Camille Bombois Hayatı ve Eserleri

Camille Bombois Hayatı ve Eserleri

Camille Bombois

Venarey les,Laumes 1888

Camille Bombois Hayatı

Camille Bombois Fransız bir Naif (Naive) akımı sanatçısıdır. Camille Bombois, mütevazi koşullar altında Côte-d’Or’daki Venarey-les-Laumes’de dünyaya geldi. Babası Kayıkçıdır. Çocukluğu kanallarda geçer, Çocukluğu,boyunca çonbanlık yapar ve çiftliklerde çalışır.On iki yaşına kadar bir yerel okula gidrt. Boş zamanlarında yerel fuarlarda güreş yarışmalarında katılır. Seyahat eden bir sirke katılır ve orada güçlü bir adam animatörü olarak çalışır .Ancak sirke güreşçi ve güçlü adam olarak katılmadan önce yerel şövalye şampiyonu olur.

Camillie Bombois Çoban ve Çalışan

Camillie Bombois Çoban ve Çalışan

1907’de Camille Bombois, Paris’e taşınma hayalini gerçekleştirdi; burada evlendi ve demiryolu işçisi olarak çalıştı ve nihayetinde ağır gazetelerle uğraşan bir gazete basım tesisinde gece işi bulmaya başladı. İşinin yorucu doğasına rağmen şafaktan alacakaranlığa kadar resim boyaması yapıyordu, gün içinde biraz uyuyordu. Hiç bir eğitim almadan yaptığı resimleri kaldırım sergilerinde gösterdi, fakat eski ustaların renklerinin yumuşak bir şekilde kullanılmasının etkisini gösteren resimlerini çok az alıcının ilgisini çekti.

Camillie Bombois Sirk Palyaçolar

Camillie Bombois Sirk Palyaçolar

Naif akımın önde gelen sanatçısı olan Camille Bombois 1914’te , Birinci Dünya Savaşı’nda dört buçuk yıllık bir askerlik yaptı. Bir sanatçıya göre çok daha güçlü ve kalıplıydı.  Camille Bombois, savaşta cesaret madalyalarını almaya hak kazandı. Eve döndükten sonra, eşinin yokluğunda eşyalarının bir kısmını satmayı başardığını teşvik ederek gece emek ve gündüz boyama rutini yeniden başlattı. 1922’de, Montmartre’deki kaldırım görüntüleri koleksiyoncuların ilgisini çekmeye başladı. Sanat eseri satıcısı Wilhelm Uhde 1924’te “onu keşfetti” ve 1927’de Galeries des Quatre Chemins’de Bombois’in eserlerini sergiledi. 1937’de eserleri Paris’teki “Maîtres populaires de la réalité” sergisinde gösterildi. İlk solo şovu 1944’de Galerie Pétridès’ti. Eleştirmenler, Bombois’ın çalışmasını Henri Rousseau ile kıyaslarlardı; Bombois, Rousseau’dan daha az fantazi olmasına rağmen, naif çiziminde, formun canlı çiziminde ve detaylara dikkat etmesinde benziyordu.

Camillie Bombois Sotheby' Serisi

Camillie Bombois Sotheby’ Serisi

Olgunluğunun tabloları, siyah, parlak kırmızı, mavi ve elektrikli pembelerin güçlü kontrastlarına sahip renkli cesurdur. Kendi tecrübelerinden yola çıkarak, balıkçılarla sirk sanatçılar ve peyzajlar çizdi. Kadınların resimlerinin karnavatiyetinde vurgulanmış, peyzajları, alana ve yansıtılan ışığın suya olan dikkatine dikkat çekiyor. Bombois’un eserleri, birçok kamu koleksiyonunda, özellikle Paris’teki Musée Maillol’da görülüyor.

Sümer sanatı özellikleri ve sümer sanat eserleri

Sümer sanatı özellikleri ve sümer sanat eserleri

Sümer sanatı

Bu yazımızda Sümer sanatı hakkında bilgi vereceğiz.Sümer sanatı özellikleri ve Sümer sanat eserleri konusuna değineceğiz.

