Duvar resmi bir duvar sanatıdır. Duvar sanatı yalnızca duvar resmi ile sınırlı değildir. Kapalı ve açık mekanlardaki duvarlara çeşitli teknik ve malzemelerle uygulanan süslemeler, vitray ve rölyef çalışmaları, ahşap uygulamalar, çeşitli amaçlı yazı ve afişler, panolar ve çok yönlü boyamalar duvar sanatı kapsamında ilk akla gelenlerdir. Konu duvar resminin nitelikleri ve plastik özellikleri çerçevesinde incelenecektir. Amaç, işin malzeme ve tekniklerle ilgili yanını araştırmak veya duvar resminin tarihsel gelişim sürecini sergilemek değildir.
Antik mısır sanatına ait duvar resmi ve hiyeroglif yazılar
Zamanla aynı sanatsal olayı yaratma işine ekonomik güçlerinden pay ayırabilecek kişi ve kuruluşlar da katılmışlardır. Bu bir anlamda sanatın sivilleşmesine öncülük etmiştir. Resmi sanat çevresi dışında kalıp, sanat eğitimi ve sanatsal etkinliklere yaratıcı olarak katılamayan, hatta yeterince sanat ürünlerinden yararlanamayan geniş bir halk kitlesi kendi sanatını yaratır oldu. Bunda amaç, çoğu kez sanat yapma yerine, ihtiyaç karşılama, eğlenme ve boş zaman değerlendirmedir. Böylelikle yaratıcıları profesyonel sanatçılar olmayan halk sanatı ile resmi sanat ayrımı doğdu. Günümüzde bu ayrım halk sanatı aleyhine bozularak ve azalarak sürmektedir. Akademik nitelik taşımayan halk sanatı da konumuz dışındadır.
İlk örneklerine mağara devrinde rastladığımız duvar resminin serüveni günümüze kadar gelmiştir. Zaman içinde, yer ve toplumlara bağlı olarak konu, teknik, malzeme ve plastik yapı açısından değişikliklere uğramıştır. Kimi zaman resim sanatının belirleyicisi olmuş, kimi zaman ikinci plana düşmüş ve hatta kesintilere uğramıştır. Eski Mısır, Çin, rönesans öncesi Avrupa resim sanatını belirleyici güce ulaşmıştır. Batı da İtalyan Rönesansına kadar ön planda yer alan duvar uygulamaları birden önemini kaybederek yerini sehpa resmine bırakmıştı.
Zira resmin ana kaynağı ve destekçisi olan din ve kilise gücünden çok şey kaybetmiştir. Ekonomik güç ve yönetim açısından yerini sivil güçler almıştır. Resim, dinsel ve resmi istekler dışında da uygulanabilinen ve sahip olunabilenen bir maldır. Böylelikle tekniği ile birlikte sehpa resmi doğmuş ve sehpa resmi-duvar resmi ayrımı meydana çıkmıştır.
Duvar resmi toplumsal bir sesleniştir
İlk uygulamalar sayılan mağara duvarlarına yapılmış resimlerdeki yaygın konular olan av ve büyü sahneleri, dönem insanının ortak inanç ve isteklerinin biçimlenişidir. Eski Mısır tapmak ve kıral mezarlarındaki av, hasat, firavunun yaşam ve eylemlerini konu alan sahneler de aynı anlamdadır.
Eski Çin tapınaklarının veya kiliselerin duvarlarına yapılan dinsel düzenlemeler o toplumların ortak nabız atışlarının ifadesidir. Bu örneklerin çoğu imzasızdır ve sanatçıları belli değildir. Zira sanat bir meslek, sanatçı da meslek sahibi bir insan olarak kabul edilmez. Sanatçı kişiliğinden söz edilemez ve o, inançlan, ilkeleri ve kuralları ile toplumun ayrılmaz bir parçasıdır. Yönetim toplum adına konuyu verir, yerini gösterir, ihtiyaçları karşılar, sanatçı da görevini yapar.
