Piet Mondrian (1872 – 1944)
“Biçim, ve renk gerçek kullanışlarına ulaştılar: “ plastik” anlatım araçlarından başka bir şey olmayan biçimle renk geçmişte olduğu gibi yapıtta üstünlük kurmuyorlar artık.” // Piet Mondrian
1953 yılında yayınlanan Poética deU’architettura neoplásti ca adlı kitabında Bruno Zevi şöyle yazmaktadır:
“Van Doesburg’un yapıtlarıyla Mondrian’ın yapıtlarını karşılaştırırsak aradaki sınıf ayrılığı hiç şüphe yok hemen anlaşılır. Van Doesburg’daki çabukluk, deney coşkusu, Plastik bir anlatıma varmak amacıyla girişilen tartışma acelecilik her türlü figürasyonu eleyerek kübizmi aşar. Mondrian’da ise sözlerle anlatılama yan yetkinlikleri arayan sanatçının aşırı sabrı vardır. Van Doesburg ressam-eleştirmecidir, yeni anlatılan yollarının araştırıcısıdır.duygularını davranışlarıyla beraber dışa vurduran ilginç bir yaradılıştır. Mondrian ise, ozandır.”
Soyut resim, bugün bir çok ressam için olduğu kadar bir çok resim eleştirmecisi için de resim sanatının özüdür. Resim sana tının ulaştığı en yetkin noktadır. Ve soyut resim son yıllarda ortaya çıkan gelişigüzel bir sanat çabası da değildir. En aşağı elli yıl içinde oluşmuş bir yetkinliktir bu.
Soyut resmi en iyi bilenlerin, en iyi anlayanların başında mu hakkak ki Fransız resim eleştirmecisi Michel Seuphor gelir. Seuphor soyut resim akımını günü gününe çok yakından izlemiş, Kandinsky, van Doesburg, Mondrian gibi ressamları bütün yaşantılarıyla tanımıştır. Öteki bütün soyut resim sanatçılarının çalışmalarını da yakından izleyen Seuphor’u bu alanda en ilginç yetkili olarak gördüğümden Mondrian’a ayırdığım bu bölümde kalemi doğrudan doğruya bu resim eleştirmecisine bırakıyorum:
“Piet Mondrian 1872 yılında Hollandanın merkezindeki ‘Amersfoort kentinde dünyaya geldi 1944 yılında New York’ta öl dü. Koyu Calvin’ci bir ailenin çocuğuydu. Öğretmen olan babası oğlunun da öğretmen olmasını istiyordu. Ama bu mesleğe girmek istemeyen Piet halk okullarında resim öğretmenliği yapmak amacı ile iki diploma aldıktan sonra Amsterdam Akademisi’ne girdi.
Piet Modrian’ın Öğrencilik Yılları
(1892). Çok çalışkan bir öğrenciydi. Öğretmenlerine sevdirmişti kendisini. Daha sonra zor bir döneme giren Mondrian çok resim yapıyor, pek satamıyordu resimlerini. Geçimini sağlamak için müzelerdeki tabloların kopyalarını çıkarıyor ya da bilimsel resimler yapıyordu.
Piet Mondrian özellikle Amsterdam dolaylarında resim yapıyor ve sık sık aynı motife dönüyordu: Örneğin; Duivendrecbt Çiftliği’ni aynı görüş açısından bir çok defalar yeniden yapmıştır. 1903 yılına doğru Hollandanın Brabant katolik köylüleri arasında uzunca bir süre kalan Mondrian o dönemde yeni ufuklara yönelmiş gibidir.
“Dinsel sorunlar ressamı çok çekiyordu. Bir kaç yıl sonra kendisinin de üye olacağı Teozofi Derneğinin yayınlandığı kitaplan okuyordu. Mondrian o yıllarda daha çok şurda burda gördüğü evlerin ya da orman ağaçlarının arasındaki manzaraların resimlerini yapıyordu.
1908 yılında Walcheren adasındaki Dombourg’a giden ressamın çalışmaları o yıl baştanbaşa değişikliğe uğradı. Paleti ışıklandı. Daha önce sık sık kullandığı mor yavaş yavaş kaybolarak yerini açık maviye, beyaza, pembelere, altın sarılarına bıraktı.
“Dostları Paris’e gitmesini öğütlediler. HollandalIı ressam Kickert Montparnasse’daki atölyesini bıraktı ona. Mondrian 1911 yılının sonunda Paris’e gitti. Hemen kübizmin etkisinde kalan ressam ünlü Ağaçlar’ını yaptı. Belli bir temin arka arkaya yapılmış soyut görüntüleri olan bu resimler yüzyılımızın resim sanatında tektir.