Doğunun tarihi üzerine gölge salmış bulunan Bâbil, bizim için bugün harap bir kıyıda toprak yığınlarından ibarettir. Sümer mimârisi yok olmuştur. Balçıktan yapılmış olan o saraylar, o mâbedler eriyip tekrar çamura dönmüştür. O harikulâde diye anılan yapılardan yıkıntıdan başka bir şey kalmamıştır. Lâkin bu durum merakımızı coşturmuş, büyük bir ihtirasla yürütülen kazılar meydana birçok eserlerin çıkmasını sağlamıştır. Böylelikle o sönmüş medeniyet merkezleri üzerinde edindiğimiz düşünce daha derin olmuştur.

sümerlerde sanat akbabalar anıtı dikilitaşı

Akbabalar anıtı. Parça. A. M. Ö. 2900. Kalker. Yüksekliği 1 m. 88. Tello’da bulunmuştur. Sümer sanatı eseri Anıtın parçalarından terkip edilmiş. Birinci yüzü: Lagaş Kıralı Ennatum’un Umma şehrine yaptığı seferi canlandırıyor.  «pençeleri arasında iki arslanı tutan arslan başlı Kartal» dan tamlan şehrin Tanrısı Ningirsu, ağı içine hapsettiği esirlerin kafalarını kırmaya hazırlanıyor ( Louvre )

Mezopotamya tarihi çok karışıktır. Orada kaynakları şüpheli, meçhul birçok milletler yaşamış ve ölmüştür. Karanlık birçok yüzyıllar bu milletlerin gelişmesini parçalamaktadır. Kimi vakit coğrafî merkezler bile tesbit edilemiyor.

İlk önce kuvvet ve zenginliğin, Doğu’dan gelmiş bir ırk olan Sümer’lerin hakim olduğu Güney Mezopotamya’ya Lagaş’a ve Ur şehirlerine yerleşmiş olduğu görülüyor. Ondan sonra sırasiyle iktidar Sami ırktan olan Akatlara, tekrar Sümer’lere, Bâbillilere, geçici olarak Hitit’lere, sonra Asur’lara ve en son Med’lere geçmiştir.

Tarih derslerinde bu konuda bilgi verildiğinden konuyu siyasî olaylar bakımından derinlestirmiyor sanat alanına dönüyoruz

Sümer sanatı tarihi

Asırların kahrile Mezopotamya şehirlerinde bütün anıtlar yıkılmış ise de girişilen kazılar bize Mezopotamya mimarlığı ve plâstiği hakkında genel bir görüş verecek yeter bilgiyi sağlamış bulunmaktadır. Bunların mimarlığı Mısırlılarınkinden ayrı idi. Yapı sistemi iklimin icabı bir tuğla mimarîsi idi. Bu volkanik arazide taş yoktu. Taşı Kuzeyin dağlarından getirmek lâzımdı. Buna karşılık balçık yoksulluğu önlüyordu. Yazın 40-50 derece sıcaklık, yoğurulmuş çamuru kurutmaya yetiyordu. Hattâ senenin bir ayı «Tuğla ayı» tanınmıştı. Bu küçük ölçüde kesilmiş olan tuğlalar kurutuluyor, ziftle, bitum ile karıştırılarak büyük binalar meydana getiriliyordu.

Dışarıya açılmış pencereler dar mazgal delikleri idi. Esasen açıklıklar mimarînin gücünü azaltmaktan başka bir şeye yaramıyordu. Halbuki burada yapıdan istenilen en önemli vazife; için  de oturanları ışığa ve sıcağa karşı korumaktı. Açıklık ise bu vazifeye engel olmakta idi. Çatı orada şimdi kullanıldığı gibi idi. Bazan tahta da lâzım oluyordu. Lâkin İrak’ta tahta hemen hemen yok gibi idi. Bu yüzden saraylarının büyük çatısı için İran hükümdarları son zamanlarda Lübnan ormanlarını işletmeye lüzum görmüşlerdir.