Giderek resim sanatının bir meslek ve ressamın da bir meslek adamı olarak kabul edildiği dönemlerde bile toplumun ortak sesi olma özelliği değişmemiştir. Sanat bireyselleşmiş, sanatçılar daha özgürce konu seçme ve biçimlendirme olanaklarına kavuşmuşlardır. Olay bütün yanları ile çeşitlenmiştir. Bu, duvar sanatının zenginleşmesi ve bütün çeşitleriyle bir bütün olarak çeşitlenen toplumun nefes alış-verişinin biçimlenişi demektir.
Günümüzün kitap, gazete, radyo, televizyon, film gibi araçlarının olmadığı ya da yaygınlaşmadığı dönemlerde duvar resmi önemli bir iletişim aracı olmuştur. Okur-yazar oranının çok düşük olduğu toplumlarda bu işlev daha da önemlidir.
Resmin yasaklanması üzerine tartışmalarda duvar resminin etkisi
Özellikle dinsel konular büyük duvar resimleriyle geniş halk kitlelerine ulaştırılabilir. Bu nedenle duvar resmi uzunca süre betimleyici, anlatıcı bir niteliğe sahip olmak zorunda kalmıştır. Sanatçılar sanatsal endişelerini bu sınırlar içinde biçimlendirmek durumunda olmuşlardır. Duvar resminin bu işlevi nedeniyle, Hristiyan dünyasında resmin yasaklanması konusunda yapılan uzun tartışma ve mücadeleler resmin lehine sonuçlanmıştır. Hristiyan ülkeler bundan yararlanmışlardır. Aynı konu benzer endişelerle müslüman ülkelerde de gündeme gelmiş, benzer tartışmalar uzun zaman almış, ancak sonuç resmin aleyhine gelişmiştir.
Duvar resmi konusal açıdan toplumsal değişim ve gelişmelerle paralellik gösterir
Hiçbir eylem genel toplum yapısının dışında ve ona rağmen oluşamaz. Bu kural duvar resmi ve konusu için de geçerlidir. Ana sorunları korunma, barınma ve beslenme olan mağara devri insanının duvar resimlerinde, av, büyü ve eğlence sahnelerinin çokça işlemcisinden daha doğal ne olabilir, özünde özellikle plastik bir tavır söz konusu olsa da çağımızın ilk yarısında uygulanan duvar resimlerinin konularını Meksika toplumunun çalkantılarından alması bir rastlantı olamaz. Tıpkı rönesans öncesi Avrupasında değişmez konunun din olması gibi.
Son akşam yemeği freski .Rönesans dönemi duvar resmine örnektir.
Eski Mısır resimlerinde toplumun herşeyine sahip olan firavun imgesi ne ise Bizans mozaiğindeki aziz veya kral imgesi odur. Goya’nın aynı konuyu işleyen fresklerinde tipleri idealize edilmiş biçimlerinden sıyırarak yere indirmesi ve normal İspanyol tipleri olarak göstermesi sanatçının afaroz edilmesine neden olmuştur.Oysa bir başka İspanyol usta olan Picasso, çağımızda, normal İspanyol tiplerini ve onların maceralarını konu almış, dinsel konulara hiç ilgi duymamıştır bile.
Dinsel sahnelerden kardinal portrelerine, imparator savaşlarından ulusal savaş sahnelerine, doğa görüntülerinden sivil portrelere, natürmortlardan soyut düzenlemelere kadar macera değişerek sürmektedir. Aynı çağda Victor Vasarely geometrik biçimleri optik yanılsama anlayışı içinde düzenlerken, yanıbaşında Chagal İncili resimlemekle meşguldür. Çağımızın çeşitliliğine ve çok yönlülüğüne de bu yakışır olmalı.
