Resim konusu nasıl seçilir? Ne resmi Yapabilirim? Bir kır gezintisi sırasında rastladığımız bazı yerin resmini yapmak istiyoruz. Acaba neresini seçelim? Seçeceğimiz yer iyi bir resim yapmağa ne dereceye kadar elverişlidir? Bunu görüp anlamak için bazı yardımcı vasıtalar vardır. Bunlardan bir tanesi “konu arayıcı veya konu arama çerçevesi” dediğimiz alettir. Bununla resimde hem nispet ve hem de kompozisyon bakımından gereken düzeltmeler de yapılabilir. Bu aletin basit bir örneğini biz kendimiz şöylece yapabiliriz: Bir mukavva parçası alır ve ortasını 8×12 boyunda bir dörtgen biçiminde oyarız. Oyulan bu dörtgenin her tarafında en 3 cm eninde bir kenar kalacak şekilde mukavvanın fazla taraflarını keseriz. Bundan ayni biçim ve ölçüde iki tane yapılır ve üst üste konarak yapıştırılır. (Resim Konusu Nasıl Seçilir? Ne resmi Yapabilirim?) Yapıştırma işi şöyle olacaktır: mukavvaların dar yanlarından birisi serbest bırakılmak üzere öteki üç kenarına tutkal veya zamk sürülerek bastırılır. Yalnız, zamkı dıştan itibaren iki santim genişliğe kadar sürmek ve kenarların içten birer santim enindeki yerlerini tutkallamamak lazımdır.
Bu bittikten sonra bu iki mukavvanın arasına girecek boyda bir karton parçası kesilir ve serbest bırakılan kenardan iki mukavva arasına sürülü Böylece bu karton iki mukavva arasında, bir sürgü gibi, ileri geri istenildiği şekilde oynatılır. Konu arayıcı aletimiz tamamdır. Bunu, resmini yapmayı düşündüğümüz yere doğru tutar ve ortasındaki boşluktan oraya bakarsak, bu tabiat parçasını bu mukavva çerçevenin ortasında görmüş oluruz. (Resim Konusu Nasıl Seçilir?) Karton sürgüyü ileri geri oynatarak bu tabiat parçasını resimde en iyi belirecek şekilde görmeğe çalışır, buna göre resmin büyüklüğünü de tespit eder ve kağıdımızı yüksekliğine mi, yoksa yanlamasına mı tutarak re sim yapmamız gerektiğini anlarız. Bu basit alet bizi kararsızlık içinde gelişi güzel konu aramak için zaman kaybetmekten ve en sonunda hiçbir değeri olmayan herhangi bir köşe üzerinde gayesiz uğraşmalara koyulmaktan kurtarır.
Ne resmi Yapabilirim? Bir Ev Manzarası Çizimi Nasıl Yapılır?
Mesela güneşli bir yaz sabahı, ağaçlıklı bir yamaç ortasında eski ve ahşap bir köy evine rastlıyoruz (altaki resim). Ev, meyve ağaçları ve çiçek açmış leylaklarla çevrilmiştir. Yakınında bir de orman vardır.
Resim konusu nasıl seçilir? Ne resmi yapabilirim?
Şimdi bu eve elimizdeki konu arama çerçevesinin ortasından bakalım ve çerçeveyi ileri, geri götürerek evi en iyi yanından görmeye çalışalım. Evin bir yamaca yaslanmış olması bize, arkamızı güneşe dönerek, onu biraz aşağıdan ve bütün özelliklerini kavrayacak şekilde görmemize imkan verir. Bil evin resmini yapmak istiyoruz. (Resim Konusu Nasıl Seçilir? Ne resmi Yapabilirim?) Acaba kağıdımızı dik mi, yoksa yatık tutarak mı resmedelim ve onu nasıl bir dört köşe içine alalım? Elimizdeki konu arama çerçevesinin sürgüsünü ileri geri sürmek suretiyle bunu da tespit edebiliriz. Bu çalışma sonunda en iyi şekil olarak kağıdımızı yatık, yani uzunlamasına tutmanın ve altta, evin önünde uzayan yeşilliğin bir parçası ile gök kısmından küçük bir parçayı resmin içine almak manzarayı daha güzel göstereceğini anlarız. Bir gözümüzü kapayarak ve çerçeveyi öteki gözümüzün önünde ileri geri tutarak yapılan bu araştırma sonunda, resmi, kareye yakın bir dörtgen içinde yapmanın daha uygun olacağı da görülmüş olur. (Resim Konusu Nasıl Seçilir? Ne resmi Yapabilirim?)
Yağlıboya renkleri nelerdir? Suluboya renkleri hangileridir? Resim boyaları nelerdir? Resimde kullanılan temel renkler nedir? Sulu Boya, Yağlı Boya, Pastel renkleri, Guaş renkleri, Akrilik renkleri nedir? Resimde kullanılan temel renkler hnagileridir? Ana renkler nedir? nelerdir? Renk karışımları nasıldır? Temel renkler nedir? Krimson, Vermilyon, Magenta, Ultramarine, Prussian Blue, Ocer, Siena, Fildişi Siyahı, İvory Black, Titanium White, Sepya, Emerald Yeşili, Krom Sarısı, Alizarin, Krom Oksit Yeşili, Paynes Grisi, Geremium, Kobalt Mavisi. Resim boyalrı nasıl kullanılır? Yağlıboya için hangi renkleri almalıyım?
Birçok yerlerde birçok fabrikalar, modern boya sanayiinin birçok gayretli üretimleri ile türlü boyalar yapmışlar ve piyasaya ötekilerden fazla mal sürmeye, reklam yoluyla kendi mallarını tanıtmaya çalışmışlardır. Fakat en iyi suluboya İngiltere’de yapılmıştır. Çünkü oldukça uzun bir zamandan beri bu memlekette gerek sanatçılar ve gerekse meraklılar suluboya ile seve seve çalışmışlar, bu işin tekniğinde yüksek bir dereceye ulaşmışlardır. Boya yapımı da onların bu isteklerini karşılayabilecek şekilde gelişmiştir. “Winsor ve Newton” adı da bu sebeple hemen her suluboya sanatçısı tarafından tanınmıştır. Alman boya sanayii, daima daha iyiye gitmek için sarf ettiği gayretlerle bütün dünyada tanınmışsa da, İngiliz boyaları ile rekabet edecek hale gelinceye kadar nispeten uzun bir zaman geçmiştir.
Alman Rasyonel Resim Çalışmaları Kurumu
Almanya’da renk teorileri ve bunların pratik şekilde kullanılması alanında en takdire değer çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda, büyük pay, 1884 te Adolf Wilhelm Keim tarafından kurulan ve merkezi bulunan Alman Rasyonel Resim Çalışmaları Kurumu’dur. Çalışmaları ile boya yapımında müşterek ölçülere göre hareket edilmeye, boyaların adlarında ve kullanılışlarında bir birliğe doğru gidilmeye başlandı. Bu çalışmalar ilerledikçe, sanatta bilim (ilim) metotlarına göre çalışmanın ne kadar az müspet tarafları olduğu, birçok hususlarda bizim ne kadar geri ve iptidai bulunduğumuz meydana çıktı.
