Yağlı boyayı bizzat karmak, ressama birçok faydalar sağlar. Ressam bu şekilde, hem boyanın materyellerini daha yakından tanır hem de bizzat yapılan boyada bir materiyal güzelliği temin eder. Bu materyel güzelliği fabrikaların boyalarında yoktur. Boyayı iyice karabilmek, bir kaim cam yahut beyaz fayans plâk, bir keçe yahut kaim bir gazete altlığı üzerine konur. Böylece tazyikle camın kırılması ya da camın kayması önlenir. Pigmente karıştırılacak yağ ile, miktarları birçok kitaplarda yazılmıştır.
Ekseriyetle koyu renkler yağı fazla içerler. Buna mukabil açık renkler yağı o kadar fazla yutmazlar. Ayrıca, bazı boya fabrikalarının raporlarına göre boya ne kadar ince karılırsa boya sathı büyüdüğünden o kadar fazla yağ yutmaktadırlar.
Hafif boyalar bünyelerine çok yağ aldıkları gibi ağır boyalar da az yağ kabul ederler. Tabiî boyanın ince yahut kalın dövülmesine göre yağ miktarları da değişir. Eski ressamların yaptıkları boyaların bugünkü fabrika boya tozlarına mukabil çok daha kaba olmaları gibi boyaların bünyelerine daha az yağ almalarını temin eder. Böylece, sararma ihtimalleri de daha azaltılmış olur. Fayans plâk üzerine koyulmuş pigment içine ilk önce az yağ konur ve spatül ile karılır. Karıldıkça boya sulanır, ve buna tekrar toz ilâve edilerek karılmaya devam edilir. Neticede boya yayılmayıp, ispatülle nasıl bırakılırsa öyle duracak hale gelir. Kurşun beyazını, Napoli sarısını, krom sarılarım, zehirli olduklarından ağzı tülbentle örterek karinalıdır. Aksi takdirde uçar. Toz boyalar ciğerlere girer. Ağza bağlanacak tülbentin ıslak olması daha iyidir. Çinko beyazı gayetle ince öğütülmüş olarak piyasaya sürüldüğünden, bu boyayı kısaca bir karıştırdık tan sonra kullanmak en iyisidir. Bu boyanın fazla karılması ancak boyanın bozulmasına sebep olur. Krom kırmızısı da çok karıldığı taktirde rengini değiştirir ve sarıya çalar. Napoli sarısı eğer az karılırsa en güzel neticeyi verir.
Boyanın sürüldüğü gibi kalması için :
Boyanın Sürüldüğü gibi kalması için , su ile pigmentin karılmasından sonra yağ katarlar ki, bu su, boyayı çürüttüğünden zararlıdır. Bu bakımdan iyi bir boya hamuru elde etmek isteniyorsa, bunu fazla pigment katarak elde etmelidir. Boyanın kesilecek gibi bir kıvama gelmesi için karılan boyanın içine tükürüldüğü gibi az- miktarda kasein, yumurtalı temperle emilzüyonu veya kaolin katılması mümkündür. Fakat bunların yanında Doerner tarafından en iyi olarak vasıflandırılan balmumu katılmasıdır. Fakat Doerner, balmumunu yağ içinde değil de terebentin içinde eritildikten sonra boyaya ilâvesini tavsiye ediyor. Balmumu ilâvesi % 2 dir. Balmumunun bir faydası da yağın boyayı sarartmasına mani oluşudur. Eski yağlarla karıştırıldığı taktirde boya, çabuk katılanır. Kurşun beyazının karıldıktan sonra, 8 gün beklemeyi, ondan, sonra tüplere koymayı Doerner ayrıca tavsiye etmektedir.
Bunun gibi bazı denkler karıldıktan sonra bir gün bekletilmeli, ondan sonra tekrar pigment üâvesi ile karıldıktan sonra tüplere konulmalıdır. Çinko beyazı, emaraud yeşili, ultramarin, umra ve kobalt yeşili bu muameleye tutulursa iyi netice alınır. Boya karıldıktan sonra, tüpe doldurulur. Tüpe boya konmadan evvel tüpü zapon lak’ı ile çalkala* makla yağ asidinin tüpün madenine tesiri önlenir. Tempera renklerini^ tüplere doldurulmasından önce de aynı şekilde tüpleri zapon lak’ı ile çalkalamak gereklidir. Boyalar, geniş ağızlı kavanozlarda da muhafaza edilebilir. Ancak boyanın üzerine biraz su koymalı ve boya suyun altmda kalmalıdır.
Eskimiş Boyalar
Eskimiş boyaların tekrar terepentin yağı ile eritilmesi ve karılmasında fayda yoktur. Çünkü tekrar katılaşması ve ayrıca kararmasının önüne geçilemez. Üzerinde boya karılan plâk, daima boya yapıldıktan sonra terepentin, benzol, xylol gibi maddeler ile temizlenmelidir.
