Klasizm Sanat Akımı, Klasisizm

Klasizm Sanat Akımı, Klasisizm

Klasizm Sanat Akımı, (Klasisizm)

Klasizm Sanat Akımı, (Klasisizm) Rönesans sanat geleneklerine uygun resim yapma anlayışının hakim olduğu bir sanat akımıdır. Perspektif, ölçü, plan, kompozisyon ve ışık-gölge gibi ana kurallara bağlı kalınarak daha çok realist anlamda resim yapma olarak tanımlanabilir.

 Klasizm temellerini Rönesans aristokrasisinden alır. Klasizm bir bakıma aristokrasinin akımıdır.
Bu akımın başlıca temsilcileri; Leonardo da Vinci, Michelangelo Buonarroti ve Raffaello’dur

Klasizmin Sanat Akımının Özellikleri

Klasizm Sanat Akımı 16. yüzyıl başlarında önce İtalya’da, daha sonraki yüzyılda da Fransa ve öteki Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan, eski Yunan ve Lâtin sanatını (edebiyatta ve güzel sanatlarda) örnek alan sanat akımıdır.

Klasizmin temel öğeleri kendi içinde soyluluk, akılcılık, uyum, açıklık, sınırlılık, evrensellik, idealizm, denge, ölçülülük, güzellik, görkemliliktir.

Klasizmde; perspektif, ölçü, plan, kompozisyon ve ışık-gölge gibi ana kurallara bağlı kalınır.

Klasik terimi sanatta, edebiyattaki kesinliğini taşımaz. Bu terim, genel olarak, barok sanata, barok’çuluk eğilimine bağlı olmayan bütün eserlere uygulanır.

Antik yunan-roma medeniyetine ve sanatına taparcasına bağlı bulunan klasik sanatçılar, onu yeniden yaşatmaya gayret ederek başlıca ilham kaynaklarını orada aradılar.

Pierre Lescot, Philibert Delorme, Jean Goujon , Germain Pilon  gibi sanatçılarla Fransa’da XVI. yy.da doğan klasisizm ; 

François Mansart, Jules Hardouin-Mansart, Jacques Sarrazin,  François Girardon, Nicolas Poussin, Claude le Lorrain  ile XVII. yy.da en olgun gelişme noktasına erişmiş oldu.

Rocaille» diye adlandırılan bir çeşit dallı budaklı barok üslûbun hüküm sürdüğü XVIII. yy.ın ilk yarısında bir ara durgunluk devresi geçiren klasisizm, antik sanata dönüş ve neo-klasizm eğilimleri ile yeniden rağbet görmeye başladı.

Neoklasisizm Antik Yunan ve Antik Roma dönemine ait tarzların yeniden canlandırılmasıyla ortaya çıkan bir akımdır. Bu akımın en önemli özelliklerinden biri önceki dönem olan Barok Sanatı’na ve aşırı süslemeciliğe duyulan tepkinin ortaya konulmasıdır.

Klasisizm İtalya’da Doğdu

Klasizm Sanat Akımı ilk olarak İtalya’nın Roma şehrinde başladı, ardından barok ve rokoko akımlarının yaygın olarak bulunduğu Almanya gibi ülkelere sıçradı.

Bu devrenin sanatçıları  Jacques Ange Gabriel, Edme Bouchardon, Jean-Baptiste Pigalle, Jean Antoine Houdon, Louis David’dir.

David, bir yandan «akademik» denilen öğretim sistemine karşı gelirken, öte yandan XIX. yy.ın yeni doğmakta olan romantik sanatı ile karşılaştı.

Bu karşılaşmadan ünlü bir sanat tartışması doğdu. Restorasyon devrinde edebiyat alanını karıştıran tartışmanın her bakımdan benzeri olan, klasik ile romantikler kavgası.

David’in klasik sanatı özellikle antik heykelcilikten ilham alıyordu.Düzenlemelerinde kullandığı teknik, tablodan çok kabartmaları hatırlatacak nitelikte idi.

Heykelcilikte «klasik» terimi, antik çaplar çizgisinin, devamı olan eserleri nitelendirir. Mimarlıkta bu terim, antik sanatın çeşitli nizamları prensibine uyan yapıları gösterir.

Antik modellerin soğuk, asıllarına tam uygunlukta körükörüne taklidine de «sözde klasik» denilir.

İngres’den beri klasik denilen tür, daha fazla Rönesans veya sonraki ustaların örneklerine uygun görünür (Raffaello, Poussin v.b.)

klasizmin özellikleri

Klasizmin temel ögeleri

Klasisizm’in temel ögeleri kendi içinde soyluluk, akılcılık, uyum, açıklık, sınırlılık, evrensellik, idealizm, denge, ölçülülük, güzellik, görkemliliktir. Yani bir eserin klasik sayılabilmesi için bu özellikleri barındırması gerekmektedir.

Özet olarak , klasik bir eser, bir üslubun en yetkin ve en uyumlu ifadesini bulduğu eserdir. Klasisizm temellerini Rönesans aristokrasisinden alır. Klasisizm bir bakıma aristokrasinin ürünüdür. Kuralcılık olarak da bilinir.

Klasizm sanatı

 

Klasizm sanatı ressamları

Juan Joaquin Agrasot : İspanyol Akademik Klasik Ressam

Sanatçı 1836’da Orihuela’da doğdu. Sanat eğitimini Valencia Akademisi’nde yaptı. Alicante Delegasyonu’nun verdiği görevi kabul ederek Roma’ya yerleşen Agrasot, burada yaptığı klasik resimlerle İtalyan ressamları etkiledi. 1874’te Valencia’ya döndü. Dinsel özneleri konu alan resimleri onu uluslararası üne kavuşturdu.

klasizm eserleri juan agrasot çıplak kadın

Nü, Orjinal Boyut: 28 x 45 cm, Tarih: 1871, Bulunduğu Yer: Valencia, M. de Bellas Artes

Öte yandan görkemli boyutlarda yaptığı nü (çıplak figür) çalışmaları, sanat dünyasında övgüye neden oldu. 1898’de “Academic of San Carlos” ünvanını aldı. Klasik akım içerisinde çıplak figür çalışmalarının büyük önem kazanmasında rolü oldu.

Thomas Gainsborough İngiliz Akademik Klasik Ressam.

Sanatçı 1727’de  doğdu. Bir kumaş tacirinin oğluydu. St. Martin’s Lane Academy çevresinde başta Hubert François Gravelot, Francis Hayman ve William Hogarth ile çalıştı. 1748’de Londra yı terkedip Sudbury’e yerleşti. 

klasizm eserleri thomas gainsborough köy manzara resmi

Thomas Gainsborough Cornard Köyü ve Manzarası

Şöhreti taşrada yaygındı ama yüksek tabakadan müşterileri de vardı. 1774’te kesin olarak Londra’ya yerleşti, Kraliyet akademisi üyeliğine seçildi; manzara resminde Wilson’dan üstün, portrecilikte Reynolds’a eşit sayılmaya başladı. Gainsborough , her konuyu soylu bir biçimde yorumlayan bir ressamdır. Manzara resimleri  en az portre çalışmaları kadar başarılıdır. Portrelerinde kadınları kibarlaştırır, inceltir, saçlarının çekiciliğini, giysilerinin güzelliğini ortaya koyar, göz kapaklarını anlamlı bir biçimde kısar ve gözleri hayat dolu bir bakışla canlandırır.

William Adolphe Bouguereau: Fransız Akademik Klasik Ressam (1825-1905)

Bir resmi çizmeye başlamadan önce nesnesinin tarihini iyice gözden geçirir ve resmin sayısız taslağını tamamlardı. Erken resimlerinin çoğu klasik tarih ya da mitolojiden alınan çıplak figürler ve dinsel konular üzerineydi. Özellikle köy çocuklarını konu alan çalışmalarıyla tanınan sanatçı güzel köy çocukları çizdiği için de sık sık bir Romantik olarak görülürdü. Çocuk portrelerindeki sıcaklığı, klasiklere olan bağlılığı ve usta renk kullanımı Bouguereau’un resimlerinin en dikkat çekici yanlarıdır.

klasizm akımı ressamları William Adolphe Bouguereau

1900 yılında Degas ve Claude Monet William Adolphe Bouguereau için 1800’lü yılların büyük fransız ressamlarındandır derler. Onun resimlerini yüksek fiyatlarına bakmaksızın zengin amerikalılar alıyorlardı. XX. yy’da empresyonizm ve modernizm’ e ilgi nedeniyle ona ilgi azalmış olsa bile günümüzde yaptığı eserlere ilgi tekrar artmıştır.

