Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı

Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı

Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı

Acaba insanlar suluboya ile ilk defa ne zamandan beri resim yapmaya başlamışlardır? Resimde suluboya kullanımı, suluboya tarihçesi, suluboya yapımı çok eskilere dayanır. Bunu araştırmak, bizi, genel olarak her türlü renkli resmin başlangıcına götüren bir yoldur. En eski kültür kavimler taş, ağaç ve duvar gibi çeşitli satıhlar üzerinde resim yapmışlardır. Renkli resmin başlangıcı hakkında yapılacak araştırmada önemli olan taraf, bu çeşitli resim satıhları, arasındaki ayrılıkların göz önünde tutulmasıdır. Önce kuvvetli kenar çizgileriyle yapılan resimler sonradan hatların basit şekilde doldurulması isteğini de uyandırdı.

Suluboya Tarihçesi

Boya unsuru olarak doğadaki renkli toprak­lar (toprak boyalar) ve bitki özsuları (usareler) kullanıldı. Bunlar su ile karıştırılır ve yapıştırıcı maddelerle birlikte resme sürülürdü. Bu ilk boya­lar ve bunlarla duvar sıvalarına yapılan ilk resimler sadece daha sonra meydana gelen “fresk” ya başlangıç olmakla kalmamıştır. Eski Mısır da papirüsler üzerine ilk defa olarak yazı yazılmaya başlanması, bugün “su­luboya” adı ile kullandığımız boyaların yavaş yavaş gelişimini gösteren ilk tipik vesikalardır. Nitekim papirüs, bizim bugün kullandığımız kağıdın da öncüsü ölmüştür. Mısır hiyeroglifleri ile Çin yazılarında alet olarak fırça kullanılmıştır. Şu halde yazı yazmakla resim yapmak aslında birbirine özdeş eylemlerdi.

Suluboya, daha geniş ölçüde olarak, serpilenmiş koyun ve keçi derilen üzerinde kullanılmıştır. Anadolu’daki Bergama kasabasından çıkmış olmaları dolayısıyla “Pergament (= parşömen)” adı ile anılan ve değerli bir ticaret maddesi haline gelen bu deriler, bilindiği gibi, Ortaçağ’ın sonlarına kadar oldukça önemli bir rol oynamışlardır. Bu hayvan derilerine yazı ve resim alanında bu kadar değer verdiren şey, diğer özellikleri arasında bilhassa dayanıklılığı ve sağlamlığıdır. Geçmiş yüzyılların değerli sanatçılarının bazı eserlerinin zamanımıza kadar gelmiş olmasını biz bu sağlamlığa borçluyuz. Suluboya Yapımı.

Suluboya Tarihçesi

Suluboya Tarihçesi

Boyaların hazırlanmasında göze çarpan özellik şu idi: renk veren maddeler ayrı ayrı beyaz zamk (Arap zamkı) ve yumurta akı ile karıştırılır, bunlara ayrıca bal, nöbet şekeri ve bazı hayvani ifrazlar katılırdı. Bu reçete zaman zaman bazı değişikliklere uğramışsa da, esas itibariyle, sanayide geniş ölçüde boya yapılmasına başlanıncaya kadar ayni kalmıştır. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi. Suluboya resim, taşıdığı türlü değişme imkanları sayesinde; çeşitli kültür çağlarının üsluplarına uymuştur. İlk zamanlar daha ziyade duvar resimlerinde kullanılmıştır. Bu tarz resimler umumiyetle kenar çizgileriyle çizilmiş büyük şekillerden ibaretti ve üzerinde pek az renk vardı. Minyatür resimlerinin geliştiği manastırlarda ise bir inceliğe kavuştu ve buralarda dini yazılar da sayfaları; başlıkları; yazıları süslemek suretiyle – yazıcılar kadar ressamlara da zevkli çalışma alanları yarattı.