İdeal ölçüsüyle mükemmel bir renk ve boya listesi vermek pek te yersiz olmayacaktır. Yalnız, önce şurasını hatırlatalım ki, aşağıya koyduğumuz bu listede gösterilen boya çeşitleri çok fazla ve çok masrafa yol açan bir miktardadır. Resim yapmak için en çok 15-20 renk boya bol bol yeter. Bundan fazlası lüzumsuzdur. Zaten herkes resim yapma yolunda tecrübe sahibi oldukça, hangi boyaların lüzumlu ve hangilerinin lüzumsuz olduğunu kendi kendine anlar. Resim yapmak için mutlaka bir yığın boyaya sahip; olmak gerekmez. Birkaç renk boya ile de mükemmel resim yapılabilir.
Beyaz Boyalar
Çin Beyazı (Chinese White)
İçinde kükürt asidi bulunan baryum bileşimidir. Küçük cam şişeler içinde satılır ve zevkle kullanılır. Esası kurşun karbonatı olan üstübeç beyazı ise zehirlidir. Sürüldüğü yerleri biraz daha iyi kapatırsa da zamanla, bilhassa karanlıkta, sararır.
Çin Beyazı
Titan Beyazı
(Titan oksidi) Saf beyaz halde iyi bir kapatıcı boyadır. Zehirsidir, sararmaz.
Titanyum beyaz
Çinko Beyazı (Çinko oksidi)
Mavimtırak bir parıltısı vardır, iyi kapatmaz. Üstübeç beyazı ile karıştırılırsa bunun sararmasını önler.
Çinko Oksit Beyazı
Kamboç (Gamboge) veya Hint Ratıncı
Asya’da yetişen bir ağacın sarımtırak renkte boya veren reçinesidir. Bu boyanın çok lüzumlu ve kullanışlı olduğu sanılıyordu. Fakat sonradan görüldü ki, rengi iki, üç saat içinde değişiyor. Yağlı Boya Renkleri. İnce bir tabaka halinde sürülürse üç günde, daha kaim sürülürse bir hafta içinde soluklaşıyor. Bu bakımdan kullanılmaya elverişli değildir.
Hint Ratıncı
Kadmiyum Limon Sarıları
Açık, orta turuncu tonda olanları vardır. Hemen bütün renklerle karışabilir. Fakat terkibinde bakır bulunan boyalardan müteessir olur. Bu sebeple zümrüt (Emerald) ve ‘Malakit” yeşilleriyle karıştırılırsa bozulur.
Kadmiyum Limon
Hint Sarısı (İndischgelb)
Hakkında birbirine uymayan hükümler verilmiştir. Hindistan’da hayvan idrarından çıkarılan bir ‘boyadır. Hayvanları korumak bakımından yapılması artık yasak edilmiştir. Yağlı Boya Renkleri. Bir renk tonu olarak paletlerde yokluğu duyulmaktadır.
Ayni şekilde kullanılmaya elverişli olmayan Stronsiyum sarısı ile zehirli çinko sarısının yerine, maden kömürü katranından çıkarılan indanthren ve pigment sarıları kullanılabilir.
Hint Sarısı
Açık Toprak Sarısı (Helllichter Ocker)
Terkibinde demir oksidi-hidratı vardır. Dayanıklı olduğu kadar lüzumludur da.
Açık Toprak Sarısı, Okır
Sarı Toprak Boya (Goldocker)
Yanmamış Ter dö Siyen’e yakın ve açık toprak sarısından daha az kapatıcıdır. Çok ve sevilerek kullanılır, zararsızdık. Terra di Siena (Siena toprağı veya Ter dö Siyen) : yanık, kırmızı kahverenginde, kuvvetli ve parlak bir boyadır.
İngiliz Kırmızısı (Englischrot)
Diğer adıyla Hint kırmızısı açık ve koyu tonları vardır. Dayanıklı ve fakat az şeffaf demir oksidi boyalarıdır.
İngiliz Kırmızısı
Demir Oksidi Kırmızısı (Caput mortum)
Açık tonda olanı İngiliz kırmızısına yakındır. Koyusu biraz mora çalar ve tamamıyla kendine mahsus, yeri hiçbir renkle doldurulamayacak bir tonu vardır. Kullanırken, ağırlığı dolayısıyla, pürüzlü kağıtların çukurları arasında kolayca çöker ve iste” ailen sathı iyice kapatır.
Parlak Kırmızı
Zincifre (Zinnober veya Vermillion)
Yapılan türlü denemeler, bu boyanın yerine başka bir boya kullanmak lüzumunu ortaya koymuştur. Kuvvetli bir ışık karşısında bırakılırsa tamamıyla solar. Işık tesiri altında bulunmadığı zaman da kararmak eğilimindedir. Yağlı Boya Renkleri. Bunun yerine, güneşte sol mayan “Helioechtrot” kullanılmalıdır.
Vermilyon
Kadmiyum Kırmızısı (Kükürt-Selen-Kadmiyum)
Yukarıda adı geçen kırmızının yerine kullanılabilir. Kömür katranından çıkarılan yeni ve solmaz boyalar kadar kullanışlıdır.
Kadmiyum Kırmızısı
Satürn Kırmızısı (Saturnrot)
Pek te dayanıklı değildir. Terkibinde anilin bulunan parlak Geranyum kırmızısı da öyledir.
Satürn Kırmızı
Kökboya Kırmızısı (Alizarin Krapplac)
Vaktiyle çok kullanılan ve fakat bu gün gözden düşmüş olan “karmen kırmızısı yerine kökboya kırmızısı kullanılmaktadır. Açık ve koyu tonda olanları vardır. Bu boya, eskiden kökboyası adı verilen bir bitkinin köklerinden çıkarılırdı. Bugün maden kömürü katranından da yapılmaktadır. (Alizarinkrapp, Alüminyum kalziumalizarat. Yağlı Boya Renkleri). Biraz da soğuk bir ton taşıyan bu halis kırmızı boya çok kolaylıkla erir ve başka renklerle kolaylıkla karışır. Havanın çeşitli tonlarını ve uzaklıkların kurşuniye çalar mor rengini belirtmek hususunda manzara ressamları ta rafından çok kullanılır.
Alizarin
Kökboya Pembesi (Krapprosa)
Yukarıda adı geçen kırmızıdan daha sıcak olan bu renk bilhassa çiçek resimleri için çok elverişlidir. Yalnız bir kusuru vardır: kuruyunca parlak ve yapışkan (lüzuci) bir hal alır. Buna karşı en iyi çare de bu boyayı sulandırarak kullanmaktır.
Ten Pempesi
Kobalt Moru
Kırmızı ile Mavi arasında mor boyalar oldukça geniş bir yer kaplarlar. Bunlar arasında kloridrik asit gazı yardımıyla Ultramarin mavisinden yapılan Ultramarinviolet ve Ultramarinrot bilhassa çiçek resimlerinde son zamanlarda çok kullanılmaktadır. Bundan başka bir de Kobalt Moru (Koboaltviolett) vardır ki, Ultramarin morundan daha üstündür. (Yağlıboya Renkleri, Suluboya Renkleri, Pastel Renkleri, Guaş Renkleri, Akrilik Renkleri.)