Giovanni Boldini: İtalyan Akademik Klasik Ressam.


Kadınlar ve yaşamları temel konusunu teşkil eder. Ancak bütün bu eserlerinde kadının hareketini ve dinamizmini vurgular. Arka fonları da, kadının bu dinamizmine eşlik eder niteliktedir. 1880’li yılların zengin ve güzel kadınların bulvar ressamı olarak anılmaktadır.

klasizm sanat eserleri giovanni boldini

Eugene de Blaas: İtalyan Akademik Klasist Ressam.

Eugene de Blaas 1843’de Albano’da doğdu. Akademik klasizm akımının temsilcilerindendir. Ressam olan babası Karl von Blaas’dan resim dersleri alan sanatçı, babasının profesörlüğü nedeniyle ailesiyle birlikte Venedik’e taşındı ve Venedik Akademisine kabul edildi. Venedik’te ilk sergisini açtı. Venedik günlük yaşam resminin öncülerinden olan Blaas çok sayıda Venedik sosyetesi de dahil olmak üzere günlük yaşamla ilgili portre ve şehir kesitli tablolar yapmıştır.

klasizm sanatçıları eugene de blaas

Francois Leon Benouville: Fransız Akademik Klasik Ressam

Francois Leon Benouville 1821’de Paris’te doğdu. Kendisi gibi ressam olan erkek kardeşi Jean Achille ile birlikte Ecole de Beaux Arts’da ünlü ressam Picot’un ögrencisi oldu. Roma’da yaptığı eserlerde erken hristiyanlık dönemine ait izler görülmekte ve antikiteye ait atıfları içermektedir. Çoğunlukla klasik tarzda çalışan sanatçı, zaman zaman gerçekçilikle dışavurumculuğun, keskin ve yoğun kompozisyonlarından aldığı etkileri resimlerine taşıdı. (Klasizm Sanat Akımı, Klasisizm)

klasizm akımı sanatçıları francois leon benouville

Leon Belly: Fransız Akademik Klasik Ressam

Leon Belly 1827’de Saint Ömer’de doğdu. Konularını oryantalizmden alan sanatçı, teknik olarak romantizmin yumuşak tarzını benimsedi. Tarih ressamı François Edouard Picot ve manzara ressamı Constant Troyon ile çalıştı. Manzara resimlerinde Fransa kıyılarını natüralist bir biçimde tuvaline yansıttı. Doğu manzaraları yapan ressam Alexandre Decamps ve Prosper Marilhat’ tan etkilendi. 1849′ da Barbizon’a seyahat etti. Théodore Rousseau, Millet ve Corot’ dan etkilendi.

klasizm akımı sanatçıları leon belly hacılar mekke yolunda

Leon Belly – Hacılar Mekke yolunda

Friedrich von Amerling: Avusturyalı Akademik Klasik Ressam (1803-1887)

Sanatçı 1803’de Viyana’da doğdu. 1815 ile 1824 yılları arasında Viyana Sanat Akademisi’nde çalıştı. Öğretmenleri tarih ressamı Hubert Maurer ve Carl Gsellhofer’di.

Friedrich von Amerling akademik tarzda portre çalışmıştır. Akademide portreyle ilgili araştırmalar yaptı. Viyana sosyetesinden birçok kişinin portresini yaptı ve modellerinin kişiliklerini ustalıkla yakaladı. Öldüğü 1887 tarihine dek akademideki mevkiini korudu. Çoğu portre olmak üzere 1000’in üzerinde eseri vardır.

klasizm akımı sanatçıları Friedrich von Amerling

Klasizm Sanat Akımı, (Klasisizm)

Eugene Emmanuel Amaury Duval : Fransız Akademik Klasik Ressam (1808-1885)

Rönesans ve neo-greek yapıtların örnekleri üzerinde çalıştı. Resimlerinde Antik Yunan sanatının ince, ağırbaşlı, zarif, sakin kadın figürlerini model olarak aldı. Esas ününü 1862 tarihli Venüs’ün Doğuşu tablosu ile elde etti. Portreleriyle resim sanatında klasizmin normlarını etkiledi. (Klasizm Sanat Akımı, Klasisizm)

klasizm akımı sanatçıları eugene emmanuel amaury duval

Resimleri günümüzde başta Paris Musee d’Orsay, Versay Sarayı gibi birçok müzede sergilenmektedir.

Sir Lawrence Alma Tadema: Hollanda Kökenli İngiliz Akademik Klasisist Ressam

Sir Lawrence Alma Tadema 1836’da Dronrijp, Hollanda’da doğmuş, Belçika, Antwerp akademisinde eğitim görmüş, 1870 yılında İngiltere’ye yerleşmiş ve hayatının geri kalanını orada geçirmiştir. Klasik subjeler üzerine çalışan sanatçı lüks temalı ve Roma İmparatorluğunun çöküşü üzerine yaptığı resimler ile meşhur olmuştur.

klasizm ressamları tadema

Klasizm Sanat Akımı, (Klasisizm)

Bu anlatımlarda muhteşem mermer dokulu mekanların ya da arka fonda göz alıcı bir mavinin olduğu Akdeniz ve gökyüzü içerisinde bulunan dermansız figürler dikkati çeker.Klasik eski uygarlıkları mükemmel bir teknik ressamlıkla ve betimlemeler ile işlemesi tüm dünyada hayranlık uyandırmıştır.

Sanatçıyla ilgili geniş bilgi ve daha  fazla eser için Bknz :  Tadema

 

Klasisizm sanat akımının doğuşu 

Klasisist sanatın doğumu Fransa’da oldu. En önemli yapıtla­rını da bu ülkede verdi. Ancak, etkisi tüm Avrupa’da görüldü. Bu nedenle, Fransa’ya İngiltere’den, Almanya’dan ve diğer Kuzey ilkelerinden, hatta İtalya’dan bu akımın cezbesine kapılmış öğrenciler akın ettiler. Dolaylı olarak, bu akım Avrupa saraylarının resmi bir sanat anlayışı haline geldi. (Klasizm Sanat Akımı, Klasisizm)

Avrupa’nın bütün ülkelerin­deki güzel sanatlar akademilerinde de klasisist sanat eğitimi, âde­ta resmi bir öğrenim olarak kabul edildi. Ancak yer yer klasisist akımın kalıplarını zorlayan, fakat gene de bu alanda sınıflandırı­lan Berlinli Gottfried Schadow gibi heykelciler de görül­dü. Çünkü bu heykelci, yapıtlarında kimi kişisel portre anlatım­larına çalışmalarında büyük yer verdi.

Schadow, sanatta, doğa­nın bir soyutlamasının olamayacağına inanıyordu. İdeal güzel in­san değil, ona göre yalnız güzel insan vardı. Dolaylı olarak Schadow, görüntünün doğacı (natüralist) anlatımına yöneliyor­du. Bu nedenledir ki, bu heykelci, kişilerin karakterlerini yansı­tan bir biçimlemeye gidiyordu. Schadow, Prusya krallığının res­mi heykelcisi idi ve bu yönetime ait birçok anıtlar gerçekleştir­di.