Suluboya Tekniklerinin Gelişimi

Suluboya Tekniklerinin Gelişimi

Malzemenin yarattığı güçlükler dolayısıyla, mesela parşömende olduğu gibi; resim yapmakta usul şu idi: ilk önce resim; madeni kalemle çizgi halinde çizilir; sonra bunun üzerinden; hemen daima mürekkep kalemi veya fırça kullanılarak çini mürekkebi veya adi mürekkeple geçilirdi. Şekillerin kendilerine mahsus renklerini belirtmek için; ışık ve gölge gibi açıklık ve koyuluklar üstübeç yardımıyla ortaya konurdu. Bu tarz resim aslında bizim bugünkü “guaş” boyaları ile çalışmaya benziyor. İleride bunun üzerinde daha etraflıca duracağız. Şekilleri belirtmeye önem veren bu re sim tarzı  ki; bunda kullanılan her renk çizgiye yeni bir değer verdirmektedir. Bütünü itibariyle de resmin ahenkli bir tesir yapmasına önem veren bir ana kaideye bağlı idi. Bunun için kitap ressamlığında yazı ile resim arasında daima bir uygunluk gözetilirdi. Yazıların dizilişinde bilhassa bir özelliğin göze çarpması gerekli idi. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı.

Suluboya Ağaç Oymacılığında Kullanımı

Ağaç üzerine resim oyma usulünün keşfi kitap ressamlığında ki bu eski ahengi bozan bir dönüm noktası olmuştur. Bu usulde resimlerin  çoğaltılması, daha sonraki her grafik yenilikte olduğu gibi; orijinal eserlerin ortaya konmasını gözle görülür derecede azalttı. Bundan sonra kitap ressamlarına kalan iş hemen sadece tahta kalıplarla basılmış resimleri boyamaktan ibaret oldu. Bunların çalışmalarını devam ettiren ve masraflarını karşılayan şey, yaptıkları işin değerinden ziyade, çoğu din ve dünya konularına ait kitapların yüksek baskı sayısı idi. Bu yeni usulün resmi boyama tarzı üzerinde de etkisi görüldü. Suluboya Yapımı.

Ağaç Üzerinde Sulu Boya Kullanımı

Ağaç Üzerinde Sulu Boya Kullanımı

Ağaç oyma baskısı resimler gerek kenar çizgili ve tarama gölgeli özelliği, gerekse serbest ve hafif bir çalışma tarzı ve sistemi bakımından renklerin hafifçe kullanılmasını ve şeffaf olmalarını gerektiriyordu. Renklerde beyaz boya kullanmak yavaş yavaş tekrar, “modadan” düştü ve resimdeki beyaz yerler boya ile değil, sadece kağıdın kendi rengiyle, o yeri boyamadan belirtilmeye başlandı. Bu sebeple el sanatlarına ait iş taslaklarında yardımcı vasıta olarak suluboya­nın fazlasıyla kullanılmış olması hiç te tesadüfi değildir. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı. İtalyan Rönesans’ında Rafael ve Mantegna’nın elinden çıkma resimli hah (Gobelin) örneklerine ait bu neviden taslaklar bugün bizim elimize kadar geçmiştir. Albrecht Dürer’in çizdiği elbiselerde de, kumaş etütleriyle birlikte el sanatlarına kaçan bir üslup vardır. Zaten bu deha sahibi sanatçının asıl değeri, çalışmalarına temel olacak bir geleneğin mevcut bulunmamasına rağmen, manzara resmini renkli resmin başlı başına bir kolu haline getirmesidir.

Hollanda’da Suluboya Yapımı

Hollanda’nın sanattaki yol gösterici durumu suluboya üzerinde de sürekli ve iyi etkilerde bulunmuştur. Gerçi büyük flaman Rubens suluboya ile uğraşmamış, sadece yağlı boya ile çalışmıştır; önemli birer sanat şahsiyeti olan her iki Ostade kardeş te suluboya tekniğiyle ancak ikinci derecede meşgul olmuşlardır. Fakat C. P. Berghem ile Savery, suluboya tekniğinin gelişimi yolunda büyük adımlar atmış ve gerçek değer taşıyan eserler ortaya koymuşlardır. Suluboya, resmin gelişmesinde ayni derecede tesirli olan başka bir etkende 17 ve 18. yüzyıllarda tutulan hatıra defterleri veya aile albümleridir. Bu defterler, taşıdıkları değerlerden ziyade içlerindeki yazı ve resimlerin orijinalliği ile tanınmışlardır.