Alçak kabartmalardan anlaşıldığına göre Sümer’lerle, Asurlular kubbeyi kullanmışlardır. Bu kubbe; çapları gittikçe küçülmek şar- tiyle birbiri üzerine yuvarlak sıralanmış tuğlalarla kolayca yapılmakta idi.

İşte bu kolaylıklar yüzünden pişmiş balçıktan yapılmış olan mimarî pek çabuk gelişerek sürüp gitmiştir. Romalı’lar, daha sonraları Hıristiyanlar ve Müslümanlar, kiliselerinde, camilerinde, Asya kubbesini benimsemişlerdir.

Sümer Sanatı Özellikleri

Sümer Mabedi Ziggurat

sümer sanat eserleri ziggurat

Eski yazılar ve bazı harabeler orijinal dinî bir mi- Dİ: ZİGGURAT. marîyi, Herodot’un anlattığı meşhur Ziggurat’ı tasarlamamıza imkân verir. Bu mâbed; dikdörtgen şeklinde, tepesine meyilli bir yoldan çıkılan sekiz katlı bir piramid idi. İçinde odalar vardı, ihtimal ki en üst kata Tanrı’nın mihrabını yerleştirmişlerdi. Ve ihtimal ki sihirbazlar bu yükseklikten yıldızları daha iyi inceliyorlardı. Eskilere göre Ziggurat’lar Mısır’ın büyük piramitken kadar yüksekti. Ninuva yakınında bu cinsten bir kulenin üç katı keşfolunmuştur. Fakat bu katların yüksekliği bir ölçü olarak alınırsa mâbed 40 metre den fazla yükselemez.

Sümer Heykel Sanatı

Tello ile Sus’daki kazılarda bulunan birçok yontulmuş taşlar ve alçak kabartmalar ( meselâ Louvre’daki «Akbabalar Stel’i ») çok önemlidir. Zira Milâddan üç bin sene önceye ait bir âlemin hayalini gözümüzün önünde canlandırmaktadır. Bunlar realist olmakla beraber kimi vakit icra bakımından tamamiyle saftırlar. Bu figürlerde realite Mısırda olduğu gibi uslûbun inceliğine veya asâletine bağlı değildir.

Sümer heykel sanatı ve tarihi olaylar

Tarihî olaylar bu eserlerde büyük bir canlılık ile anlatılmıştır. Askerlerin akbabalar tarafından parçalandıkları görülmektedir. Sus’da bulunan Louvre müzesindeki başka birstel Kıral Naram – Sin’in dağlarda düşmanlarını kovalamasını göstermektedir. Artık bu sefer heykeltraşın sanatı tecrübesiz değildir. Müsbet ilim kadar gerçeği ifade edebilmektedir. Bu manzara bir insan avını gösterir. Kıral boynuzlu bir başlık giymiş bütün haşmetiyle, yenilmez adımlarla ilerliyor. Erler burunları havada nerede ise uçup kaçmış olan avlarının kokusundan izlerini bulmaya çalışmaktadırlar.

sümer sanatı sümer heykelciği

Sümer heykelciği (SOLDA) M.Ö XXX Asır başlangıcı.Sümer heykelleri hatıra için yapılmazdı.Tapınaklarda heykel sahibinin yerine dua etmek ile görevli idi.Figür ayakta ibadet duruşundadır.Elleri göğüste kavuşmuştur.Elbise kumaştan basit bir etektir.Sümerlerin boy ölçüsü kısadır. (Louvre)

 

 

Sümer Sanatı Eserleri

Kral Gudea’nın Heykeli

sümer sanatı kral gudea heykeli

Asyalılar başka milletlere bakılırsa daha az heykel bırakmış olduklarından bulunan eserlerin kıymeti daha fazladır. Bunlarda da tıpkı Mısır’da olduğu gibi sanatçılar hayatı ifadeye çalışırken ilk önce geometrik nizamlara, maddenin sertliğine bağlıdırlar. Hayvan adalelerini o kadar ustalıkla ve ince bir tarzda ifadelendiren bu heykelciler, insan gövdesini sert bir kılıf içine sokmuşlardır. Canlı şekil yalnız göğsün, kolların tam yapılmasında göze çarpar. Ellerin, ayakların parçalarını, derinin buruşukluklarını bile belirtmek için sert taşları yontmaktan çekinmezler. Traş olmuş, kısa yüzlü başlar ise yünden örülmüş sanılan külahlarla örtülüdür. Vücudun iri kemikli çatısı bu portrelere kudretli bir eda verir. Oturmuş Gudea heykeli kocaman kafasını omuzları üzerinde dimdik tutar. Bu çehredeki gözler sanki zamanın akışıseyretmektedir.