Evde Yağlıboya Hazırlama
Ekseriya fabrikalarca yapılan boyaların malzemeleri hakkında gayet detaylı bilgiler verilmesine rağmen bunların ölçülerine ait bilgiler bir sır olarak saklanmaktadır. Fabrika boyaları ekseriya gayetle ince öğütüldüğü ve fazla karıldığından boyaların kararmaları ve ışıklılık kudretlerini kaybetmeleri çabuklaşmaktadır. Ayrıca boyaların silindir altında geçirilmeleri o boyaların sabunlaşmalarına sebep olmakta, bu suretle de sertleşmekte ve kaliteleri de bozulmaktadır.
Fabrikaları ekseriyetle buna mecbur eden şey resim yapan ekseriyetin bu gerçekleri bilmemesi ve görünüşe önem vermesidir. Eski resim kitaplarında örneğin Cen-nini de pigmentlerin kâfi derecede döğülemediğinden bahsedilmektedir. Fakat zamanın en iyi döğülen iyi boyaları bugünün tozları yanında toz zerreleri bakımından 10 misli daha büyüktür.
Doemer de toz zerreciklerinin kaba oluşunu rengin ışıklı ve bozulmaması bakımından isabetli olduğunu müşahade ettiğini yazmaktadır. Bunun faydasını elle karılmış boya kullananlar derhal fark- ederler. Eski ressamların boyalarını taze taze yapıp kullandığını biliyoruz. Bunun yanında ise fabrikanın boyasını uzun zaman piyasada beklemeye tahammül edecek bir boya haline getirmesi lâzım gelmektedir. Bu da piyasaya çıkacak boyanın iyi kalitesi yanında dayanıklı olmasını gerektirecek ilâveleri gerekli kılar. Klemser beyazım eğer bizzat yapıyor iseniz suyu içine damla damla katmak şayam tavsiyedir.
Evde Yağlıboya Hazırlama için nelere dikkat edilir
Balmumu terebentin içinde eritilerek de kullanılabilir. Yağlı boya, dışarda yahut atölyede yapılan çalışmaya göre, sabahleyin yapılan çalışmada zor karılırken öğlende yahut güneşli havada açıkta adeta paletten boya akar. Hattâ bu hal, boyada fazla miktarda balmumu yuvarsa fazlalaşır. Yağlı boya ressamı için, çok üzücü husus, renklerin değişik zamanlarda kurumasıdır. Meselâ kremser beyazı, saturn kırmızısı, kobalt mavisi çabuk kurudukları halde karmin, zinnaber renkleri ve siyah geç kurumaktadırlar. Bu renklerin çabuk kurumaları için bu renklerin içine toz halinde kremser beyazı katmak en güzel çaredir. Tempera emülsiyonları ile de bugün ressamları aynı neticeye ulaşmak yolunu bulmuşlardır. Boyaların kuruma zamanları, eğer bu renklerin arasında aracı renkler yapmak için başka renkler katılmamış olsa idi, bu kuruma müddetleri birbirlerine daha eşit olurdu.
Haşhaş Yağı
Boyaları üst üste çalışmayan ressam için, haşhaş yağı iyi bir materyeldir. Yalnız haşhaş yağının taze, ince, akıcı olması gerekir. Bu yağla yapılan boya çabuk kurumadığı gibi fazla yağlı bir manzara arzeder. Astar olarak sürülecek ilk tabaka için haşhaş yağı müsait değildir. Bugün halen piyasaya sürülen boyalar, haşhaş ve keten yağı karışık olarak yapılır. Örneğin kremser beyaz, ekseriya haşhaş yağı ile karıştırıldığı halde, zor kuruyan boyalar keten yağı ile karıştırılır.
Reçineli yağlı boyalar:
Reçine esanslarını, beyaz çiğneme sakızı «damla sakızı» veya temiz reçineyi tere- pentin ve keten yağı içinde hallettikten sonra % 10 nisbetinde olarak boyaya katılır. Yani yağın nisbeti 1/10 olmalıdır. Bu suretle tübün içinde sertleşmesi de önlenmiş olur. Rubens’in kullandığı boyalar da aynı şekilde yapılmıştır. Yani sakız terepentin içinde eritilir. Bu mayi güneşte dinlendirilmiş keten yağma katılır. Sonra bu karışım, boya ile karıştırılır. Schmincke fabrikasının «Mussini» artist boyaları reçineli olarak yapılmaktadır. Schmincke boyaları, piyasanın kusursuz boyalarıdır. Bu boyalar birbirlerine eşit bir şekilde gerek satıhta gerekse iç olarak beraberce kururlar. Reçineli boyalara konulacak balmumu, yağ içinde değil, terepentin içinde eritildikten sonra ilâve edilmelidir.
Reçineleli boyaların verniklenmesine gerek var mıdır ?
Reçineli boyalar uzun zaman resmin verniklenmesine ihtiyaç duymaz, çünkü verniğin muhafaza edici hususiyeti kendisinde de vardır. Reçineli balmumu boyalarını da kendimiz bir başka şekilde pratik olarak, Doerner’in tavsiye ettiği şekilde kullanabiliriz. Reçineli esans verniği (yukarıda formülü verilmiş bulunuyor) şu şe^ kilde bir başka formül ile daha pratik şekilde tatbik etmek mümkündür.