Avrupa’da -barok-rokoko sanatı, mutlak krallık yönetiminin son üslubu olarak gelişmişti. Ancak bu krallık döneminin son elli yılı içinde, Grek antikitesine de bir kez başvurarak, sanatı yenileme çabasına girişildi. Bu nedenle İtalya, sanatçıların toplanmaya devam ettikleri bir hac yeri olmakta yerini korudu. Hatta Fransa Devleti, Roma’da satın aldığı bir villayı, büyük ödül kazanmış Fransız öğrencilerinin (alışmalarını sürdürebilme­sine ayırdı. (Klasizm Sanat Akımı, Klasisizm)

Horasların Yemini

Fransız klasisist ressamı ve bu akımın baş temsilcisi Jacgues Louis David, ilk büyük yapıtı ‘olan “Horasların Yemini” adlı yapıtını Roma’da sergilediği zaman, şaşırtıcı bir ilgi ile karşılaştı. Öyle ki, âdeta tüm Roma halkı, prensleri, kardinalleri, devlet adamları, köylüsü ve işçisi ile büyük kuyruk­lar halinde bu yapıtı görmeye koştu. Bu resmin bu dertli ilgi gör­mesinin nedeni, eski antik Roma Cumhuriyeti’nin yücelmesinde­ki soylu ruhu canlandıran kadın ve erkek birliğini, aile kutsallığı­nı yüceltmesi idi.

Kısacası burada bir rokoko hafifliğini benimse­yen Boucher’nin, Watteau’nun ya da Fragonard’ın resimleri söz konusu değildi. Burada, Fransız milliyetçiliğine temel olacak sağlam aile fikri de yansıyordu. Kahramanlık ruhuna, toplumca susamışlığı yansıtan bu halk ilgisi, yapıttaki ciddi, heyecanlı, onurlu havaya da dayanıyordu. Bu resimde, renk ve biçim anla­yışı da barok ve rokoko anlayışından farklı idi. Çünkü son ola­rak rokoko resminde görülen pastel renkler, biraz efsanevi, ro­mantik, hatta rüya gibi olan bir manzara, bu anlayışta hiç söz konusu olmuyordu. Oysa klasisist resim, kesin desen çizimin! Hem figürde, hem de mekânda istiyor, manzaraya ise hemen hemen hiç gerek duymuyordu. Ayrıca resimdeki mekânlarda, Roma mimarlığının sütun ve kemerleri, anıtsal ağırlıkları ile yer alıyordu. (Klasizm Sanat Akımı, Klasisizm)

Bunun yanında resimsel kompozisyonda geometrik bir denge ve çizgisel inşa, büyük önem kazanıyordu. Ayrıntı ise, son derece dikkatle, gerekli olduğu zaman resimde yer alıyor, modlede de sadeliğe büyük özen gösteriliyordu. Horasların Yemini’nde, savaşa giden bir babanın, evlatlarına, kızkardeşlerinin na­muslarını kendi yokluğunda korumaları için silahlar üzerine ye­min ettirmesi konu oluyordu. Ve bu yemin askerce yaptırılıyor­du.

Klasist Resmin Temel Özellikleri

Klasisist resimde, manzara önem kazanmıyor, ancak kimi portrelerin arkasına silik, fakat ideal bir ölçü içinde getirilebili­yordu. Renkler de son derece soluk bir dizi olarak yer alabiliyor­du. Resim, kesin biçimde çizgisel idi. Bu nedenle, klasisist resim renge değil, çizgiye, idealize edilmiş bir desene dayanıyordu. Ayrıca boyama da barokta görüldüğü gibi kat kat üstüne değil, tek bir boyama tabakasından oluşturuluyordu. Buna Fransızlar juxtapose, yani tek kat, yan yana boyama diyorlardı. (Klasizm Sanat Akımı, Klasisizm)

David’in Louvre Sarayı’ndaki atölyesi, klasisist resim okulu­nun merkezi idi. Bu atölyede yalnız ressamlar değil, aynı zaman­da heykelciler de eğitim ve öğrenim görüyorlardı. David öğrenci­lerine özellikle Grek mitolojisi ile ilgili yazarları okumalarını öneriyordu.

Fransız Klasisist Resim Okulu

Fransız klasisist resim okulunun David’den sonraki en büyük temsilcisi Jean Dominique Ingres oldu. Ingres de hocası David gibi, doğayı modelden çiziyor, sonra antikitenin idealize edilmiş heykel biçimlerindeki mantığa uyarak yeniden sadeleş­tirip üsluplaştırıyordu. Bu görüş, onun 1819 Odalık’ında Türk banyoları ile ilgili kompozisyonlarında, “Kaynak”ında ve diğer yapıtları ile tüm portrelerinde aynen görülür. Ingres hocası ve diğer klasisistler gibi, antik tarihsel konuları da benimsemiştir. Hatta romantik akımın ressamlarından, doğu ülkelerinin yaşam­ları ile ilgili konuları görüp benimseyerek resmetmekten geri’ kalmamıştır. Ancak, onun tüm resimlerinde konu değil, genç, çıplak vücutların uyumlu geometrik eğrilerinden oluşturulmuş arabeskler idi. Kısacası o, resim yüzeyinde bir eğriler kompo­zisyonunu amaçlıyordu. Bu nedenle Ingres, yaptığı bu vücut soyutlamaları ile modern resim sanatının bir öncüsü sayılmış ve Picasso dahil birçok sanatçıyı etkilemiştir.

Fransız Klasisistleri

Fransız klasisistleri, konu olarak kimi romantik sahneleri benimsemelerine rağmen, uyumlu vücut eğrileri ve teknik bir boya yetkinliği onlar için birinci planda önem kazanmıştır. Ancak, tüm klasisistler, Ingres’de görülen ve soyutlamaya daya­nan arabeskleri benimsemediler. Onlar içip sorun, yalnız zarif, hafif, koket hareketli, tatlı bakışlı figürler, çıplaklar, portreler boyamak oldu. Bu anlayış, Almanya’dan. İtalya’ya hatta Rusya ve Amerika’ya değin yayıldı. Klasisizm, romantik resim akımıy­la Paris’te durdurulduğu zaman da, hemen hemen tüm Avrupa’ da itibarını sürdürmekte devam etti. Bir diğer durum” da, Fran­sa’nın ortaya koyduğu bu klasisizm ile, o zamana değin İtalya’ da olan sanat öncülüğünü eline geçirmesiydi. Hatta bir daha bu öncülüğü elinden hiç kaçırmadı.

Almanya’daki klasisist anlayış Fransa’dakinden’ biraz farklı oldu. Çünkü Alman klasisizminde, Fransa’daki gibi önce model­den yapılan o desen etüdü yoktu. Kısacası Fransız klasistlerinin o desen etütleri önem kazanmıyordu Almanlarda. Alman klasi­sistleri, hayali bir ideal figürü, modelsiz olarak gerçekleştirmeye çalıştılar. Bu nedenle bu ülkede klasisizm alanında önemli bir ressam çıkmadı. (Klasizm Sanat Akımı, Klasisizm)

Klasisizmle iç içe gelişen ve yayılan romantik duygu, klasist resimde ancak konu olarak belirmesine karşın, romantik akımda ayrıca yeni teknikli bir resim haline getirilmiştir. Bu teknik, klasist resimdekinden tamamen farklıdır. Fransa’da doğan ro­mantik resim akımının yapıtlarında görülen konular, kahraman­lık, tarih, az tartman yabancı ülkelere özgü yaşam ve tiyatro sah­neleri İle ilişkilidir. (Klasizm Sanat Akımı, Klasisizm)

Edebiyatta klasisizmin öncüleri – temsilcileri

  • Montaigne: Denemeler isimli eseri
  • La Fontaine: Fabl türünde
  • Racine, Corneille: Trajedi türü 
  • Moliere: Komedi türü 
  • Boileau: Eleştiri türü
  • Fenelon, Madame de la Fayette: Roman kategorisi
  • La Bruyere: Karakterler
  • Bossuet: Hitabet sanatı 
  • Descartes ve Pascal : Felsefe ve düşünce alanında
  • Direktör Ali Bey :  Türk edebiyatında

 

