Resimde Kompozisyona sanat tarihi açısından bakış
Kompozisyon, ilkel devirlerden bu yana çeşitli özelliklere bürünerek görünmüştür. Burada bütün çağların kompozisyon özelliklerine değinecek değiliz. Ancak bir iki örnek vereceğiz.
Rönesansta piramidal kompozisyon esas idi. Bunun, ayni zamanda Îsa-Meryem-Kutsal ruh gibi dinî bir anlamı da vardır. Rönesansta yapılmış olan figürlü kompozisyonlar aynı zamanda kapalı kompozisyonlardır. Yani figürler tablonun çerçevesi içinde tümü ile görünürler.

Rönesans ve diğer klasik çalışmalarda” merkezi kompozisyon “uygulanmıştır. Konunun önemli unsurları tablonun merkezinde yer alır, diğer unsurlar bunun etrafında gelişir. Rönesans’ta çok kez üçgen kompozisyonlar yapılmıştır. Konudaki en önemli figürler bu üçgenin içinde yer alır, daha sonra spiral şekilli kompozisyonlar da yapılmıştır.
Modern resimde ise konu tablonun her tarafına dağılmıştır. Ressamlar kompozisyonu kurarken gözün tabloyu rahatça dolaşması için şekilleri” tablonun arabeski “denilen gizli çizgiler üzerine sıralarlar. Bu çizgiler gözümüzü tablo üzerinde dolaştıran gizli yollardır, tablodaki bir ışık, renk veya şekille göz bu seyahate başlar. Leke,renk, çizgi , ışık-gölge, hareket ,denge , armoni gibi öğeler bu yolculuğun zevkini artırırlar. Kompozisyonun ana hatlarını çizgiler oluşturur ; dik , yatay , eğik,eğri vs. Kırık çizgiler kullanılmaz.
Resimde kompozisyon ve sanat akımları
Barok devirde piramidal (üçlü) kompozisyon terkedilmiştir. Kompozisyonlar artık kapalı değil açık hale gelmişlerdir. Yani figürlerin bir kısmı çerçevenin dışında kalmıştır. Japon kompozisyonlarındaki anlayış ise batı anlayışından farklıdır. Japonların resimlerindeki kompozisyon yukarıdan aşağı, ve havai kompozisyonludur. Batıda kompozisyonda Brüneleşinin bulduğu İlmî perspektif kullanılmıştır.
Barok ve Rokoko sanatta açık olan kompozisyon anlayışı Fransız klâsik sanatında kapalı anlayışa dönmüştür. Romantizm’de 1830 peyzajcılannda, empressiyonistlerde post empressiyonistlerde açık olan kompozisyon anlamı, soyut sanat anlayışı ile birlikte tekrar kapalı kompozisyon anlayışına itibar etmiştir. Çağımız sanatı halen kapalı kompozisyon içinde unsurlarını düzenlemektedir.
Burada kompozisyon, geniş anlamı içinde açıklanacaktır. Yani kompozisyonu tablo yüzeyinde bulunan unsurların birbirleriyle olan ilişikleri meydana getirir. Tablo ister figüratif (figürlü), ister objelerden meydana gelmiş olsun, objeler arasındaki bağlantıların Önemi büyüktür. Hattâ burada tablo resminin yalnız bu bağlantılar olduğunu söyleyebiliriz. Bu bağlantıların tümü tablonun iç organizmasıdır. Bu doku olmadan sanat eserine gitmek imkânsızdır.

Fransız ressamı Braque, resmi bu bağıntılardan ibaret bulmaktadır. Eski rönesans ressamlarından beri kompozisyonun iç nizamı, geometrik bir temel üzerine oturtulmuştur. Bu nizamı tasarlamadan nesimdeki objelerin olsun, figürlerin olsun düzeni mümkün değildir. Bu kompozisyon düzenleri, eskiden tablonun altına çizilirdi; ve düzenin istediği leke ağırlıkları bir obje şeklinde oraya yerleştirilirdi. Courbet’nin, bir leke yerine ne koyacağım günlerce aradığı ve nihayet bir arkadaşının yanında «hah! Şimdi buldum. Buraya bir çalı yerleştireceğim» dediği meşhurdur.
Sanat akımları hakkında detaylı bilgi için BKNZ : Sanat Akımları
Bu yazımızda resimde kompozisyona sanat tarihi açısından bakış konusunu inceledik. Resimde kompozisyon ile sanat akımları arasındaki ilişkiye değindik. Hangi sanat akımı hangi kompozisyon ögelerine yer verdi göz atmış olduk .Yeni yazılarda buluşmak dileği ile hoşçakalın .