Terepentin içinde halledilmiş balmumu yağlı boyaya spatül ile karıştırılır ve resimde kullanılır. Reçine terepentin içinde halledilir ve buna balmumu ilâve edilirse bu iş için en uygun bir boya materyeli yapılmış olur. Bu esans ile karıştırılmış ve boyanmış resim atmosferli, volümlü, mat, aydınlık olur. Dekoratif maksatlarla yapılacak olan resimlerde, duvar resimlerinde ve bütün diğer tekniklerden daha müsaittir.
Yağlıboya için domuz kılından yapılmış sert kıllı fırçalar kullanmak iyidir. Bunun yanında fırça ile desen yapmak icap ediyorsa, saç fırça kullanmak gerekir. Bunların böyle tavsiye edilmesine sebep daha iyi çalışılmasına imkân vermelerindendir. Greniş kenarlı enli domuz kılından fırçalar uzun yahut kısa tüylü olarak iki şekilde piyasaya sürülmektedir. Bu fırçalar ile hem boyayı geniş kütleler halinde sürmeye imkân verir hem de ensiz tarafı ile ince batlar çekmek mümkün olur. Yuvarlak fırçalar eski ressamlar tarafından daba fazla kullanılmıştır. Fakat bunlar daha çok çizgili çalışmalara imkân vermişlerdir.
Yağlıboya Fırçaları nasıl kullanılmalıdır ?
Fırçaların elle uçlarından rahat bir şekilde tutulmaları ve boyayı fazla özenmeden rahat bir şekilde tuvale aktarmaları, birçok üstadlar tarafından tavsiye edilmektedir. Fırçaların kesilmesi şayanı tavsiye değildir. Hatta biraz kullanılmış fırçalar kullanma bakımından daba rahattır. Fakat bu işin tamamen bir zevk meselesi olarak burada zikretmeyi doğru buluyoruz. Fırçaların miktarları çok çeşitlidir. Rubens bir tane açık tonlar için, bir tane soğuk tonlar için, bir tane sıcak tonlar, bir tane de koyu tonlar için kullanmakta idi. Bunun yanında Cezanne’in 35 kadar fırça kullandığını biliyoruz. Ancak burada prensip olarak fırçayı temiz tutmak şartiyle bir tek fırça ile de resim yapmanın kabil olduğunu burada zikretmek faydalıdır. Fırçanın yalnız ucu ile boyayı almanın ve sürmenin faydası olduğuna işaret etmek gereklidir. Çünkü fırçanın madeni olan iç tarafına nüfuz etmiş boyayı temizlemek zordur.
Yağlıboya Fırçalarının uzun ömürlü olması için
Boyası üzerinde kurumuş fırçaları xylol, amylace- tat veya aceton ile temizlemek mümkün ise de bu fırçaların artık işe yaraması zordur. Fırçayı normal olarak temizlemek gerekiyorsa, terepentin içinde yıkamak iyidir. Çalışmayı müteakip fırçaları sabun, ile temizce yir kamak fırçaların ömürlü olması bakımından faydalıdır. Eğer hemen ertesi günü çalışmaya devam edilecekse fjrçalan terepentin içinde öylece bırakmakta mahzur yoktur.
Uçları kısalmış fırçaların uçları nasıl uzatılır ?
Uçları kısalmış fırçaları, kıllarını uzatmak için madenî kısım kibrit alevine tutulur, ısındıktan sonra kılların ucundan çekilerek uzatılır. Sabunla kıllar yıkanır.
Yağlı boyayı biraz inceltmek için kullanılan maddeler: Boyaları inceltmek için, boyayı burada zikredilecek maddelerle her zaman karıştırmak boyaların kuvvetlerini zayıflattığından doğru olmaz. Bunun için bu, inceltici maddelere mümkün mertebe az müracaat etmek faydalıdır. Çünkü, boyaları bu incelticiler karartır. Terepentin, petrol gibi maddeler fazla kullanıldığında re-* simde çatlamalar olur. Venedik terepentini de fazla kullanıldığı taktirde resim kuruduğu vakit boyanın üzeri yapışkan olduğu gibi, yağlı boyaya yakışmıyan bir şekilde de kaygan olur. Esasen bu inceltici maddeler hazır boyaların içinde o kadar fazladır ki ayrıca inceltici boya tavsiye edilmez. Fındık yağı iyi çizgi çekmek için gayetle müsaittir. Haşhaş yağını gayet dikkatli kullanmak gerekir. Çünkü haddinden fazla yağlı tesiri yapar. Keten yağı ise gayet iyi kurumaya müsait olmakla beraber, kaygan yalama bir etki verir. Pişmiş yağlar ise fazla parlaklık verdiği gibi akıntı da yapar. Fakat hava etkilerine karşı resimde mukavemet sağlar; fazla kullanıldığı taktirde boyanın üzerinde kir bağlatır, parlar ve süratle boyanın solmasına sebep olur. Sakız yahut reçinenin terepentin içinde eritilmiş olan karışımı boyayı şeffaf ve ışıklı gösterir. Fakat bu maddenin de fazla kullanılması resmi camlanmış gibi yapar. Fakat boyayı sarartmaz. Ayrıca çabuk kurumasına sebep olduğundan üstüste çalışılmağa imkân verir.