Klasisizme ait edebi eserler 

Moliere – Cimri 

Klasizm akımını yansıtan en önemli eserlerden birisidir ”Cimri.” Absürdlüğe varan karakterleri üzerinden yarattığı tiplemeleriyle, sadece Fransa’da değil, İngiltere’de, Osmanlı’da, Çin’de, bütün Dünya’da var olan karakterleri ortaya koymuştur. Gerçekte var olanı gözümüze sokmuştur bir nevi. En komik olanın aslında en trajik olan olduğunu söyler Moliere. Başroldeki Harpagon karakteri üzerinden, gözü dönmüş bir şekilde içine düşülen ”sürekli biriktirmek” eğiliminin oluşturduğu çöküntüye dikkat çeker. Aslında biriktirdiği sadece parası değildir Harpagon’un; hayatıdır, sevgisidir, sevincidir, hüznüdür, kederidir, bütün hayatıdır.. Ve bunları harcayamadan ölecektir ne yazık ki.. İşte gerçek şaka ve tragedya budur. Cimrilikten gözü dönmüş olan Harpagon, çocuklarına para getirecek bir sermaye, ama aynı zamanda ucuza kotarılması gereken bir yatırım olarak bakar. Çevresindeki her nesneyi kendisine para getirecek bir ticari mal olarak gören Harpagon, sonunu getirecek olan fitili kendisinin ateşlediğini fark edemez ne yazık ki..

klasizme ait edebi eserler moliere cimri iş bankası

Bu tarz insanların mükemmel bir yergisini yapmıştır Moliere, ancak söylemek istedikleri bununla sınırlı değildir. Bu tarz insanlar duygularında da cimridir. Kimseye duygularını belli etmez, selam alır ancak selam bile vermez. Bunun sonucunda da insanlıktan çıkıp, bir hayvana dönüşür. (Klasizm Sanat Akımı, Klasisizm)

 

Akademik Klasist Ressam Sir Lawrence Alma Tadema

Akademik Klasist Ressam Sir Lawrence Alma Tadema

Sir Lawrence Alma Tadema

Hollanda Kökenli İngiliz Akademik Klasisist Ressam

Sir Lawrence Alma Tadema 1836’da Dronrijp, Hollanda’da doğmuş, Belçika, Antwerp akademisinde eğitim görmüş, 1870 yılında İngiltere’ye yerleşmiş ve hayatının geri kalanını orada geçirmiştir. Klasik subjeler üzerine çalışan sanatçı lüks temalı ve Roma İmparatorluğunun çöküşü üzerine yaptığı resimler ile meşhur olmuştur. Bu anlatımlarda muhteşem mermer dokulu mekanların ya da arka fonda göz alıcı bir mavinin olduğu Akdeniz ve gökyüzü içerisinde bulunan dermansız figürler dikkati çeker.

akademik klasizm ressamları Sir Lawrence Alma Tadema anlamlı sessizlik

Anlamlı sessizlik

Klasik eski uygarlıkları mükemmel bir teknik ressamlıkla ve betimlemeler ile işlemesi tüm dünyada hayranlık uyandırmıştır. Ölümünden sonra biraz itibar kaybetmiş olsada ondokuzuncu yüzyıl İngiliz Sanatı’ndaki önemi dolayısıyla son otuz yıl içerisinde eserleri yeniden gözden geçirilip değerlendirilmiştir.

akademik klasizm ressamları Sir Lawrence Alma Tadema atölyede

Yaşamı

Sir Lawrence Alma-Tadema, 8 Haziran 1836’da Laurens Tadema ismiyle dünyaya geldi. Kasaba noteri Pieter Jiltes Tadema’nın (1797 – 1840) önceki evliliğinden olan üç çocuğundan sonra altıncı çocuğudur. Tadema (anlamı – Ademin’in oğlu) Frizya dilinde bir aile soyadıdır. “ma” nın anlamı “oğlu” anlamındadır. Laurens ve Alma isimleri ise büyükbabası’ndan gelmektedir. Laurens daha sonraları ismini ingilizceye daha çok adapte edebilmek için Lawrence ismini kullanmaya başlar. Sergi kataloglarında ayrıca indexlemelerde “T” harfi yerine “A” harfinin önde olmasından ötürü Alma ismini de isim grubuna dahil eder. Aslında soyadını tire ile kendisi ayırmamıştır ancak bunu başkaları bu şekilde kullanmış ve bu o günden bugüne aynı şekilde kullanılarak süregelmiştir.

akademik klasizm ressamları Sir Lawrence Alma Tadema resim koleksiyonu

Sir Lawrence Alma Tadema, babasını 4 yaşındayken kaybetti. Annesinin güzel sanatlar üzerine eğilimi olduğu için kardeşleri ile beraber evlerinde resim dersleri alması için özel hoca tuttu ve Laurens ilk çizimlerine bu şekilde başlamış oldu. Herkes Laurens’in avukat olmasını beklerken, 1851 senesinde yani onbeş yaşındayken sanatçı fiziksel ve akli dengeleri açısından önemli bir kırılma dönemi yaşadı. Kendisine verem teşhisi konuldu ve yaşaması için çok kısa bir süresi kaldığı söylendi. Bu şekilde ölümünü beklediği süre içerisinde çizimler ve resimler yapmasına olanak tanındı. Beklenmedik bir şekilde sağlığını geri kazanınca Laurence hayatının geri kalanında da resim yapma kararını almıştı. 1852 senesinde Egide Charles Gustacve Wappers atölyesinde Hollanda ve Flaman sanatının ilk dönemlerini incelediği Antwerp Royal Akademisine girdi. Akademideki dört senelik eğitimi boyunca Alma-Tadema birçok hatırı sayılır ödülün sahibi oldu.

akademik klasizm ressamları Sir Lawrence Alma Tadema bağbozumu festivali

1855 senesinde okulu bitirmeden hemen önce, uzmanlık alanı tarih ve tarihsel kostümler olan ressam profesör Louis (Lodewijk) Jan de Taeye’nin asistanı oldu. Her ne kadar Taeye çok seçkin bir ressam olarak tanınmasada Alma-Tadema kendisine saygı duymuş ve üç sene boyunca stüdyosunda asistanlık yapmıştır. De Taeye, onu kariyerinin ilk dönemlerinde kullandığı Merovin betimlemelerinin ilhamı olacak olan kitaplarla tanıştırmıştır. Daha sonra sanatçının gerçek manada tanınmasını da sağlayacak olan resimlerindeki titizlikle oluşturulmuş tarihsel betimlemelerin temelleri hep burada atılmıştır.

Atölye Çalışmaları

Sir Lawrence Alma Tadema, Taeye’nin atölyesini 1858 senesinde terk etmiş ve Belçika’nın en saygı duyulan atölyelerinden biri olan Baron Jan August Hendrik Leys atölyesinde çalışmaya başlamıştır. Onun önderliğinde Alma-Tadema ilk başyapıtını resmetmiştir. “Clovis’li Çocukların Eğitimi” (1861) Bu tablo Antwerp’de Sanatçılar Kongresi’nde sergilendiği senede eleştirmenler ve sanatçılar arasında büyük sansasyon yaratmıştır. Ayrıca resimde bir mermer işleme ustası olan ve aynı zamanda mermer detaylandırma konusunda eleştirmen olan Leys bitmiş resmin beklediğinden daha iyi olduğunu belirtmiştir. Alma-Tadema Leys’in eleştirlerini her zaman çok ciddiye almış ve dünyanın önde gelen mermer ve granit ressamlarından biri olmuştur.

akademik klasizm ressamları Sir Lawrence Alma Tadema balayı

Öne Çıkan Resimleri

1860’lı yılların ortalarına kadar Merovin temalı resimler sanatçının resmettiği ana temalardandır. Bu resimlerde çok kuvvetli bir şekilde ressamın derin duyguları ve romantizmin ruhu hissedilir. Merovin temalı resimler uluslarası bir saygınlık kazanamayınca sanatçı daha popüler olan Mısır medeniyeti üzerine resimler yapmaya başlamıştır. Frank ve Mısır yaşamları üzerine Alma-Tadema çok fazla araştırmalar yapmış ve bu temalar üzerine çok fazla enerji harcamıştır. Sanatçı 1862 yılında Leys’in atölyesinden ayrılıp kendi atölyesini kurmuştur.

akademik klasizm ressamları Sir Lawrence Alma Tadema çiçekler dönerse

1863 senesinde annesini kaybeden Sir Lawrence Alma Tadema aynı sene Antwerp Belediye binasında Marie-Pauline Gressin ile hayatını birleştirmiştir. Eşi Pauline hakkında çok fazla şey bilinmemektedir. 1869 senesinde su çiçeği yüzünden hayatını kaybeden Pauline’in ölümü sonrasında Alma-Tadema hakkında hiçbirşey anlatmamıştır. Sadece sanatçının birkaç yağlıboya tablosunda ve üç tane portresinde görünmektedir. Çiftin üç çocuğu olmuş ve tek erkek çocukları da yine su çiçeği yüzünden 3 aylıkken yaşama gözlerini yummuştur.

akademik klasizm ressamları Sir Lawrence Alma Tadema çizim odası

Çift balayını Roma, Floransa, Pompei ve Nepal’de yapmış. Sanatçının İtalya’ya bu ilk ziyareti son derece etkili olmuş ve böylece sanatçı Antik Yunan ve Roma üzerine resimler yapmaya başlamıştır.

