçilerden biri, Monet’nin «Güneş doğarken  impression isimli eserini, alay konusu yaparak, onlara impressionniste (izlenimcilik) lakabını taktı. Ressamlar da benimsediler ve isim dünyaya yayıldı.

Claude Monet, Terasta Kırda Oturan Kadın, Empresyonizm Sanat Akımı, İzlenimcilik

Claude Monet, Terasta Kırda Oturan Kadın, Empresyonizm Sanat Akımı, İzlenimcilik, Arthipo

Tenkitçiler ve halk sergiyi beğenmemişlerdi. Çünkü daha önceleri böyle bir etüde girişilmemişti. Bir atı her hangi bir renkle, bir ot yığınını da başka bir renkle resmediyorlar ve ışığın bize onları bu renklerde göstermiş olup olmadığını düşünmüyorlardı. Hakikatte siyah bir at ve sarı bir ot yığını her zaman siyah veya sarı değildir.

Renk, bilindiği gibi, ışığa bağlıdır. Siyah bir at üstünde parlayan renk, onu bazı yerlerinde mavi göstere  bilir. Fakat biz bir atın mavi olmadığını o kadar iyi biliriz ki, bazı ışıklarda mavi görünebileceğine ihtimal vermeyiz.

Ressamlar gölgeleri kahve rengi, gri ve siyah boyamayı adet edinmişlerdi. Fakat bir gölgeye dikkatle bakılırsa, onun genellikle ne kahverengi, ne gri, ne de siyah olmadığı görülür. O gölgenin yeşil, mavi, menekşe veyahut her hangi bir renkte olması mümkündür.

Açık havada bulunan eşyada bir ışığı, canlı bir rengi boyamak her zaman güçtür. Çünkü resmin boyaları gerçek ışığa göre çok daha donuktur. Şimdi, Constable’in denemesi hatırlanırsa, Impressionniste’lerin güneşin ışığı gibi kendi renklerini nasıl canlandırıp parlak bir hale getirdikleri anlaşılabilir. Onlar da renklerini muşambaya küçük noktalar, küçük çizgiler şeklinde koyuyorlardı. Böylece renkleri güneş şuaları gibi parlaklaşıyordu.

Impressionnisme’in (izlenimcilik) tarifi müphemdir. Adı geçen sanatçılara göre teknik, estetik mânası dar veya geniştir. Bu yasanan ideali sonraları tenkitçiler sistemleştirdiler, türlü tepkiler de sınırını ve istikametini değiştirdi.

Cezanne, Meyveler ve Sürahi, Empresyonizm Sanat Akımı, İzlenimcilik, Arthipo

Cezanne, Meyveler ve Sürahi, Empresyonizm Sanat Akımı, İzlenimcilik, Arthipo

Empresyonizm Akımı Temsilcileri

Peki İzlenimci ressamlar kimlerdi ? 

Empresyonist akımın  en önemli temsilcileri Claude Monet, Auguste Renoir, Vincent van Gogh, Cezanne, Toulouse Lautrec, Sisley, Camille Pissarro‘dur.

Claude Monet İzlenimci Empresyonist Bir RessamGrubun önderi gibidir. Açık havada belli bir manzaranın karşısına bir sürü muşamba ile yerleşiyor, bütün gün bu konuyu resmediyordu. Işık resmettiği şeyin rengini ve görünümünü her değiştirdiğinde, başka bir tabloya başlıyordu, Böylece Monet bir ot yığınının on beş tablosunu yaptı.

Her seferinde renklerle ışık tesirleri başka idi. Fransız katedrallerinden birinin cephesinin günün türlü saatlerine göre yirmi tablosunu yaptı. Yirmi tablo da birbirinden başka oldu. Netice çok enteresan idi. Bunlardan biri tek başına incelenirse ışık, renk bakımından çok güzeldir. Fakat kesin olmayan şekiller dolayısıyle bir az yadırganır. Monet ve arkadaşları şekle ilgi duymuyorlardı.

MANET İlk Empresyonist miydi ? 

Adı Claude Monet’ye benziyen bir Empresyonist daha vardı: Manet. Aslına bakılırsa ilk Empresyonist odur. Claude Monet’deki sayısız küçük tuşları kullanmıyordu. Bunları ancak ömrünün sonunda yapmaya koyuldu.

Bir gün  Edouard Manet’ye Empresyonistlerin tablolarında başlıca şahsın kim olduğu sorulmuştu.

“Her hangi bir tablonun başlıca şahsı ışıktır” diye cevap verdi.

İşte Empresyonist’lerin eserleri ile ispata çalıştıkları da budur.

Bira İçen Adam Eduard Manet

Bira İçen Adam Eduard Manet

Manet’in  Bira İçen Adam tablosuna bakınız. Bunu her halde Monet’in tablosundan üstün tutarsınız. Çünkü bir insan çehresi, ışık tablonun en önemli şahsı olsa bile, sizi bir manzaradan çok ilgilendirir.

Monet’nin arkadaşları arasında, geçen asrın sonunda Paris hayatını anlatan çirkinliğe ve sapıklığa karşı merhametsiz Degas’yı ve güneşi, canlılığı aksettiren güzel renkli kadınların ressamı Renoir’ı da saymalıdır.