Osman Hamdi Bey kimdir, hayatı, eserleri, tabloları, çalışmaları, resimleriile ilgili detaylı bilgiye bu makaleden ulaşabilirsiniz, Osman Hamdi tablosu, eserlerini inceleyebilirsiniz.
Osman Hamdi Bey Kimdir, Hayatı, Eserleri, Tabloları, Çalışmaları, Resimleri (1842,1910)
Osman Hamdi’nin kişiliği, bilim, sanat ve yorulmak bilmeyen çalışma gücü ile birleşen bir bütün içinde değer kazanmıştır. Sanat sevgisinin ve başarma heyecanının üstünlükle yer aldığı bir mizaç, bütün davranışlarında, kendine güvenli, düşüncelerini çekinmeden açıklayan, inandığını kuvvetle savunan uygar bir insan olarak kendini belli etmiştir. Padişahlık devrinin güç koşulları içinde, bütün güçlüklere göğüs germiş, üzerine aldığı önemli ödevleri başarı ile yürütmüştür.
Osman Hamdi Bey Kimdir, Hayatı?
1842’de İstanbul’da doğmuş olan Osman Hamdi, sonradan II. Abdülhamit devri Sadrazamı olan Ethem Paşa’nın büyük oğludur. Doğduğu şehirde Mektebi-Maarif-i Adliye’de okumuş, henüz on altı yaşında iken (1858), bir ödevle Sırbistan’a ve sonra da babasiyla birlikte Viyana’ya geçerek orada müzeler ve resim sergileriyle ilgilenmiştir. Bu gezi izlenimleri, ömrü boyunca süren bilim ve sanat hayatında çok faydalı sonuçlar sağlamıştır.
1857’de hukuk öğrenimi için Paris’e giden Osman Hamdi, bir yönden de güzel sanatlar okuluna ve ozel resim atelyölerine devam ederek çalışmıştır. 1867’de Paris genel sergisinde Osmanlı Hükümetinin temsilcisi olarak bulunmuştur. Paris’te kaldığı on dört yıl içinde hukuk ve resim öğrenimi yapmış ve dönüşünde Mithat Paşa’nın Bağdat valiliği sırasında, umuru ecnebiye müdürü olarak Bağdat’ta görev almıştır, sonra da İstanbul’da yabancı elçilerin protokol işlerinde görevlendirilmiştir (1871-1875). Türkiye’nin de katıldığı Viyana Uluslararası Sergisi’ne (1874) yönetimci olarak gönderilmiştir. Osman Hamdi, 1881 yılına kadar basın müdürlüğü ile birlikte, birçok görevlerde bulunmuştur, bir dönem resimle hayatını kazanmak istemiştir. II. Abdülhamit devrinde 1881’de D.P. Dethier’nin yerine Osmanlı Müzai Müdürlüğüne atanmış ve Sanayi-i Nefise Mektebi Alisi bugünkü adıyla Güzel Sanatlar Akademisi’ni kurmuştur (1883). Osman Hamdi, bilim ve sanat alanlarındaki çalışmalarıyla ülkeye önemli kazançlar sağlamıştır, belki bir bakıma modern sanatların ülkedeki kurucusu sayılabilir. Onun sanatçı kişiliği arkeoloji alanındaki çalışamalara da liderlik etmiştir.
Osman Hamdi, henüz onbeşindeyken, hukuk öğrenimi için Paris’e gitmiştir. Fakat daha küçük yaşta sanata olan merak ve sevgisi onu resim alanında çalışmaya yöneltmiştir. Bir yönden müzelerde çalışırken, belirli formüllere bağlı akademik tutumla öğretim yapan Boulanger (1806-1867) ve Gârome (1824-1904) atölyelerinde resim öğrenimini sürdürmüştür. Osman Hamdi, Paris’te kaldığı on iki yıl içinde, klasik bir kaynaktan gelmekle birlikte, gittikçe bu kökten uzaklaşan bir sanat anlayışının etkisi altında gelişmiştir. Osman Hamdi’nin Paris’te bulunduğu sıralarda (1857-1869) Ingres (1780-1867) ve Delacroix (1798-1863) gibi ünlü Fransız sanatçıları henüz yaşamakta ve sanat ideallerini belirten iddialı eserlerinin yankıları henüz devam etmekte, bir yönden de XIX yüzyılın ikinci yarısında bilim, fen ve edebiyattaki pozitivist akımlara paralel, başında ünlü Fransız ressamı Courbet (1819-1877) buluduğu genç sanatçıların, sanatta daha objektif gerçekler üzerinde durulmasına dayanan realist akımıyla sonra da sanata yeni bir anlatımla renk ve yapış tarzı getiren Impressionnisme akımı, resme yenilikler getiriyordu.