Chodowiecki ve Schadow gibi tanınmış isimler-de bunların içinde yer almıştır. Suluboya resme karşı bu heves 19. yüzyıl içinde şiir albümlerinde devam edip gelmiş ve fakat Almanya’da suluboya, yağlıboyanın gördüğü rağbeti ve kazandığı değeri görmemiş ve kazanmamıştır. Hatta suluboya resim tekniğinin yağlı boyadan çok daha güç olmasına rağmen, suluboya ile resim yapmak adeta tutkunlara özgün bir iş sayılmıştır.

Suluboyanın Tarihi Gelişimi

Suluboyanın tarihi gelişimiyle ilgili olarak burada “yalama = (La- viermanier)” adı verilen resim tarzına da işaret etmek gerektir. Bu tarz mesela Weimar’da, şair Goethe ve çevresindekilerce çok sevilmişti. Sadece bir tek renkle, mesela çini mürekkebi, sepya veya çivit mavisiyle açıklı koyulu tonlarda çalışılan bu resim tarzı, çizgi ile renkli resim arasında bir köprü vazifesi görmüştür. Bu bakımdan üzerinde durulmaya değer.

Suluboyanın Tarihi Gelişimi

Suluboyanın Tarihi Gelişimi

Suluboyanın Minyatürde Kullanımı

Minyatür resim 18. yüzyılda yeni bir değer kazandı. Fakat bu sefer parşömen üzerinde kitap resmi olarak değil, fildişi üzerinde yapılmış küçücük portreler halinde kullanıldı. Bu portreler, fildişinin rengi ile taklidi imkansız bir uygunluk sağlayan cazibeli bir ten rengi ve güzel boyanmış elbiselerden meydana getiriliyor, ayrıca güzel çerçeveler içine alınıyordu. Şu veya bu kimsenin bu şekilde yapılmış bir resmini ailesinin eşyası arasından, bir antika koleksiyonundan veya bir sergiden alıp hatıra olarak odasına asmayı yahut da mahfaza içine koyup yolculukta yanında taşımayı kini istemez… Bu zarif portreler bize birkaç kuşak önceki dede ve ninelerimizin yaşayışları hakkında, o zamanın uzun yazılarından daha çok bilgi verirler. Aile üyelerinin bu şekilde resimlerini yaptırmak Fransa, İngiltere, Almanya, Avusturya ve İtalya’daki asilzadelerin ve orta halli halkın ileri gelenlerinin atalarına karşı başlıca saygı vazifesi idi. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı.

Rokoko Sanat Dönemimde Sulu Boya Kullanımı

Rokoko çağı boyunca Almanya’da suluboya nispeten az bir ilerleme kaydetmiştir. Halbuki Fransa ve Hollanda’da bir yükselme görülür. Frankfurtlu Georg Melchior Kraus adı bize Almanya’da günlük hayat sahnelerinin suluboya ile resmedilmeye başlanmasını ve dolayısıyla Goethe’yi hatır­latır. Asıl Rokoko’ya ait özellikleri ifade eden, Schenan adı ile de anılan ressam Johann Eleazar Zeisig’tir. Bu zat günlük hayat sahnelerini resmet­mek hususunda da mükemmel bir teknik hakimiyete sahipti. İlk zamanlar Zittau’da daha sonraları ise Saksonya saraylarında çalışmıştır.

İngiltere’de özel bir resim okulunun kuruluşunda, iklim şartlarının büyük etkisi olmuştur. Bu hareket daha 18. yüzyıl içinde Warwick Smith adı ile de anılan Smith tara­fından başlamıştır. Bu zat gerçi, resmi önce çizgi ile sonra da modelin şekil özelliklerine göre işleyerek ortaya koyan yağlı boya ressamları gibi, tek renkli gri zemin üzerinde çalışıyordu. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı. Fakat bununla beraber, gene de ye­ni bir hareketin meydana gelmesinde ilk adımı atmıştır. Kendisinden sonra yetişen Thomas Girtin ve bilhassa renklerinin tazeliği ve canlılığı ile tanınan W. M. Turner ( 1775-1851),her yenilik hareketinde olageldiği gibi, geleneğe bağlı akademilerin muhalefetiyle karşılaştılar.

