Tuvaller ketenden dokunmuş bezlerden yapılırlar. Tuval yüzeyinin az emici, renkleri ışıklı göstermesi ve sık dokunuşlu olması gerekir. Dokumamn birbirine dik dokunuşlu olması gelenek halindedir. Kenevir liflerinden yapılmış bezler büyük formda olan, resimler için iyidir. Venedik ekolü, örneğin, Verones’in ya da Tinto- retto’nun resimleri bu bezlerin üzerine yapılmışlardır.
Resim için sık dokunuşlu bezler verebildiğinden keten dokumalar daima tercih edilmektedir. Pamuktan yapılmış olan dokumalar belki küçük ebattaki resimler için kullanılabilir. Fakat gene de tavsiye edilmez. Çünkü pamuk bez boyanın yağı ile gevşer ve ressamın zevkini kaçırır. Fakat pamuk bezin resimde gayet açık bir renk elde edilmesine yardım etmesi gibi bir özelliği vardır. Hint keneviri de tuval bezi için iyidir. Fakat havadaki rutubetle zamanla kahverengileşir.
Hint kenevirinden yapılmış olan bez ne kadar parlak ise o kadar iyidir. Maalesef bu bezlerin çoğu fabrikadan, çıkarken sık do- kunuşlu ve parlak gözükmesi için kola ve birçokları gibi maddelerle takviye edilirler ki, bu kola tuval yapmak için süreceğimiz astar maddesini etkiler.’ Hattâ yapılacak resmin boyasını kimyevî olarak bozar.
Neme karşı hassas olan dokumalar resim için uygun değildirler. Böyle dokumalar yıkanıp kurutulsalar da iyi sonuç vermezler. Bir dokumanın fırça darbesi ile genişlemesi tuval yapılmasına engeldir.
Tuval Malzemeleri Nelerdir
Tuval için aşağıda yazılı olan dokuma nevileri şunlardır:
1. Roma keteni: Bizde bu bezle elde işleme kadın gecelikleri ve iç çamaşırları yapılmaktadır. Tuval olarak en iyi dokumadır. Bu bezin iplik sıklığına göre çeşitleri vardır.
2. Yelken bezi: Bu dokuma pamuktan yapılır. Çeşitleri vardır. Tuval için uygundur.
3. Amerikan bezi: Bu bezin tuval için en iyisi el dokuması olamdır. Elde dokunmuş olanının dokusu düzenli değildir. Ancak bunun da kendine özgü bir güzelliği vardır.
1. Goblen keteni: Sık dokunuşlu bir kumaştır. Tuval için uygundur.
2. Müslin bezi: küçük formda olan tuvaller için kullanılabilir. Çünkü pamuktan yapılmıştır.
3. Patiska da küçük ölçüler için gayetle uygun bir bezdir. Yalnız patiskanın ketenden yapılması gerekir.
Amerikan bezi
Tuval yapımında bezin gerilmesi
Bezin şasiye gerilmesi: Bez şasiye gerilirken mümkün mertebe iplik yollarının kenarlara paralel olmasına gayret etmek gerekir. Şasinin üst kenarlarının içe doğru 4 meyilli olması zorunludur. Şasinin yapıldığı tahta rutubetli olursa, tahtanın çekmesi ile üzerindeki bez de dalgalı olur. Bezin gerilmesinde, geniş başlı harfiça çivisi ; kullanılırsa, bezin çividen kurtulması imkânsızlaşır. Bezin ilk önce bir tarafı, sonra tam karşısına gelen tarafı, çivilerin başı iyice çakılmadan tutturulur. Köşelerin çakılması ise en sona bırakılır. En iyisi resim bittikten sonra esas son çakma işini yapmak yerinde olur.
Astar boyasının daima gayet ince sürülmesi icap eder. Aynı zamanda sürülen astar boyasının sulu olmar ması gerekir. Bazı ressamlar gelişigüzel astar yapıp sürmek isterler. Doerner, astar boyasına pek önem verilmesini tavsiye etmektedir. İyi” bir astar, üzerine sürülen rengi, ışıklı gösterdiği gibi, aynı zamanda devamlı olarak taze tutar.
