Mağaradaki Meryem, Leonardo da Vinci Ünlü Tablosu

Mağaradaki Meryem, Leonardo da Vinci Ünlü Tablosu

Mağaradaki Meryem

Leonardo da Vinci Ünlü Tablosu Mağaradaki Meryem  Louvre müzesinin bu ünlü eseri Milano’daki San Francesco kilisesi için hazırlanmıştır. Meryem, kayaları arasından ışık sızan esrarlı bir mağaranın içinde diz çökmüş olarak kompozisyonun ortasında görülüyor. Küçük Yahya’yı, kutsaması için, Küçük İsa’ya doğru sağ eliyle yavaşça itiyor. Bize göre sağda bulunan bir melek, parmağı ile İsa’nın önünde diz çökmeye çalışan Yahya’yı gösteriyor.

Resimde üçlü Anna Grubu’nda göreceğimiz üçgen şeması uygulanmıştır. Kompozisyona sembolik bir anlam kazandırması bakımından ellerin pek de başarılı olduğu söylenemez. Hatta Meryem’in karşıdan görülen eliyle İsa’nın başı arasındaki boşluğa Yahya’yı gösteren melek elinin konulması da boşluğu doldurmuş olmaktan başka bir önem taşımaz. Ressam meleğin yüzünü bize doğru çevirtmiş olmakla, bazen denildiği gibi, resimle bizim aramızda bir ilişki kurmaktan çok, onun yüz güzelliğini göstermek istemiştir. Ama buna karşılık, Meryem’in Yahya’ya doğru gerilen mantosu, Yahya’nın İsa’ya doğru gerilişini daha da belirginleştiriyor. Ayrıca bu durum sağdaki melekle İsa’nın figürlerini daha sakın gösteriyor. Yahya ile İsa arasındaki bölge, yeraltı sularındaki akislerin o yakalanmaz, uçucu şiirini hatırlatan derin mavimtırak ve yeşil ışıklarla kaynaşmaktadır.

Mağaradaki Meryem, Leonardo da Vinci Ünlü Tablosu

Mağaradaki Meryem, Leonardo da Vinci Ünlü Tablosu

Leoanrdo da Vinci’nin Ünlü Tablosu Mağaradaki Meryem Resminde Uyguladığı Teknikler

Leonardo da Vinci ünlü tablosu, Plastik bir senfoni olan eserin en titreşik bölümüdür. Ama Leonardo’nun bu eserde gösterdiği asıl başarı ne şemasında, ne de kompozisyonundadır. Sadece bunların, içinde eridiği manzara ve havadadır. Daha önceki ressamların eserlerinde manzara yok değildi. Ama figürler manzaradan ayrı durumda idiler. Oysa Leonardo figürlerini manzara içine alarak figür- manzara birliğini sağlamış, manzarayı kişilerinin ruh hallerine ışık tutan canlı bir varlık gibi ele almıştır. Leonardo’nun her şeyi aydın – gölge içinde göstermesi bundandır.

Masacio, bir Piero della Francesca veya bir Botticelli de aydınlık – gölgeye önem vermişlerdi. Ama bunların eserlerinde açık tonlar, figürlerin plastik sağlamlığını belirterek üstün geldikleri halde, burada Leonardo aksine karanlık bölgeleri çoğaltmakta, bu da vücutlara, özellikle kenar çizgilerine bir yumuşaklık kazandırmaktadır. Bütün figürler titreşen bir hava içinde erimiş gibidir. Bu bakımdan denilebilir ki tablonun kahramanı bu aydınlık-gölgeleme kendisidir. Figürlerin belirgin kenar çizgileri yerine burada ışıklara ve gölgelere açılmış biçimler vardır. Leonardo’nun baş kaygısı ışık-gölge‘nin sfumato’su idi. 10

Onun, anatomiyi her ressamdan daha iyi bildiği halde, biçimlerde yapı sağlamlığına önem vermemesi bundandır.

Leonardo da Vinci ünlü tablosu Mağaradaki Meryem’de Leonardo’nun kullandığı renkler ocre ile çok değişik ve ayırtılı, sıcak ve soğuk renklerle çeşitlendirilmiş olan yeşildir.

Louvre müzesinde bulunan, üzerinde durduğumuz bu tablonun, Leonardo’nun atölyesinden çıkmış biraz daha küçük ölçüde bir örneği vardır ki bugün Londra’da National Gallery’de bulunmaktadır. Louvre’dakinden daha sonra yapılmış olan bu eserde, meleğin Meryem ile İsa arasına giren havadaki eli, ortadan kalkmıştır.

Resim; Taslak Nasıl Hazırlanır? Resimde Etüt Çalışması Nedir?