Rembrant’ın üstüste çalışmasına imkân veren bu mahlüldür. Sikatif kullanılarak boyanın süratle kuruması temin edilebilir. Fazla kullanılması zararlı olur. °/o 2 nisbetinde boyaya katılması kurutucu etki yapar. Boyayı inceltmek için piyasada (Avrupa piyasası) ekseriyetle menşeleri bilinmeyen
Yağlı boya verneği: Resim ne kadar iyi kurumuşsa verniklenmesi o derece iyidir. Eğer boya iyi kurumadan verniklenirse boyanın kuruması sona ermediğinden, boya üzerine çekilen ve çabucak sertleşen vernik, resim boyasırft çatlatır. Bu tehlike bilhassa haşhaş yağı ile yapılan resimler4e artar. Esasen resimi uzun zaman verniklemeğe ihtiyaç bırakmayacak şekilde boyamalıdır. Resim ne fazla parlamalı ne de fazla mat görünüşlü olmalıdır. Yağlı boya resim için en iyi vernik şu şekilde yapılır: 1/3 nispetinde su katığı olmıyan terepentin içinde, dövülüp toz haline getirilmiş olan sakız, bir tülbent içine konularak terepentin içine şişenin dibine değmeyecek şekilde asılı olarak bırakılır ve şişenin ağzı iyice kapatılır. Bu şekilde sakız terepentin içinde tamamen erir. Ayrıca tülbent içinde olan sakızdaki yabancı maddeler de mahlûlün içine karışmaz. Bu işi yaparken terepenti- ni, sakızın çabuk erimesi için, ısıtmak sonuç için iyi olmaz. Yahut da yapılan kazı terepentin karışımı mayi bilahare inceltmek için, içine tekrar terepentin konulması doğru değildir. Çünkü terepentinin ikinci defa sakıza etkisi zayıfladığından karışım resmi tahrip edici bir özellik kazanır. Reçineli vernik yapılmak isteniyorsa 1/2 nispetinde reçineyi terepentin içine aym şekilde dövülmüş olarak tül içinde eritmelidir. Bu da iyi bir vernik olur. Fakat sakız kadar ince olmaz.
Ara Verniği Nedir Nasıl yapılır
Ara verniği: Yağlı boya resim yaparken eğer çalışmağa ara verilmişse, bilâhare sürülen boya ile ilk sürülen boyanın iyice kaynaşmasını temin, etmek için ara verniği sürülür. Bu suretle ara verniği’ üzerine yeniden çalışma yapmak mümkün olur. Firniş yerine yağla çalışmak ayni işi görmez ve yağ resmin kararmasına sebep olur. Ayrıca resim iç yağma bulanmış gibi bir bal
alır. Onun için yağlamaktan çekinmelidir. Ara verniği olarak reçine yahut sakız esansı biraz yağla karıştırıldıktan sonra içine bir miktar terepentin katarak resmin üzerine çok ince bir tabaka halinde sürmelidir. Reçinenin gayet iyi tasfiye edilmiş petrol içinde eritilmişi de ara verniği için gayet iyi bir şeydir. İspirto ile sakızın karışımı, ara verniği olarak zararlıdır. Eskiden yumurta akını ara verniği olarak kullanmışlardır. Fakat bu zamanla kahverengileşir ve çapaklı bir hal alır.
Yağlı boya resimlerin kuruması: Işık, hava, sıcaklık, yağlı boya resimlerin kurumasını çabuklaştırırlar. Resmin kurumasını ressamın çabuklaştırması iyi değildir. Bu hususta birçok kitaplar kötü sonuçları fıkralar anlatmaktadırlar. Örneğin, eskiden güneşe konulmuş olan resimlerin sonraları bozuldukları bilinmektedir. Hatta bitmiş ve kurumuş resimler dahi ışığa ve güneşe maruz bırakılmamalıdır. Boya, resmin üzerinde, kısmen hacmini kaybetmekle, sabunlaşma ve sararmakla, ton vş armoni bakımından galerilerde rastladığımız bir kahverengine çalar. Doemer kitabında eski bir ressamın Eibner’e bir yağlı boya resmin tam olarak kuruması için 60 ilâ 80 yıla ihtiyaç gösterdiğini söylemesinin doğru olduğu ancak çok sonra yapılan ilmi gözlemler sonucunda anlaşılmıştır. Bunun için yağları tutumlu kullanmanın gereği anlaşılır.
Bu yazımızda , yağlıboya resimde vernik nasıl kullanılır..yağlıboya tabloda kaliteli vernik nasıl olmalı.İyi bir vernik nasıl olmalıdır. Kurutucu vernik nedir . Verniğin tabloya etkisi .Ara vernikleme nedir . Ara vernikleme nasıl yapılır gibi konuları işledik . Yeni yazılarda buluşmak ümidiyle hoşçakalın .
Teknik bakımından bir ressamın, boyaların birbirlerine olan, münasebetlerini gayet iyi bilmesi, birçok büyük ressamların bu hususa işaret ettikleri gibi gereklidir. Ancak bir ressamın istediği rengi kullanması için daima çekingen olması mı gerekir? demek gibi bir soru akla gelebilir.