1864 senesinde Tadema ondokuzuncu yüzyılın en etkili sanat tacirlerinden biri olan Ernest Gambart ile tanışmıştır. Gambart, Alma-Tadema resimlerinden çok etkilenmiş. Kendisi için 24 tane resim sipariş etmiş ve 3 resmini de İngiltere’de sergilemiştir.

akademik klasizm ressamları Sir Lawrence Alma Tadema çocuk resmi

1869 senesinde Pauline’i kaybeden sanatçı üzüntüsünden dört ay hiç resim yapmamış ve daha sonra kendisinin teşhisi konulmayan birtakım sağlık problemleri olduğu için Gambart’ın tavsiyesi ile İngiltere’ye seyahat etmiştir. Burada yine bir ressam olan Ford Madox Brown’un evine davet edilmiş ve ikinci eşi henüz onyedi yaşında olan Laura Theresa Epps ile burada tanışmıştır.

akademik klasizm ressamları Sir Lawrence Alma Tadema dans sonrası yorgun maenides

İngiltere Yılları

1870 senesinde patlak veren Fransa-Prusya savaşını da bahane ederek ressam İngiltere’ye taşınmış ve bunun sanat kariyeri açısından daha iyi olacağını düşünmüştür. İngiltere’ye gider gitmez Laura’yı bularak kendisine resim dersleri vermeye başlamış ve bu derslerin bir tanesinde kendisine evlenme teklifi etmiştir. Laura’nın 18 yaşında olmasına karşın sanatçının 34 yaşında olması gelinin babası tarafından hoş karşılanmasa da kendilerini daha iyi tanımaları için biraz daha beklemeleri yönünde verilen uyarı-tavsiye sonrasında 1871 senesinde Haziran ayında dünya evine girmişlerdir. Böylece Laura, sanatçının kızları Anna ve Laurens’in üvey anneleri olmuş ve bu evlilik kalıcı ve sevgi dolu bir yuva haline dönüşmüştür. Çiftin hiç çocuğu olmamıştır.

akademik klasizm ressamları Sir Lawrence Alma Tadema dinlenme

İngiltere’ye gelişi sanatçının kariyerinde daha sonra önemli başarılara imza atmasına sebep olmuştur. Zamanının en ünlü ve en yüksek fiyata komisyonlandırılan ressamlarından biri olmuştur. Sir Lawrence Alma Tadema 1871 senesine Pre-Rafael sanatçıları ile ilgilenmeye başlamış ve bu araştırmalarından sonra paletini renklendirmiş, tonlarını çeşitlendirmiş ve fırça işçiliğini aydınlatmıştır.

akademik klasist eserler Sir Lawrence Alma Tadema dinleyici

1872 senesinde sanatçı kendi orjinallerinin sahteler ile karışmaması için resimlerinde bir tanımlama sistemi geliştirmiş ve resimlerine imzasının altında numaralar vermeye başlamıştır. Önceki resimlerine de aynı sistemi uygulayan sanatçı 1851 senesinde yaptığı Portrait of My Sister (Kızkardeşimin Portresi) isimli eserine opus, I numarasını verirken ölümünden iki ay önce bitirip imzaladığı Preparations in the Coliseum, (Kolezyumda Hazırlık) isimli tablosuna opus CCCCVIII numarasını vermiştir.

akademik klasist eserler Sir Lawrence Alma Tadema gönülden karşılama

1879 senesinde Sir Lawrence Alma Tadema kendisine kişisel anlamda verilen en büyük ödülü kabul etmiş ve Akademisyen ünvanını kabul etmiştir. Hemen sonrasına Londra’da Grosvenor Galerisi’nde 185 eseri ile adına retrospektif bir sergi düzenlenmiştir.

akademik klasist eserler Sir Lawrence Alma Tadema hasat festivali

Sanatçı her ne kadar antik Roma ve Yunan resimleri ile ünlü olmuş olsada çok sayıda suluboya çalışması, eskiz ve portre ve manzara çalışmaları da olmuştur.

Alma-Tadema dışa dönük, sıcakkanlı ama anlatıldığı kadarı ile bir çocuk afacanlığına sahip yapıda bir karakterdi. Çocukça şakaları, anlamsız ve ani parlamaları, öfkesinin had safhasında iken aniden gülebilmesi aktarılanlar arasındadır. Dikkatli, mükemmeliyetçi ancak obsesif ve bilgiçtir. Ondokuzuncu yüzyılın en zengin ressamlarından biri olması sebebiyle de çok iyi bir işadamıdır. Sağlam bir duruşa sahip, eğlenciyi, kadınları, güzel şarabı ve partileri seven cüsseli bir centilmendir.

akademik klasist eserler Sir Lawrence Alma Tadema heliogabalus gülleri

1899 senesinde İngiltere’de şövalyelik ünvanını alana sanatçı hayatı boyunca birçok ödüller almıştır. Antik bilgisi nedeni ile tiyatro dekorları yapmış, kıyafetler tasarlamış ve bunların yanı sıra bir çok illüstrasyona ayrıca Pompei, Mısır motiflerine de imza atmıştır. Bunların hepsinin yanı sıra sanatçının mobilya tasarımları da vardır. Bu tasarımların birçoğunu kendi tuvalleri üzerinde de kullanmıştır.

akademik klasist eserler Sir Lawrence Alma Tadema heykeltraşın modeli

Sir Lawrence Alma Tadema’nın tekstürleri muhteşemdir. Özellikle yansıtan objeler, bakır, gümüş, kalay, çiçekler ve mermer konusunda eşsiz ve mükemmeliyetçi bir fırçası vardır. Renk çeşitliliği ve renk kullanımı eski Alman ustalarına benzerlik gösterir. Bir eseri nihai haline getirmeden defalarca yeni baştan başlayıp, beğenmediklerini ise attığı söylenir. Resimlerinde görülen çiçeklerin solmasından ötürü Afrika’dan sürekli yeniden taze çiçekler sipariş ettiği bilinir. Eserleri o kadar mükemmeliyetçidir ki ansiklopedilerde ilgili medeniyetlerin başlıklarında görseller olarak kullanılmaktadır.

akademik klasist eserler Sir Lawrence Alma Tadema hoşgeldin

Viktorya Dönemi Ressamları

Hiç şüphesiz, Sir Lawrence Alma-Tadema Viktoryan dönemin en başarılı ressamlarından biridir. Ancak Viktoryan döneminin sonunda eserlerinin pazar değeri Gaugin, Picasso, Matisse gibi ressamların modern çalışmaları ve yeni düşünce akımları ile oldukça düşmüştür. Alma-Tadema son yıllarında Post-Emprosyenizm, Fovizm, Kübizm ve Futurism gibi yeni akımlara da şahitlik yapmış ancak bunların hiç birini desteklememiştir. Öğrencisi John Collier; “Alma-Tadema’nın sanatı, Matisse, Gauguin ve Picasso ile kıyaslanmamalıdır.” der.