Suluboya Ressamları Kurumu

Akademiler her tarafa yayılmaya ve tutunmaya başlayan yeni resmi çekemiyorlardı. Bu muhalefet İngiltere’de “Suluboya Ressamları Kurumu (Society of painters in watercolors)“ ve “Suluboya Ressamları Enstitüsü (Institut of painters in watercolors)“ gibi özel birliklerin meydana gelmesine sebep oldu. Resim alanında bu birlikler idareyi ellerine aldı re, üyelerinin üstün çalışmalarıyla, suluboyaya yağlıboya yanında eşit değer sağladı. İngiltere’ deki bu başlangıçtan sonra Paris, Brüksel, Viyana, Roma ve New York’ta da bu çeşit kurumlar meydana geldi. Almanya’da suluboya resim alanında klasik bir çığır açmak şerefi, 18. yüzyılda Dresden’de yaşamış olan ve bugün artık adı anılmayan Aleksander Thiele ile Görlitz’li resim öğretmeni Christoph Nathe’ye (1763-1808) aittir.

19. yüzyıl başında Alman resim sanatında beliren “Nazarener” adlı akım ve bu akımın renkler üzerinde yarattığı menfi tesir, suluboyanın yayılmasına da bir dereceye kadar engel olmuştur. Nihayet ancak romantizmin doğuşuyla bu engel ortadan kalkabilmiş ve bu alanda bir canlılık belirmiştir. Buna ait- örnekleri Edward Steinle’nin İncil’­den yaptığı ve Frankfurt Şehir Enstitüsünde bulunan kompozisyonları ile Moritz von Schwind’in seri resimlerinde görüyoruz.

Almanya’da Farklı Resim Üslup ve Teknikleri

Almanya’nın ayrı ayrı sanat merkezlerinin tipik üsluplarını, diğer sanat kollarında olduğu gibi, suluboyada da görmek mümkündür. Suluboya ile çalışanlar arasında mesela Düsseldorf Akademisine bağlı Knaus, Vautier, Schirmer, Achenbach, Scheuren gibi sanatçılar daha çok manzara ve günlük hayat konularına düşkündürler. Münih’li sanatçılar arasında Wilhelm von Kobell ve bilhassa Karl Rottmann Zrikre değer. Bu sonuncusu bir şiir havası taşıyan fresklerde olduğu kadar suluboya resimlerde de tanınmıştır. Viyana’da, bir yandan Rudolf von Alt gibi eşsiz bir yapı ressamı (Archifcekturmaler) yetişmiş olmasına rağmen, daha çok hissi- bir taraf göze çarpar.

Daha soğuk olan kuzeyde ise Berlin Okulu tam bir gerçekçilik duygusu ve anlayış: ile daha ziyade portre ve şehir resimleri üzerinde çalışmaktadır. Hafif renkleriyle Kari Blechen, bu okulun açık havada çalışma meselesine en çok yaklaşan sanatçısıdır. Adolf von Menzel’in şan ye şerefle dolu çağı, Berlin okulunun gelişim aşamasının en yüksek ve ayni zamanda bitim noktasıdır. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı. Bu sanatçı kendi kendine çok sıkı bir çalışma ile her konuya el atmış ve gerek çizgi, gerekse renkle ifade yolunda büyük bir hakimiyetle yürümüştür. Eduard Hildebrandt’ın. İtalya’dan ve doğudan aldığı ilhamlarla ortaya koyduğu eserlerde-ve Passini’nin asil bir teknikle yarattığı resimlerde ise geçmişle bugünü ve ayni zamanda kaybettiklerimizle kazandıklarımızı gösteren daha geniş bir ölçü buluyoruz.