Neoplastisizm’in öncüsü
Piet Mondrian savaşın patlamasından on beş gün önce Hollanda’ya dönerek hastalanan babasının yanma gitti. Amsterdam’dayken savaş patlayınca ressam ancak barış anlaşmasından sonra Parise dönebildi. Dört buçuk yılını Dombourg’da, Scheveningen’de, Amsterdam’da ve Laren köyünde geçiren Mondrian soyut araştırmalarını sürdürdü. Bunların arasında Deniz temi, Katedrallerin Ön Görünüşleri temi bulunmaktadır. Ve bu araştırmalar 1915 yılında yatay ve düşey çizgilerin düzenliliğine ulaştı. Daha sonraları artı ve eksi dizisi diye adlandırılacak olan bu tablolar Neo-plasticisme’in ya da arık plastikin öncülüğünü yapıyordu.
“Mondrian o yıl tanıştı Théo van Doesburg’la. ki ressam De Stijl (Stil – Üslûp) dergisini kurdular. Derginin ilk sayısı 1917 yılının Ekim ayında çıktı. O dönemde Mondrian az resim yapıyor, daha çok yazı yazıyordu. De StijI’de kendi resim anlayışıyla ilgili uzun denemeler yayınlıyordu. Bunların bazıları karşılıklı konuşma biçimindeydi. Bu denemelerin Doğal gerçek ve soyut gerçek adını taşıyanı Soyut Sanatın temel taşlarından biri olarak kabul edilebilir.
“1919 yılının başında Parise dönen Piet Mondrian yatay-düşey neo-plastik temi üzerindeki düşüncelerini sürdürdü ve ölünceye dek bunları derinleştirdi. Önce tablolarındaki fonlar griydi, sonra ma viye dönüştü. Ama 1922 yılından sonra beyazdan hiç şaşmadı. Renkler arasında daha çok severek kullandığı kırmızıydı. Bu dönemdeki yapıtlarından bazılarında tablonun üçte ikisini kaplayan bir dik dörtgen vardır.
Tablorını Çok Az Görücüye Çıkıyordu
“Ressam tablolarını çok az sergiliyordu. Çok düzenli bir atölyede neo-plastik ilkelere göre sessiz sedasız çalışıyordu. Ressamın yapıtının anlamı o yıllarda memleketinin sınırlarından taşmaya başlamıştı. O dönemde bir ara Léger ile Baumeister Mondrian’ın düşüncelerinin etkisinde kaldılar bir ara. Ressam daha sonraları Ben Nicholson ile Max Bill’i de etkiledi
“1938 yılının Eylülünde savaşın yaklaşmakta olduğunu hisseden Piet Mondrian Paristen Londraya geçti, oradan da 1940 yılının Eylülünde New York’a gitti. Bir çok hayranı vardı New York’ta. Bundan cesaret alarak yeniden çalışmaya koyuldu. Londra’da ya da Pariste başladığı tablolarını orada tamamladı. Yaşantısının son iki yılı maddesel bir rahatlık içinde geçti. Bu rahatlık içi rahatlığını da etkiledi.
“Mondrian bu dönemdeki çalışmalarında siyah rengi attı.. New York City adını taşıyan tablosunda sarı, kırmızı ve mavi çizgiler vardır yalnız. Broadway boogie-woogie tablosunda çizgiler neşeli bir pizzicato‘nun etkisindeymiş gibi küçük dikdört genlere bölünme eğilimini gösterirler. Ressamın tamamlayamadan öldüğü Victory boogie- woogie adlı tablosunda ise kıvanç bir senfoni halinde tamlığa varır. Bu tabloda ölçü ve özgürlük, çekingenlikle coşku yetkin bir birlik kurarlar ama yapıtın bütünün de yatay-düşey neo-plastik veri temel kanun olarak belirir gene de.
“Mondrian’ın önemi yüzyılımızın resminde çok büyüktür. Yalnız en arı, en çıplak soyuta natüralizmin yavaş ve aşamalı gidişiyle değil, aynı zamanda bu gidişin niteliğiyle de önemlidir. Her adım bir insanın tüm varlığıdır. Oluşmasının hiç bir anında nu resim (Mondrian’m tabloları) ilgisiz bırakmaz kişiyi: tam bir sorumluluk taşır ve uzlaşmaya yanaşmaz hiç. Soyutun en çorak zirvelerinde bile resme sıcaklık katan, insanlık duygusu ekleyen, resmi taklit edilemez bir hale getiren bir şey titreşir tablonun gerisinde.’’
Piet Modrian’ın Sanata Bakış Açısı
Gerçek çağdaş sanatçı bir güzellik coşkusunda bi linçli olarak duygulanır, güzelin coşkusunun evrensel olduğuna bilinçli olarak inanır. Kişi doğrudan doğru ya evrensele bağlı olduğundan bu bilinçli benimsemenin tanıtlanmış önermesi soyut plastiktir.
Pizzicato: İtalyanca bir müzik deyimi. Yaylı sazlarda