Duvar resmi biçim ve içerik açısından zamanının genel sanat anlayışı ile paralellik gösterir
Sanat eseri yaratıldığı zamanın geçerli estetik değerlerini taşır. Aksi halde kabul edilmesi mümkün değildir. Bu böyle olmakla birlikte büyük ustalar yaygın estetik beğeniye karşın onu değiştirip yerine yenisini getirebilenlerdir. Yenilikler önce tepki görür ancak, zamanla anlaşılır ve beğenilir olurlar. Çok geçmeden onlar da alışılmış ve aşılması gereken durumuna düşer.
Sözü edilen yaygın estetik beğeni bütün sanat dalları için geçerlidir ve ortaktır. İzlenimciliğin yalnızca resim sanatına has bir olay olmadığı gibi. Yine bu ortak estetik endişeler resim sanatının bütün uygulamalan için geçerli olmak durumundadır. Rönesans döneminin bütün uygulamalarının ortak üslup özelliği taşıması gibi.
Mağaradaki Meryem, Leonardo da Vinci Ünlü Tablosu
Da Vinci’nin Kayalıkta Meryem adlı sehpa resmi ile Son Akşam Yemeği adlı duvar resmi aynı estetik endişeleri taşır. Bu üsluptur. Rafael’in Madonnaları ile Atina Mektebi ,Goya’nın tabloları ile freskleri hep aynı üslubu taşırlar. Örnekleri Michelanj’dan Chagal’e, Matisse’den Vasarely’e, Sgieros’dan Picasso’ya kadar çoğaltabiliriz.Yine La Jakond’la bir Matisse arasındaki fark ne ise, Son Akşam Yemeği ile Paul de Vince Şapelinin duvar uygulamaları arasındaki fark odur.
Duvar resmi mimari yapı ve çevreye bağımlıdır :
Uygulama ister iç, ister dış mekanlarda, ister açık alanlarda olsun mimari bir öğe olan duvarda yer alır. Bu zorunlu beraberlik resmi kendiliğinden bir mimari öğe durumuna sokar. Duvar, kemer, kubbe, pencere vb. O halde resmin aynı anda hem mimari çevreden etkilenmesi, hem de onu etkilemesi son derece doğal bir durumdur, öncelikle boyut ve forma açısından duvara bağımlıdır resim. Uygulanacak teknik yerine göre seçilmek zorundadır.
Sistine şapelinden bir görüntü. Michelangelo’nun eseri
Verilen mekanın ışık durumuna, yerine, işlevine göre biçimlenir. Mimari mekan ise resimle ışıklanır, kararır, genişler, daralır. Bu çok küçük alanların aynalarla genişletilmesi ve aydınlatılmasına benzer. Resim duvarı dekore eder, hafifletir. Mimari mekana sosyal işlev açısından anlam kazandırır. Cami ile kilise arasındaki farklılık yalnızca has mimari yapı ve öğelerin farklılığından gelmez. Bir o kadar iç mekandaki süslemeler, resimler, vitray ve yazılar etkindir. Aynı karşılaştırma §ivil binalarla resimleri, sosyal ve ticari olanları arasında yapılabilir.
Bu örnekler mimari yapıların çok yönlü bir bütün olduğunu göstermektedir. Bu nedenle çoğu zaman yapıların mimarıyla ressamının aynı kişi olduğu gözlenir. Benzer örnekler çağımızda da mevcuttur. Diğer bir uygulama olarak mimar, ressam ve heykelci grup olarak birlikte çalışmak durumundadır
Duvar resmi anıtsaldır
Daha önce duvar resminin zamanının sanat anlayışına uymak durumunda olduğuna değinilmiş, aynı dönem ve sanatçılardan örnekler verilmişti. O halde duvar resmi ile diğer resim uygulamaları arasında hiçbir fark olmadığı akla gelebilir. Başka bir deyişle bir tablo büyütüldüğünde duvar resmi ya da bir duvar resmi küçültül- düğünde sehpa resmi olabilir. Bu mümkün olamayacağına göre arada bir fark olmalıdır. Bu plastik yapı farkıdır.
İran / İsfahan – Çehel Sütun Sarayı içindeki duvar resmi (fresk).