Roger Bissiere Hayatı ve Eserleri

Roger Bissiere Hayatı ve Eserleri

Roger Bissiere

Villareal 1888,1946

Roger Bissiere Fransız ressam . Bir avukatın oğlu olarak Dünya’ya geldi. Bordeaux’ya kaydolmadan bir yıl önce 1904 yılında Cezayir’deki Ecole des Beaux-Arts’a katıldı. 1910’da Paris’e taşındı. 1919’dan itibaren Paris salonlarında düzenli olarak sergiledi ve hem Salon Kübistleri hem de klasik değerlere geri dönmeyi savunan daha sonraki “rappel à l’ordre” nin taraftarları arasında kabul gören bir figür haline geldi.

İlk eserleri kübizmin etkisindedir, fakat sonradan geçirdiği bir iç krizle so­yut resme yönelir.

Bissiere’in 1927-28 yılları arasındaki soyut manzara resimleri, 1940’ların geçmişte kaldığı zannedilen Jeunes Peintres de Fransız geleneklerini eserlerinde açıkça öngörüyor. 1930’lu yılların ortalarına gelindiğinde, mizahi, ironik bir çizgi, Bissiere’in klasik parodisi ile Braque’teki borcunu telafi etti.

Roger Bissiere Gecenin Sonuna Yolculuk Voyage Bout Nuit

Roger Bissiere Gecenin Sonuna Yolculuk Voyage Bout Nuit

1936’da Bissiere, Robert ve Sonia Delaunay’ın Uluslararası Moda ve Tasarım Teknikleri dans la Vie Moderne için tasarımlarını gerçekleştiren sanatçılardan biriydi.1955, 1959 ve 1964 yıllarının ilk üç belgesel sergilerine katıldı.

Roger Bissiere Kadın Kemeri Femme Chemisse

Roger Bissiere Kadın Kemeri Femme Chemisse

Bissiere, 1939’da Paris’i terk etti. 1944’te Louvre’da Bayeux goblen sergisini açan Bissiere, orta çağ geleneğinde olan duvar halıları dizisine başladı. Dikdörtgen yapıları ve fresklerin basit görüntülerini kullanarak, bunlar Bissiere’nin karısı Mousse tarafından kabaca bir araya getirilmiş bez ve yün parçalarından oluşuyordu. Bissière’in rustik heykeller, demir makineleri ve ahşap parçaları topluluğu terk edilmiş malzemeleri aynı şekilde kullandı ve yoksun meslek yıllarının Kendi kendine yapma(bricolage) estetiğini örnekledi.

Roger Bissiere Kompozisyon Composition

Roger Bissiere Kompozisyon Composition

1947’den sonra Bissière, 1950’de gözlerinin şeker hastalığından dolayı bozulması nedeniyle daha küçük formatlar kullandı. 1945’den 1954’e kadar neredeyse sadece karton, ahşap ve kağıt üzerinde yumurta temperli cam boyadı.

Roger Bissiere Harika Kompoziyon Grande Composition

Roger Bissiere Harika Kompoziyon Grande Composition

1950’lerin sonlarında yağlıboyaya döndü ve 1960-61’de Metz Katedrali transeptleri için vitray pencereleri tasarladı.