Suluboya Yapımı

Suluboya Yapımı

Suluboyanın Geleceği

Geriye doğru yaptığımız bu bakıştan bir sonuç çıkarmak gerekirse şunları söyleyebiliriz? Tarihin her çağının kendisine mahsus bir üslubu olmuş ve her millet kendi özelliklerini belirtmiştir. Tekniğin ilerlemesi, malzemenin en basit icaplarına uymakla meydana gelmiş ve ayni zamanda piyasaya pratik ihtiyaçları sanatçıların durumu üzerinde müessir olmuştur. Her şeyden önce şurası görülüyor ki, sanatçı ile insan birbirlerinden aynı varlıklar değildirler. Aradaki fark, sanatçının yaratarak kendisini eseriyle ortaya koyan bir şahsiyet olmasındadır.

Bir eserin değerini veya değersizliğini belirten ne konu ve ne de tekniktir. Bunu belirten şey sadece kişinin yaradılışı ile birlikte sahip olduğu dünya görüşüdür. Ahlaki manada bir kültür idealini gerçekleşmiş görmek için bu sonuncusuna, yani bir dünya görüşüne mutlak surette ihtiyacımız vardır. Bize önderlik yapacak kimselerin bulunmayışından ve ölmez değerler ortaya koyacak evrensel dahilerin yokluğundan şi­kayet edebiliriz. Fakat aramızda akıl ve idrak sahibi olanlar sayısızdır. Eğer güzel sanatlar alanında çalışmak, bu yolda yürümek istiyorsak bunun için sadece bu işi bütün yüreğimizle sevmek yeter. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı.

Yağlıboya Kayalık Nasıl Yapılır, Taş Resmi Nasıl Yapılır?

Yağlıboya Kayalık Nasıl Yapılır, Taş Resmi Nasıl Yapılır?

Yağlıboya Kayalık Nasıl Yapılır

Kayalıklar, şekilleriyle olduğu kadar taşıdıkları zengin renkleri bakımından da resim için en güzel konulardan birini teşkil ederler. Parlak güneş ışığı altında bulunduktan zaman en çıplak ve en sarp kayalar bile öyle bir renk canlılığı içinde bulunur ve öyle plastik bir şekil alırlar ki, bulundukları yerden sanki hemen kopup yararlanacaklarmış gibi görünürler. Yağlıboya Kayalık Nasıl Yapılır, Taş Resmi Nasıl Yapılır?

Yağlıboya kayalık resmi nasıl yapılır? Taş resmi nasıl yapılır?

Yağlıboya kayalık resmi nasıl yapılır? Taş resmi nasıl yapılır?

 

Akşam kızıllığı böyle yerlere çok kere güzel bir tiyatro dekoru manzarası verir. Kaya yığınları umumiyetle çeşit tonlarla değişen gri renktedirler. Şurasında burasında mavimtırak ve morumsu yosun yeşilleri görünür. Bu renkler ortasında yankılar ve oyuklar bazen dümdüz ve keskin kenarları ile koyu kahverengine çalar siyah gölgeler halinde belirirler. Kayaların etrafındaki çalı ve ot kümeleri, yer yer koyu renkli, humuslu toprak parçaları manzaranın güzelliğine ayrıca bir özellik katarlar.

Yağlıboya kayalık resmi nasıl yapılır?

Yağlıboya kayalık resmi nasıl yapılır?

Taş resmi nasıl yapılır

Bu tasvire bir de soğuk renkli gölgelerle açık ve sıcak tonlar içinde görünen yeşilimsi beyaz, san ve kırmızı kaya yosunlarını katarsak bir kayalık manzarasının hemen bütün özelliklerini belirtmiş oluruz. Böyle bir manzarayı ustu belirli derecede pürüzlü hiç resim kağıdına resmetmek, resim tekniği bakımından konuya daha uygun düşer. Taş hatlarının sertliğini belirtmekte kağıdın pürüzlerinin de ayrıca yardımı olur. Bu arada belirli keskin şekilleri, köşeleri, yarıkları ve kaya yosunlarını ayrı ayrı sert liftlidir, kaskatı yamalar halinde değil, kayaların esas renkleriyle az çok kaynaşmış olarak çizmeliyiz.

Kar ve buzların  türlü manzaralar üzerinde yarattığı özelliklerden ve bunların belirtilmesinden daha ileride, mevsimler yazısının “’kış” bölümünde konu anlatılmıştır.

Taş resmi nasıl yapılır?

Taş resmi nasıl yapılır?