Duvar resmi ne tür mekanlarda uygulanırsa uygulansın duvara bağımlıdır. İlgili mekanla bütünleşmek, belirli çevreye uymak ve onu zenginleştirmek durumundadır. Bu durum onun yalnızca fiziksel boyutlarıyla değil, plastik yapı ve etkisiyle de anıtsal olmasını gerektirir.
Tarihsel süreç içinde dönemlerinin sanat anlayışlarına uygun olarak farklılıklar gösterseler bile, genelde anıtsallığı sağlayan biçim özelliklerinin başlıcalarını saptamak mümkündür.
Biçimler motifleşmişcesine arı, yalın ve stilizedirler. Figüratif veya soyut uzaktan algılanabilmeleri ve etkili olabilmeleri için bu önemlidir.
Bu motifleşme ve stilize oluşa paralel olarak fonlar da motif- leşmiştir. Böylelikle motif biçimlerle motifleşmiş fonlar birbirlerini destekler ve yaşatırlar.
Duvar resminde renkler ve çizgiler
Renkler andır. Kullanılan renkler ana tonlar veya ara tonlar da olsa arı ve yalındırlar. Sanatçı yüzey resmi yapsa da bu özellik gözlenir, modle yapsa da, renkçi olsa da, olmasa da.
Çizgiler birer arabesk ve ritm öğesidirler, nakış özelliği taşırlar. Gerek çevre çizgisi özelliğinde, gerek bağımsız biçim olarak kullanıldıklarında biçimlerin motifleşmesi, arılaşması, toklaşması ve genel hareketlerin oluşmasında yardımcıdırlar.
Bütün bu öğe ve niteliklerin orkestrasyonunun oluşturduğu anıtsal etkili kompozisyonu ile duvar resmi, dekoratiftir. Uzağa ulaşabilen, tok etkili ve kalıcı bir müzik parçası gibidir.
Başka Bedenle İlişkiler Slaven Tolj tarafından tasarlanmıştır. Çalışmada işlenen temel konu, insan toplumsal gerçekliği ile hayvansal içgüdüleri arasındaki çatışma ele alınmıştır. Başka Bedenle İlişkiler.
Temel Renk Karıştırma Nasıl Yapılır, Renk Karışımları
Temel renk karıştırma nasıl yapılır mı, bu makalede ve videoyu izlerek yanıt bulabilirsiniz. Esas renklerin ikişer ikişer birbirine karışmasından ikinci derecede renkler çıkar, mesela temel renk karışımları : kırmızı + sarı = turuncu; kırmızı + mavi = mor; sarı + mavi = yeşil
Sarı+ Kırmızı= Turuncu
Kırmızı + Mavi = Mor
Mavi + Sarı = Yeşil
Birincil Renkleri sonra İkincil ve Üçlü renk karışımlarını tartışmadan önce, bilmeniz gereken çok önemli bir şey var.
Bir prizma yoluyla ışık, katı boya biraz farklı karıştırılır. Dijital renkler ışıkla karıştırıldığından farklı sistemler kullanılır. Basım endüstrisi ayrıca CMYK adlı farklı bir renk sistemi kullanmaktadır.
Şimdilik işleri basit tutmak için bu yazımızda amacımız sadece boya karışımlarına odaklanmaktır. Yani, bir maddi renk fiziksel olarak diğeriyle karıştırıldığında ne olur sorusuna cevap arayacağız.
Temel Renk Karışımları Nasıl Yapılır Video
Renk Karışımları
Bazı renkler birbirleriyle karıştırıldığı vakit nötr bir gri meydana getirirler. Bunlara: “tamamlayıcı renkler” denir. Mesela; turuncu ile mavi, morla sarı, yeşille kırmızı gibi. Burada sadece esas ve ikinci derecede renkleri ihtiva eden şu aşağıdaki renk dizisi, yağmur kuşağı tayfında yan yana beliren renkleri göstermektedir:
Temel renk karıştırma nasıl yapılır iken eğer bir renk kendi tamamlayıcı rengiyle (yani her üç renk birbiriyle), renklerden birisi ötekinden üstün gelecek şekilde karıştırılırsa, üçüncü bir renk olarak kahverengi toprak rengi (Oker) ve zeytin yeşili gibi az çok tarafsız bir renk çıkar. Bu terkibe göre mesela kahverenginde kırmızı, toprak renginde veya toprak sarısında da sarı renk üstündür. Herhangi bir renk kendi tamamlayıcı rengiyle karıştırılırsa nötrleştirilmiş olur.