Kobalt Moru
Ultramarin
Lacivert taşından yapılma koyu mavi bir boyadır. Sulandırılarak kolaylıkla açılabilir. Yapılışına göre Sulfat-Ultramarin ve Soda – Ultramarin gibi adlarla anılır.
ultramarin
Kobalt Mavisi
Açık mavi renkte eşsiz bir boyadır. Işıkta solmaz. Başlı başına bir renk olarak kullanıldığı gibi başka renklerle de mükemmel surette karıştırılarak kullanılabilir.
Kobalt Mavisi
Prusya Mavisi (Berlin-Paris Mavisi)
1710 da keşfedilmiştir. Kobalt mavisine göre biraz yeşile çalar bir tondadır. Koyu halde kırmızımtırak parıltılar verir. Pek çok miktarda boya elde edilir. Bu sebeple kullanırken ihtiyatlı davranmak lazımdır. Yağlı Boya Renkleri. Bu boyanın başlıca faydalı taraflarından biri, san ile karıştırıldığı zaman parlak bir yeşil meydana getirmesidir.
Prusya Mavisi
Çivit Mavisi (Índigo)
Kendi adını taşıyan bitkiden çıkarıldığı gibi – bugün kimya yolu ile de elde edilmektedir. Biraz siyahımtırak ve donuk bir mavidir. Kuvvetli ışık, Paris mavisine olduğu gibi buna da biraz zarar verir.
İndigo
Krom Oksidi Yeşili (Chromoxydgrün)
Bir krom oksidi tetrahidrat bileşimidir. Renginin son derece parlaklığı dolayısıyla tercih edilir. Maviye çalar, yeşil rengi kadmiyumla karıştırılırsa yeşil rengin en yüksek derecesi elde edilir. Bunun daha sıcak ve daha nötr olanı da vardır; şeffaflığı az bir boyadır. (Yağlıboya Renkleri, Suluboya Renkleri, Pastel Renkleri, Guaş Renkleri, Akrilik Renkleri.)
Krom Oksit Yeşili, Pastel Renkler Nelerdir?
Veronez Yeşili
Kusursuz bir boyadır. Yukarıdaki yeşillere göre biraz, soluk ve ayni zamanda şeffaftır. Silis asitli demir oksidi renginde bir toprak boyadır. Yakılırsa kahverengine çalar.
Veronez Yeşili
Zümrüt Yeşili (Smaragdgrün veya Emerald Green)
Parlak ve fakat zararlı bir boyadır. Zehirli bakır bileşimlerinden yapılmıştır. Bilhassa terkibinde kükürt ve cıva bulunan boyalarla karıştırıldığı zaman çok zararlı sonuçlar verir. (Yağlıboya Renkleri, Suluboya Renkleri, Pastel Renkleri, Guaş Renkleri, Akrilik Renkleri.)Ancak mavi ile sarıyı karıştırarak istenilen yeşili elde etmek imkanı olmadığı zamanlar da kullanılmalıdır. Kadmiyumla karıştırılmaya tahammülü yoktur, kötü havalarda soluk ve silik görünür.
Emerald Yeşili
Sepya
Mürekkep balığı adını taşıyan bir hayvanım ifrazatıdır. Vaktiyle çok kullanılan bir boya idi. Koyu olarak kullanıldığı zaman siyahımsı bir kahverengi verir. Şeffaflık ve parlaklığı da koyuluk derecesine göre azalır. Umbra denilen toprak boyalar bugün sepya yerine kullanılmaktadır. Ombran yanık olanı kahverenginde ve yanmamışı da yeşile çalar bir kahverengi tondadır.
Birçok sanatçılar esas itibariyle siyah boya kullanmazlar. Fakat bununla beraber gene de siyah boya yapılır. Bunların önde gelenleri kemikten (fildişi artıklarının kömürleştirilmesinden) yapılan Kemik Siyahı (Elfenbeinschvarz ile cibre ve saire gibi azam artıklarının Ve asma çubuklarının kömürleştirilmesinden yapılan Üzüm Siyahı (Rebenschwarz)tır. Üzüm siyahı bir parça maviye, çalar tonda ve şeffaftır.
Fildişi Siyahı
Duman Siyahı
Bir de İngilizlerin Paynes-Gray adı verdikleri ve havanın İngiltere’ye mahsus mahalli kurşuni rengini belirtmekte seve seve kullandıkları bir kurşuni (gri) boya vardır. Hava ve bulutlar için kullanılan nötr bir renktir. Bilhassa yanık toprak sarısı ile çok uygun düşer. Kökboyası kırmızısı, çivit ve lamba isinden meydana gelen terkibi dolayısıyla ışığa karşı pek te dayanıklı sayılamaz.
Paynes Grisi
Nötr mürekkep (Neutraltinte) adı verilen boya, suluboya resimde renkleri üs tüste sürerek çalışma (Untermalung) yerine her rengi doğrudan doğruya ve bir fırçada vurarak çalışma tarzının geçmesinden beri eski önemini kaybetmiştir.
Resimde Kulanılan Temel Boyalar
Buraya kadar saydığımız boya listesi, ideal bir ölçüye göre hazırlanmış uzun bir listedir. Resme çalışmak isteyenlere için daha kısa ve daha kullanışlı bir boya üstesi yapmak gerekirse, aşağı yukarı şu renkleri sayabiliriz: (Yağlıboya Renkleri, Suluboya Renkleri, Pastel Renkleri, Guaş Renkleri, Akrilik Renkleri.)
Beyaz
Çin beyazı, çinko veya titan beyazı.
Sarı
Açık ve koyu kadmiyum sarısı, açık ve koyu toprak boya sarısı, Hint sarısı yerine de Pigment sarısı (Figmentgelb).
Henri Matisse Hayatı, Eserleri, Sözleri, Fovizm, Tabloları
Henri Matisse “El sadece duygululuğun ve zekânın sürdürülmesi, uzamasıdır.” Henri Matisse Hayatı, Henri Matisse Eserleri, Henri Matisse Tabloları Henri Matisse Fovizm, Henri Matisse Sözleri ilgili bu makalededen faydalanabilirsiniz.
Henri Matisse Kimdir?
Henri Matisse ’in tablolarından birinin adı: “Lüks, Sakinlik ve Şehvet’tir. Baudelaire’in bir mısraıdır bu… Matisse’in tablolarının reprodüksiyonlarına baktığım ya da bunları düşündüğüm zaman elimde olmadan kendimi bu duygu dünyasında bulurum Işığın aşığıydı Matisse. Uzun ömrü boyunca her zaman aralıksız çalıştı. Yaşı ilerledikçe gençliğe doğru yaptığı korkusuz aşamalarla bir defa yaptığını tekrarlamaktan kaçarak yepyeni araştırmalara atıldı her zaman. İşte Matisse’in dış davranışında en üstün çizgilerin özeti budur. Henri Matisse kimdir?
Henri Matisse kimdir?
Guillaume Apollinaire, Matisse’in yarattığı dünyayı “parlak ışıklı meyvelere” benzetmişti. Ressam bizlere bu dünyayı kuramlarını sayıp dökmeden vermekle yetinmiştir. Henri Matisse kimdir?