Akvarel resmi boyaların şeffaf etkilerine dayanır. Bunun için ince yani kapatıcı olarak sürülmemesi icap eder. Şeffaf olarak sürmek için düzeyin açık bir renkte olması gerekir. Akvarel resimde ışık etkisi, kullanılan beyaz kâğıttan doğar. Bu kâğıt bazan okullarda da gördüğümüz resim kâğıttan, yahut bildiğimiz desen-resim kâğıdı değildir. Bu kâğıt keten nebatından elde edilmiş bir kâğıttır. Suluboya resim için pamuk ve odundan elde edilen kâğıtlar iyi bir sonuç vermez. Bu kâğıtlar, elde yapılmış olup grenleri düzenli olmadığı gibi kenarlan da bıçakla kesilmiş değildir. Bu kâğıt, bünyesine suluboya alabildiği gibi yıkaymca da çıkar. Bundan başka, kâğıtların yağ lekelerine bulanmamış olması gerekir. Kâğıt yağlanmış olursa boyayı bünyesine almaz
Ayrıca, bu kâğıtların sararmıyan cinsten olması gerekir. Çünkü sarardığı takdirde üzerlerindeki boyanın, da saydamlığı ile, renk değerleri tamamen değişir. Kâğıdın 15 gün kar dar güneş ışığına maruz bırakıldıktan sonra saranp sa- rarmıyacağını anlamak mümkündür. Suluboya kâğıtlar rm en iyilerine burada temas ediyoruz; Schöllersham- mer Papiere, Zanders, Whatman, Fabriano, Crewigpa- piere, Joynson ve Cartridge. Akvarel kâğıdı bir satıh üzerine raptiye ile tutturulur. Eğer kâğıdın satha iyice intibak etmesi icap ediyorsa resim yapılacak kâğıdın arkasını ıslatmalı ve ondan sonra bir altlık üzerine rapti- yelemelidir.
Boyanın hazırlanması: Akvarel toz boyalarının çok az yapıştırıcı madde ile karışması, daima kolayca su ile eritilebilecek bir halde olması lâzımdır.
Yapıştırıcı madde olarak: arap zamkı, dextrin, kitre % 4, balık tutkalı, bunlara üâve olarak da gliserin, nöbet şekeri, yahut şurup veya bal kullanılır.
Evde suluboya İmalatı için arap zamkı hazırlama
Arap zamkı: 1/2 nisbetinde kaynıyan su içinde karıştırılır. Fakat arap zamkının zararı, boyayı parlatır, kabuk bağlatır ve iplik iplik yapar. Gliserin ve nöbet şekeri su ile boyamn çabucak erimesini mümkün kılar. Bu unsurlar, bu teknik için en az zararlı olanıdır. Gliserin 1/15 oranında yapıştırıcı madde üe karıştırılır, içinde çok ince, bir şekilde yayılır ve nisbeten zararsız olur.
Koyu akvarel renklerinde pek küçümsenmiyecek miktarda arsenik bulunmuştur. Bundan dolayı suluboya fırçasını ağza almamak gerekir.
Akvarel boyasını imal etmek çok zordur. Bu bakımdan bizzat imal etmek iyi sonuç vermez. Akvarel için boyayı çok ince ezmek lâzımdır. Yoksa karışımlarda boyalar değişik kuvvetlerde erir. Boya da topak topak ve kirli olur. Bilhassa zamk karıştırılmış boyalar bu hali gösterir. Ayrıca, boyaların iyice yıkanması gerekir ki, boya pıhtılaşmasın. Bunun için de boyanın içindeki tuzların atılması gereklidir.
Suluboyanın yapılmasında damıtık su kullanılmalıdır. Suluboyaları tüplere doldurmadan önce (aynı temperada olduğu gibi) tüpleri zaponlack ile doldurup boşaltmalıdır. Böylece tüpteki boya tüp madeninin etkisinden “korunur. Hint sarısı, krapplack, paris mavisi ve chrome- oxyd feurigden ekseri tonlar elde edilebilir. Suluboyada, kurşun beyazım atmak doğru olur. Zaruret halinde, litopon üstübeci kullanılabilir. Ya da çinko üstübecini ya ballı suda yahut arap zamkı ile karıştırarak örtücü beyaz temin edilebilir. Fakat bunu her defasında taze yapmalıdır.
Buçada ayrıca suluboya yaparken ele alınması gereken renkleri zikretmek iyi olur. Sağlam olan renklerin adları aşağıdadır:
Sarılar: OcreTar, terré de sienn’ler, jaune de cad- mium (cadmium’un cironn rengi bundan hariçtir), ult- ramarib sarısı, jaune indien. Bunların yanında jaune mtanthrend ışığa karşı sağlamlık bakımından hint sarısı ile boy ölçüşebilir. Napoli sarısı kapatıcı boya olduğundan sulu boyada kullanılmamalıdır.