Renk Karışımları
Nötr Renk Karışımı Nasıl Oluşturulur?
Birden fazla renk birbiriyle karıştırıldığı zaman ortada hiçbir renk farkı kalmazsa o zaman gene nötr renk, yani gri, siyah veya beyaz meydana gelmiş olur. Herhangi bir renge siyah veya beyaz katılırsa o rengin tonu kırılır, fakat hiçbir zaman nötr bir renk çıkmaz. İçine’ siyah veya beyaz katılan renk daima kendi esas karakterini muhafaza eder. Temel renk karıştırma nasıl yapılır sorusuna cevap bulmuş olduğumuzu umuyoruz.Şu halde boya ile resim yaparken bu iki imkandan, yani renkleri nötrleştirmek veya değiştirmek imkanlarından gerektiği gibi faydalanmak lazımdır.
Resim yapmaya karar verdiğinizde ve bütün malzemelerini tamamladıktan sonra ilk olarak karşılaşacağınız zorluk, yağlıboya renk karışımları tablosu ve istediğimiz oranlarda renk karıştırma teknikleri nelerdir soruları olacaktır.
Yağlıboya Renk Karışımları Tablosu
Resim boyaları üzerinde dururken ilk önce renklere ve tabiattaki renklerle boya unsurları arasındaki münasebetlere bir göz atmak fay dalı olacaktır. Fizik bakımından renkler, türlü titreşimde ışık dalgalarından ibarettir. Bütün renkler, beyaz ışığın parçalanmasından meydana gelirler. Herhangi bir nesne üzerine düşen ışık dalgaları ve dolayısıyla renkler kısmen o nesne tarafından emilir, kısmen de yansıtılır. Nesneleri aydınlatan bu ışık dalgalarını ve yarattığı renkleri gözümüzün nasıl görüp ayırt ettiği henüz iyice açıklanamamıştır. Renk veren maddeler, mesela bizim resim boyalarımız da, öteki cisimler gibi ayni kanuna tabidirler.
Renk Karışımları Videosu
Videoda uygulamalı olarak yağlıboya renk karışımları tablosu nasıl uygulandığını renklerin nasıl karıştırıldığını görebilirsiniz.
Işık Renk İlişkisi, Suluboya Renk Karıştırma
Yalnız, arada şöyle bir fark vardır: Tabiatta renkli ışıklar birbiriyle karıştığı zaman maliyet artar ve yükselir; halbuki boyalar birbiriyle karıştırıldığı zaman meydana gelen rengin kuvveti eskilerinden daha zayıftır. İki renk birbiriyle karıştırılarak yapılırsa bu fark açıkça görülür. Bir prizmadan geçen güneş ışığından çıkan ve güneş ışığının tamamlayıcı renkleri denen renkler, mesela sarı ile mavi, beyazı meydana getirirler. Halbuki bu renkte iki boya karıştırılırsa yeşil çıkar.
Güneş ışığı bir nesne üzerine vurduğu zaman, bu ışığın o nesne tarafından kısmen yutulması dolayısıyla, rengin kuvveti azalır. Çocukluklarında açık renkte birçok cam parçalarını beyaz bir buluta karşı tutup bakmış olanlar, bulutun beyazlığı ile camların renginden meydana gelen bir renk halitası gördüklerini hatırlarlar. Halbuki resimde zemin olarak alınan beyaz kağıdın rengi ayni zamanda tarifi güç siyahımtırak bir ton verir. Suluboyanın şeffaflığı optik kanunlarına uygundur. Mesela beyaz kağıt üzerine san renk sürüldüğü zaman sadece sarı, kırmızı renk, sadece kırmızı ve mavi de,sadece mavi ışıkları aksettirir, başka renkte olanlarını yutar.