Henri Matisse Hayatı
Henri Matisse 31 Aralık 1869 tarihinde Fransa’nın kuzeyindeki Cateau’da doğdu. 1881-1889 yılları arasında Saint – Quintin lisesine gitti. Sonra noter kâtibi oldu. 1890-92 yıllarında, bir süre hukuk eğitimi gördü. Yeniden Saint-Quintin’e döndü- Orada özellikle horoz resimleri yanan Couturier adında bir ressamdan ilk resim derslerini aldı. Ressam olmağa karar vermişti ama babası hiç istemiyordu bunu. Birçok tartışmadan sonra Matisse resim yapmasını öğrenmek için babasından izin koparabildi ve Paris’e gitti. Önceleri Bouguereau ile çalıştı. Ama akademik çalışma onu sıktı. Bouguereau’nun atölyesinde boğulacak gibi oluyordu. Henri Matisse kimdir? Henri Matisse Hayatı
Henri Matisse Hayatı
Bunun üzerine Gustave Moreau’nun atölyesine geçti. Orada Dufy ve Rouault ile tanıştı. Matisse’in kişiliğini bulmasında Moreau’nun büyük etkisi olmuştur. 1893 yılında Amelie Parayre ile evlendi. 1894-96 yılları arasında Louvre’da birçok tablo kopya etti. Poussin’in “Narcisse”i ve Raphael’in “Baldassare Castiglione’nin Portresi” bunlar arasındadır. Henri Matisse Hayatı
Bir yazını Matisse, ressam Wery ile beraber Britanya’da geçirdi. Ressam yaşantısının bu dönemi için şöyle der: “Wery ile beraber çalıştıkça onun en basit renklerle benim eski ustaların paletlerinden kaptığımdan çok daha fazla parlaklık elde ettiğini gördüm. Gelişmem bakımından çok önemli oldu bu. Paris’e Louvre’un etkisinden kurtulmuş olarak döndüm. Ve renklerle oynamağa başladım. Renk araştırmalarına girişmek düşüncesi bana resim sanatını öğrenirken değil de, dışarıdan, doğanın kendisinden, doğanın ışığından geldi. Henri Matisse Hayatı
Henri Matisse Fovizm
Matisse 1898 yılında Londra’ya, Korsika’ya, Saint-Tropez’ye gitti. Bu arada Japon sanatıyla de ilgilendi. 1904 yılında Saint – Tropez’de Signac ve Cross ile tanıştı. Bu iki ressam “puantilizm (divisionisme)” akımının kuramcılarıydı. Matisse “Divisionisme”i kısaca şöyle anlatır: “Bu okulun bütün resimleri hep aynı etkiyi taşırlar: Biraz pembe, biraz mavi, biraz yeşil. Sınırlı olanaklara bağlı bir çalışma alanı olduğundan kendimi rahatça veremedim buna. Bana nedenini açıklamadan Cross kendi kuramına benim uyamayacağımı söyledi. Sonradan bunun nedenini anladım. Karşıtlarla güçlendirdiğimi sandığım üstün renklerim tıpkı bu renkler gibi önemsediğim aynı karşıtlar tarafından bozuluyordu. Beni basit tonlarla resim yapmağa yöneltti bu. Sonraları buna “fovizm (fauvisme)” dediler.
Henri Matisse Fovizm
Vahşi hayvan anlamına gelen “fauve” deyimi Fauve ressamlar tarafından hiç bir zaman benimsenmedi. Çünkü bu söz eleştirmecilerin uydurmasıydı. Derain, Manguin, Marquet, Matisse, Puy, Camoin ve daha bir kaç ressam “Salon d’Automne”un büyük galerilerinden birinde resimlerini sergilemişlerdi. Heykelci Marquet galerinin tanı orta yerinde İtalyan Üslûbunda bir çocuk büstü yerleştirmişti. Resim eleştirmecilerinden Vauxcelles salona girince:
“Vay!” diye haykırmış. “Vahşi hayvanlar arasında bir Donatello!” (Tiens, Donatello au milleıı des fauves!)
Henri Matisse Eserleri Hakkında Bilgi
1914 – 18 savaşı Matisse’in üzerinde büyük bir etki yaratmadı. “Derenin Yanındaki Genç Kızlar” ve Piyano Dersi’’ tabloları bu yılların yapıtlarıdır.
1918’den sonra Matisse bir kaç gezinin dışında yaşantısının, büyük bir bölümünü Nice’de geçirdi. Ressam bu süre boyunca izlenimlerini şu sözlerle özetlemiştir: “Çalışma bakımından Nice’in olağanüstü bir yönü yoktur benim için. Odalıklar gibi pencereler de beni her zaman ilgilendirmiştir. Çünkü pencereler içeri dünya ile dış dünya arasındaki geçitlerdir.” Henri Matisse Eserleri
1936 yılında parlak renklere dönen Matisse’in sanatında bir yenilik oldu. Renklerindeki yumuşaklık “fauve” döneminin çıplaklık ve tazelikle dolu keskinliğine bıraktı. Buna bir çeşit “neo- fauvisme” (yeni-fauvisme) de denebilir. Henri Matisse Eserleri
Henri Matisse Eserleri Hakkında Bilgi
Matisse daha sonra İtalya’ya, İspanyaya gitti. Sevilya’da bir kış geçirdi, Tahiti’deki ışık önce onu çok büyüledi. Ama bundan çabuk bıktı: “Tahiti’de hava gün batarken güzeldir. Karanlık olana kadar hiç değişmez. Değişikliği olmayan bu mutluluk insanı yoruyor. ” Henri Matisse Eserleri
Tahiti’den Amerika’ya geçen ressam bu kentle ilgili izlenimini şöyle açıklar: “New York’u ilk defa sabahın yedisinde siyah ve altın rengi halinde sulara yansımış gördüğüm zaman pek çok hoşuma gitmişti. Yanımda duran birisi “pullarla süslenmiş bir entariye benziyor” diyordu. Bu beni kişisel bir çağrışıma götürdü: New York benim için bir altın külçesiydi.” Henri Matisse Eserleri
Henri Matisse Tabloları
1911 yılının Ocak ayında Matisse Lyon’da büyük bir ameliyat geçirdi. Uzun süre yattı. Ressamın dinsel duyguları da bu dönemde kesinlikle yüzeye çıkmıştır. Matisse bu eğiliminin bütün parlaklığını küçük Vence kilisesinde gösterecektir. Bu türdeki yapıtını gerçekleştirmek isteğiyle 1947 yılının yaz aylarında Vence’daki “Rüya” adını verdiği villasına yerleşti.
Matisse küçük kilisenin maketini hazırlamıştı. Bir gün Fransız ozanı Aragon gelmişti atölyesine. Makete şöyle bir göz atan Aragon başını başka yana çevirdi. Ozanın komünist olduğunu bilen Henri Matisse kurnazca: Kilisem için bir şey söylemediniz” dedi, “Sevdiniz mi onu?” Henri Matisse Tabloları
Öteki acı bir gülümsemeyle karşılık verdi:
“Çok güzel! Çok boş! İktidara geldiğimiz zaman bunu dans salonu yaparız artık…”
Bunu duyan ressam patlayıverdi:
Henri Matisse Tabloları
“Hiç bir zaman! Vence belediyesi yetkilileri bana söz verdi, bir gün rahibeler buradan alınsalar bile kilisem müze olacak!” Aragon kendi düşüncesine ressamı yaklaştırmak için tartışmayı sürdürdü. Ama çok öfkelenen Matisse:
“Ben istediğimi yaparım! Hem siz bunu anlayamazsınız!” diyerek ozanı evinden uzaklaştırdı.