Resim; Taslak Nasıl Hazırlanır? Resimde Etüt Çalışması Nedir?

Resim; Taslak Nasıl Hazırlanır? Resimde Etüt Çalışması Nedir?

Resim; Taslak Nasıl Hazırlanır? Resimde Etüt Çalışması Nedir? Yaptığımız resimler etüt ve taslak olmak üzere iki türlüdür. Bunlar arasında gerçi çok kere bir fark olmadığı söylenirse de, böyle bir ayrılığın varlığı inkar edilemez. Etütlerde, resmedilen konu belli başlı çizgileri ve bütün incelikleri ile gayet doğru olduğu ve göründüğü gibi resmedilir. Bu iş ister çizgi, ister boya ile yapılsın, etütte şu veya bu yolda bir çalışmadan ziyade konuyu aynen çizmek ve resmetmek esastır. Taslaklarda ise gördüğümüz bir manzaranın, gelip geçen bir hareketin daha ziyade bizde bıraktığı başlıca izlenimler çarçabuk ve fakat gene az çok kendi renk ve ışık de­ğerler ile ortaya konur. Etütte olduğu gibi, konu bütün incelikleriyle ve tamamıyla göründüğü şekilde resmedilmez. Birçok taslaklar bir etüt için ya­pılan çalışmalardan meydana gelir.

Taslak Resim

Taslak Resim

Bunun aksine olarak bazı etütler de bir taslak özelliği taşırlar. Bu hususlar şahsi düşüncelere göre değişir. Meydana getirilen bir kompozisyonun değeri, bu yoldaki çalışmalarda yapılan etüt ve taslakların miktarına ve değerine bağlıdır. Bununla beraber çok kere bir taslağın, gerekli noktaların ayrılıp belirtilmesi bakımından, uzun uğraşma çalışmalarla ortaya konan bir eserden daha büyük bir sanat değeri taşıdığı da görülür. Taslakların çok kere görülen, duyulan bir şeyin, yaşanılan bir halin verdiği en kuvvetli bir heyecan anında yapıldığı, yani bir heyecan mahsulü olduğu, etütlerin ise daha ziyade türlü amaçlar ve düşüncelerle or­taya konduğu göz önünde tutulursa, bu halin sebebi kendiliğinden anlaşılır. Birincisi- salt duyulduğu ve yaşandığı gibi ortaya konmuştur. İkincisi ise buna daha birçok şeyler katmak amacı ile yapılmıştır. Bu hal, yani görülen ve duyulanı olduğu gibi belirtmeyip buna daha birçok şeyler katmaya kalkış­mak endişesi, sanat çalışmaları yolunda karşımıza çıkan başlıca engellerden birisidir.

Sadece şekillerin birbirlerine göre nispetleri ve belli başlı sınırları belirtilir. Böyle yapılırsa fırça ile boyamağa kalkıştığımız zaman hiç şaşırmadan renkleri kolaylıkla vurabiliriz. Çizece­ğimiz resimde perspektif yanlışı yapmamak gerektir Çünkü ne kadar us­talıkla boyanırsa boyansın, bu türlü yanlışları gidermek imkanı yoktur. Yap­tığımız resim ister bir natürmort, ister bir kır manzarası olsun, perspektif yanlışları derhal göze çarpar. Bunun için boya ile resim yapmağa başlama­dan önce perspektifin ana kurallarını bilmemiz lazımdır.

Resim Yapmak: Nasıl Ressam Olunur?

Resim Yapmak: Nasıl Ressam Olunur?

Resim Yapmak: Nasıl Ressam Olunur?

Resme başlamadan veya resim yapmak için bir yere gidilecekse, yola çıkmadan önce gerekli olan her şeyi hazırlamak lazımdır. Böyle yapılmazsa çalışma sırasında eksikleri gidermek için uğraşılır ve boş yere zaman kay­bedilir. Bilhassa iyiliği ve sağlamlığı tecrübe ile anlaşılmış malzeme kullan­manın muvaffakiyet üzerindeki önemi küçümsenmeyecek derecede büyük­tür. İnsan, kullandığı alet ve malzemeye zamanla alışır, bunlarla kişi arasında bir nevi bağlantı meydana gelir ve bu bağlantı kişinin yaratma isteğine de az çok tesir eder. Bu böyle olmakla beraber, iyi resim yapmak ve resimde mu­vaffak olmak için her şeyden önce lüzumlu olan başka bir şart daha vardır ki, o da istektir: iyi bir resim yapmak, değer taşıyan bir eser ortaya koymak için işe başlarken mutlaka böyle bir şeye karşı içten kuvvetli bir istek duy­mamız lazımdır.