Bir prizmadan geçen beyaz ışık ışınlan kırılarak bir ışık tayfı veya yağmur tayfı yahut da bir menfi tayf veya gölge tayfı meydana getirirler. Işık tayfında başlıca şu renkler görülür: kırmızı, san, yeşil, mavi, mor. Gölge tayfında ise şunlar: mavi, mor, erguvan, kırmızı, san. Bu on renkten üç tanesine, yani kırmızı, san ve maviye “esas renkler” denir. Bu üç rengin birbirine karıştırılmasıyla diğer bütün renkler çıkarılabilir. Bu sebeple bazı ressamlar, bilhassa İngiliz ressamları, paletlerinde sadece dört renk kullanmışlardır. Bu imkan çok ustalıkla kullanıldığı ve renkler mümkün olduğu kadar az karıştırıldığı takdirde esere büyük bir parlaklık ve canlılık sağlar. Fakat herkes tarafından kullanılması tavsiyeye değer bir usul değildir.
Türlü ihtiyaçları karşılamak üzere boya fabrikaları çok çeşitli boyalar yapmışlar ve hatta, işin tuhafı, bir rengin ayrı ayrı tonlamalara bile çok fantastik isimler takmışlardır. Yazı, suluboya nedir, özellikleri, suluboya çeşitleri ile ilgili size faydalı olacak bir makale olacaktır. Ayrıca önemli suluboya resimleri yazının devamında bulabilirsiniz. Resim için kullanılan suluboyalar ticarette başlıca üç şekilde satılır:
Suluboya Nedir
Suluboya Çeşitleri
Suluboya denilince akla çok çeşit boyalar gelmektedir? Suluboya nedir, su ile kullanılan ve çözünen boyaların tamamıdır. Suluboya özellikleri göz önüne alındığında şöyle sınıflandırılabilirler:
Çini mürekkebi şeklinde, şişeler içinde; bunlar daha ziyade teknik resimlerle büyük ölçüde plan ve taslaklarda kullanılır. Bu boyaların bir kısma suya karşı dayanıklıdır, kuruduktan sonra yıkanınca çıkmaz.
Kuru parça ve levhacıklar halinde, özel kutular içinde.
Yarı sulu bir halde, porselen çanaklar veya kalay tüpler içinde.
4. Kalem halinde olanlar
suluboya çeşitleri
Eski Dönemlerde Suluboya Hazırlanışı
Bilindiği gibi, eskiden her ressam boyalarını kendi hazırlar, üzerine yağlı boya resim yaptığı muşambanın astarına kendi sürerdi. Boya unsuru olarak hem nebati, hem de hayvani ve kimyevi maddeler kullanırdı. Atölyede bu maddelerin dövülmesi ressamın öğrencilerinin (çırakların) işi idi. Sanatta biraz daha ilerlemiş öğrenciler de (kalfalar) bu boyaları yapıştırıcı ve koruyucu maddelerle karıştırırlardı.
Suluboya hazırlanışı
Her ressamın boya yapmakta kendisine mahsus tertipleri, reçeteleri vardı ve bunlar kısmen gizli tutulurdu. Bütün eski el sanatlarının sanayileşmesi ve standartlaşması ile beraber boya yapımı da bu türlü özel tertiplerden çıktı ve geniş ölçüde toptan yapım başladı. Mürekkep balığı (sepia) ve erguvan rengi boya veren midyeleria (Purpurschnecke) yerini kimyevi maddeler aldı.
Suluboya Özellikleri Neler Olmalıdır?