Sanatta deformasyon anlayışı

Sanatta deformasyon anlayışı

Sanatta deformasyon anlayışı

Sanatta deformasyon anlayışı eski devirlerden beri, yani belli bir şeyin şeklini değiştirme anlayışı vardı. Bu husus sanatta önemli bir anlayıştır. Tablodaki kompozisyonun gerektirdiği uzatma veya kısaltmalar rönesans öncesi ressamlar olan İtalya’nın Treçento (XIII yüzyıl) veya Quatroçento (XIV yüzyıl) ressamlarından itibaren izlendiği gibi ilkel devirlerin, eser olarak kabul ettiğimiz kalıntılarında da görüyoruz.

sanatta deformasyon picasso avignonlu kızlar

Örneğin, demir bir çubuğun dövülerek maşa haline getirildiği andan itibaren, artık o demir çubuk değil bir maşadır. Domates nasıl sıkılıp suyu çıkarıldıktan sonra bir bez üstünde güneşte serilir ve salça haline getirildiğinde, domates yerini salçaya bırakırsa, sanatçı da karşısına aldığı bir objenin sanat eseri haline getirebilmesi için, ondan muhakkak başka bir şey yapması gerekir. İşte bu iş bir de formasyondur. Sanat eseri yapmak için, deformasyon üzerinde gerekli bilgilerin muhakkak olarak kazanılmış olması gerekir.

sanatta deformasyon nedir picasso

Deformasyon, Fransız ressamı Jean Dominique-Ingres’de gayet bilinçli idi. Bu hususa Baudelaire de değinmiştir. Bu değiştirme prensibi, zar inanımızda artık anlaşılmıştır ve yerini daha ileri bir hamleye haklı olarak bırakmıştır. Parçalama, deformasyon ve parçalama, objenin, sanat eserinin yaşatıcı unsuru haline gelmesine yarar. Parçalama neden gereklidir? Açıklayalım. Sanat eserinin, bir düzey üzerinde unsurlar kompozisyonu olduğu malûm. Şimdi esas olan  bu unsurların bulunmasıdır.

Yağlıboya Resimde Sis Nasıl Yapılır? Sis Çizimi, Duman Çizimi

Yağlıboya Resimde Sis Nasıl Yapılır? Sis Çizimi, Duman Çizimi

Yağlıboya Resimde Sis Nasıl Yapılır

Çok kere sis ve duman gibi şeyler görüşü zorlaştırır. Bazı yerlerin havası mesela İngiltere’de olduğu gibi sisleriyle sanayi, fabrikaları çok olan bazı şehirlerin havası da dumanları ile tanınmıştır. Bu dumanlı hava daha uzaklardan belli olur. Görülen şeylerin rengi, onların üzerine gelen ışığın geçtiği muhitin cinsine göre değişir. Kuvvetli ve parlak’ bir ışık altında tabiattaki renklerin daha, kuvvetli görüneceği yolundaki inanış tamamıyla yanlıştır. Mesela kırmızı bir sardunya çiçeğini parlak bir güneş altında koyalım; renginin yarı yarıya daha az kuvvetli göründüğünü derhal fark ederiz. Çok kere bir evler yığınını sarı, yüksek bir dağ tepesini de kurşuni bir cam arkasından görür gibi oluyoruz. Manzaralarda ki bu renk değişikliği günün türlü zamanlarına göre başka başkadır: sabahları kırlar sarımtırak, akşamları da kırmızı bir cam arkasında seyrediliyormuş gibidir. Işık en çok düz yerler üzerinde yayıldığından, böylece çıkıntılı ve köşeli yerleri de belirttiğinden, gölge ve yarım gölgeler resim üzerinden büyük yeri kaplar. Bu hal tabiatta renklerin parlaklığının azalmasıyla kendini belli eder.

Havanın rengi, uzaklara doğru şekil ve renkleri donuklaştırır, çok kere bir sis ve duman haline sokar. Çizgi ve renk perspektifi de buna göre değişir.

Sis Çizimi Nasıl Yapılır ?