Vence kilisesi Matisse’in son yapıtıdır. Vitrayından mihraptaki İsa’ya kadar Henri Matisse’in imzası vardır. Matisse’in en olgun yapıtıdır Vence kilisesi. Papazların dinsel tören sırasında giydikleri göğüslükler, her seramik parçası, çeşitli haçlar, en ufak noktasına kadar her şey ressam tarafından düşünülmüştür. Henri Matisse Tabloları
Ama geçirdiği ameliyattan sonra tüm olarak düzelemeyen ressam ya yatakta uzanıyor ya da tekerlekli bir koltukta oturuyordu. Lidya Delektorskaya adında Rus asıllı çok güzel bir kadın hem sekreterliğini yapıyor hem de ressama bakıyordu. Uzun süre olmuştu karısından ayrılalı.
3 Kasım 1954 tarihinde her zamanki gibi öğle uykusuna yatan Matisse doğrulmağa çalışırken kalp krizinden öldü. 14 Ekimde Venee’dan dönmüştü. Bir ay sonra Paris’te açılacak serginin büyük çağdaş ressamlara ayrılan bölümü için bir vitray tasarısı hazırlamaktaydı. Önce ressamı Vence kilisesinin yanma gömmeği düşündüler ama sonra Cimiez mezarlığına gömdüler. Matisse şimdi en sevdiği arkadaşlarından Dufy’nın biraz ötesinde yatıyor. Henri Matisse Tabloları
Henri Matisse Dans (Dance)
Henri Matisse, Dans, Dance
Henri Matisse Şapkalı Kadın
Henri Matisse Şapkalı Kadın
Şapkalı Kadın resmi (La femme au chapeau) ressamın önemli bir tablosudur. Tablo Matisse’nin karısı Amelie’yi tasvir ediyor. 1905 yılında boyalı ve André Derain, Maurice de Vlaminck ve “Fauves” olarak bilinen birkaç sanatçının eserleri ile birlikte aynı yılın sonbaharında Salon d’Automne’da sergilendi.
Eleştirmen Louis Vauxcelles, Matisse ve arkadaşlarının resimlerini onlarla paylaşan bir Rönesans tipi heykelle karşılaştırırken, “Donatello chez les fauves …” (Donatello, vahşi canavarlar arasında) ile birlikte kullandı. Yorumu 17 Ekim 1905’te Gil Blas’da basıldı, günlük bir gazete çıktı ve popüler kullanıma geçti. Şapkanlı bir kadın, Fauvism terimine yol açan tartışmaların merkezindeydi. Ayrıca, Matisse’nin daha önceki eserlerinin bölücü fırça darbelerinden daha etkileyici bir üsluba yaptığı tarzsal bir kaymayı işaretleyen bir tabloydı. Gevşek fırça işi ve “tamamlanmamış” kalite şaşkın görüntüleyicileri, canlı, doğal olmayan renkleri kadar.
Fauve eserlerinin sergilenmesine rağmen birçok kişi tarafından kınanmasına karşın “eleştirmen Camille Mauclair” in de açıkladığı gibi “halkın karşısında bir bardak boya atıldı”; ayrıca bazı olumlu dikkat çekti. Saldırılar için seçilen tablo, Gertrude ve Leo Stein tarafından satın alınan Şapkalı Kadın’tı: Matisse’nin moralinde işinin kötü resepsiyonu ile olumsuz etkilenen bu.
Gertrude ve Leo’nun ağabeyi Michael’ın karısı Sarah Stein, Gertrude’nin değil, bu resmin orijinal alıcısı olduğunu iddia etti (Leo ilk başta resimden hoşlanmadı). Bunu Rue Madame’deki Sarah ve Michael’ın evindeki fotoğraflarda görebilirsiniz. Kaliforniya Palo Alto’daki Sarah’nın evinde uzun yıllar bir merkez oluşturuyordu. 1950’lerde San Francisco’da Haas ailesi tarafından satın alındı. 1990’da Elise S. Haas otuz yedi resim, heykel ve kağıda eserlerini San Francisco Modern Sanatlar Müzesi’ne, aralarında Femme au chapeau’ya miras bırakmıştı.
Henri Matisse Sözleri
“Aradığım şey içten doğma bir şey değildir. Örneğin; “Uyuyan Romen Bluzlu Kadın” tablosu altı ayımı aldı. İnsan şüphesiz kendini zorlamadan, şarkı söyler gibi resim yapmalı. Akrobat numarasını belli bir kolaylıkla çok rahat yapar. Bu sonucu elde etmek için kim bilir ne kadar çalışmıştır. Bunu unutmamak gerek* Resimde de böyledir. Henri Matisse Sözleri
“Öteki sanat kollarında olduğu gibi resimde de çok bilinçli, kararlı araçlarla ortaya çıkacak bir örgüt gereklidir. Müzikte tiz seslerin oluşması gibi güçleri örgütlemek gerekir; Bu güçler renklerdir. Ama resimle müziği bu kadar kolaylıkla birbirine karıştırmayalım. Ancak eylemleri birbirine koşuttur Beethoven’in senfonileri resimle anlatılamaz. Henri Matisse Sözleri
“Ben duygularımla çalışırım. Kafamda tasarlar, bunu uygulamak isterim. Çok zaman aynı tasarı üzerinde birçok defalar çalışırım Ama varmak istediğim sonucu bilirim.
Henri Matisse Sözleri
“Bu arama tekniğinin esini (ilhamı) kaçırmasından korkmam. Bende plastik araçlarla anlatılacak bir şeyler var. Bu ortaya çıkana kadar çalışmamı sürdürürüm. He zaman büyük bir içtenlik içinde bulunmak isterim çünkü esini boğmak imkânsızdır. Bunun için her şeyden önce insan başkasına da kendine de yalan söylemek alışkısını bırakmalıdır. Bugünün birçok sanatçısı ne yazık ki bu durumda. Onlar: “Ben şimdilik balkın seviyesine inerim, daha sonraları para kazandığım zaman kendim için çalışırım” diyorlar. İşte o andan sonra kendilerini yok ediyorlar. Tıpkı sonradan evlenmek amacıyla biraz para için kaldırımlarda sürten kadınlar gibi davranmış oluyorlar. Fagnol “Marius” te: “Erdem kibrit gibidir: Ancak bir defa işe yarar” diye yazmıştı. Henri Matisse Sözleri
Henri Matisse Resim Tekniği
“Resimdeki sentetik bağdaşma nedenlerini bulabilmem için elli yıl çalışmam gerekti. Ama ben bu bağdaşmayı başlangıçtan beri içgüdümle aramağa koyulmuştum. Çizgi, renk, kompozisyon bireşimi, benim bütün yaşantımı yansıtan, ne yapmak istediğimi anlatan bireşimdir. Belki bu bazılarının dediği gibi Tanrıdan gelen esindir. Yaratma sırasında “efkarlanma” ve “kabullenme” gibi iki şey daha var ki bunlar da aynı güçle kendilerini göstermekte gecikmiyor. Efkarlanmayı her gerçek ressam beyaz tualinin önünde duyar. Kabullenme, sonradan ortaya çıkan şeyi benimsemek zorunluğundan başka bir şey değildir. Henri Matisse Hayatı
“Kaygılardan önce insan hatalarını kökünden düzeltmek amacıyla iyimser yönlerini yıkıyor. Onun için önce gerçeği ele almak gerek. Gerçek bir köktür. Bunu insan kendi çevresinde, kişiliğinin ötesinde aramalıdır. Sanat doğanın esirliğinden kurtulan kişisel araştırmalarla başlar. Rastlantının getirdiği buluşlar herkese nasip olmaz. Bunları hak etmek gereklidir. Deha payı denilen o tanrısal şey ancak ona lâyık olanındır.