Resim boyalarında aranan başlıca özellikler şunlardır: Parlaklık ve canlılık, solmamazlık, dayanıklılık, başka renklerle kolayca karışabilme ve çarçabuk kuruyup sertleşmeden *tüp veya çanaklar içinde uzun müddet kullanılma kabiliyeti. Bugün biz istediğimiz her türlü boyayı çarşıdan hazır olarak alabiliyoruz. Boya fabrikalarının kendi imalat alanlarındaki şöhreti bize, alacağımız boyaların yukarıda sayılan özellikleri taşıyıp taşımadığı hakkında yeter fikir veriyor. Bu hususta bir fikri olmayanlar da boyaları denemiş olanların tavsiyelerine göre hareket edebilirler.
Resim boyaları su veya yağla eritilerek kullanılır. Suyla eritilip kullanılanlar, gerek yapılış ve gerekse kullanılış bakımlarından taşıdıkları özelliklere göre, başlıca üç guruba ayrılır: Suluboya (Aquarell), guaş, tempera. Bu boyaların hepsinin renk unsurları aslında birbirinin aynıdır. Aradaki fark bu unsurların her birinde başka başka maddelerle karıştırılmış ve böylece bu boyalardan her birinin başka başka maksatlara göre hazırlanmış olmasındadır.
Mesela, suluboya şeffaftır. Yani kağıdın üzerine sürüldüğü vakit onu boyar, fakat kapatmaz. Boyanın altından kağıdın pürüzleri, kurşun kalem izleri görülür. Daha yukarılarda söylendiği gibi, suluboya, renk unsurlarını Arap zamkı veya suda eriyebilen kitre, dekstrin, balık tutkalı gibi yapışkan maddelerle karıştırarak yapılır. Boyanın donup katılaşmasına engel olmak için de içerisine lüzumu kadar bal, nöbet şekeri, gliserin, şeker pancarı veya şeker kamışı usaresi gibi şeyler katılır.
Suluboya Resimleri, Güzel Örnekler
Önemli bazı suluboya resimleri aşağıda yer almaktadır. Suluboya resimleri, yağlıboya tablolara göre korunması daha zor olduğundan dolayı daha az popüler olduğu söylenebilir.
Farklı Su Bazlı Boya Çeşitleri ve Suluboya Özellikleri Nelerdir?
Guaş ile tempera ise kapatıcı, yani şeffaf olmayan boyalardır. Guaşın terkibi suluboyanın aynıdır. Yalnız, içinde zamk ve şekerken başka ayrıca reçineye benzer bir madde daha vardır, (Manna denen bu reçineye benzer madde İtalya’da ve Sicilya’da yetişen bir cins dişbudak ağacının ifrazatıdır). Temperada yapışkan madde olarak yumurta akı kullanılır. Suluboya sadece kağıt, parşömen ve buna benzer açık renkli satıhlar üzerinde kullanıldığı halde, guaş ve tempera ayni zamanda koyu renkli kağıtlar, mukavva, tahta, muşamba, deri ve duvar sıvası üzerinde de kullanılabilir. Suluboya Fransa da bilhassa afiş ressamları tarafından çok sevilen ve kullanılan bir boyadır.
Suluboya Resimleri
Suluboyanın herhangi bir rengi kapatıcı beyaz boya ile karıştırılırsa, bu şekilde meydana gelen renk tamamıyla guaşı andırır. Guaş boyaları ile yapılan resimler renklerinin tokluğu ile yağlıboya resimlere çok benzerler, yalnız, bunlarda yağlıboyanın vernik parlaklığı yoktur. Tempera, yağlıboyanın öncüsü saydır. Bugün de birçok ressamlar tarafından kullanılmaktadır. Yağlıboya resimde, fazla boya harcamak istemeyenler tablolarını ilk önce taslak halinde tempera ile boyar ve sonra üstünden yağlıboya geçerek tamamlarlar. Bu usul bilhassa sanatkarane ilhamları çarçabuk tespit etmek ve resme dayanıklılık vermek bakımından çok faydalı bir çalışma tarzıdır. Bundan başka, yağsız bir astar üzerine yağlıboya ile çalışmanın daima iyi sonuçlar verdiğini de gösterir.