Sis çizimi yapılırken. Arazi ve şekillerin tabiatta derinliğine sıralanıp gitmesi resimde ön plan, orta plan, arka plan dediğimiz sıralanmayı göz önünde tutmamızı gerektirir. Her hangi bir yere, bilhassa geniş ve açık bir manzaraya baktığı­mız zaman onu bize en yakın, biraz uzak ve nihayet en uzak kısımlar halin­de görürüz. Ön plan, orta ve arka plan denilen sıralanma da işte budur. Manzaraları biz bu şekilde bir sıralanma içinde görürüz. Tiyatroda sahne dekorlarının hazırlanmasında ve dizilmesinde bu sıralanmadan, bu görüş ve görünüş kaidesinden faydalanılmaktadır. Bunun esası üç ayrı planı arka ar­kaya dizmekten ibarettir. Böylece seyirci, bulunduğu her hangi bir noktadan sahneye baktığı zaman, aslında birbirinden ayrı parçalar halinde dizilmiş bulunan bu dekorları birbirine bitişik ve bir bütün halinde görür.

yağlıboya resimde sis nasıl yapılır

Hava ve duman tabakaları da bu parçaları belli olmayacak şekilde birbirine kaynaştırır. İşte havanın bu özelliğini, şeküler görünüşü üzerinde yaptığı bu etkiyi resimde de hesaba katmak ve buna göre renkleri ve tonları birbirinden keskin sınırlarla ayırmamak lazımdır. Ayni ışık altında ve ayni uzaklıkta bulu­nan .nesneler, onlara bakan bir kimse için önde, ortada veya arkada bulunduklarına göre, ayni hava tesiri altında görünürler, onu arama çerçevesi (bak: sahife 28) bu yönden de uygun ve ahenkli motifler seçmemize yardım eder. Seçilen konunun işlenmesinde her zaman göz önünde bulundurulması gereken bir nokta da mesafe meselesidir. Mesela bir cami veya bir ağaç kar sisinde durarak resim yapmak ve bunları bütün yükseklikleriyle ön planda göstermek istediğimiz zaman ağacın hemen altında değil, dibinden itibaren boyunun iki misli kadar uzakta bir yerde durmalıyız.

Gökyüzü çizimi

Acaba resimlerde gök için ne kadar bir yer ayırmalıyız? Bu mesele ba­zı ifade imkanlarım arttırmak veya azaltmak bakımından çok önemlidir. Resimde ufuk çizgisini kağıdın tam ortasına koymak ve böylece resmi altlı j üstlü iki eşit parçaya ayırmak pek tavsiyeye değer bir yol değildir. Çünkü bu tarzda yapılmış bir resim can sıkıcı ve gerçeğe pek uygun olmayan bir ifade taşır. En iyisi ufku kağıdın ortasından ya yukarıda veya daha aşağıda göstermektir. Bu yolda bazen ipincesi bir toprak şerit üzerine koskocaman bir gök parçası konmak suretiyle nispetsiz işler de yapılmaktadır. Bu şekil de bir resim seyirci üzerinde ağır ve sıkıcı duygular uyandırır. Derinlik ve uzaklık tesiri yaratmak için düz bir arazi üzerinde genişçe bir gök resmedilir. Üzerinde parça beyaz küme bulutlar bulunan mavi bir gök çiçekli bir ilkbahar havasına uygundur. Dağların ve yapıların yüksekliğini belirtmeli istersek, bunları, üzerinde nispeten az bir gök parçası kalacak, şekilde resmetmeliyiz. Bunun aksi bir ifade yaratılmak istendiği zaman da ona göre gök kısmı daha aşağılara kadar yer alır.

Resimde boşluklar

Resimde huzursuzluk ve dağınıklık yaratacak kadar geniş boşluklar bırakmamak ve bunları kompozisyon bakımından gidermek lazımdır. Bu da ya o gibi yerlere şekiller koymakla yahut ta arka planın rengine uygun düşecek tarzda açık veya koyu bir renk bütünlüğü ile sağlanır. Manzara re­simlerinde bu iş için gökteki parça parça bulutların araza* üzerine düşen gölgelerinden mükemmel surette faydalanabiliriz. Bu gölgelerin de yardı iniyle arazi kabartmaları, arazi şekilleri çok daha iyi belirtilir. Yalnız, bu gibi gölgeleri gelişi güzel vurmamalı Ve hava durumu bu gölgelerin varlığını tabii göstermelidir. Bulut gölgeleri kaskatı lekeler halinde değdi, bilhassa ön plandaki bütün gölgeler gibi, altındaki şekilleri kapatmayacak nitelikte hafif ve uçucu olmalıdır. Bunun için bu koyuluklar bütün’ resmi kaplanarak, daha ziyade, gölge düşen yerler üzerinde birer tül gibi durmalıdır.