Burada işaret etmek gerekir ki, her ressamın bu husustaki bilgileri alışkanlık haline getirmesi ve ona göre bu alışkanlıklar içinde süratle çalışacak kadar materyale hakim olması önemlidir. Yoksa en iyi boyaları kullanmakla beraber çamur gibi bir sonuç alınması işten, bile değildir. Sanat, bilindiği gibi ne yalnız ruhi, ne de yalnız tekniktir. Fakat bunun ikisinin de iç içe bir muamelesidir. Sanatçının ifadesine yarayacak materyali seçmesi tesadüfi olamaz. Onun yapacağını ne inşa edeceğini ve inşa edeceği materyali iyi tanımasının bir faydası vardır. Materyali iyi tanımak ifade imkânlarını da arttırır.
Renkli görünüş ve renk etkisi
Renkli görünüş ve renk etkisi: Bütün renkler ışığın etkisinden doğmaktadır. Newton’un kanununa göre beyaz, yedi rengin toplamıdır. Yoksa Göethe’nin dediği gibi bir birlik değildir. Renkler beyaz ışığın kısımlandır. Fakat renkler ışıktan daha zayıftır. Tayfın renklerine nazaran bizim boyalarımız daha az ışıklıdır. Bundan’ dolayıdır ki, ressam tabiatın, ışık kuvvetinde elimizde boya mevcut değildir. Ve bundan dolayı bunu tercüme etmek zorundayız.
Tek tabaka halinde tuvali boyadığımız zaman ışık yüzeye çarpıp bize yansır, fakat tabaka tabaka çalıştığımız zaman ışık, muhtelif tabakaların satıhlarında kırılarak bize yansır. Bu suretle de derin bir etki yapar. Böylece renk tonu optik olarak inşa edilmiş olur.
Eski üstadlar bu şekilde teknikleri ile zengin ton kademeleri elde etmişlerdir. İşte bu optik renk inşasıdır ki, zengin bir berraklık ve ışıldama kuvveti kazandırır. Eğer bu üstüste elde edilen ışık rengini, palette karıştırarak bir defada elde etmek istenirse kirli sağır bir renk elde edilir. Bu tek rengin kudreti çok zayıftır, ve renk de çabucak kararmağa mahkumdur.
Eğer renkler boyaların özelliklerine göre üst üste sürülürse, kullanılışı büyük bir tehlike gösteren veronez yeşilini bile tehlikesizce kullanılabilir. Bütün sarıya çalan ateşli renklere sıcak renkler ve maviye çalan bütün renklere de soğuk renkler adı verilir. Sıcak renklere soğuk renklerden az miktarda katılırsa sıcağın zengin tonları meydana gelir. Ayni usulü soğuk renklere uygulamak mümkündür. Sıcak renklerin içine sıcak ,renkler konulursa renk gittikçe gözü alır. Bu resimde tehlikelidir.
Renklerin karışımında neye dikkat etmeli
Soğuk renkler sıcak renkler ile kuvvetli bir şekilde karıştırılırsa renklerin ışıklılık kudretleri azalır ve nihayet kararır. Soğuk renkler soğuklar ile karışırsa daima berrak olur. Soğuk ve sıcak renkler kontrast olarak kullanılırsa resimde alâka çekici bir canlılık meydana gelir. Resimde sıcak renkler çok kuvvetliye doğru j: giderse, resim sert, tatsız, katı bir etki yapar. Soğuk renkler resme hakim olur, resim ölü bir etki kazanır.
Renkçi bir ressamın eseri, ne tamamen soğuk ne de tamamen sıcak bir renkliliktedir. Burada işaret edilmek istenen önemli bir nokta ,sıcak renklerin muhakkak yakım, soğuk renklerin de uzağı gösterdiği hakkmdaki bilgilerin doğru olmadığıdır, öyle frapan sarılar vardır ki, en soğuk bir mavi yahut yeşilden daha uzağa gider. En kuvvetli bir kırmızı da en uzağa gidebilir. Bu ressamın renkleri, hislerine tercüman olacak kadar onlara hakim olmasına bakar. Resimde bir renk daima civarı ile birlikte değer kazanır. Bu renk ortamıdır ki, bir rengi ya ölü ya da diri gösterir. Bundan dolayı, bir ressam bir eşyanın kendi kendine bir renge sahip olduğunu düşünemez. Bu sebeple ressam Braque eşyalardan ziyade, eşyaları birbirlerine bağlayan arka dokuyu eşya kadar önemli saymaktadır.
Ressamlardan renk teknikleri
Burada, ressamların muhakkak komplementär renkler ya da kontrastlarla çalışmalarına işaret etmek lâzımdır. Ressam, kırmızı – yeşil, mavi- turuncu, sarı – mor ahenkleri ile resim yapmak alışkanlığında bir kimse değildir. O renk kontrastlarının en yenilerini, yepyeni tertiplerini arayan adamdır. O, değişik ahenkler, insanı hayrette bırakan değişik kombinezonlar bulan kimsedir. O bilinmeyen imkânların olduğunu göstererek bize zengin bir fantazi sunar. Bu da ancak ressamın kendini iç duygularına terketmesi ile mümkündür.