Sanat Eğitimi, Çalışmaları
Batı sanatıyla ilişki kurduğumuz ilk devre içine giren Osman Hamdi, çağdaşları arasında daha geniş alanlarda çalışarak, çok verimli işler başarmıştır. Arkeoloji bilgisi resimden daha az değildi. Resim yapmada gösterdiği titizlik, maddeyi bütün özellikleriyle inceliyerek usta bir işleyişle değerlenen sanatçılığı, arkeolojik çalışmalarında yardımcı olmuştur. Çağdaşı sanatçılar gibi Osman Hamdi de, gelenekçi bir sanat kültürü ile oldukça ilişkili bir sanat formasyonu almıştır. Görüneni resme çevirme amacı güden objektif bir anlayış içinde eserler vermiştir. Realist ve akademik bir karekter taşımasma rağmen, eserlerinde küçümsenemiyecek değerler saklıdır. Bu değerlerin başında, sanata olan sevgi ve saygısından gelen derin bağlılığı gelir.
Ünlü Osman Hamdi Bey Tablosu: Kaplumbağa Terbiyecesi
Osman Hamdi Resim Teknikleri
Tabiat ve kendine vergi serin kalplilikle, bayağılığa düşmeden soylu bir şekilde anlatılmıştır. Herkesin çoğunlukla kullandığı ve gelenek haline gelmiş olan bir çeşit teknik onun fırçasında değer kazanarak duyuş ve özlenimlerini anlamlı bir duruma yükselten, kendine özgü bir üslüpla değişik bir anlam almıştır. Eserlerindeki form ve rengin değerlendirilişinde, eşyanın yapısını, özelliklerini bozmadan ve bunlara bir şey de katmadan, oldukları gibi, bütün detaylarıyla işlenmesiyle birlikte bütünün parçalanmamasına önem vermiştir. Formu sağlamak için de ışık ve gölgeden faydalanılmıştır. Renkte ise eşyanın kendi rengine bağlı kalmıştır.
Rengin yanında ışık gölge ve çizginin daha önem aldığı açıkça beliren eserlerinde Osman Hamdi, başka bir bakımdan da resmimize yeni bir hava getirmiştir. O zamana kadar resmimizde görülmeyen konulu resim, onun fırçasında gelenek ve göreneklerimizi, sosyal hayatımıza ait hoş ve güzel yönleri anlatımda bir aracı olmuştur. Çağdaşları, manzara resimleri, natürmortlar, portreler, anıtlar ve tarihî yerleri işlerken, Osman Hamdi, içinde figür bulunan konulu kompozisyonlar yapmıştır. Konuların hemen hepsinde iyimser bir hava vardır. Hoş görünüşleriyle batı için özelliği olan yaşayışımızm çekici yönleri tanıtılmıştır.
Rahatlık yaratan etkileriyle değer kazanan eserlerinde, gerçeğe bağlılık, çeşitlilik, zengin detaylı süs motifleri, üstünlükle belirtilmiştir. Eser içinde yer alan en küçük parçalar bile inceden inceye araştırılmıştır. Tablolarında yer alan baş kişi, kendisidir. Figürlerin giyim ve süsleri, dekor, Türk çinilerinin cümbüşlü parıltıları, kumaşların parlaklığı, sedef kakmalı, fildişi ve kemikten yapılmış mobilyalar, buhurdanlıklar, türbe ve cami kapıları üzerindeki yazıtlar, bronz miğferler, kılıçlar, sedef işlemeli silâhlar, hepsi kararlı ve doğru bir çizgi ile dikkatli ve titiz bir teknik disiplini içinde, aslını aratmayacak bir gerçeklikle meydana getirilmiştir.
