Troya (Truva) Antik Kenti
Troya (Truva) antik kenti Brad Pitt’inde oynadığı gişe rekorlarını filmden sonra çok popüler olmuş tarihi bir yerdir. Dünyanın en güzel kadını olan Helen‘nin kaçırılması üzerine on yıllık bir savaşa sürüklenen büyük bir şehrin hikayesi, karşı konulamaz derecede dramatik ve trajiktir. Troya bugün Türkiye’nin Çanakkale il sınırları içerisindedir. Çanakkale şehir merkezine otomobille yarım saat uzaklıktadır.
Antik Şehir Truva Mimarisi
Troya II (MÖ 2600-1950), bir önceki evrenin iki katına çıktı ve daha küçük bir kasaba ve üst kaleye sahipti. Duvarlar kral için megaron tarzı sarayı barındıran üst akropolü koruyordu. İkinci evrede arkeolojik kazılarda büyük bir yangın tarafından tahrip edildiği görülmektedir ancak Troyalılar, II. Troya’dan daha büyük fakat içerisinde daha küçük ve daha yoğun evler barındıran müstahkem bir kale oluşturacak şekilde yeniden inşa ettiler. Bu yoğun ve müstahkem yapılanmanın sebebinin ekonomik bir gerileme ve dış tehditlerin artması olduğu düşünülmektedir. Daha büyük bir alanı kaplayan surların yapımı Troya III, IV ve V’te de devam etti.
Troya VI, güney kapısındaki sütunların inşası ile karakterize edilebilir. Sütunların herhangi bir yapıyı desteklediği düşünülmemekte, sunak benzeri bir tabana ve etkileyici bir büyüklüğe sahiptir. Bu yapı muhtemel olarak şehrin dini ritüellerini yaptığı alan olarak düşünülmektedir. Troya VI’nın diğer bir karakteristik özelliği; kalenin yakınında sıkıca paketlenmiş bir mahfaza ve birçok Arnavut kaldırımı sokağının inşasıdır. Sadece birkaç ev bulunmasına rağmen bunun sebebi Troya VIIa’nın tepelerinin üzerine yeniden inşasıdır.

Troya (Truva) Antik Kenti Mimaris
Ayrıca 1890 yılında keşfedilen bu VI. Troya tabakasında Miken çanak çömlekleri bulunmuştur. Bu çanak çömlek, Troya IV sırasında Troyalıların hala Yunanlar ve Ege ile ticaret yaptığını göstermektedir. Ayrıca kalenin 400 metre güneyinde ölü yakma mezarları bulunmuştur. Bu, Helenistik kent surlarının güneyinde küçük bir alt kentin kanıtını sağlamıştır. Her ne kadar erozyon ve düzenli inşaat faaliyetleri nedeniyle bu kentin büyüklüğü bilinmese de 1953 yılında Blegen tarafından sitenin kazılması sırasında ortaya çıkarıldığında, ana kayanın hemen üzerindeki yerleşimleri savunma amaçlı kullanılabilecek bir hendek bulundu. Dahası, duvarın güneyindeki küçük yerleşimin kendisi de ana şehir surlarını ve kaleyi korumak için bir engel olarak kullanıldığı muhtemeldir.
Troya’nın Anadolu mu yoksa Miken uygarlığına mı mensup olduğu halen bir tartışma konusudur. Şehrin Ege’de bir varlığı olsa da seramik buluntuları ve mimarisi Anadolu yöneliminde kuvvetle ipucu veriyor, ek olarak Luvi şehir devletlerinin birçoğu erken Troya dönemlerinde (Troya I-VII), bölgede ve Ege ticaretinde hakimdi. Ege kıyısı boyunca uzanan Luvi kentleri gibi Troya’nın da kazılarda da bulunan kalıntılar ışığında Luvi kenti olması muhtemeldir. Troya VI kazısı sırasında bulunan çanak çömleklerin yalnızca yüzde biri Miken uygarlığına aittir. Kentin büyük duvarları ve kapıları, diğer pek çok Anadolu tasarımıyla yakından ilişkilidir. Ayrıca, ölü yakma uygulaması Anadolu kültürünün bir özelliğidir. Kremasyon, Miken dünyasında asla görülmez. Anadolu hiyeroglifi Luvi yazısıyla ile işaretlenmiş olan bronz mühürlerle birlikte Anadolu hiyeroglifleri de 1995 yılında ortaya çıkarılmıştır. Bu mühürler, zaman zaman yaklaşık 20 diğer Anadolu ve Suriye kentinde görülmüştür (M.Ö. 1280 – 1175).