Ressamın çamur gibi bir renk aradığını görünce beğenmeyiz. Fakat ressamın o rengi yerleştirdiğinde bunun çok güzel bir renk olduğunu görürüz. Yani sanatçı daima bir renk ortamı düşünür. Kontrast yalnız başına resimde sert bir görünüş ve dekoratif bir etki yapar. Kontrasta armoni hakim olursa resme huzur ve tatlılık gelir. Armoni birleştirici bir ortam yaratır. Resimde huzuru yaratan armonidir. Armoninin, aşağı yukarı bütün renklerle bir bağlılığı ve hakim, oturmuş bir durumu vardır. Eğer kontrast, heyecan verici sayılırsa armoni de sükûnet vericidir. Bu her iki unsur da resimde olmalıdır ve birbirlerini tamamlamalıdırlar.
Sanat akımlarında renk teknikleri
Rönesanstan empressiyonizme kadar kahve rengine çalan ve galeri tonu denilen, renk tonu, umumi armaniyi teşkil ediyordu. Bu renk genellikle yeşil pas kahverengisine çalıyordu. Bugünün sanatında bu genel ton yoktur/j Bunun yerine renk vardır. Siste olsun akşam güneş batarken olsun atmosfer bir ton içindedir. Fakat resme başlıyan bir insan için bu tonu görmek ve bulmak hakikatten zordur.
Bugün resimde, eski yüzyıllarda olduğu gibi, yalnız ışığın olduğu yerler değil, ayni zamanda resmin her tarafının renkli olması istenmektedir. Bu suretle renk, resimde eski yüzyıllardan daha büyük | rol oynamaktadır. Eskiden ışık alan yer hariç bütün 1 yerler yeşil kahverengi bir renge bulanmış gibidir.
Yağlıboya Resimde Işık oyunları
Renk daha çok yüzey halinde sürüldüğü zaman etkili olur. Modle etmek renk tesirini zayıflatır. Bir şeyin kendi rengi o şeyin mahalli (lokal) rengidir. Donuk olarak gösterilen lokal bir renk kuvvetli bir etki yapar. Kuvvetli bir ışık, lokal rengi ortadan kaldırır. Kuvvetli 3 renk derecesine göre ışığı kaldırır yahut zayıflatır. Kuvvetli renk, bir eşyanın şekli üzerinde gösterilmişse şekil resim içinde makasla kesilmiş yapıştırılmış gibi görünür. Çünkü bu şeklin diğer tonlarla olan armonik bağları yoktur.
Bundan çıkan sonuç rengin bir tek eşya üzerinde toplanamıyacağıdır. Bu sertlik ancak ya rengin dağıtılması yani şeklin dışına taşırılması ya da etrafını çeviren tonun peklin içine girmesi ile temin edilir. Bu esas portre, natürmort,, peyzaj gibi artık tarihe karışmak üzere olan resim çeşitlerine ait olduğu gibi, bugünün resmini de içine alır. Burada yağlı boya resmin imkânlarından söz ederken bunun üstüste bir çalışma tekniği ile olduğu gibi, yanyana yani yaş olarak bir defada bitirilen bir teknikle de yapılabilmesi mümkündür. Bunun yanında boyaların cila gibi ince bir tabaka halinde sürülmesi ile boya hamuru halinde kullanılışı da vardır.
Astar için çeşitli malzemeler kullanılmaktadır. Biz bunların içinde en iyi olanlarının formüllerini vermekle yetiniyoruz. Bu formülleri vermeden önce, astar boyası için kullanılan maddeleri burada saymamız doğru olur: Bu iş için yapıştırıcı madde ve aralan doldurucu maddeler yani tutkal ve söndürülmüş alçı kullanılmaktadır. Boya olarak bilhassa çinko beyazı kullanılır. Ressamın kendi hazırladığı tuval dışandan fabrika malı olanlardan daha iyidir.
Astar Boya Hazırlama Malzemeleri
Astar için kullanılan zamklar: Sıcak tutkal, kemiklerden elde edilmiş bir zamk olup bir yumurta beyazı maddesidir. Sıcak tutkalı yaparken, tutkalın kaynamaması iyidir. Aksi takdirde tutkal yapıştırıcı özelliğini kaybeder. Soğuk tutkalın, yani kazeinin astar yapmada, bilhassa artistik çalışmada yağlı boya tekniğinde yer almaması gerektiğini bilmek faydalıdır. Jelatin de astar yapmada kullanılır. Bilhassa tebeşir astar yapmada (1 İt. su, 50 gr. jelatin) şeklinde kullanılır. Bu formülü, sıcak tutkalın yerine kullanabiliriz.