Türkiye’de Eski Eserler Müzesi ve Sanayi-i Nefise Okulu (Güzel Sanatlar Fakültesi) Kuruluşu
Osman Hamdi, bir ideal olarak bağlandığı ve çalışmalarının temelini meydana getiren kültür kuruluşları için (Eski Eserler Müzesi, Sanayi-i Nefise Okulu, Resim Kolleksiyonu) geniş bilgisi, sanatçılığı, onun bu çalışmalarına önderlik etmiştir. Dünyaca tanınmış büyük sanatçıların eserlerinden kopyalarla yerli sanatçılarımızın eserlerini birlikte sergileyen bir müzenin kurulması hususunda ilk girişim, onun tarafından yapılmıştır. Halkı ve mesleğe girecek genç kuşakları, güzel eserlerle karşı karşıya bulundurmak ve onlara bu eserler üzerinde inceleme olanağını vermek amacıyla giriştiği bu işi, çabası eksilmeden, ölümüne kadar sürdürmüştür. Para yetersizliği ve daha birçok güçlükler dolayısıyla başarılamayan bu eser, sonradan kardeşi H. Ethem tarafından, dünya müzelerinde ki tabloların kopyaları yaptırılarak, daha önce düşünülmüş olan bu resim koleksiyonu oluşturulmuştur. Dünyaca tanınmış büyük ressamlarla yerli sanatçılarımızın eserlerini bir araya toplayan bu kolleksiyon, 27 ekim 1915’te Cağaloğlu’nda dil okulu olarak yapılan sonra da Sanayi-i Nefise Mektebi’nde sergilenmiştir. Eserlerin bir kısmı İstanbul Resim ve Heykel Müzesinde bulunmaktadır.
Osman Hamdi Bey, yurtta henüz hepsi birer yeni konu olan büyük işleri yürütmeye çalışırken hiçbir zaman resme uzak kalmamış, eser vermeyi ömrünün sonuna kadar sürdürmüştür. Bu eserleran önemli bir kısmı, Resim ve Heykel Müzesinde bulunmaktadır. Kurucusu olduğu Sanayi-i Nefise Şahane Okulu’nun (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi) 75. öğretim yılı dolayısiyle anılmış ve bu arada aile ve özel kolleksiyonlardaki eserleri, resim ve heykel müzesinde sergilenmiştir. Sanat hayatının değişik devirlerini anlatan bu sergide (1957), Hamdi Bey’in oğlu Ethem Eldem’in, Mimar Refik Gökkan’ın, Hamdi Bey’in torunu Cenan Sarç’ın, İsmet Karadoğan’ın, İhsan İpekçi’nin, Haldun Simavi’nin, resim ve heykel müzesinin ve Union Française Müdürlüğünün kolleksiyonlandan toplu 29 eser sergilenmiştir.
Osman Hamdi, batı ülkelerinde olduğu gibi, güzel sanatları kapsayan bir kuruluşun Türkiye’de açılması zamanının geldiğine ve bir ihtiyaç halinde duyulan sanat eğitiminin, yetenekli yeni kuşaklar için çok faydalar sağlayacağına da inanmıştı. Osman Hamdi Bey’in tüm tablolarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Osman Hamdi Bey’in Arkeoloji Çalışmaları
Aynı zamanda dünyaca tanınan bir arkeolog olan Osman Hamdi, İstanbul Arkeoloji Müzesi kuruluşunu sağlamıştır. Birinci Dünya Savaşına doğru giden dünyanın elverişsiz koşullarına direnerek kurduğu bu müzeyi, kazılardan çıkardığı birçok değerli eserlerle de zenginleştirmiştir. Müzenin yapılışında da Osman Hamdi’nin emeği büyük olmuştur.
Osman Hamdi’nin müze müdürlüğüne atanmasıyla ilk iş olarak, eski müdür Dr. Dethier zamanında üstüste yığılı bir halde duran çinili köşk içindeki eserleri düzenlenlemeye başlamıştır. Bu işlerle ilgili birçok zorlukları giderecek yetkisi olmayan Osman Hamdi için bu görev gerçekten ağır olmuştur. Çünkü o zamana kadar bir bilim dalında yetkili kişilerin bulunmayışı, işleri bir kat daha güçleştirivordu. Osman Hamdi bu elverişsiz koşullar içinde, Padişaha birçok bildirilerde bulunmuş, eski eserler biliminin ne derece önemli bir sanat dalı haline geldiğini, müzelerin artık depo durumundan çıkarılmasını, ilgili yöneticilere duyurmaktan geri kalmamıştır. Osman Hamdi o zaman Dahiliye Nazırı olan babası Ethem Paşa’nın konumundan faydalanarak, il memurlarına gönderdiği bildirilerle eski eserlerin önemi üzerinde durarak bunların korunması için dikkatli olmaları konusunda ilgilerini çekmiştir.