Kırmızılar: OcreTardan yapılan kırmızılar, demir- oksitlerden yapılan kırmızılar, garanceTar, rose helio- genler ışık bakımından gayet sağlamdırlar. Cinabre’lar şüphelidir. Bunun yerine toprak kırmızıları ve rouge heliogen, kullanılır.
Maviler : Ultramarin, kobalt mavileri, cölin mavileri, heliogen mavileri ve bilhassa çok lüzumlu olan prusya mavileri sağlamdırlar.
Yeşiller: Emaraude yeşilleri, heliofen yeşilleri*
permanent yeşilleri, kobalt yeşilleri ve toprak yeşilleri.
Kahverengiler: Terre de sienne brûlé, terre vert brûlé, umbra ve tabiî sepia akvarel renkleri olarak kullanılmaya lüzum yoktur. Çünkü diğer renklerin karışım ları ile. kahverenginin en güzel tonaliteleri elde edilir..
Bu yazımızı, Resimde kompozisyon nedir. Resimde kompozisyon İlkeleri, Resimde kompozisyon unsurları ve Resimde kompozisyon çeşitleri nelerdir. Resimde kompozisyonda dikkat edilecek noktalar.Resimde kompozisyonun koşulları ögeleri konularına ayırdık .
Resimde kompozisyon nedir
Resimde kompozisyonun manası asrın ikinci çeyreği içinde daha genişlemiştir. Eskiden, kompozisyon kelimesi, içinde figür bulunan resimlere denilirdi. Şimdi ise, kompozisyondan anlayacağımız , resmin bünyesinde bulunan unsurların düzeni anlamındadır.
Resimde Kompozisyon İlkeleri
Resimde kompozisyon oluşturmanın ilkeleri olarak ;
GÖRSEL RİTM
ZITLIK
EGEMEN NOKTA / ODAK NOKTASI
HAREKET
PERSPEKTİF
AÇIK KOYU
BOŞLUK DOLULUK
DENGE
BİRLİK BÜTÜNLÜK
DOKU
EKONOMİ:
gibi nitelikler sayabiliriz .Bu maddelerin detaylı açıklaması için BURAYA TIKLAYINIZ
Günümüzde Resimde kompozisyon
Günümüzde sanatçılar, böyle bir alt dokunun resim için yeteceği fikrindedirler. Mademki bu siyah beyaz lekeler de kuru resmin esasıdır, öyle ise ayrıca bu sanatçı buluşunu tabiat şekillerine neden âlet etmelidir.
Kompozisyonun esası olan bu alt doku tabiatla ilişiği olmayan bir şeydir. Bu tamamen sanatçının bulacağı bir şeydir. Bu bakımdan ister eski resimler olsun, ister yeni resimler olsun hepsinin birleştiği nokta, işte bu soyut, leke düzenidir. Portre veya natürmort, peyzaj veya figürlü kompozisyonun unsurlarını işte bu lekeler düzeni içine yerleştirmek gerekir. Böyle olunca son zamanın soyut ressamları ile eski üstatların aynı noktada birleştikleri açık olarak ortaya çıkar.
Kompozisyon dokusunu açıklarken vardığımız sonuç, bu dokunun doğa dokusuna tamamen yabancı bir yapıda olduğudur. Buradan da sanat formunun tabiat formuna benzemediğini ve tabiat formuna yabancı olduğu esasım çıkarabiliriz. Bundan dolayı «Tabiat kendi formunu kendi gayeleri için, sanat da kendi formunu kendi gayeleri için yaratır.» sözünün neden söylendiğini anlamış oluruz,
Resimde Kompozisyon unsurları
Tabiat formunun sanat formu olmadığı, yukarıda verilen bilgilerle anlaşılabilir haldedir. Bunun birçok örnekleri araştırılırsa kolayca bulunur. Şimdi sanatta yaşayıcı unsurlar nasıl bulunur.; Bunu araştıralım. Bir şeyden başka bir şey bulabilmek için o şeyi mümkün olduğu kadar parçalamak esası, bugünün ilmi bir araştırma sonucudur.
Yani nasıl pamuk taranır eğrilip bükülür, iplik olursa ve iplikten de , kumaş yapılırsa, ilk olarak bir maddeyi parçalayıp ondan yapılacak şeyin birimi çıkarılır. Böylece pamuk kumaş olur ve bu sonucun, pamuğun ilk hali ile hiçbir ilgisi yoktur. Daha esaslı örnekler verilebilir. Hattâ biz diyeceğiz ki, bir şeyi mümkün olduğu kadar parçalayınız, o oranda yaşatıcı, kuvvetli unsurlar elde edeceksiniz.