klasizm örnekleri sir lawrence tadema iyi şanslar

Üzücü olan, yeni resim anlayışı ve akımları sanatçının son dönemlerinde daha önce £10.000’e satılan tablolarını £20′ alıcı buldurmuş ve Alma-Tadema’nın eserleri John Ruskin isimli bir sanat eleştirmeni tarafından “19. yüzyılın en kötü ressamı” olarak ilan edilmiştir. Ancak sanat tarihi sanatçının hakkını vermiş ve İngiliz Sanatı’nın en önemli ressamlarından biri olarak yerini almıştır.

klasizm örnekleri sir lawrence tadema kur yapan adam

klasizm örnekleri / sir lawrence tadema / Kur

Eserleri birçok antik konulu filme ilham olmuş ve film setlerinde görsel kaynak olarak kullanılmıştır. Ben Hur (1926), Cleopatra (1934), On Emir (1956) gibi.. Ayrıca 2005 senesinde gösterime giren Gladyatör filminin yaratıcıları da Alma-Tadema’nın resimlerini ana ilham kaynağı olarak kullanmıştır. Yine aynı şekilde 2005 senesinde gösterime giren Narnia Günlüklerindeki Cair Paravel şatosu iç dekorasyonu da Tadema resimlerinden esinlenerek yaratılmıştır.

klasizm örnekleri sir lawrence tadema romalı sanatseverler

klasizm örnekleri sir lawrence tadema romalı sanatseverler

1960’lı yılların sonlarında çeşitli müzayedelerden sanatçının eserlerini en çok toplayan Amerika’lı bir televiyizyon yapımcısı Allen Funt’tır. Bu yıllarda sanatçının eserleri çok da kıymetli değildi. Allen Funt muhasebecisi tarafından dolandırılınca 1973 senesinde bütün koleksiyonunu İngiltere Sotheby’s de açık arttırmaya çıkardı. Bu satışlarla Alma-Tadema’ya olan ilgiyi yeniden uyandırmış oldu. 1960 senesinde Newman Galeri sanatçının başyapıtlarından biri olan “Musa’nın Bulunuşu” isimli tablosunu önce satmaya çalışıp sonra elden çıkarmaya yeltendi. Nihayet o yıllarda £5250’ye alıcı bulan aynı tablo, Christie’s 1995 Mayıs New York müzayedesinde £1,75 milyon’a satıldı.

klasizm örnekleri sir lawrence tadema sante ve paon

Akademik klasizm örnekleri / sir lawrence tadema / Sante ve Paon

 

Sir lawrence tadema ‘ya ait diğer eserler 

 

Realizm Sanat Akımı

Realizm Sanat Akımı

Realizm Sanat Akımı

Realizm Sanat Akımı, romantiklerin; varlığı ve hayatı ruhun kaderine bağlayan lüzumundan fazla şahsi sanatının, bir tepki yapması doğaldı. Elbette arkasından bir halk sanatı gelecekti.

Nasıl ki romantizm klasizme bir başkaldırı sayılabilir ise gerçekçilik yani realizm ise, hem klasizme hem de romantizme bir başkaldırı sayılabilir.

Romantizmin dramatik biçimlere, kalıplara karşı olan tutumu realizmin yolunu açmıştır. Bu akım 19 yy. Avrupası’ nda görülen toplumsal ve ekonomik değişimlerden epeyce etkilenmiştir.

Realizm nedir ?

1839 yılında ortaya çıkan bu akım; akademilerdeki saygın resim yapıtlarına, saygın insanları, dini konuları, saray ve saray yaşantılarını, seçkin kişilerin portrelerini ve doğayı olduğundan daha güzel göstererek güzel manzaraların işlenmesi gelenegine karşı çıkar. Konu ve üslup bakımından yaşamı ve doğayı olduğu gibi yansıtma, biçimleme anlayışı ile toplumun yaşamını gerçek boyutlarıyla ortaya seren Realizm anlayışı içinde, doğadaki oranlar, plastik değerler, renk ve ışık değerleri aynen yansıtılmaya çalışılır.

Bir bölüm sanatçı 1848 devrimi sırasında ,Fransa’ da Barbizon Kasabasında , Constable’ nin öğretisini izlemek ve doğaya yeni bir gözle bakmak için bir araya geldi. Bunlardan birisi olan François Millet, bu öğretiyi manzaralardan figüre geçerek genişletmeyi kararlaştırdı. Köy yaşamından sahneleri gerçekte oldukları gibi yapmak , tarlada çalışan erkek ve kadınlar çizmek istedi. Bunun devrimsel bir şey sayılmasını düşünmek ilginçtir. Ama geçmişin sanatında , çiftçiler Bruegel’ in onları resmettiği biçimde gülünç köylüler olarak görürler genellikle.

 

realizm akımı nedir

Millet ‘in eseri : frau beim brotbacken

Realizm’in amacı nedir?

Amaç, sanatı klasik ve romantik akımların yapaylığından kurtarmak, çağdaş eserler üretmek ve konularını öncelikle yüksek sınıflar ve temalarla ilgili değil, toplumsal sınıflar ve temalar arasından seçmekti. Realizmin amacı, günlük yaşamın önyargısız, bilimsel bir tutumla incelenmesi ve bir bilim adamının klinik bulgularına benzer nesnel bir bakış açısıyla ortaya konmasıdır

Ünlü sanatçıları kimlerdir ? 

Fransa’da realizmin başlıca ustaları Millet, Courbet, Daumier’dir.

Millet

Köylü hayatının ressamlarındandır. Çok fakir idi. Bütün ömrünü Paris civarında bir köyde, Barbizon’da geçirdi.

realizm akımı sanatçıları millet

Onun köylüsü kır şiirinin şahıslarından olmayıp, zahmet çeken gürbüz bir işçidir. Bu köylüler, kaba yünlüler giymiş oldukları ve elleri nasırlı bulunduğu halde yine Poussin’in kahramanlan gibi düşünmektedirler. Ufkun üzerinde heybetli ama, yıpranmış görünür ve parlak bir sadelikle, toprakla insan arasındaki çok eski savasın hüznünü anlatırlar
Millet’in ünlü tablosu ‘Başak toplayan Kadınlar’ ında dramatik veya öyküsel bir şey olduğu söylenemez. Hasat zamanında bir tarlada çetin işlerine dalmış 3 kişi sadece. Bu eserde kırların saflığını anımsatan bir şey de bulamazsınız.

Gustave Courbet

Bu akımı en iyi şekilde tanımlayan ressam Gustave Courbet “ Ben hiç melek resmi yapmadım, çünkü hiç melek görmedim.” demiştir

Anladığım kadar zamanımın halini, düşüncelerini, âdetlerini ifade etmek, sadece bir ressam değil bir adam olmak istiyorum. Gâyem yaşayan sanatı verebilmektir.

Bu akımın adını koyan kişi Gustave Courbet (1819-1877) olmuştur.1855 yılında , bir barakada açtığı kişisel sergisine ‘Le Realisme, G.Courbet (gerçekcilik, G.Courbet ) adını verdi. Courbet’in gerçekçiliği , sanatta bir devrimin başlangıcı olacaktı. Doğadan başka kimsenin öğrencisi olmak istemiyordu Courbet. Onun özniteliği ve programı, Caravaggio’ nunkine yakındı bir bakıma. Zarifliği değil gerçeği arıyordu .

sanat akımları realist ressamlar gustave courbet taş işçileri

Aşk ve ihtirasla resim yapıyordu. Geleneklerin kurallarına aldırış ettiği yoktu. Bunun için uzun zaman kıymeti bilinmedi.

Courbet, kendisini, sırtında resim araç gereçleri ile kırda yürürken resmetmiştir. (1854) Bir dostu ve koruyucusunun onu selamlamasını konu edinen tabloya Courbet ‘ Günaydın Bay Courbet’ adını vermiştir. Akademik sanatın , etkilemeye yönelik tablolarına alışkın birisine bu tablo çocukça görünmüştür mutlaka. Ne zarif duruşlar, ne gözü hemen etkileyen renkler var.