Müzeciliğin Gelişimine Katkıları
Bir yönden de müzenin bilimsel ayırımı için temel girişimlerle müzecilik ve sanat tarihi bakımından Avrupa’nın tanınmış uzmanlarını getirmeyi düşünmüştür. Tanıdığı o zamanki Fransız elçisi Tissou aracılığıyle Fransa encümeni daniş üyesi, ünlü sanat tarihçisi Salomon Reinach’ı çağırarak, yalnız müzedeki eserlerin bölümlemesini değil, bütün koleksiyonların bir sıralamasını da yaptırarak işleri düzenlemiştir. Türk müzeciliğinin gelişimi bakımından büyük önemi olan ve o zamana kadar eser bakımından müzenin fakir bir durumda kalmasına sebep olan Eski Eserler tüzüğünü değiştirerek, dışarıya eser kaçırılmasını önlemiştir. Yeni tüzüğün uygulanmasiyle (1883) artık yurttaki yerli ve yabancı halkın resmi izinle yapacakları kazılarda ortaya çıkacak eserlerle, rasgele sağlanan bütün eski eserlerin doğrudan doğruya müzeye maledilmesi güvenlik altına alınmıştır. Tüzükte yapılan bu değişiklik, dış memleketlerde birçok eleştirmelere uğramış ve iyi karşılanmamıştır. Yapılan bu değişiklikler, bu dalda çalışanlar için teşvik edici olmuştur.
Osman Hamdi. Müze müdürlüğü (İstanbul Arkeoloji Müzesi) ile ilgili işlerle uğraşırken bir yönden de müzeyi zenginleştirmek için yeni kazılara başvurmuş ve bu çalışmalara ait harcamaları hükümetten almayı da başarmıştır. Eski (Etolia) bugünkü (Ayvalık ve Bergama) bolgesinde lahit kabirlerini aramak üzere yapılan çalışmalardan iyi sonuç alınınca müze müdürlüğü için ödenek ayırtılmıştır. Osman Hamdi, daha müze müdürlüğüne getirilmeden önce Prof. Sister tarafından başlanmış olan Nemrut dağındakı kazılarda Kral Antinohus’un büyük mezarları bulunmuş oldugunu duyunca, kazı yerine giderek durumu incelemiş sonra da Zincirli’ye giderek eski eserler kalıntılarını ortaya çıkarmıştır. Osman Hamdi’nin bu yönde başlıyan arkeolojik çalışmaları aralıksız yürütmüştür. Sayda (Sidon) da 1887-1888 yıllarında yaptığı kazıda arkeolojik bakımdan büyük bir buluş olan, dünyaca ünlü eski lâhitlerin ve bu arada Büyük İskender lahdinin ortaya çıkarılışı, kendisine uluslararası bir ün sağlamıştır
Arkeoloji kazıları
Osman Hamdi Bey, kendi yönetiminde yapılan kazıları yürütürken, uygulanmaya başlanmış olan eski eserler tüzüğünün yenilenmesiyle sağladığı faydalar da belirmeye başlamıştır, Suriye’nin ayrı ayrı yerlerinde yapılan kazılarda çıkarılan eserler İstanbul’a gönderilmeye başlanmış, Anadolu’da yapılan kazılarda da yabancı arkeologlar tarafından birçok eski eserler ortaya çıkarılmıştır. Osman Hamdi’nin araştırma yaptığı yerler, daha çok Aydın dolaylarında olmuş ve bu kazılardan, başarılı sonuçlar almıştır. Fakat II. Abdülhamit, bu yerlerde dolaşmasını yasakladığından, kazıyı kardeşi H. Ethem gözetmiştir. Müze adına Osman Hamdi tarafından yapılan araştırmalar sonucunda, Aydın Menteşe sancağına bağlı Milas ilçesi içinde eski ismi (Lakina) da Hecate anıtını kuşatan süslü kabartma frizler çıkartılmıştır. (1891-1892). Ayrıca Aydın ili içinde Trallis (Trans) müze tarafından yaptırılmış kazıda da (1902) birçok değerli eşya da ortaya çıkarılmıştır.