Patlıcandan bir yemek yapılıyor. Bu nasıl bir parçalanmadır. Tasavvur ediniz. Ondan sonra bu yeniyor. Ağızda dişlerle tekrar parçalanıyor. Midede bu parçalama devam ediyor ve çeşitli organik ameliyelerden sonra I meydana gelen şey kandır. Ve kanın ne derece yaşatıcı bir unsur olduğu açıktır, işte sanat eseri için de bu parçalama böyleşine gereklidir. Hiç şüphe yoktur ki, bu : parçalama ilimde bilgi işi, sanatta da bir sezgi işidir.Unsurlar ortaya çıktıktan sonra bu unsurların birbirleri ile ilişkileri doğmakta ve sanatçı terkibe doğru gitmektedir.
Bu unsurlar ortaya çıktıktan sonra, sanatçı bu unsurların istediği tablo düzenine gitmek zorundadır. Romancı nasıl eserini muayyen bir yerine geldikten sonra artık kahramanlarına kendi istediği sözleri söyletemez ve eserin istediği yol istikametinde kahramanlarını konuşturmak zorunda kalırsa ressam da ortaya çıkan tablo unsurlarının istediği tablo düzenine gitmek zorunluğunda kalır. Resmin kompozisyon atmosferi belli olduktan sonra, sanatçı bu hava içinde yaşar gider.
Resimde Kompozisyonun Temel Unsurları
GÖRSEL RİTM : Ritm, bir sanat yapıtıyla aramızda psiko-fizyolojik anlaşma yaratmak için yinelenen devinimler düzenidir. Devinim ikiye ayrılır.
• Doğal devinim ( Örneğin, yontunun devinimi )
• Plastik devinim ( kitlelerin üç boyutla bir yüzeyde yarattığı ışık – gölge kontrastlarından doğar )
Ritm çeşitli yönlerinde, çeşitli büyüklükte, yinelenen dominant devinimlerin birbiriyle kontrast uyuşumudur. Bir yapıtta çoğunlukta olan devinimlere dominant devinim denir.
ZITLIK : ( Karşıtlık, çelişki ) Evrende her şey karşıtlıklar dengesi içindedir. Resimde de böyledir. Ölçü zıtlığı, aralık zıtlığı, renk zıtlığı, doku zıtlığı, üslup zıtlıkları, ilgi topladığı ve canlılık yarattığı için önemlidir.
EGEMEN NOKTA / ODAK NOKTASI : Bir kompozisyonda kullanılan ögeler birbiriyle karşılaştırıldıklarından genelde bir denge hissedilmiştir. Denge simetrik, asimetrik denge olarak iki türlüdür. Örneğin, insan vücudu simetriktir. Asimetrik denge, farklı görsel ağırlıktaki ve çekicilikteki ögelerin düzenlenmesiyle oluşturulur.
HAREKET: Resim, bir şekilde temanın odak noktasıdır. Seyirciye vermek istediğimiz mesajı taşıyan nesnelerin fonksiyon birliğinin bulunduğu yerdir. Yani resmin ana eksenidir. Genellikle resim, soldan ve aşağıdan başlar. Resmin ana ekseni de sol ve alt taraflarda oluşur. Ama bu bir kural değildir. Bu ana ekseni, seyircinin dikkatini yoğunlaştırmak için koyu ve açıklar kullanarak oluşturmalıyız.
PERSPEKTİF: Derinlik de diyebiliriz. Renk ve çizgi perspektifi olarak ele almalıyız. Perspektif, aynı düzlem üzerinde bulunan nesnelerin bakış noktasına olan uzaklığına göre: gerçek boyutluluk ve gerçek renklerinden daha büyük, daha koyu, daha küçüak ve daha açık görünmesidir.
Siyah beyaz çerçevesi içerisinde figürleri tonlayarak; yakındaki figürleri koyu ve büyük, uzaktakileri küçük gri ve kağıdın beyazlığını arayacak şekilde boyamak suretiyle perspektifi oluşturabiliriz. Mekanın açık alan ya da ufuk çizgisinin vurgulanması ile resimde derinlik sağlanmış olur.
AÇIK KOYU:
Değerlerin derecelendirmesidir. Koyu ve açığa giden değerler sonsuzdur. Nesne hangi renkte olursa olsun, mutlaka üzerinde koyu ve açık tonlar vardır. Koyu ve açık tonların resmimize katkıları fazladır.
BOŞLUK DOLULUK: Resimde boşluk ve doluluğu birbirine göre dengelenmelidir.
DENGE: Resimde figürlerin birbiriyle ilişkisi ve yer çekimiyle bağlantısıdır.
