Çatalhöyük Tarihçesi

Çatalhöyük, Türkiye’nin Konya iline bağlı Çumra ilçesinin on bir kilometre kuzeyindeki Küçükköy sınırları içerisindedir. İngiliz arkeolog James Mellaart’ın (Ceyms Melart) 1958 yılında ilk kazıyı başlattı. Çatalhöyük kazılarında insanlık tarihine ışık tutan önemli bulgulara ulaşılmıştır. 9 bin yıl öncesine tarihlenen Çatalhöyük sekiz bin nüfusuyla o dönemin en büyük ve en kalabalık yerleşmelerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Çatalhöyük antik yerleşim alanı, dünyanın en eski Neolitik yerleşim yerlerinden biridir. Anadolu ve Dünya tarihi için çok önemli bir yerdir. Çünkü erken Neolitik toplulukların yaşam tarzı hakkında bildiğimiz neredeyse her şeyi değiştirdi. Çatalhöyük’ün dikkat çekici özellikleri, büyüklüğü, evlerin ve konutların yerleşimi ve yerleşim süresidir. Modern ilk şehir.

Çatalhöyük, devasa bir antik yerleşimin parçasıdır. Şimdilik yerleşimin sadece% 5’inin keşfedildiği düşünülmektedir. Çatalhöyük, doğu ve batı olmak üzere iki höyükten oluşmaktadır. Doğu höyüğünün M.Ö. 7400 ile 6200 yılları arasında 18 farklı yerleşim katmanı vardır. Batı höyüğünün kalıntıları Kalkolitik döneme aittir.

Çatalhöyük Antik Kenti

Çatalhöyük Mimari Yapısı

Çatalhöyük’te konutlar veya evler, bugün gördüğümüz gibi geleneksel yapıya ilginç bir şekilde benzer inşaat tarzına sahiptir. Çatalhöyük için tek fark yerleşim yerinin yerleşim planıdır. Çatalhöyük evleri yaklaşık 25 metrekare alana sahip, düz çatılı ve tek kilerli bir yaşam alanı / odasıydı. Her evin bir ocağı, bir fırını ve bir bankı vardı. Oda ayrıca uyumak, oturmak için ahşap gibi farklı malzemelerle döşenmiştir. Bugün evleri inşa etmek için kullanılan blokların bir kısmı hava koşullarına rağmen bugün hala sağlam. Araştırmacılar, şehirdeki yanmanın bloğu sertleştirdiğini ve onlara hava koşullarına karşı direnç kazandırdığını düşünüyorlardı.

Evler birbirine bitişik ve düz damlı olarak aynı planda inşa edilmişti. Bununla birlikte her evin duvarı ayrıydı, duvarların bitişik olması nedeniyle evler arasında sokaklara yer verilmemiştir. Her yeni ev yanındakine göre biraz daha yüksekte inşa ediliyor ve evlere giriş damlarda açılan kapılardan sağlanıyordu. İnsanlar evlerine girip çıkarken damlara kurulu merdivenleri kullanıyordu. Tek katlı olan evlerinin yapımında kerpiç, ağaç, kil ve kamış kullanılmıştır. Damlar kerpiç duvarların ve şehrin güneyindeki ormandan elde edilen ağaç direklerin üzerine oturtulmuştur. Kamışla kapatılan damların üzeri sıkıştırılmış kil toprakla kaplanarak sağlamlaştırılmıştır.

Çatalhöyük Sanatsal Kalıntılar

Çatalhöyüklüler oda ve depo şeklinde iki bölümden oluşan evlerinin içini sıvayıp beyaza boyadıktan sonra duvarlarına resimler yaptılar. Bu resimlerde kilim desenleri, iç içe geçmiş daireler, yıldızlar ve av sahneleri ile akbabalar, leoparlar, kuşlar ve geyikler gibi hayvanlara yer verdiler. Evlerin tabanına ise tahıl sapları ve bataklık sazlarından ördükleri hasırları serdiler. Diğer yandan duvar diplerinde ev içi yaşamı kolaylaştırmak amacıyla sekiler ve yüksek platformlar inşa ettiler. Ölülerini kemikten yapılmış aletler, renkli taşlar, kesici aletler, taştan baltalar, deniz kabuğundan yapılmış boncuklarla birlikte bu platformların altlarına gömdüler.

Yürütülen kazılarda ahşap kaplar, kutular, kemiklerden yapılmış takılar, çakmak taşından hançerler ve bıçaklar ile obsidyen ok ve mızrak uçları bulunmuştur. Kazılarda ele geçen malzemeler içinde en dikkat çekenleri pişmiş topraktan yapılmış kap kacaklar ve bereket tanrıçası heykelleridir. Buluntulardaki üstün el işçiliği ve süslemeler Çatalhöyük’te gelişmiş bir sanat anlayışının varlığını göstermektedir.

Sanat Kalıntılar, Heykel, Ana Tanrıça