Astarda kullanılacak doldurucu maddeler: Bu madde söndürülmüş ve özellikle öğütülmüş olan alçıdır. Bu tebeşir tozu ne kadar beyaz ise o kadar iyidir. Fakat lapa haline getirirmiş olan tebeşir, toz halinde olandan daha iyidir. Bir de tabiî alçı vardır ki (sulu saçyağı kirecidir), bu alçı piyasada satılmaktadır ve bâzı ressamlar bunu tutkalla karıştırdıktan sonra kullanmaktadır.
Doerner alçılı astar boyanın daha çok tahtadan olan resim yüzeylerinde kullanılacağını yazıyor.
Bazı ressamlar kili dahi bu işte kullanmışlardır. Fakat sonradan, pul pul olup döküldüğünden burada tavsiye etmiyoruz.
Mermer tozunu Prof. Welhten’in tavsiyesine göre astar için kullanabiliriz. Esasen eski İtalyan üstadları tarafından kullanılmış bir şeydir. Pompei’de de boyaların içine karıştırılmıştır.
Örtücü astar boyalar
Yukarıda adlarını andığımız maddeler doldurucu olduklarından boyayıcı bir özelliğe sahip değildirler. Bu yüzden astar yapmak için boyayıcı fakat örtücü olan boyalar kullanılmalıdır. Örtücü boyalarla yapılmış astar, resim boyalarının ışıklılık kudretlerini artırdığı gibi resmin uzun ömürlü olmasını temin eder.
Çinko asidi (çinko beyazı) astar için en iyi beyaz boyadır. Bu boyanın üç çeşidi vardır. Bunlar; (Rotsiegel: «kırmızı damgalı», WeissiegeJi: «beyaz damgalı», Grünsiegel: «yeşil damgalı» dır ki, astar için kırmızı damga çinko oksidi en iyisidir. Yumuşak ve hemen her men zehirli olmıyan sağlam bir beyazdır.
Titan beyazının, kapatıcı, sağlam ve zehirli olmıyan bir özelliği vardır. Bayer fabrikasımn. imal, ettiği çeşidi gerçekten en iyisidir.
Litopon beyazı, maalesef bu beyazın piyasada çoğunlukla pek kötüsü satılmaktadır. Işıkta kararır. . Bu çeşidin astarda kullanılmaması lâzımdır. Litoponun ışıkta kararmıyanı da vardır. Bu çeşit astar boyada kullar nılabilir.
Kurşun beyazı (kremser weis) çok kapatıcı olmak-, la beraber çok zehirlidir. Ayrıca, dökülmesi ve tozların sağa sola dökülmesi çok tehlikelidir. Eski felemenk iraİM samları alçı astara 1/3 nisbetinde kurşun beyazı koyuyorlardı.
Alçı yahut tebeşir astar: Emici ve yağsız yapılır. Atmosferi olan derin tonlar ve mat renklerelde edilmesine yarar. 70 gr. sıcak tutkalı bir litre içinde hallettikten sonra, gerilmiş olan bezin üstüne ince olarak sürülür. Kuruduktan sonra astar çekme yapılır. Fakat tutkallı su çekilmiyebilir de.
Bir ölçü tabiî alçı yahut tebeşir Bir ölçü çinko beyazı (rotsiegel)
Bir ilâ üç ölçü su ile karıştırılır ve iyice halledilir. Buna hafif ıslatılmış sıvı olarak tutkallı su ilâve edilir (bir ölçü). Ve ateş üzerinde su banyosu içinde, yani başka bir kabın içine konarak ısıtılır ve karıştırılır.
Fırça ile tuvale astar çekerken çabuk ve ince sürmelidir. İkinci defa astarı çekmek için kuruması şart değildir. Bir çeyrek saat sonra ikinci kat derhal çekilebilir. Alçı ile yapıjan astar daha çok spatül ile çekilmeye müsaittir. Tebeşir ile yapılan astar ise bez tuval içindir. Astarı çok ince sürmelidir. Öyle ki bezin dokusu kaybolmasın. Tuvale sürülen astar boya iyice kuruduktan sonra zımpara ile perdahlanmalıdır.
Astar Boya Nasıl Hazırlanır ?
Eğer tuval üzerine sulu boya ile bir başlangıç yapılacak ve sonra da yağlı boya ile çalışılacak ise, o zaman tutkalla yapılan astarın tekrar su ile erimemesi için astar boyasının içine konulan tutkalın onda biri kadar şap ilâve etmek gerekir. Bu suretle astar artık hiçbir suretle su ile eritilemez bir hale gelir. Şapın fırça izlerini meydana çıkarma özelliği vardır ki, bu bakımdan boyalarla da kullanılabilir. Fakat ultramarin’in rengini aldı- . ğmdan bu renkle kullanılmamalıdır. Onun yerine aynı işi formalin görür.
Ayrıca, dikkat edilecek husus, eğer astar boyası artacak ve saklanacak ise ,o zaman şapı veya formalini tutkallı suya astar yaparken koymak tavsiye edilmez. Bu takdirde tutkallı suya boya karıştırılmadan biraz önce koymak doğru olur. Formalin, astara % 4 oranında konmalıdır. Yalnız formalin kokusundan dolayı belki biraz rahatsız edici olabilir. Bunun için % 2 konabilir. Fakat az geleceğinden gene takviyesi gerekir. Bazan bu yanm tebeşir astara bal, arap zamkı, gliserin gibi maddeler ilâve ederler ki, bu astar için zararlıdır. Çünkü bu maddeler tuval bezinin nem kapma kabiliyetini artırırlar.