Bu sade sıralanışıyla karşılaştırınca, Millet’in ‘’Başak Toplayan Kadınlar’ ı bile hesaplanmış izlenimi vermektedir. Bir ressamın kendini aylak gibi ceketsiz betimlemesi , saygı değer ressamlara ve onların tayfasına hakaret etmek gibi bir şeydi. Herhalde Courbet’in uyandırmak istediği izlenim de buydu. Tablolarının ; zamanının geçerli alışkanlıklarına karşı bir protesto olmasını, kendini beğenmiş ‘kentsoyluları sarsmasını’ geleneksel kalıpların ustaca kullanımına karşı sanatsal kendiliğindenliğin ve uzlaşmazlığın değerini haykırmasını istiyordu.

Daumier

Hem gravürcü hem ressam olan bu sanatçı, ifade gücü eşsiz bir karikatürcü idi. Elde ettiği netice bakımından daima başarılı bir kolaylıkla şekillerle oynar. Karikatürleri zamanın müstebid hükümetini sarsmakta, bir çok nutuklardan ve makalelerden daha tesirli olmuştur.

Realizm ve Heykel Sanatı ,Rodin 

Zamanımıza en çok tesiri olan heykeltraş Rodin’dir. Şekli görülmedik bir cür’etle kullanırdı. İlk bakışta mulaj’ın zıddı bir heykel cinsiyle uğraşıyor-) sanılır. İfadeli modle’ye her türlü doğruluğu ve zarafeti kurban eder görünüyordu. Sanki insan madde ten, manen olduğu kadar perişan olabilirmiş gibi, ihtirasları son hadlerine götüren taşkın şekil bozuklukları yapmaktan çekinmiyordu.

Rodin’in figürleri ızdırap ile yahut ihtirasla gayret veya ümitsizliğe tamamiyle büzülme veya gevşeme halindedir. O, heykele XIX. yüz yılın sonunda, Delacroıx’ nın resme soktuğu realiteyi sanatçının duygusuna bağlı kılan lirizmi getirdi. Lakin bu teşebbüs heykel de, resimdekinden daha fazla göze çarpar. Zira resim, temelinden itibarı bir sanattır, birçok fantezilere yatar. Oysa ki realist bir sanat olan heykel, bize daima realitenin görünüşlerine uymaya mecburmuş duygusunu verir.

Doğru olmayan bir modle’yi, yanlış bir renkten daha zor kabul ederiz. Zaten heykeldeki lirizmin tehlikesi açıktır. Bir sanatçı tabiatı istediği gibi şekillendirebilir; fakat deha sahibi olmak şartıyla.

Realizm Akımı Ünlü Sanatçılar

Gustave Courbet, Ilya Repin, Jean-Francois Millet, Rosa Bonheur, Winslow Homer, Thomas Eakins, Andrew Wyeth

Delacroix , Romantizm Akımından Bir Ressam

Delacroix , Romantizm Akımından Bir Ressam

Delacroix

Delacroix, tek başına romantizmin içindeki en güzel şeyi temsil eder. İhtiraslı eserlerinde, sinirli tabiatının bütün coşkunluğunu, atılış ve heyecanlarını yaymıştır. Muşamba üzeri ne renklerini, hızlı fırça vuruşları ile atar. (Bu fırçaya klasikler sarhoş süpürge diyorlardı).

İnsanın geçmişine yönelen romantizm, Avrupa’da milli duy­guların uyanmasına neden olmuştur. Özellikle romantik ressam­lar, Grek sanatının Batı dünyasında uyandırdığı hayranlık nedeni ile Yunanistan’ın egemenlik kazanıp OsmanlI imparatorluğun­dan kurtulmasında, büyük bir kamuoyu oluşturmuşlardır. Örne­ğin Delacroix’in  “Sakız Katliamı” XIX. yüzyılda bü­yük heyecan uyandıran yapıtlardan biri olmuştur.

romantizm sanatçıları delacroix halka yol gösteren özgürlük tablosu

Delacroix’ e ait , Fransız devrimini anlatan Halk’a yol gösteren özgürlük tablosu (1830)

 

Fran­sız Romantik Resim Okulunun Esas Temsilcisi Olarak Delacroix

Fran­sız romantik resim okulunun esas temsilcisi sayılan Delacroix yalnız başına, bu akımın en yetkin yapıtlarını ortaya koy­muştur. Gericault ve Delacroix’nın romantik anlatımlı tüm resim­lerinde, daima acı bir dramın konu edinildiği gözlemlenir. Hatta bu dramatik duygu, onların tüm portrelerinde bile gözlemlenir. Gericault, Napolyon’un süvari subaylarını, renkli, pırıltılı sırmalı elbiseleri içinde, ya yaralı, ya hücum sırasında şaha kalkmış atlar üzerinde ve barut dumanlarının kararttığı bir atmosfer altında göstermiştir. Ayrıca ünlü yapıtı “Medüse’ün Salı”nda, bir deniz faciası sonrası sala yapışmış insanların ümitsiz dramını konu edinmiştir. Bu resimde çıplak adaleler halindeki bitkin insanların piramidal yığını, insan üzerinde klasisist durgunluktan farklı heyecanlı bir etki uyandırmaktadır.

Delacroix ise, gerek “Sardanapalın Ölümü”, gerek “Hürriyet” ve gerek­se, “Sakız Faciası” gibi yapıtlarında, hep aynı dramatik, he­yecanlı konuları işlemiştir. Bütün bu yapıtlarda gene dramatik, dumanlı bir atmosfere yer verilmiştir. Delacroix’in tüm portrele­rinde de aynı ümitsiz iç çöküntüsü yüzlerde yer almıştır. Bu re­simlerde, süratle yapılmış fırça tuşları ve hep aynı renkli, korku­suz boyama dikkati çekmektedir. Onun Cezayir gezisi (1832) bu yabancı ülkenin yağız Arap atlarını, renkli, vahşi, esraren­giz Arap dünyasının mahrem harem hayatını ve diğer açık hava sahnelerini resimlerinde değerlendirmesine neden olmuştur. At­lar, kaplan avları, meydan savaşları, sarhoş, içi içine sığmayan, şair ruhlu bir ressamın psikolojik iç patlamasına olanak veren konular olmuştur.

 

Delacroix Ne Portreci, Ne Peyzajcı, Ne De Tarihçidir

Tabiata uygun resim yapmaz, tarihi renklerle yetinmez. Ne portreci, ne peyzajcı, ne de tarihçidir. O, resimde bir liriktir. İçinde hareket ettiği alem, kendi canından fışkırmıştır. İnsanlar, eşya, hayvanlar ve bitkiler; ruhunun azabını, muhteşem kara sevdasını aksettirirler.

Eugene Delacroix

Eugene Delacroix’in otoportresi

Eserlerinde zamanının bütün heyecanları, romantik edebiyatı okumasından gelen coşkunluklar, Dante’nin hülyaları, Shakespeare’in yahut Goethe’nin dramları, Walter Scott, Lord Byron sıra ile kendilerini gösterirler.

Kendisi, Rubens’e, Veroneze (Veroneze) ye son derece hayran ve onları incelemiş büyük bir dekoratör idi. Delacroix, sanata. yalnız bilinmeyen şiiri getirmiş değildir. O, resim dilini değiştirerek yeni hassasiyetin en ifadeli bir şekli haline getirecek olan ve o zamana kadar bilinmeyen renk zenginliklerini keşfetmiştir.

Romantizm Sanat Akımı

Romantizm Sanat Akımı

Romantizm

Romantizm akımı,

Fransa’da, İmparatorluğun sonu ile 1848 arasında gelişen, Avrupalıların duygu ve düşüncelerini değiştiren manevi bir ihtilaldir. Siyasette, edebiyatta olduğu gibi müzikte ve plastik sanatlarda da görünmüştür. Onu ilk önce resimde ele almak lazımdır.

Romantizm akımının öncüsü kimdi ? 

romantizm sanatçıları delacroix halka yol gösteren özgürlük tablosu

Delacroix’ e ait , Fransız devrimini anlatan Halk’a yol gösteren özgürlük isimli tablo (1830)

Romantiklerin başı olmak şerefi Delacroix’ya nasip olmuştur. Romantizm, şahıslara göre türlü manzaralarla görünür. Zira romantizmin esası şahsi orijinaliteleri daha ziyade belirtmektedir.