Böyle bir istek duyunca resmedeceğimiz konuyu adeta içi­mizden yaşarız, içten gelen önüne geçilemeyecek derecede kuvvetli bir nevi içtepki bizi, bu isteğimizi kalem ve’ fırça ile ortaya koymaya zorlar. Birçok başarısızlıkların sebebini “isteksizlik” te aramalıdır. Yaptıkları işe istekle sarılmayan kimseler hemen daima başarısızlığa uğrarlar. Hele bu gibiler herhangi bir iş yapmak için mutlaka bir eşref saat beklerlerse hiçbir şey ya­pamazlar. En iyisi, alışkanlık haline gelen bu isteksizliği yenerek işe başla­maktır. Böyle yapılırsa ilk fırça vuruşundan sonra hemen daima bütün güç­lüklerin ortadan kalktığı görülür. Bütün yaratıcı işlerde olduğu gibi, resim­de de kendini tamamiyle işe vererek çalışmak gerektir. Çalışırken bütün dikkat ve ilgimizi yaptığımız resim üzerinde toplamalıyız. Bu yapılamadığı anda yorgunluk veya isteksizlik başlamış demektir ki, sanat çalışması da bu andan itibaren tamamiyle mihaniki bir uğraşmaya, alelade bir el işine döner. Bu halin eser üzerinde bıraktığı bozucu izleri sonradan gidermeye de, im kan yoktur. En iyisi işe başlandığı gibi ayni istekle tamamlayıp bitirmektir.

Sanat kültürü demek, aslında, sanatın tekniğini içten kavramak demek­tir. Malzemenin seçilişinde ve bu malzemenin taşıdığı özelliklerin de bun­da azımsanmayacak bir önemi vardır. Kötü malzeme işi zorlaştırır; iyisi de bilakis kolaylaştırır. Bundan başka, iyi malzemenin, eserin tesir ve güzelliğini arttırmak, ona dayanıldık ve sağlamlık vermek bakımından taşıdığı özellikler de göz önünde tutulmaya değer.’ Bütün bunlarla beraber malzeme seçiminde hiçbir zaman lükse kaçmamak lazımdır.

 

Suluboya Malzemeleri Nelerdir? Suluboya Aletleri

Suluboya Malzemeleri Nelerdir? Suluboya Aletleri

Suluboya Malzemeleri Nelerdir? Suluboya Aletleri

Suluboya Takımı

Suluboya Malzemeleri Nelerdir? Suluboya Aletleri tanıtacahız. Bundan önce Suluboya ile resim yapmak için gerekli olan boyaları gördük. Şimdi de bu işte çalışmak için ne gibi alet ve vasıtaların lazım olduğunu görelim: İlk önce bir suluboya takımı lazımdır. Bu takım, çarşıda satıldığını gördüğümüz, tenekeden yapılma alelade bir suluboya kutusudur. Bu iş için yapılan kutu­ların dışları umumiyetle siyah ve içleri de beyaz sırlıdır. Sırlı olmayan ku­tuların çarçabuk paslanmak gibi bir mahzurları vardır. Kutu kısmının içine boyalar ve fırça konur, kapak da palet işini görür. Bazı kutuların altında sol elin başparmağım geçirip palet gibi tutmak için bir halka vardır. Çalışırken kutu buradan tutulup taşınır. Kutunun içinde boyalar ya küçük porselen ve ya teneke çanaklara konarak dizilmiştir yahut da tüpler içinde sıralanmıştır. Kapağın iç tarafı ise iki veya üç bölmelidir ve her bölme birer çanak gibi çukurdur.

Sulu Boya Takımı

Sulu Boya Takımı

Boyalar, bilhassa genişçe satıhları boyamak için kullanılacak bo­yalar bu çukurlarda karıştırılıp eritilir. Resim yapmaya başlarken kutunun palet gibi kullanılan kapağının iç tarafına her boyadan lüzumu kadar sıkılır. Palete az boya konursa, çalışma sırasında sık sık biter ve her seferinde yeni­den boya çıkarmak gerekir. Çok konursa bu sefer de artar. Artan boyalar gerçi bir müddet daha kullanılabilirse de nihayet yavaş yavaş kuruyup sertleşirler. Bunun için resme başlarken, yapılacak işe göre, tüplerden lüzuma kadar boya sıkmalıdır. Palette kalan boyaların çarçabuk kurumasına engel olmak için üzerlerine yaş bir bez parçası veya sünger kağıdı örtü­lür.

Sulu Boya Paleti

Boyalar tüplerde değil de çanaklar içinde ise, o zaman ıslak fırça ucuyla bunların üzerinden lüzumu kadar boya alınır ve palette karıştırılarak kullanılır.