Resimde Gölgeler

Resimde her zaman bu türlü gölgelerden faydalanmak gerekmez. Bazen bunun aksi olur, gök büsbütün kapalı bulunur ve sadece bir iki yerinden güneş ışıklan sızar. Bu ışık parçalan birdenbire şu veya bu yerin üzerine düşer ve mavimtırak bir kurşuni renkle örtülmüş bulunan o yerdeki her şeyi meydana çıkarır: evlerin duvarları parlak ve beyazlıkla göze çarpar, bun­ların üzerindeki kırmızı damlar parıldar, çimenlik yerler en parlak bir züm­rüt yeşili içinde görünür. Buna karşı altın sarısı ekinlerle dolu bir tarla ile bunun yanında bulunan ve ağaçlarının gövdeleri tek tük kırmızı parıltılarla göze çarpan bir çam ormanı koyuluklar içinde kaybolmuştur. Fakat biraz sonra ışık bunların üzerine düşer ve bu sefer burası bütün parlaklığı ile meydana çıkar, öbür yerler gölge altında kalır. Tabiatın bu sürekli değişik­liğini her zaman görebiliriz. Eski zaman ressamları ile şimdikiler arasında bu bakımdan da bir mukayese yapmak mümkündür. Tabiattaki bu renk de­ğişikliği bize parlak, canlı ve fakat aldatıcı bir resim gibi görünür. Seyre­dilmesi hoş ve zevkli, fakat tespit ve resmedilmesi bazı çalışmalara bağlı bir resim.

Yağlıboya Resimde Kullanılan Siyah renkler

Yağlıboya Resimde Kullanılan Siyah renkler

Yağlıboya Resimde Kullanılan Siyah Renkler

Bu yazımızda yağlıboya resimde kullanılan siyah renkler konusundan  bahsedeceğiz . Siyahın da çeşitleri mi olurmuş demeyin . Göreceğiniz üzere yağlıboya alanında uzmanlaşmak istiyorsanız .Yağlıboya resim  yapma konusundaki tüm detaylara hakim olmanız size yardımcı olacaktır.

Noire d’Ivoire / Fildişi siyahı

Noire d’Ivoire siyah

Hava akımı altında yar kılan kemiklerin kömürleşmesinden elde edilir. Gayet koyu bir siyah olup kuruması da en iyi olanıdır. Bütün tekniklerde kullanılabilir. Eğer kurşun böyâzı üzerine (yalama sürülmüş ise) fildişi siyahı sürülürse çatlar. Fakat başka renklerle az miktarda karıştırılırsa çatlamaz;

Noire de vigne.

Noire de vigne siyah

Asma çubuklarının yakılmasiyle elde edilir. Kahverengine çalar. Kullanılabilir.

Siyahlar ne kadar kahverengine çalmazsa o kadar kalite bakımından iyidir. Bütün siyahlar aşağı yukarı % 100 yağ tutarlar. Kurumaları geç olduğundan yağlı boyaya sikatif koymak gerekir. Yoksa kurumaz. Siyah tozu yağla karıştırmak zordur. Toz, yağı bünyesine almaz. Bunun için tozu ilk önce alkol içinde karıştırmalı- dır. Bir müddet sonra alkol toz boyanın bünyesinden uçtuktan sonra yağla karıştırılır. Bütün siyahlar zehirsizdir. Eski üstadlar siyah boyanın içine, hem kuruması için hem de siyahın bir ton kazanması için, vert emaraud gibi bir yeşil koyuyorlardı.

Yağlıboya resimde kullanılan siyah renkler konusu şimdilik  bu kadar . Yeni yazılarda buluşmak dileği ile .