Truva Mimarisi
Troya VI uzun mesafeli ticari hakimiyetini bu dönemde de sürdürdü ve bu dönemde nüfusu kuruluşunun zirvesini gördü ve 5.000 ila 10.000 arasında insan topluluğunu içinde barındırdı ve önemli bir şehir statüsüne yükseldi. Troya’nın konumu Erken Tunç Çağı’nda son derece uygun bir yerdeydi. Orta ve Son Tunç çağlarında Afganistan, Basra Körfezi, Baltık Bölgesi, Mısır ve Batı Akdeniz’e kadar ulaşan uzun mesafeli bir ticaret bölgesi için ortak noktaydı. Orta ve erken dönemde Troya VI da geçtiği düşünülen ticari ürünlerin doğudan metaller ve batıdan parfüm ve yağlar gibi çeşitli ürünlerin Türkiye kıyıları boyunca bulunan yüzlerce gemi batığı kalıntılarından görülmektedir. Bu gemilerde bol miktarda ticari mal bulunmaktaydı ve gemilerin bir kısmı 15 tondan fazla mal taşıdığı gözlemlenmektedir.
Troya (Truva) Antik Kenti Nasıl Yıkıldı
Troya VI, MÖ 1250 civarında, muhtemel bir deprem sebebiyle yıkıldı. Bu katmanda bir ok ucu dışında herhangi bir gövde kalıntısı bulunamadı ancak kent hızla kendini iyileştirdi ve daha düzenli bir şekilde yeniden inşa edildi. Bu yeniden inşa ile kent merkezi deprem ve kuşatmalar karşısında kentin dış kenarını korumak için yoğun bir şekilde güçlendirilmiş bir kaleye sahip olma eğilimini sürdürdü.

Troya (Truva) Antik Kenti Nasıl Yıkıldı
Troya’da Bulunan Tarihi Eserler
Batıklarda keşfedilen mallar arasında bakır, kalay, cam külçeleri, bronz aletler silahlar, abanoz, fildişi, deve kuşu yumurtası kabukları, mücevherler ve Akdeniz’in her yerinden farklı kültürlere ait seramikler bulunmaktadır. Tunç Çağı’ndan itibaren, Akdeniz’de keşfedilen 210 gemi enkazından 63’ü Türkiye’nin kıyı şeridinde keşfedildi ancak Troya’nın bulunduğu yerdeki kalıntılar asgari düzeydedir. Troya VI katmanında bulunan mallarının çok azının belgelendiği görülmektedir. Geç Tunç Çağı boyunca çok az ticari merkez olması ve ticaret hacminin düşük olmasının, bunun olası sonucu olduğu tahmin edilmektedir. Troya en büyük ticari rotaların kuzeyindedir bu yüzden Troya’yı doğrudan bir ticari merkez olarak tanımlamak yerine ‘ticarete ciddi katkıda bulunan bir metropol’ olarak tanımlamak daha doğrudur.

Troya’da Bulunan Tarihi Eserler
M.Ö. 13. yüzyıl ortalarına tarihlenen Troya VII, Homerik Troya için en güçlü adaydır bu evrenin savaş tarafından tahrip edildiği kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Troya VII’yi sona erdiren ve tahmini M.Ö. 1184 yıllarında meydana gelen yangın ve katliamların delilleri bu evrenin Troya Savaşı sırasında Akalar tarafından kuşatılan şehir ile özdeşleşmesine neden olmuştur ve Troya Savaşı, Homeros tarafından yazılmış İlyada Destanı’nda ölümsüzleştirilmiştir.
Troya VIII dönemi (MÖ 700) Helenistik Troya olarak bilinmektedir. Helenistik Troya, kültürel olarak Ege’nin geri kalanına benzerlik göstermektedir. Bu dönemde yaşanılan olaylar, dönem sonrası Yunan ve Romalı tarihçiler tarafından günümüze aktarılmıştır.

Truva’da Bulunan Tarihi Eserler
Şehir, on bir günlük kuşatmanın ardından M.Ö. 85’te Sulla’nın rakibi olan Roma generali Fimbria tarafından tahrip edildi. Sulla, Fimbria’yı mağlup ettiği o yılın sonlarında, kenti sadakatini ödüllendirmek için yeniden inşasına yardım etti.
Truva Atı
Truva Savaşı sırasında Yunanlılar tarafından Truva’ya girmek için inşa edilen büyük oyuk tahta at. At, usta bir marangoz ve boksör olan Epeius tarafından yapılmıştır. Truva atı bugün güncell hayatımızın içinde kullanılmaya devam etmektedir. İyi bir program gibi bilgisayarlara yüklenen ancak aslında bilgisayarın kontrolüne yabancı bir şahsın eline geçirmesini sağlayan programlara truva atı adı verilir. Aynı 3000 yıl önce olduğu gibi.

Truva Atı