Suluboya Paleti

Suluboya Paleti

Palet üzerinde boyaları gelişi güzel değil, fakat bir sıraya göre dizmek daha iyi ve daha kullanışlı bir usuldür. En iyisi açık renklerden başlayıp koyulara doğru bir sıra gözetmektir. Böylece paletteki boyalar piyano klavyesindeki tuşlar gibi dizilir ve biz de, istediğimiz sesi çıkarmak için istediğimiz tuşa parmağımızı basıp çaldığımız gibi, istediğimiz rengi kolayca alıp kullanabiliriz. Paletimizi böyle kullanmaya alışırsak resim yaparken her­hangi bir rengi tekrar tekrar aramak zorunda kalmayız. Fırçamızı elimiz kendiliğinden istenilen renge götürür. Daha yukarıdaki boya listesinde görülen sıra, renklerin palete dizilişinde esas olarak alınabilir.

Fırçalar

Fırçalar içinde Zierlein (Nürnberg)” ve “Louis Meunier” mar­kalan en başta gelenleridir. Suluboya resimde boya kadar önemi olan bir şey de fırçadır. Sulu boya fırçası yağlıboya resimde kullanılan fırça gibi yassı ve sert değil, uzun ve yumuşak (esnek) kıllı, yuvarlak ve sivri uçludur. Numarası büyüdükçe kalınlaşır. Her resimde kullanılacak fırçanın büyüklüğü, resim yapılacak kağıdın büyüklüğüne bağlıdır. Bununla beraber çok küçük ve incecik bir fırça kullanmamalıdır. Çünkü o zaman resimde kendiliğinden çocukça bir boyama tarzı hakim olur. Geniş satıhları boyamak için siyah kıldan yapıl­mış nikel bilezikli, yassı fırçalar kullanılabilir. İki uçlu fırçalar da iyi iş görürler. Bu çeşit fırçalar bir sapın iki ucuna takılmış birer fırçadan ibaret­tir. Uçlardan biri daha kalın, ötekisi daha incedir. İnce uç daha ziyade şe­killeri belirtmeğe yarayan renk ve gölgeleri vurmağa, kalın uç ta renk de­ğişikliklerini işletmeğe yani renkleri yaymağa veya sürülmüş bir rengin fazlasını alıp silmeye yarar.

SuluBoya Fırça Çeşitleri

SuluBoya Fırça Çeşitleri

Kenar çizgilerini çizmeğe, resmin içinde çiz­giye ait teferruatı işlemeğe ve bilhassa kapatıcı boyalarla parlak ışıklı yer­leri belirtmeğe en elverişli fırça zerdeva tüyünden yapılmış ince uçlu sulu­boya fırçasıdır. Yalnız, bu fırçalar biraz pahalıdır. Bunun için bunlardan bir tane satın alınacağı zaman fırçayı bir bardak su içinde ıslatıp ucuna denemek lazımdır. İyi bir fırçanın ucu bir tek kıldan ibaret değildir, bütün kıllar uca doğru muntazam bir yuvarlaklıkla incelir (fırçalar yapılırken kösele taşma tutularak uçları sivriltilir). İyi bir fırça ıslandığı zaman ucu yarılmaz, kılları hep bir araya toplanır. Bilhassa iyi cins bir fırça satın alı­nacağı zaman bu noktayı göz önünde tutmalıdır.

Fırça Çeşitlerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kuğu tüyü üzerine ipek sarılıp yapılan fırçalar da oldukça değerlidir. Ayni şekilde bilhassa İngilizlerin kullandığı, devetüyünden veya su samuru kıllarından yapılma fırça­lar da iyi ve kıymetli fırçalardır. Küçük boyda resimler için sert kıllı fırça­lar kullanmak iyi değildir. Fakat büyük boyda suluboya resimlerde bu tür­lü fırçalar, boyaların kötü şekilde akıp karışmasını önlemek ve ışıklı yer­leri açıp belirtmek hususunda kolaylıklar sağlar. Sert kıllı fırçalar, yağlı boyada olduğu gibi, umumiyetle guaş tekniğiyle çalışıldığı zaman işe yarar.