Eugene Delacroix

Eugene Delacroix’in otoportresi

Romantizm ile klasizm karşılaştırması

Klasikler; ideal, herkes için doğru, mekteplere ve şahıslara ha kim bir güzelliğe inanıyorlardı. Oysa ki romantizm, estetiğini şahsi duygulara dayatıyordu. O; bir eserin samimi, orijinal olduğu ve onu yaratanın özel varlığına yaraştığı nispette güzel sayılacağına inanmıştır. Bu prensipten birçok neticeler çıkar.

Klasizm bir mukallittir. Halbuki romantik, modele esirliği asla kabul etmez Klasik sanatçılar ; sanatı akla bağlar, duygunun heveslerinden kaçınır. Romantik aksine duygularına teslim olur. Aklın, heyecanı, atılışı öldürme sinden korkar. Klasik sanatçı, Eski devre aşıktır. Orta Çağı küçük görür.

Romantik sanatçılar ise Yunan ve Latin kültürünün uzun baskısından bezgindir. Onun hülyası sevinçle Gotik yüzyılların karanlık çağlarına döner. Nihayet İngres ile Delacroix arasındaki zıtlık bütün şiddetiyle burada meydana çıkar. Klasik, kusursuz çizgiyi, kompozisyonun ahengini arar. Romantik, ifadeli şekil bozukluklarım sever. Fakat sanatçı, Delacroix  gibi büyük bir ressam olmayınca, o zaman, kompozisyon alaca bulaca, muvazenesiz bir şekil alır.

Romantizm Akımının Etkileri

Romantizm akımının en dikkat çekici zaferlerinden biri de tabiat dini idi. Bu dinden, hem 1830 peyzajcıları, hem Fontainebleau mektebi denilen gurup doğmuştur. Bu ressamların birçokları ormanlarda, kırlarda, Paris’in getirdiği şöhrete arka çevirmişler, köylüler gibi yaşamışlar, hayatlarını büyük ağaçların resimlerini yapmağa bağışlamışlardı. Fakat resmin en büyüklerinden olan Corot bu gruptan yetişmiş değildir. O, Fransa’yı ve İtalya’yı baştanbaşa dolaşmıştı. Nerede olursa olsun o her şeyden önce ışığın şairidir. İnce olan bu ışık, sabahın veya akşamın alaca karanlıklarıyla hafifler. Eserlerinde bir Fransız köylüsüne, bir Romalı çobana yahut danseden perilere rast gelince hayret etmemelidir. Zira Corot’ nun görüşü, realiteyi hülyaya çevirir.

Almanya’da Romantizm Akımı

Alman romantikleri içinde “Nazarener” denilen bir okuldan olan Overbeck ve Cornelius gibi ressamlar da yer alır. Bunlar, Ortaçağ dinsel anlayışına, bir sanat eleştirmeni olan Friedrich Schlegel’in önerisi ile önem vermiş bir grupturlar. Aşı­rı dindarlıkları nedeniyle, bulundukları dünyadan yani çağdaş Almanya’dan uzaklaşarak “Lukas Kardeşler” adı altında Roma’
daki San İsidaro Manastırı’na giderler ve bu kentte özellikle Raffaello’nun gençlik resimlerine özenerek yeni- bir dinsel resmi ihya etmeye çalışırlar. Aynı resim anlayışını, İngiltere’de de Preraffaelit’ler denen bir grup ressam benimser. İngiltere’ deki bu grup içinde de Rosetti ve Millais gibi ressamlar yer alır ve dinsel inancın insanı yücelttiğini ima eden yapıtlar yapar­lar.

 

İngiltere’deki Romantik Akım

Ancak, İngiltere’deki romantik akımın esas temsilcileri şuasın­da Constable ve Turner gibi sanatçılar yer alır. Hatta bu sanatçılar Fransız romantik resminden farklı yenilikler de geti­rirler. Bu iki ressamın önce farklı bir manzara resmi anlayışını getirdikleri saptanır. Bu ressamların manzaralarında, Alman ro­mantiklerindeki gibi içe kapanık bir insanın ruhsal durumu yan­sımaz. Bunlar, doğa karşısında edindikleri canlı izlenimlere, do­ğanın ışık ve canlı gerçek renklerine, yani görüntü renklerine bü­yük önem verirler. Böylece İngiliz resminde ilk kez Avrupa’da da adı geçen ressamlar ortaya çıkmaya başlar. Bunlardan Constable, doğa karşısına sehpasını kurar ve doğadan gerçekçi bir tu­tumla ve renkli fırça tuşları ile dolaysız bir gözleme dayanan notlar alır.Böylece, ancak doğa karşısında varılan bir gerçekçili­ğin ve hayalin yer almadığı doğacılığın öncüsü olur. Constable’e değin Avrupa’da yapılan ve birtakım kurallara dayandırılmış ide­al manzara resmi anlayışı, böylece ilk kez yenilenme olanağı bu­lur.

Constable’in görüşü, yani doğa gözlemi, barok anlatımlı man­zaradaki, her şeyi kahve renkleri içinde bütünleştiren, gözlemden uzak, akıldan manzara düzenlemesine de tamamen terstir. Onun yaptığı kır resimlerinde, çimenler ilk kez yeşil olarak, göründük­leri gibi boyanmışlardır. Bu durumu, onun 1824 de Paris’te açı­lan sergisinde ilk fark eden Delacroix olmuş ve “Gerçekten Çimenler Yeşil” demiştir. Kısacası izlenimcilerden önce doğa renklerinin gerçekliğini ilk anlayanlardan biri Constable olmuştur. Çünkü o, sehpasını kıra taşıyor, resmini, doğa karşı­sında algıladığı notlarla yapıyordu. Böylece de güneş ışığının nesne ve canlılar üzerindeki etkisini dolaysız olarak saptamayı amaçladığını gösteriyordu. Bu tutum izlenimcilerden önce yapı­lan en önemli bir resimleme biçimini yaratmıştır. O, bu neden­lerle hem Oelacroix’ya hem de izlenimcilerin “Açık Hava Resmi* ‘nin güç kazanmasına önemli bir öncü olmuştur.

Turner’in Resimleri

Turner de, gene bir çeşit açık hava resmini getirmiştir. Ancak o, Constable’de olduğu gibi resimlerini dolaysız olarak doğa kar­şısında yapmamıştır. Tam tersine, Turner, atölyesine kapanmış ve sezgilerine, aklında kalan kimi gözlemlere ağırlık tanıyarak çalışmalarını yapmıştır. Turner’in resimlerinde yeni olan hava­nın yoğun görüntüsüdür. Yani o da, izlenimcilerden önce, hava yoğunluğunun biçimleri eriten görüntüsünü saptamayı başarmış­tır. Bu nedenle, sonradan İngiltere’ye gelecek olan ilk izlenimci­ler, Constable İle onun resimlerine bakarak izlenimci anlayışın esaslarını ortaya koyacaklardır. Turner, yoğun hava tabakası içinde ışığı göstermeyi de amaç edinmiştir. Böylece onun resim­lerinde yoğun hava tabakası içinde nesnelerin kesin çizgileri eri- miştir. Örneğin “İngiliz Parlemento Binası” adlı yapı- tında, bu durum açık olarak görünür. Turner’in resimlerinde, fır­tınada batan ya da batırılan gemi konuları, hep yoğun atmosfe­rin ve ışığın durumuna göre işlenmişlerdir. Turner’in resmi, bir bakıma nesne-figür anlatımına ters düşen, onları dikkate alma­mayı göz önünde tutan bir anlayışa göre yapılmıştır, denebilir. Bu nedenle, Constable ile Turner’in barok nesne-figür biçimlemeciliğinin tasfiyesinde önemli rol aldıkları kabul edilmektedir.

Romantizm Akımının Önde Gelen Ressam, Heykeltraş ve Sanatçıları

Eugène Delacroix, Ingres, Théodore Géricault, Joseph Anton Koch, James Ward, Gordale Scar, John Constable, J. C. Dahl, William Blake, J. M. W. Turner, Ivan Aivazovsky, William Blake, Karl Bryullov, Hans Gude, John Martin,