Henri Matisse Uslüp
“Efkarlanma, düzene sokulmamış düşünceyle araçlar arasındaki savaşmadır. İşe başlamak, tembelliği yenmek, oldukça zor… Bir cigara, bir cigara daha. Tuval bozulur, resim bozulur. Neden sonra yapılması gereken şey ortaya çıkar. Temel kendini gösteri- verir. İşte o zaman çalışmanın buna uyması gereklidir. Düşündüğümüzün olanağını o zaman benimsemeğe başlarız. Efkarlanma bitmiştir. Yaptığınızı bilirsiniz. İstediğinizi bilirsiniz. Ama insan her zaman bunu başaramaz. “Ölümünden az önce Andre Gide evime geldi. Kendi olanaklarını hiç bir zaman kabul etmediğini ve hâlâ da kabule yanaşmadığını gördüm. Ve buna şaştım. Oysa bu olanakları kabul etmedikçe insan ortaya büyük bir şey çıkaramaz. Başkaları umurumda değil. Herkes bir gün benim düşüncemi benimseyip beni izleyecektir. Henri Matisse Hayatı
Evime öyle eleştirmeciler geldi ki resimlerimi de alıp götürdükleri halde beni yerlerden yerlere vurdular. Aynı eleştirmeciler şimdi her yerde beni övüp duruyorlar. Gide bana bunu hatırlatarak öfkeleniyordu. “Savaşmak gerek” diyordu. Savaşmak mı? Neden? Kendi kendinizi kabul etmişsiniz olanaklarınızı bulmuş olmanızı başkalarının zamanla bulması sizi ilgilendirir mi? Gide bu belirsiz duygularla dünyadan ayrılırken kim bilir ne kadar acı çekmiştir. Ben tüm mutluyum. Buna karşın yaşamağı seviyorum. Bütün yapıtım bunu gösterir. Ama yaşantım son anına “kadar güneşlidir. Bu dünyadan huzur içinde ayrılabilirim. Huzur içindeyim.”
Bu yazımızda gotik sanat nedir. Gotik sanat eserleri ve özellikleri konusunu işleyeceğiz.
Gotik sanat nedir ?
XII. yüzyılın ikinci yarısında Roman sanatı birdenbire değişerek Rönesansa kadar sürecek yeni şekillerde billûrlaşır. Hıristiyan sanatının bu yeni tarzına Gotik diyoruz. Bu kelime önceleri küçük görme için kullanılmıştı. Sonraları bu manayı kaybederek edebiyata girdi. Bununla beraber her bakımdan yanlıştır. Zira bu sanat Got’lardan gelmemiştir. Romantiklerin sandıkları gibi kaynağı Cermen de değildir. Roman soydan olup, Paris dolaylarında doğmuştur.
Gotik sanat hakkında açıklayıcı video anlatım
Gotik sanatı ve Gotik sanat eserlerinin özelliklerinin anlatıldığı .Gotik sanatın tarihine ve çıkış sebeplerine de değinilen ders niteliğinde bir video
Gotik sanat eserleri
Gotik sanat eserleri nelerdir ? diye bir soru sorulsa herhalde aklımıza ilk gelecek olan , katedrallerdir. Gotik sanatın başlıca eseri katedraldir. XIII. yüz yılda, cemiyet sanki bütün heyecanını ve zenginlikle rini katedrali inşaya, süslemeye harcamıştır. Zengin Roman kiliseleri pa- pasların eseri idi. Gotik katedraller ise Fransız Kırallığının genç ve kalabalık bölgelerinde doğmuştur.
Chartres Katedrali . İki kule arasında sıkışmış ve sivri kemer üslûbunda bir gül ilâve edilmiş üç balanlı Roman tarzında bir kilisedir. Türlü devirlerde yapılmış kuleler külah ile tamamlanmaktadır. XII. yüzyıla ait olan sağdaki kule – önden bakılmak şartiyle – diri, çıplak, emsalsiz bir atılış ile yükseliyor. XVI. yüzyılın başlangıcından olan soldaki kule Rönesans modası ile süslüdür.
Gotik sanat eserleri ve katedraller
Roman kilisesinin yığınından mimarlar ortaya bir iskelet çıkardılar. Ağırlığın itme kuvvetini ve yönünü belli ederek bu baskıyı kemerlere ve fil ayaklarına aktardılar. Binanın bütünü, böylece dengeye faydalı olan unsurlardan ibaret kaldı. Bu mimarî ağırlığa o kadar hâkim olmuştur ki – Gotik sanatın mucizesi buradadır – bina sanki yükseliyor, uçuyor gibidir. Roman tavanı granitten bir örtü gibi bizi ezer. Gotik tavan ise topraktan fışkırıp, taştan fil ayaklarını ve dayanaklarını gittikçe incelterek, baş döndürücü ölçülere yükselir.
Fransız katedralleri
Büyük Fransız katedralleri XII. yüzyılın sonunda ve XIII. yüzyılın ilk yarısında yapılmıştır. En meşhurları Paris’e komşudur.Paris’teki katedraller oturaklı, ölcü bakımından biraz Roman, bir başkente ve klâsik olmağa namzet bir binaya yakı şır tarzda düzenli dir. «Rens » ise, süslü, monarşinin bay ramlarını kutlamağa hazırdır. Chartres «şartr » sayısız heykelleri ve hiç bozulmamış renkli camlarıyla Saint Louis yüz yılının kusal bir yeridir. Ameins’in sa hanı dünyanın en hafif ve en ışıklı sahanıdır.
Bu katedraller bulundukları şehirlerin karakteristik anıtları olarak kalmışlardır. Uzun geçmişli bu şehirlerin adı geçince XIII. yüzyılın anıtları aklımıza gelir ve bu şehirler ufuktan görülen kiliselerinin manzaraları ile tanılır.
Nötre Dame de Paris « Paris Katedrali» ( Xü. ve Xni. yüzyıllar ) . .Sadeliğin ve dört köşeli plân ahenginin örneğidir. Düz galeriler ve dayanma ayakları, halanları, gülü ve pencereleri tamamiyle saran dört çizgili şekiller meydana getirirler. Eşit iki kule bu dengeyi daha çok belli eder. Mimar cepheyi süslemek için heykeltraştan hiçbir şey istememiştir. Açıklıkların tertibi ve duvarcılığın güzel satıhları süsüne yeter.