Resim yapmağa yarayan alet ve vasıtaları gayet temiz tutmak ve çok dikkatle kullanmak lazımdır. Bu, hem masrafı önlemek, hem de çalışmayı kolaylaştırmak bakımından lüzumludur. Üzerinde boyaların eritilip karış­tırıldığı palet her zaman gayet temiz bulunmalıdır. Resmi yapıp bitirdikten sonra paletin üzerinde hiç boya bırakmamalıdır. Çünkü o zaman palette ka­lan boya artıkları kurur ve başka bir resim için boya hazırlanırken bu ar­tıklar hiç istenmeyecek bir şekilde işe karışır, renkleri bulandırıp bozarlar. Fırçanın kıllarını su- içinde tutmamalıdır, ucu bir daha düzelmeyecek şe­kilde eğrilebilir. Ancak çalışma bittikten sonra fırçayı yıkamalı, bir sünger ve kurutma kağıdı ile iyice kurulayıp kutudaki yerine veya mahfazasına, koymalıdır. Fırçayı boya kutusuna koymaktansa hususi bir mahfaza içinde saklamak daha iyidir. Çünkü kutuda bulunduğu zaman kıllarının yanlara çarpıp sürünmesini önlemek hemen hemen, imkansızdır.

Kağıt

Suluboya resimde çeşitli kağıtlar kullanılır. Bu çeşitlilik kağıdın yüzünün düz veya pürüzlü oluşuna ve bir de içindeki tutkal derecesine göredir. Kimisi düz kağıtlar üzerine resim yapmaktan hoşlanır, kimisi de pürüz­lü kağıtları sever. Hemen her işte olduğu gibi, bunda da her iki bakımdan ifrata varmaksızın orta yoldan gitmek en iyisidir. Büsbütün pürüzsüz, parlak kağıtlar resimde gerçi teknik bakımdan bir güçlük göstermezler, fakat konuya uygun nesnel bir tesir yaratmağa da elverişli değildirler. Çok faz­la pürüzlü kağıtlar üzerine boya sürmek için ise hususi bir çalışma tarzı kullanmak, kağıdın tersini veya yüzünü daimi surette ıslatmak lazımdır. Çünkü böyle yapılmazsa boya sadece kabarık yerleri örter, çukurlukları boyamaz. Resme yeni başlayanlar ne dümdüz ve ne de çok fazla pürüzlü bir kağıt kullanmamak, az pürüzlü bir kağıt üzerine resim yapmalıdırlar. Düz­lük ve pürüzlülük bakımından böyle ikisi ortası bir kağıt gerek şekilleri; belirtmek ve gerekse realist bir anlayışla serbestçe çalışmak yönlerinden elverişlidir.

Almanya’da yapılan kağıtlar içinde J. W. Zan­der firmasının yaptığı resim kağıtları, İngilizlerin meşhur Whatman resim, kağıtları ile yarışabilecek niteliktedir. Kağıdın kalınlığı umumiyetle bü­yüklüğü ile birlikte artar. Kağıdın kalınlığı emiciliğiyle de bir dereceye ka­dar belli olur. Ne kadar kalın olursa suyu o kadar çok içer. İyi bir resim kağıdı saman veya odundan değil, keten liflerinden yapılır ve içinde yapış­tırıcı madde olarak ta şapla birlikte yalnız hayvanlardan çıkarılan tutkal kullanılır. Asıl önemli olan bir nokta da kağıdın, sanayide büyük ölçüde yapıldığı şekilde kireç kaymağı ile değil, elle yapılan kağıtlarda olduğu; gibi, tabii şekilde beyazlatılmasıdır. Kireç kaymağıyla beyazlatılan kağıtlar bazı hassas boyaları zamanla bozarlar. Bütün resim kağıtlarının her iki yü­zü de bir değildir. Bazılarının suluboya için kullanılacak yüzlerinde bir işaret vardır. Bundan başka, kağıdın fazla tutkallı oluşu da iyi değildir, boya­ları içmez ve iyi boyanmaz. Çok fazla emici olması da kullanışlı sayılmaz. Çünkü o zaman alelade sünger kağıdına benzer ve resim yapmağa yaramaz.

Üzerinde suluboya ile resim yaptığımız kağıdı çok kere sürekli olarak ıslatmak gerekir. Bu sebepler resme başlamadan önce kağıdı bir blok, bir resim tahtası veya, bir çerçeve germek lazımdır. Böyle yapılmazsa boyanır­ken kağıt buruşur. Bu tekniklerin her birinin kendine göre faydalı ve zararlı  tarafları vardır. Evde ve atölyede yapılacak resimlerde en iyisi bir resim tahtası kullanmaktır. (Resim tahtası, üzerine resim kağıdının koyup resim yaparken altlık gibi kullanılan, dörtgen biçimi genişçe ve düz bir tahtadır; çok kere ıhlamurdan ve en az bir resim kağıdının yarısının sığabilecek boyda yapılır). Böyle bir resim tahtasına istenilen bir resim kağıdını tespit et­mek mümkündür.