BİRLİK BÜTÜNLÜK: Figürlerin birbiriyle iletişimi ve etki-tepki uyumuna denir. Uyumsuzluklarda uyumu denemek mümkündür.
DOKU: Her nesnenin kendine ait özelliği ve fonksiyonu yani nesnenin kendine özgü doğal eylemi vardır. Resmin seyirciye çok yakın olduğu yerde kullanılan nesne veya figürlerle onların fonksiyonu ve dokusunu açığa çıkartmalıyız. Estetik görünümü ve iyi bir kompozisyon kurgusu olsada uzaktaki figürün dokusal özelliklerine girmeyiz. Sadece hareketi verir belirgin özellikleri çizeriz.
EKONOMİ: Sade ve öz anlatım diyebileceğimiz resimdeki ekonomi unsuru; yaptığımız resimlerle şiir gibi verilmek istenen mesajın en etkili ve en kısa yoldan anlatımıdır.
Görüldüğü üzere resimde kullanmaya çalıştığınız bütün kurallar, bir bütünün parçaları şeklinde olup, hepsi içerik olarak aynı olsalar bile, birbirini tamamlayan unsurlardır.
Resimde Kompozisyonun Diğer Unsurları
Kompozisyon kurallarını çevreleyen, resmimize estetik değerler kazandırabilecek yardımcı unsurlar şunlardır:
1. HAREKET DEĞİŞİKLİĞİ: Bir hareket ve fikrin hakimiyetinin belirginleştirilmesi.
2. ELEMANLARIN DEĞİŞİKLİĞİ: Şekillerin farkının ortaya çıkarılması.
3. ÇİZGİ DEĞİŞİKLİĞİ: Doğru, eğri değişikliği ve bunlardan birinin ritminin vurgulanması.
4. ŞEKİLLERİN DEĞİŞİKLİĞİ: Üçken kare ve yuvarlak değişikliği ve bunların birinin hakimiyetinin belirtilmesi.
5. ALANLAR: Büyük küçük değişikliği ve bunlardan birinin hakimiyetinin belirginleştirilmesi
6. YÖNLER: Yatay dikey hareketlenme ve bir direksiyon hakimiyetinin açığa çıkartılması.
7. DEĞERLER: Açık koyu değişikliği ve bunlardan birinin hakimiyetinin belirtilmesi.
Bu unsurlar, kompozisyonda tam anlamıyla birinin diğerine baskın olması bakımından kontrast oluşturur ve uyumsuzluğa uyum yüklememizi sağlar.
3. Nesneyi açık ve koyu tonların kullanımıyla daha çarpıcı gösteririz. Böylece resmimizdeki nesne daha iyi anlatılır, biz de nesneyi daha iyi kavrarız.
4. Kişinin kendi tarzını sunmasını kendine ait dokusal özelliğiyle ortaya koymasını sağlarız.
Resimde kompozisyonun koşulları
Manzara, natürmort veya figür resminin de kendi başına «kompozisyon» sayılması için sanatçının, dış gerçeğin sadık kopyasından az veya çok uzaklaşmış olması gerekir, çünkü kompozisyon sanatı, dış gerçeğin geçici ve tesadüfi görünümlerini, insan zihninin tasarladığı ve geometrinin açıkladığı bir evrensel düzene göre ayarlamak demektir.
Mesela, yatayla dik açı yapan bir düşey, hareketsizliğin, köşegen ise hareketin ideal işaretleridir. «Abstre» veya soyut denen ressamlar, dış gerçeğin görüntüleriyle doğrudan doğruya ilişkisi olmayan, birtakım plastik unsurların birleşimine dayanan eserlerini bu ilkeye göre hazırlarlar.
Resimde kompozisyon çeşitleri
Resimde kompozisyon çeşitlerini ;
Dikey kompozisyon
Yatay kompozisyon
Üçgen kompozisyon
Çapraz kompozisyon
Kademeli kompozisyon
Diyagonal kompozisyon
Kavisli kompozisyon
Zıt-eğri kompozisyon
Helezonik kompozisyon
Dengeli kareli kompozisyon
Yıldız kompozisyon
olarak ayırabiliriz.
Bu yazımızda Resimde kompozisyon ve tanımı. Resimde kompozisyon hazırlama İlkeleri, Resimde kompozisyon unsurları ve Resimde kompozisyon çeşitleri. Resimde kompozisyonun koşulları ögeleri konularından bahsettik .Yeni yazılarda buluşmak dileği ile .