Ranson Akademi’sinde profesör olan bu ince duygulu, has­sas sanatçının, öğrencileri arasında bulunan, günümü­zün başlıca soyut resim ustalarından Manessier, Le Moal ve diğerleri üzerin­de büyük etkisi olur. Saf ve ince sanatı ile, renkle­rinin kalitesi ile, amatör­lerin olduğu gibi genç sanatçıların da ilgisini çeker

Roger Bissière 2 Aralık 1964’de Boissièrettes’de (Cazalların yanında) öldü.

Emile Bernard

Emile Bernard

Emile Bernard

Emile Bernard (28 Nisan 1868 – 16 Nisan 1941) Vincent van Gogh, Paul Gauguin ve Eugene Boch ve daha sonraları Paul Cezanne ile sanatsal dostluklar yaşayan bir Fransız Post-Empresyonist ressam ve yazardır. Onun dikkat çeken eserlerinin çoğunun genç yaşta, 1886-1897 yılları arasında başarıyla tamamlandığı görülüyor. Aynı zamanda, 19. yüzyılın son iki sanat akımlarından olan Cloisonnism and Synthetism ile de ilişkili. Bernard’ın edebi eseri, oyun, şiir ve sanat eleştirisi ile Bernard’ın katkıda bulunduğu çağdaş sanatın önemli dönemi hakkında ilk elden bilgi içeren sanat tarihi cümlelerini içeren daha az bilinir.

Emile Henri Bernard 1868’de Fransa’nın Lille kentinde dünyaya geldi. Genç yaşlarında kızkardeşi hasta olduğu için, Emile ailesinden pek fazla ilgi görmedi. Bu nedenle, Lille’de çamaşırhanee sahibi olan, Büyükannesi ile birlikte kaldı.Sanatının en büyük taraftarından biri Büyükannesi idi. Ailesi,1878’de Paris’e taşındı.

Eğitimine Ecole des Arts Decoratifs’te başladı. 1884’te Atelier Cormon’a katılarak izlenimcilik (Empresyonizm) ve noktasalcılıkla(Puantilizm) denedi ve dost sanatçılar Louis Anquetin ve Henri de Toulouse-Lautrec ile arkadaşlık kurdu. “Resimlerinde eğlenceli eğilimler göstererek” École des Beaux-Arts eğitimini askıya alıdıktan sonra, geleneği ve peyzajı ile süslediği Brittany’yi yürüyerek gezdi.

Emile Bernard ‘ın Gauguin ile Tanışması

Ağustos 1886’da Bernard, Pont-Aven’de Gauguin ile tanıştı. Bu kısa toplantıda, sanat konusunda çok az bilgi  alışverişinde bulundular, ancak tekrar toplanmayı beklediler. Bernard, o zamana kadar, “kendi yeteneğinin zaten çok geliştiğini” söyledi. Tarzının Gauguin‘in olgunlaşmış stilinin gelişiminde önemli bir rol oynadığına inanıyordu.

Emile Bernard Büyükannesi

Emile Bernard Büyükannesi

Bernard, 1887 Eylül’ünü, büyükannesinin portresini çizdiği La Grandmère’i boyadığı sahilde geçirdi. Diğer ressamlarla konuşmaya devam etti ve Gauguin hakkında iyi şeyler söylemeye başladı. Bernard Paris’e döndü, Académie Julian’a katıldı, Van Gogh‘la bir araya geldi; daha önce de belirttiğimiz gibi çalışmasından etkilendim ki, Van Gogh, Anquetin ve Toulouse-Lautrec’in Avenue’deki eserlerini sergileyecek bir restoran buldu. Clichy. Van Gogh, grubu Petit Bulvarı Okulu olarak nitelendirdi.

Bir yıl sonra, Bernard Pont-Aven’e yürüdü ve Gauguin‘i gördü. Onların arkadaşlık ve sanatsal ilişkileri hızla büyüdü. Bu zaman zarfında Bernard sanat eserleri ve onun için ne istediğini pek çok teori geliştirmişti. “En basit sadelikten bir sanat bulmak için bir arzusu olduğunu ve kişiliğini uygulamak için değil herkes tarafından erişilebilir olacağını” belirtti. Gauguin, Bernard’ın fikirleri. sözlü ifade kabiliyetinden etkilendi.