Kağıdın Gerilmesi

Üzerine suluboya ile resim yapılacak kağıdı ıslattığımız zaman buruş­masını önlemek için germek lazımdır. Bu iş şöyle yapılır: Önce kağıdın iki uzun kenarından birer santim eninde bir parça arkadan öne doğru kıvrılıp katlanır. Sonra kağıdın arkası yaş bir süngerle düzgün şekilde ıslatılır. Öne kıvrılan kenarlara kuvvetli bir zamk ve mesela dekstrin sürülür ve bu kenarlar resim tahtasının, yahut da altlık olarak kullanılan çerçevenin dış yanlarına bastırılıp yapıştırılır. Yapıştırırken kağıdı, üzerinde hiç buruşukluk kalmayacak şekilde germeliyiz. Bundan sonra kağıdın geri kalan iki yanı da ayni şekilde yapıştırılır. Bunları yapıştırmadan önce kağıdın yüzü gene süngerle bir kere daha ıslatılırsa kağıt daha fazla genişler ve daha çok gerilir. Yalnız, bu ıslatma ve germe işinde ifrata varmamak ve kağıdı yumu­şayıp yırtılacak derecede ıslatmamak lazımdır.

Kırda, açık havada resim yapmağa gidileceği zaman resim tahtasını ve buna benzer ağır şeyleri götürmek güçtür. Bu iş için taşınması kolay daha hafif malzeme lazımdır. En çok kullanılanı, bir veya iki tarafına kağıtlar yapıştırılmış resim bloklarıdır. Fakat bunda da şuna dikkat gerekir, ki gi­deceğimiz yerde çeşit büyüklükte resimler yapmak istiyorsak, yanımızda ona göre çeşit boyda kağıtları bulunan birkaç blok götürmeliyiz.

Yanımız­da birden fazla blok bulundurmanın bir faydası da şudur: ikinci bir resme başlamak istersek mutlaka birinci resmin bitmesini beklemek icap etmez. Blokların boyu 40×45 cm den fazla değildir. Üzerlerindeki kağıtlar da her zaman çalışmağa hazır ve gergin bir durumdadır. Blok yerine, üzerine ka­ğıt gerilemiş tahta çerçeveler de götürülebilir. Fakat bunlar blok kadar kul­lanışlı değildirler. Bu çeşit bloklar hazır satıldığı gibi, kendimiz de yapa biliriz. Yolculukta yükten çekinmeyen ve seyahatleri esnasında bir sürü taslaktan ziyade bitirilmiş resimler yapmak isteyenler için başka bir imkan daha vardır: sağlamca bir mukavvanın üzerine istendiği kadar resim kağıdı yapıştırıp kendi kendine bir resim bloku yapmak (bu kağıtların hepsi bir boyda olacak ve yalnız dış yanlarından tutkallayıp yapıştırılacaktır). Bu mukavvanın kıvrılmasını önlemek için arka tarafına istenilen renkte ayrıca bir kağıt daha yapıştırmak faydalı olur.

Sünger

Suluboya ile resim yapmak için en çok lüzumu olan araçlardan birisi de süngerdir. Resim kağıdının tahtaya veya çerçeveye gererken ıslatmak, resme başlarken boyaları sürmeden önce kağıdın yüzünü gene biraz nem­lendirmek lazımdır. Bütün bu işler süngerle yapılır. Bundan başka hoşa git­meyen bir boyayı resmin üzerinden silip kaldırmak, fırçalan kurutup te­mizlemek içinde gene sünger kullanılır. Bütün bu işleri yapmak için küçük bir sünger parçası yeter. Yalnız, bu sünger tabii sünger olmalıdır. Çünkü kauçuk sünger ötekinin gördüğü işi görmez.

Su Kabı

Suluboya resimde boyaları eritmek ve fırçayı yıkamak için su lazım­dır. Ticarette bu maksatla yapılmış küçük teneke kaplar satılır. İki gözlü ve kapaklı olan bu kapların bir gözüne boyalar için, ötekine de fırçayı yı­kamak için gerekli olan su konur. Kabın orta yerinde, resim yapmak için bir yere giderken bel kayışına takılıp taşınmak için bir de halkası vardır. Fakat buna rağmen bu türlü kaplar pek te kullanışlı değildirler. Çünkü bir defa az su alırlar. Bunların alabildiği miktardaki su hem fırçayı yıkamağa, hem de boyaları eritmeğe çok kere yetmez. Sonra sırlı olmalarına rağmen gene paslanıyorlar. Bele takılı olduğu zaman oturarak resim yapmak ge­rekirse oturmaya engel olur, ve pek rahat kullanılamazlar. Bu iş için en iyisi yassı bir kolonya şişesi ile bir alüminyum bardak kullanmaktır.