Yağsız astarlı tuvaller, boyayı biraz da bünyesine çekeceğinden daha sağlam olur.
Astarın izole (tecrit) edilmesi: Yarım alçı yahut te- beşir astarın izole edilmesi için sulu tutkal, yumurta ve kazein emilziyonları sürülür. Kazein 1/3 oranında su içinde eritilerek sürülür. Tutkallı ise gene 1/3 oranında olması gerekir. Tecrit maddeleri içinde en iyisi, sakız yahut beyaz reçine 1/2 oranında terepentin içinde halledilmiş olamdır. Bir de ispirto içinde eritilmiş jellak vardır. Bir ölçü jellak ,iki ölçü ispirto içinde (yakılan ispirto) eritilir. Ama bu karışım çentikli bir şekil aldığından bundan kurtulmak için bir miktar hint yağı ilâvesi ile onun bu sakıncası ortadan, kaldırılır.
Yarım yağlı tempera astar boya hazırlama
Tebeşir ,astarda olduğu gibi ilk önce,
70 gr. tutkal, bir litre su içinde halledilir. Bu tutkallı suyun sürülüşünden sonra, aynı ölçü üe tebeşir tor zu (bir ölçü) aym ölçü ile çinko beyazı (bir ölçü) aynı ölçü ile suda bırakılmış tutkallı su (pıhtı halinde) (bir ölçü) bütün bunlar birbirleriyle iyice karıştırılır. Bundan sonra marangoz tutkalının yapılışı şeklinde ikinci birkap içinde ısıtılarak yavaş yavaş içine damla damla ; pişmiş bezir ilâve edilir. Pişmiş bezirin ölçüsü değişik-> tir. 1/3, 1/2, 2/3. Oran arttıkça astar karışımın içine, damla damla su katılır. İlâve edilecek su miktarı bir öl-1 çüyü bulur. Bu astar boyası iki, ya da üç ince kat sii- : rülebilir.
Kazein astar: Tahta yahut mukavva üzerine yapılar bilir. Kâğıt üzerine de olabilir. Fakat bez üzerine yapıl- j, ması doğru olmaz. İlk sürüş:
1 ölçü kazein, 3 ölçü su içinde eritilir ve tuval olacak satha emdirilir. Bundan sonra;
1 ölçü tabiî alçı
*1 ölçü (rotsiegel) çinko beyazı iki ölçü su içinde halledilir. Bundan sonra, içine bir ölçü su ile halledil- , miş kazein katılır. Bu karışım yarım saat ara ile üç | kat ince olarak çaprazlama sürülür. Bu karışıma aynı şekilde toz boyalarda karıştırılabilir.
Yağlı astar:
70 gr. tutkal, 1 İt. su.
Bu karışım tuvale sürüldükten ve kuruduktan sonra tutkallı su, alçı veya tebeşir, ayrıca çinko beyazı aynı ölçülerde olmak üzere kariştınlır. 1 ilâ 1/2 yahut iki ölçü pişmiş bezir yukarıda yapılmış olan karışıma ilâve edilir. Her sürülmeden sonra bir spatül ile tuvaldeki fazla astar alınır. Bu astar karışımı fazla yağlı olduğu için tuvale mümkün mertebe ince sürülmesi gerekir. İlk önce sürülen tutkallı su, istenirse sürülmiye- bilir de. Yağ az olursa daha iyidir. Yağlı astarın iki hafta bekletilmesini Doemer tavsiye etmektedir. Hatta daha fazla bekletilirse daha iyi olur.
Eğer astar fazla yağlı ise ve boyayı iyi almazsa bu takdirde tuvalin sathı soğan yahut patates ile ovulur. İspirto da aynı işi görür.
İyi bir astar boya nasıl olmalıdır
Piyasadaki yağlı astar ile yapılmış olan tuvaller iyi değildir. Çünkü fabrika, malının uzun zaman depoda kalmasını hesap ettiğinden ve daima müşteriye göstermek için açılıp kapatıldığından ince, kırılmayacak şekilde olmasını temin etmek zorundadır. Bundan dolayı kurumayan yağlar, sabun gliserin gibi maddeler ile astar maddelerini takviyesi gerekmektedir. İşte bu ilâveler resim için bir tehlike teşkil etmektedir. Hazır tuvallerde boyaların zamanla bozuldukları ve üzerlerine yapılan resimleri çatlattıkları tesbit edilmiştir. Bunun da sebebi astar içine, tuvalin daima yumuşak kalması için konulan pamuk yağı ve ham linolin’dir. Böylece tuvalin sert bif şekilde kurumasının önüne fabrika geçmiş olmaktadır. Bu özellik de iyi bir tuvalin özelliği değildir.
Bunların yanında renkli astarlar da vardır. Bunlar 1 yarım alçı astar üzerine renkli reçineli esans ile yapılan glase boya sürülerek elde edilir. Vernikli tempera da bu işi görmektedir