Duvar resmi için yağlıboya uygun değildir. Ketenyâ- ğı kireçli duvarda sararır. Yağı fazla boyalar ise daha fazla sararır. Leonardo nun «Akşam Yemeği» adlı duvar resminin yağlıboya ile yapıldığı anlaşılıyor. Bu eserin kısa zamanda harap olduğu bilinmektedir. Armeninis ve Palominos yağlıboyanın duvar üzerinde iyi sonuç vermediğini yazıyorlar (Doerner, Malmaterial, s : 270). Bu zararları önlemek için duvara ketenbezi yapıştınlsa ve üzerine kazein ya da beziryağı ile kurşun beyazı karışanı (Marouflage) bir astar çekilse gene de gerçek kalitede bir duvar resmi için zemin kazanılmaz. Bütün bu hususi lar yağlıboyanın duvar için iyi sonuçlu olmayacağını göstermektedir.
Genel olarak duvar resmi teknikleri şunlardır : ^
1 — Enkaustik
2 — Tutkallı boyalar
3 — Mineral boyalar
4 — Sgraffito
5 — Fresko
6 — Secco.
,
Duvar Resmi Teknikleri
Enkaustik : Bu teknik,, eritilmiş balmumu ile toz– boyaların karıştırılarak kullanılmasıdır. Enkaustik, do-‘ rik mabetlerin cephelerinde kullanılmıştır. Eibner’e göre Enkaustik harici resimler için uzun ömürlü değildir;; Çok yağniurlu ve soğuk iklimli memleketler için bu teknik dış tesirlere karşı olan yerlerde kullanılmarnahdüiaj Sıcak ve kuru iklimli memleketlerde enkaustik çok kullanılmıştır. Eski Yunanistan ve Roma’da bu, en itibarda olan tekniktir. Balmumu kovalar içinde eritiliyor, sonra toz boya ile karıştırılıyor, ve mayi halinde zemin üzerine sürülüyordu. Bundan ‘sonra da sıcak bir ispatül ile duvardaki sürülmüş boya işleniyordu. Eğer iyice donmuş yerler olursa, oraya ateşte kızdırılmış bir demir yaklaştırılarak boya işlenecek yumuşaklığa getirilir, â
Enkaustik boyanın sararmamamı, okside olmariıa- sı, suya karşı az hassas oluşu, ayrıca görünüşte hoş bir etki yapması eski çağlardan bu yana sanatçıların ilgisini çekmiştir.
Isıtılmış balmumiu boya duvara sürülmeden evvel, kireç-harçlı sıvanın tamamen kuru olması gerekir. Bu yüzden açık havada yapılacak çalışmalar dikkatli olmazsa iyi sonuç vermez. Pompalı gaz ocakları ile boyanın duvar üzerinde eritilmesine dikkat etmek gerekir. Yoksa boya yanar ve rengi değişir. Balmumiu çinko beyazını az ısıda bile sararır. Okr’lar (ocre) ise ısınınca ‘Kırmızıya çalar.
Tuval üzerine de enkaustik çok iyi sonuçlar verir. Ancak tuvale sürülen astar boyanın az yağlı olması gerekir.
Soğuk Sıvı – Balmumu : Balmumu terepentin için-* de eritilir ve bu karışım toz boya üe ezilir. Boya da resim yaparken suluboya ya da tempera gibi kullanılır. Bu eritilmiş balmumu kazein ya da tutkal ile de kanştı- nlabüir. Çalışma duvar üzerinde mat görünür. Ancak elbise fırçası gibi bir fırça üe parlatılabüir. Bu teknik, açık havadaki duvar zemin üzerine iyi sonuç vermez. Iç duvarda sonuç sevindirici olur.
Duvar resmi malzemeleri
Tutkallı boyalar: Dekoratif maksatlar için çok uygundur. 50 – 60 gr. kadar marangoz tutkalı bir miktar suda bekletilerek yumuşatılır. Sonra hafif ısıtılır. İçine bir miktar tebeşir tozu konur. Bu sıvı haldeki karışıma, bir miktar su ile zorla karılacak kadar koyu kıvamda boya ilâve edilir. Ve bütün renkler bu şekilde ayrı ayrı yapılır. Bu tutkallı boyalar içine kaolin ilâve edilirse boya çok kapatıcı olur. Tutkallı boyaların fırça ile kolayca çalışılacak kadar sulu olması gerekir. Üst üste en çok üç kat çalışmalıdır. En alttaki katta tutkal miktarı en çok olmalı, üstteki katlarda bu miktar azalmalıdır > Bu ayarlama yapılmazsa resimde çatlamalar olur. Biten resim üzerine, % 2 nispetinde Formalinli su fırça ile
sürülür. Böylebe resim suya karşı dayanıklı olur. For- malinli su yerine mayi balmumu (Terepentin içinde eritilmiş balmumu) da sürülebilir. Bu takdirde resim yüzeyi fırçalanarak parlatılır.