Suluboya Su Kabı

Suluboya Su Kabı

 

Kurutma Kağıdı

Resmin üzerinde fazla kalan boyaları kaldırmak ve süngerle birlikte fırçayı kurulamakta kullanmak üzere bir parça beyaz kurutma kağıdı da lazımıdır.

Suluboya Kurutma Kağıdı

Suluboya Kurutma Kağıdı

İskemle

Kırda, açık havada resim yaparken üzerine oturup çalışmak için bir de taşınabilir iskemle lazımdır. Bu maksat için üç ve dört ayaklı olmak üzere iki çeşit iskemle yapılmıştır. Her ikisi de açılıp kapanır. Uç ayaklısı, düzolmayan arazide kolayca oturtulabilmek bakımından ötekinden kullanışlıdır. Fakat rahatlık bakımından bilhassa kadınlar için dört ayaklı iskemle tavsiyeye değer.

Ressam Doğa Çizimi İskemle Şemsiye

Ressam Doğa Çizimi İskemle Şemsiye

Dayanak

Küçük boyda resimler yaparken hiç lüzumu yoktur. Fakat büyük boyda kağıtlarının üzerine resim yapıldığı ve resme uzaktan bakarak çalışılmak istendiğinde fırça tutan el dayamak için, cetvele benzer bir tahta parçası. Bir ucuna, cetvelinde olduğu gibi, dik bir tahta parçası sabitlenmiştir. Bu parça, üzerine kağıt gerilenmiş olan tahta veya çerçevenin ast ke­narına takılır ve çalışıldığı zaman dayanağın öteki ucu istenildiği gibi aşa­ğı, yukarı kaldırılırken, burası bir menteşe işini görür.

Sabit

Ayakta durarak resim yaptığımız zaman kağıdımızı üzerine koyup ça­lışacak bir şey lazımdır. Evde çalıştığımız zaman bir masa, bir sandalye ve­ya buna benzer bir şey bu işi pekala görür. Fakat kırda ayakta çalışabilmek İçin bir sehpa ister. Bloku veya resim kağıdını sehpanın üzerine dik veya meyilli değil, ufki olarak koymalıyız. Böyle yapılmazsa boyalar akar.

Suluboya Kağıt Sabitleme

Suluboya Kağıt Sabitleme

Şemsiye

Açık havada resim yapmanın zor taraflarından birisi de güneşe karşı alınacak durumdur. Besim kağıdı üzerine güneş vurduğu zaman çalışmak güçtür. Her zaman gölgesine sığınacak bir ev veya ağaç bulunmaz. Bunun için açıkta resim yaparken gölgemiz daima resim yaptığımız kağıdın üzeri­ne vuracak şekilde durmalıyız. Taşımak için biraz yük olmakla beraber, bu maksatla yanımızda bir de şemsiye götürmemiz çok faydalı olur. Bu şemsi­yenin sapı biraz uzunca olmalı ve toprağa dikebilmek için de nen sivri bu­lunmalıdır. Şemsiyenin bezi hafif, kurşuni veya rengi solmaz bir kumaştan olursa daha iyidir. Şemsiyeyi taşıyan çubuğun üst kısmında, istenildiği za­man şemsiyeyi sağa, sola eğebilecek bir tertibat bulunursa çok daha mükemmel olur.

Suluboya Kağıt Sabitleme

Suluboya Doğa Çizimi Şemsiye Arthipo

Burada, açık havada resim yapan herkesin her zaman gözüne çarpan bir şeyi tekrar etmeden geçmeyelim: Açık havada yapılan bir resim, hava­sı loşça, kapalı bir yere getirildiği zaman oldukça farklı görünür. Renkler daha koyu imiş gibi bir tesir bırakır. Bundan başka, dışarıda, açık havada göze çarpan renklilik, renk parlaklığı içeride bir parça soluklaşmış görünür.

Buraya kadar saydığımız bütün bu resim araçlarını, kırda resim yap­maya giderken hep birlikte taşımak için, omuza veya arkaya asılabilen bir torba veya çanta kullanmak faydalı olur.

 

Resimde Şekil ve Çizgi Nasıl Çizilir ?

Resimde Şekil ve Çizgi Nasıl Çizilir ?

Resimde Şekil ve Çizgi Nasıl Çizilir ?