Reim Katedrali Fransız krallarının resmi olarak taç giydiği katedrallerden biridir. Clovis’in Reimlerin piskopozu, Aziz Remi tarafından vaftiz edildiği bazilika alanına kurulmuştur. 13.yy’ın sonlarına doğru tamamlanmıştır ve 14.yy.da da batı kanadı eklenmiştir.
Avusturya’da gotik sanat eserleri
Viyananın merkezinde bulunan bu katedral bir çok savaştan kurtulmuş ve şehrin özgürlüğünü sembolize eder.İki eski kilisenin kalıntıları üzerine kurulmuştur ve Avusturya Dükü 4. Rudolf tarafından kabul edilmiştir 14.yy’da. En akılda kalıcı özelliği olan elmas döşemeli çatısı 1952’de eklenmiştir.
Almanya ve Gotik sanatı
KÖLN KATEDRALİ Almanya’nın en bilinen katedrali aynı zamanda da en ünlü binasıdır. Bir zamanların yüksek binası, hala en büyük ön cepheye sahiptir. Bu ünlü katedral, 4.yy’a ait bir Roma tapınağının olduğu yere inşa edilmiştir. Yapımı 1248de başlayıp, bölüne bölüne 600 yılda tamamlanmıştır. Aziz Peter ve Mary’e atfedilmiştir. Aynı zaman da Köln Katolik Başpiskopozu’nun çalıştığı yerdi.
İtalya ve Gotik sanatı
FLORANSA KATEDRALİ Gotik tarzda inşası 1296 yılında başlayıp 1436da biten katedral, Floransa’nın en güzel yapısı ve sembolüdür. Bazilikanın dış cephesi çok renkli mermerle süslüdür. İtalya’nın en büyük kiliselerinden biridir. Modern çağa kadar, kubbesi de dünyadaki en büyüktü.
İngiltere ve Gotik sanatı
YORK MINSTER Kuzey Avrupa’daki iki büyük katedralden biri olan York Minster, eski York Şehrinde, gökyüzünü delip geçen bir yüksekliğe sahiptir. Tüm gotik mimari gelişimlerinin yansıması görülebilir burada. Şu anki halinin yapımı 1230 yılında başladı ve 1472 yılında tamamlandı
Gotik sanatın doğuşu ve yayılışı
Gotik in doğuşu 1137-1144 arasında olup özellikleri baş papaz SUGER in Paris yakınlarında st. DENİS de yaptırdığı saray kilisesinde kendi kendini göstermiştir. O sıralarda artık ortadan kalkan karolenjlerden sonra çeşitli karışıllıklar kendini göstermiş; kralların egemen olduğu tek yer ıle- de france sık sık tehdit ediliyordu. Böyle bir ortamda kral VI. Lui nin dostu ve danışmanı suger önemli bir rol oynadı.monarşi ve kilise arasında bir birlik kurdu.
Gotik dönemden önce 8.yy da inşa edilen st.dennis kilisesine gotik özellikler kazandıran suger, onu Fransız ulusal azizlerinin altarı olduğu ve oarad karolenj imparatorluğunun anıları yaşandığı için seçmişti. Suger st.dennis kilisesini dinsel ve ulusal kudreti gösteren ve diğer örneklerinde üstün olan hac kilisesi yapmak istiyordu. Bu düşünceye anlam verebilmek için bu eski kilisenin yapısal özelliklerini değiştirdi.
St. dennis in batı cephesi ve heykelleri bugün oldukça ağır tahribe uğramıştır. Chor un özgün görünüşünden sadece çevre koridoru kalmıştır.
Gotik Bina Planı
Planı incelediğimizde chor un capellalar çelengi, çevre koridoru ve apsisin Romanik hac tipi kiliselere benzediğini fark ederiz. Ancak bu kısımların bu yapıda şaşırtıcı derecede bir bütün içinde kaynamış olduğunu görürüz. Capellalar tek tek durmamakta 2. Bir çevre koridoru oluşturacak şekilde birbirine bağlanmaktadır.
Romanik yapılarda chor da çevre koridoru haç tonozlarla örtülüydü. Fakat st. dennis te sivri kemerli kaburgalı haç tonozla örtülmüştür.bu şekilde tüm plan yeni bir geometrik düzen elde eder. 7 eşit kama ucu gibi kısımlar apsisin ortasından güneş ışınları gibi etrafa açılır. Çifte çevre koridoru birbirinden ayrı mekanlar sırası gibi görülmez;birbiri içine girer. Bu mekanlarda ince sütunlar, sinri kemerler, kaburgalı haç tonozları destekler ve bu mekanları adeta ağ gibi örer. Buradaki formlar ağır ve masif etki bırakır. Oldukça büyüyen pencereler artık duvarlardaki açıklıklar gibi görülmez. Tüm duvar yüzeylerini kapsar.
Tonozların yan basınçları planda kısa kalın oklar gibi gösterilen ağır capellalar arasından ileri taşıyan payandalar ile karşılanır. Ve bunlar apsisin ortasına kadar yönelir. Taş kuruluşunun esas ağırlığını bunlarla taşındığı dıştan anlaşılır. İçte yapı iskeletinin öğeleri göze batmaz. Böylece mekan ferah ve hafif ifade kazanır. Baç papazın kullandığı tek tek hiçbir öğe yeni değildir.çevre koridoru, chor, sivri kemer, kaburgalı haç tonozlar Fransız ve anglonorman romaniğinin çeşitli bölgesel ekollerinden bilinir. Fakat suger bunları ilk kez bu yapıda birlikte kullanmıştır.
11.yy da iktisadi ve siyasi bakımdan şehirlerin önemini arttırması ile patriklerin ve şehirli ruhban sınıfının da önemi arttı. Bu arada sanat etkinlikleri büyük katedrallerde doruğa varırken bir yandan katedrallerin okulları ve üniversite manastırların yerine eğitimin yeri haline geldi.
Gotik sanat eserlerinin özellikleri
Gotik sanatın milliyeti ve dini ?
Pek muhtemel olarak – çünkü îngilizler, Almanlar da Gotik’in kendi vatanlarında doğduğunu iddia etmektedirler Fransa’da yaratılan Gotik sanat bütün batı Hıristiyan âlemine yayıldı. Normandiya’dan İngiltere’ye geçerek orada Fransız katedralleriyle yaşıt Durham, Salisburry, Westminster, York, Wels, v.s. gibi güzel katedraller yükseltti. Rhin kıyılarına, Strasbourg’a, Kolonya’ya kadar uzandı. Rhin’in ilerisinde Fribourg’a, Augsbourg’a ve Nurenberg’e Flaman ülkesinde Bruxelles’e, Bruges’e, Anvers’e gitti.
Fransa’nın güneyinde ise Pirene’leri aşarak Burgos’da, Pampeîune’de ve Barcelona’da, Toledo’da muhteşem kiliseler yaratmış ve Seville’e kadar inmiştir.