Tutkallı boyalarla zengin bir ton klavyesi elde edilebilir. Tutkallı boyalarla yapılmış resim üzerine bezir yağı ya da vernik
çeküirse resim kararır. Tutkallı boya ile resim yaparken eskiden yapılmış bir rengi bulmak gerekirse o rengi ıslatmak ve o ıslanmış renge göre boyayı aramak kolaylık sağlar. Duvar üzerine tutkallı boya ile çalışılacağı zaman duvarı sabunlamak iyi olur. Böylece çalışma kolaylığı temin edildiği gibi, sabunla kireç birleşimi yüzeyin sertleşmesini sağlar, Çok sabun zararlıdır ve boyayı öldürür.
Mineral boyalar: Temiz beyaz kum, alkalilerle eritilir ve cam gibi bir madde elde edilir. Yalnız bu madde Natron su camı değildir. Bu sıvı madde içinde boya eritilerek donduğu zaman renkli fayans tesiri yapan bir boya elde edilir. Bu boyanın sanatçı tarafından yapılması uzun deney ister. En iyisi «Lohwald, Odemer & Co. Lohwald, Ausburg» firmasından temin edilebilir. Ayrıca titiz bir şekilde tarifeye göre çalışmak gerekir. Çünkü \ cam gibi elyaf sür’atle çatlar.
Sgraffito
Çimento, kireç sıva, ya da alçı ile yapılabilir. Bu maddelerin hangisi ile yapılacaksa o harem içine gerekli suda eriyen toz boyalar ilâve edilir. Harç duvara sürülür. Üstüne istenilen renkte ikinci bir sıva sürülür ve daha kurumadan istenilen yerler üst sıvadan alınır ve böylece altındaki sıvarım rengi meydana çıkar. ‘ Bu sistem dahilinde 3 kat sıvalı sgraffito yapüabilir. Eğer sgraffito beton malzemesi ile yapılacak ise içine ; renkli mozaik taşı konulabilir.
Sgraffito’da en dikkat edilecek husus resim sıvası- mm civar duvarların sıvasından daha kolay kuruması- .? dır. Bu husus kireçli sıvalar için çok önemlidir.
f: Fresk : Taze süzülmüş kireçli harç üzerine, kireçli kazein ile karıştırılmış boya, suluboya tekniği ile çalışılır. Fresk uzun ömürlüdür.
Secco boya resmi: Bir nevi fresk tekniğidir. Yalnız freskteki kireçli – kazein yerine, barit- kazein kullanılır. Bu madde, 50 gr. Lor ile, 20 gr. barit hidrat karıştırılarak ezüir, sıvı haline getirilir. Bu karışma 3-4 kısım su ilâve edilir. İşte bu mahlûl üe istenilen boya karıştırılır. Bu metod bütün fresk ve secco çalışmaları için bütün diğer imkânlardan daha iyi sonuç verir.
Özel yetenek sınavlarının tümünde imgesel tasarım-imgeyle yapılan resim bir aşamadır. İmge zihinde canlandırılan görünümdür, imaj-hayaldir. Tasarım-dizayn ise; tasarlama eylemi sonucunda beliren konunun gerçekleşmesi sırasında yönlendirici olan projedir.
İmgesel çiziminde verilen objelerin fonksiyonlarını düşünerek, zihnimizde oluşturduğumuz imgeleri bir araya getirip anlamlı bir bütüne ulaşabiliriz. İyi bir resim iyi bir kompozisyon gerektirir. Kompozisyon rastgele oluşturulmaz; biçim ahengi, nispetler uygunluğu: büyük, küçük kriterlere dayandırılır.
Rönesans döneminde resimlerdeki kompozisyonlarda geometrik örgülerden yararlanılmıştır. Değişik açılı, piramit sistemler üzerine kurulu kompozisyonda insanlar grup ya da kalabalık kümeler halinde üçgenli örgüler sistemine yerleştirilmiştir. Ek seri olarak bu üçgenlerin yanında dikeyler, altlarında yataylar, üstlerinde eğri yuvarlaklar bulunur. Resimde düz çizgiler durulma etkisini, yuvarlak ve eğri çizgiler hareketi ve dinamizmi sağlar. Bundan dolayıdır ki; kompozisyonların geometrik örgüsü, düzlerle eğrilerin dengeli istifinden doğmaktadır. (Üçken sonsuzluk ve ölümsüzlüğün yanı sıra sağlamlık ve durgunluğu anlatır ve dinsel bir semboldür.)