Resimde Şekil ve Çizgi Nasıl Çizilir ? Çevremizde bulunan üç boyutlu bir cismi bir düzlem üzerine çizip resmedebilmek için her şeyden önce doğru bir görüşe sahip olmamız lazımdır. Yürümek için ayaklarımızı alıştırdığımız, gibi doğru görmek için de gözlerimizi ayni şekilde terbiye etmemiz gerekiyor. Çizdiğimiz resimler bizim şekil kavrayışımızı ortaya koyan en önemli birer denektaşıdırlar. Yaptığımız bir resimde perspektif ifadesine ister çok, ister az yer verelim; resimdeki ifadeye gerçeklik izlenimini vermekte asıl en büyük rolü oynayan çizgidir. Her türlü resim anlayışının başında hacim anlayışı, hacim ifadesi gelir ve bu bizim sanat anlayışımızın başlıca özelliğini teşkil eder.

Resimde “şahsiyet” denilen şey, öteki özelliklerin hepsinden önce bu anlayışta beli­rir. Bu sebeple herhangi bir nesnenin nasıl görülmesi, nasıl çizilip resmedilmesi gerektiği hakkında herhangi bir kaide veya ölçü koymak hiç te doğru olmaz. Yüzyıllardan beri birikip gelen vesikalar ve sanat eserleri bize sana­tın nasıl geliştiğini, sanat üslubunun ve sanattaki ifade tarzlarının durma dan nasıl değiştiğini açıkça gösteriyor. Hatta bu değişiklik zamanımızın tür­lü devreleri arasında bile göze çarpmaktadır. Bütün bu üslup değişiklikleri bize bir sanat eserini, bir sanat anlayışım ortaya koymak yolunda sonsuz imkanlar bulunduğunu gösterir. Bununla beraber, şunu düşünmek bizim için faydalı olur; sanat çalışmalarında görülen bütün bu değişiklikler ortasında, bugüne kadar yapılan ve muvaffakiyet dereceleri birbirinin ayni olmayan sayısız denemelerin sonucu olarak meydana gelmiş bir gelenek, bir sanat geleneği vardır ki, buna uyarak çalışmak bizim kendi amacımıza varan yolda yürümemizi kolaylaştırır.

Giriş Masası Loretta Luglio

Giriş Masası Loretta Luglio

Resimde Nasıl Çizilir?

İster bir mimarın yaptığı şema veya plan tarzındaki resimler olsun, isterse bir çiçek veya bir kayalık resmedilsin, bütün, bu resimlerde belirtilen şeylerin hepsi hacim içinde yer almış birer bütündürler. Resimde bulunan bütün parçaların nispet bakımından birbirlerine uygun oluşu veya olmayışı da resmin iyi veya kötü olmasına tesir eder. Ressamların birçoğu re­simlerine konu olarak tabiatın en iyi bir parçasını seçerler. Bu yeri neden ve niçin seçtiklerini belki de hiç düşünmezler. Düşündükleri sadece o yerin herkesçe resmedilmeye değer sayılmasıdır. Çalışmalarımızda başarıya ulaş­mak için biz de, her yönden ve her bakımdan en iyi hal şartlarını göz önün­de bulundurmalıyız. Resimde model olarak aldığımız şeyin güzelliğine ve cazibesine bazı şeyler borçlu olduğumuzu burada belirtmeden geçmeye­lim.

resimde kompozisyon unsurları perspektif

Resimde Şekil ve Çizgi Nasıl Çizilir?

Resim yapmak için fırçayı ve paleti elimize aldığımız zaman dikkatimiz çok kere konumuzun veya modelimizin renk güzelliği ve renk cazibesi üzerinde toplanır; bu arada şekil gözümüzden uzak kalır. Bunun için suluboya ile resme başlamadan önce, yapacağımız resimdeki şekilleri kurşun kalem­le kağıda çizmekte fayda vardır. Şekli çizmeden önce doğrudan doğruya fırça ile işe başlarsak bir renk kargaşası içine düşebiliriz.

Bilhassa re­simde birçok şekiller varsa neyin neresinden başlayacağımızı kestiremeyiz. Bunun için suluboyada resmedilecek şey önce hafifçe kurşun kalemle belir­tilir, sonra boyanır. Fakat bu kurşun kalemle çizmek işinde en küçük ayrıntıya kadar inmeğe lüzum yoktur. Sadece şekillerin birbirlerine göre nispetleri ve belli başlı sınırları belirtilir. Böyle yapılırsa fırça ile boyamağa kalkıştığımız zaman hiç şaşırmadan renkleri kolaylıkla vurabiliriz. Çizece­ğimiz resimde perspektif yanlışı yapmamak gerektir Çünkü ne kadar us­talıkla boyanırsa boyansın, bu türlü yanlışları gidermek imkanı yoktur. Yap­tığımız resim ister bir natürmort, ister bir kır manzarası olsun, perspektif yanlışları derhal göze çarpar. Bunun için boya ile resim yapmaya başlama­dan önce perspektifin ana kurallarını bilmemiz lazımdır.