Burgos katedrali / İspanya Gotik sanat eserlerine güzel bir örnektir. Bakire Mary’e adanmış bir ortaçağ katedralidir. Büyüklüğü dillere destandır. 1221 de yapımına başlandı ve 1567 de tamamlandı. 1919’da Rodrigo Diaz De Vivar (El Cid) ve karısı Dona Jimena buraya gömüldü
Gotik sanatta İtalyan tarzı
Gotik sanat üslubu en çok İtalya’da mukavemet gördü.italya’ya ancak dayanma kemerlerini ,pencerelerini , renkli camlarını, süslü fantezisini bırakarak girebilmiştir. Onun macera seven ruhu kuzey kiliselerine bağlı kalmıştır. İtalya’da Orvieto ( Orviyeto), Siena ( Siyena ), Floransa ve Bologna ( Bolonva ) katedralleri tertemiz ve ölçülü klâsik anıtlardır Gotik mimarî doğduğu toprakların külrengi taşlarına ısınmıştır. İtalya mermeri onun yüzünü değiştiren iğreti bir süstür.
MİLAN KATEDRALİ Milan meydanında bulunan büyük bir mimaridir. Avrupa’nın en önemli binalardan biridir. 1386 yılında, başpiskopoz Antonio da Saluzza tarafından daha İtalyan tarzıyla inşa edilmiştir. 5 yılda tamamlanmıştır.
Dünyanın en büyük katedrali hangisidir ?
SEVİLLA KATEDRALİ
Büyük Almohad Camii bölgesinde inşa edilen, Sevilla’nın ortaçağ katedrali, güç ve varlığın sembolü olan bir mimari sanat eseridir. 16.yyda tamamlandıktan sonra, dünyanın en büyük katedrali ünvanını Aya Sofya’dan aldı. Şuan hala en büyük katedral ve dünyanın en büyük 3. kilisesidir. Yapımda çalışanlar camiden bazı örnekler almışlardır. Mesela cami minaresi gibi çan kulesi yapmışlardır.
Gotik heykel ve resim denilince , Gotik sanatı resme heykelden daha az düşkündür. Karanlık katedrallerde renkli camlara çekilen gözler duvarları görmez. Fakat İtalya’da Gotik üslûp, klasik şekillerden ayrılmamıştır. Duvarlar ressama geniş yerler bırakıyordu. Burada sanatçılar eski alışkanlıklarla ilgilerini kesmiş değillerdir. Mermerde çalışmaya devam ederler. Her vakit yanlarında kendilerine modellik eden büstler ve lahitler vardır. Piza ekolünün Nic- coio ( XIII. yüzyıl) gibi Gotik heykeltraşları Greko – Romen heykelin geç kalmış talebeleridir. Piza vaftiz- hanesinin kürsüsündeki meşhur tahtadan heykeller Roma lahitlerindeki heykellerin taklididir. İhtiyar gövdedeki yeni filizlerdir.
İtalya Orta Çağın en güzel ifadesini resimde vermiştir. Bizans kültürüne bağlı bulunan İtalya Hıristiyanlığı, fresk usulünü (detrem pe «detramp» usulü tabloyu) bırakmadı. Bazan hiç güzelliği olmayan yapılarda bile çok kıymetli resimler bulunmakta idi. Gelenek, resmin bu yeni uyanışını XIII. yüzyılın sonunda Floransa’da Cimabue ( Çimabue) ve Siena ( Siyena ) da Duccio ( Duçço ) ile başlatmaktadır. Fakat resmin yeniliğini isbat eden XIV. asrın ilk yıl larında Floransalı Giotto ( Cotto ) dur. Floransa’da Assisi ( Assizi) de San Francesco ( San Françesko) nun hayatına ait kompozisyonları, başta Pa- dova’daki Meryem’in ve îsâ’nın hayatlarını anlatan tabloları, zamanın tahrip etmediği bu eserler Bizans uykusundan sonra resmin nasıl duygu yu kırbaçlayarak heyecana getireceğini göstermektedirler. Padova’dakî eserlerinde resmin bize on asırdan beri anlattığı bu kutlu efsanelerde o kadar gerçek, tazelik vardır ki bunları ilk defa dinliyoruz sanırız. Giotto (Cotto) yeni resmin babasıdır. Zira mekanik bir hâle gelmiş olan formülleri yeniden düşünmüş ve cansız şekillerde uyuyan hayatı tekrar bulmuştur.
O yenilerin birincisidir. Çünkü uzun asırlardan beri sadece süsü ve ikonografiyi hedef tutan sanattan sonra resim dünyasına yaşayan realitenin duygusunu sokmayı başarmıştır. Önümüze koyduğu figürlere herşeyden önce gerçek varlıkların özelliklerini, hacımlarını, ve ağırlıklarının duygusunu verir. Bunun için onun figürleri Bizans resminin düz siluetle rinin mahrum olduğu realite kıymetini belirtirler. Onların varlıkların* inanırız ve onların anlattıkları duygular bizi heyecana getirebilir.
Siena’lı Ressamlar ve Gotik Sanat
Yine o günlerde şirin Siena kasabasında bütün bir mektep Bâkirenin hayalini ve belki mezhebini de gençleştiriyordu. Duccio ( Duçço) , Simone de Martino, Amiens ve Chartres heykeltraşlarının Meryem için heykelde yaptıklarını resim alanında gerçekleştirmişler, Meryemi insan ve güzel olarak gös termişlerdir. Bu sanatkârlar, içinde bulundukları sert mimarî ile bir tezat teşkil eden ve çizgileri oynak bir zarafet göste ren, renkleri saf ve çekici resimler bırakmışlardır. Bu Floransa ve Siena ( Siyena ) üstadları bol eser veren bir mektep kur dular. İ t a l y a ’nın XIV. yüzyıl freskçileri bir kilise veya manastır duvarı önünde bulundukları zaman, orasını seyrek olarak boş bırakmışlar, her zaman, güzel ve dinî bir eserle doldurmuşlardır. Kuzey Fransa katedralleri ile heykelleri ve Floransa, Siena (Siyena) freskleri Gotik çağın en güzel ifadeleridir.
Cimabue (13.yy) Bakire / Floransa
Bir süre geçince m im arlar daha usta olacaklar ve heykelcilerle ressamlar da tabiati taklidi amaç edineceklerdir. Şimdilik gerçek onların tek ihtirasları değildir. Onların gözünde hakikat, imanlarını anlatmak ve ideallerini gerçekleştirmektir.
Gotik Sanatın Gelişimi
Fakat Gotik sanat, Avrupanın kuzeyinde, XVI. yüzyılın başlangıcına kadar devam etmiştir. Geçmişteki binalar kadar muhteşem anıtlar yaratmamış ise de gene çok canlıdır. Biteviye değişmesi ve olgunlaşması da buna bir delildir. Her memleket kendisine has fanteziyle bir sinir şebekesi olan Gotik inşa biçimi ile oynar.
İngiltere dikey taşları çoğaltan ve kubbenin altında onları yelpaze gibi açan « dikey üslûba» bağlanmış tır. İspanya, Gotik’in Arap motiflerile birleşmesinden doğan müdeccer denilen üslûba kayar. Fransa güller le süslü, geniş pence reli «rayonnant (şua gibi) üslûb ile bütün çizgileri alevin yükselen kıvrımları na bağlayan « Flam- boyant» üslûbu icad eder. XIII. yüzyılda kubbeler gürbüz fil ayaklarının üzerinde yükseliyordu. X V .yüzyılda bazı şapeller bükülmüş gövdeli fundalar gibidirler.
G*°*t°- ( Ortalama 1266 – 1336) — San Francesco küçük kuşlara va’zediyor. Fresk Assisi (Assizi) . İtalya