Resimde kompozisyonu düzenlemede duygu mu akıl mı ?
Beğeni yargısı gelişkin olan öğrenci zıtlıklar içeren alışılmış göz şekillerinden kendiliğinden oluşan kompozisyonu en iyi şekilde yapar. Ancak, duygu ve duyumla değil, güdülerimizle hareket etmeliyiz. Çünkü tam anlamıyla duygularımızı aktaramayabiliriz. Bu yüzden Kompozisyon-düzenlemede duygularımızdan değil aklımızdan gelen kaynaktan yararlanmalıyız. Verilen konunun içinde kullanacağımız objeleri kağıt üzerinde serpiştirip bu konuda sistemli ve bilimsel temele dayanan düşünceleri bir fikir halinde çizebilmeliyiz. Bu konu, şahsın kişisel yeteneğine bağlıdır.
Resimde kompozisyonu oluşturmada zorlanıyorsanız
İmgesel tasarım desen çizimi kadar kolay olmadığı için, özel yetenek sınavına giren öğrencilerin zorlandığı görülür. Çok okumak, yaşamı-görünenleri gözlemlemek, çizgi roman, film karelerinden ilham almak ve bolca çizerek pratik yapmak işinizi kolaylaştırır.
Özel yetenek sınavlarında imgesel tasarım bölümünde içerik konuları farklı verilir. Çok figürlü düğün, bayram, pazar, piknik, gar, alışveriş merkezleri, durak, tiyatro, banka vb. iç ve dış mekan gibi klasik konular yanında kavramlardan yola çıkarak veya üç açılımlı obje düzenlemeleri ya da metne bağlı kompozisyon tasarımı istenir.
Ezberinizdeki çizimlerden yararlanabilirsiniz
Portre veya hareketli unsurları barındıran imgesel tasarımlarda ezberlenmiş çizimlerden yararlanabilirsiniz. Örneğin ezberinizdeki bir çocuk, kedi, köpek, araç vs. çizimi kompozisyondaki boşluğu tamamlamada, figürler arası iletişimi sağlamada ya da örgü sağlamlığını oluşturmada sınavın kazanılmasında bitirici etkisi yapabilir.
Kapalı veya açık mekan çizimlerinde önceden çalışılmış kendimize ait ev, ağaç, direk gibi öğeler ve bunları tamamlayacak biçimde ezberimizdeki figürler verilen konuya bağlantılı şekilde uyarlanarak sınav zamanı darlığındaki olumsuzluğun öğrenci lehine çevrilmesini sağlar. Mercek altına aldığı özgün konularda örnek çizimler gerçekleştirirken resmin seyirciye çok yakın olduğu yerde kullanılan nesne veya figürlerle onların fonksiyonu ve dokusunu açığa çıkaran altyapıyı oluşturduğunda öğrencinin Desen bilgisi ve imgesel yeterliliği söz konusudur.
Kompozisyonda en önemli ayrıcalık, farklı düşünebilmektir. Bu ayrıcalık, kişinin yeteneğine ve becerisine göre değişir. Sanatçının diğer insanlardan farkı, yorum zenginliğidir. Eğer öğrenci yorum yönünden zayıfsa, en azından olaya farklı bakabilmelidir. Nereye değil, nereden baktığını fark ettirebilmelidir. Örneğin, olaya yukarıdan, aşağıdan veya bir balığın, böceğin gözünden ya da resmin içinde bulunan herhangi bir insan yahut hayvanın gözünden bakabildiğini göstermelidir.
Kurgu Yerleştirmesi
Bir diğer unsur kurgu yerleştirmesidir. Çizilecek konuyu, kağıda iyi yerleştirmeniz, resmin nereden başlayıp, nerede bittiğini iyi anlatmanız gerekir. Seyircinin gözünü resmin içerisinde gezdirerek, seyirciyi resmin bir bölgesine sabitlemeliyiz. seyirciyle kontakt kurabilmenin sırrı, figürleri resme doğru yerleştirmekle mümkündür.
Resimde önemli olan diğer konu da, etki ve tepkilerdir. Bu husus kontrastlarla da ilgilidir. figürlerin birbirleriyle ilişkilerini içerir. Tek figüre hakim olmaktan öte; birçok figürü birbiriyle kaynaştırıp konuyla uyuşmasını gerçekleştirir.