Emile Bernard Yelpazeli Kadın

Emile Bernard Yelpazeli Kadın

1888, Modern sanat tarihinde bir seminal yıl oldu. 23 Ekim’den 23 Aralık’a kadar Paul Gauguin ve Vincent van Gogh Arles’de birlikte çalıştı. Gauguin, Vaftiz’de Vizyon’da gösterilen Pont-Aven’den yeni stilini, Eylül ayında Van Gogh’a bir eskizini güçlü bir görsel sembolizm çalışması olan Angel’la Jacob Güreşi’ni (Melekle Jacob Güreşi) göndermişti.

 

 

Andre Bauchant

Andre Bauchant

Andre Bauchant

Château Renault 1873 — Montoire 1958

Andre Bauchant (24 Nisan 1873 – 12 Ağustos 1958) Fransız bir ‘naif’ ressamdı. Çoğunlukla mitoloji ve klasik tarihe ait bilgiler veren figürlü peyzaj kompozisyonları ve çiçek ressamı olarak bilinir.

Château-Renault, Indre-et-Loire’de doğdu. Bir bahçıvan oğlu, başlangıçta babasının ticaretine girdi ve bir kreş işletmeye başladı. 1914 yılında I. Dünya Savaşı’nda görev yapmak üzere çağrıldı. Askerlik döneminde çizim becerileri fark edildi ve bir harita yapıcı olarak eğitildi. 1919’da terhis edildikten sonra fidanlarının tahrip edildiğini fark etti. O ve karısı, Auzouer-en-Touraine’e taşınarak, yerel çiftliklerde iş bulup çalışmaya başladılar. 45 yaşındayken kırsal çevre tarafından esinlenilerek yaptığı resimler kendisini bir ressam olması için gereken kariyerine adatmıştır. Akademik formasyondan geçmeden resim yapmaya başlayan Bouchant diğer naif akımı sanatçılar gibi eserlerini basit ve çocuksu yaptığı iddia edilmiştir. Ama resimleri ne amatörce nede çocuksu idi ve bunu kariyeri boyunca kanıtladı

Andre Bauchant Büyüleyici Kuşlar ve Deniz Kızları

Andre Bauchant Büyüleyici Kuşlar ve Deniz Kızları

İlk eserlerinin çoğunda İncil veya Mitolojik Temalar bulunmaktadır. İlk sergisi 1921’de Salon d’Automne’de yapıldı ve burada büyük bir Ulysses, Sirenler ve sekiz resim gösterdi. Le Corbusier ve Amédée Ozenfant 1922’de L’Esprit Nouveau dergisi için onun hakkında bir yazı yazdı ve Le Corbusier eserlerinin önemli bir koleksiyoncusu oldu. 1927’de Bauchant, Diaghilev tarafından Stravinsky’nin Apollon Musagete’sinin setlerini tasarlamak üzere görevlendirildi.

Andre Bauchant Barış Lutheran Kilisesi

Andre Bauchant Barış Lutheran Kilisesi

Daha sonra, Andre Bauchant’ın en sık karşılaşılan konuları, çiçekli sakin hayatı ve rakamları olan manzaralardı. 1937’de resimlerini Paris, Zürih ve Londra’ya seyahat eden Maîtres Populaires de la Réalité sergisine dahil ettiler. 1938-1939’da aynı serginin bir versiyonu, New York’taki Modern Sanat Müzesi’nden başlayarak, sekiz ABD müzesinde sunuldu. 1949’da, 215 eserinin retrospektif bir sergisi, Paris’teki Galerie Charpentier tarafından monte edildi.

Sanat tarihçisi Nadine Pouillon’a göre, “Andre Bauchant’ın, belirli bir beceriksizliği gösteren ve tutumları dondurulmuş figürlerle ilgili muamelesi, bazen orta yaprak resimleri hatırlatan şiirsel ve gizemli bir niteliği ortaya koyuyor.Bu ilişki, sırsız Quattrocento freskleri biçiminde renkler ve Giotto’nun renk duyusuna benzer bir renk duygusu. “