Osman Hamdi’nin eski eserler müzesi müdürü olarak bu başarıları, yurt dışında da büyük ilgi yaratmıştır. Atina’daki Fransız okulunun kuruluşunun 50. yılı dolayısıyle (1898), Oviedo Universitesinin (İspanya) 100. yılı (1908) ve Fredrich müzesinin (Berlin) kuruluşu münasebetiyle (1904) basılan madalyalardan birer tanesi kendisine verilmiştir. Şark bilimleri eski eserler derneğinin, Alman imparatoruna verdiği madalyayı da Hükümdar, Osman Hamdi’ye hediye etmiştir.
Uluslararası birçok bilim sanat kuruluşlarında yer almış olan Osman Hamdi, Enstitüt de France, Berlin, Londra, Viyana, Boston, Filadelfia Eski Eserler Enstitüleri, Atina Eski Bilim DerneğiÜyesi, İngiliz Mimarlık Akademisi onursal üyesi, Avusturya Güzel Sanatlar Müzesi haberleşme üyesi olmuştur. Penislivinya da ve Oxford Üniversitesinde doktorluk ünvanı almıştır. Bilim dünyasında başardığı işlerle kendini tanınan Osman Hamdi, müzeye alınışınm 25. yılı nedeniyle Haydlberg, Aberden Üniversitelerinden doktorluk, Leipzig Üniversitesinden doktor ünnavını, Bavyera Krallığından büyük altın madalya ödülü verilmiştir. Daha bir çok kutlama ve kabul almıştır.
Osman Hamdi Bey Tabloları, Tüm Eserleri, Resimleri
Resim Heykel Müzesi: Camiden Çıkış: Rüstem Paşa Camii, Şehzade Camii türbesi içi, Konuşan Hocalar, Ethem Bey’in (Hamdi Bey’in oğlu) çocukluk portresi, Desenler (Bağdat’ta bulunduğu zamanlarda yapılmış 1896), Kayın validesinin portresi, Karısı Naile Hanım’ın portresi, Bir İtalyan Kızı Etüt, Balıkçı İsmail Ağa (Etüt). Tevfik Bey’in portresi (Hamdi Bey’in yeğeni).
Yurtdışı Müzerlerde: Halı Satıcısı (Berlin Müzesi), Abıhayat Çeşmesi (Londra Müzesi), Silah Satıcısı (Londra Müzesi), Gezintide Kadınlar, (Boston Müzesi), Okuyan Erkek, (Liverpol Müzesi).
Özel Kolleksiyonlar: Haldun Simavi Haremden, hamam kısmı
Union Française: Okuma Celâlettin Paşa: Sultanahmet Camii kapısı önünde kadınlar
Pera Müzesi: Kaplumbağa Terbiyecisi, İki Müzisyen Kadın, Pempe Başlıklı Kız, Çoban Mustafa Paşa Camisi, Kökenoğlu Rıza Efendi Portresi
İhsan İpekçi: Rahatlık Mimar Refik Gökhan: Satıcı, Türbe kapısı önünde kadınlar
Ethem Eldem: O. Hamdi’nin Kızı Leylâ Hanım’ın portresi, Bağdat, Dicle kıyısı (Suluboya), Eskihisar (Poşat) Cenan Sarç: Nazlı Hanım’ın portresi. (Hamdi Bey’in kızı), Naile Hanım’ın portresi (Hamdi Bey’in karısı), Eskihisar, (Peyzaj), Nimet Hanım’ın portresi, Despinanın portresi
İsmet Karadoğan: Tevfika Hanım’ın portresi (Hamdi Bey’m yeğeni), Tevfika Hanım’ın çocukluk portresi
Avusturya İmpartorunun Özel Kolleksiyonu: Din adamı.
Osman Hamdi Bey Tablosu Resimleri

Osman Hamdi Bey Eserleri, Pembe Başlıklı Kız

Çoban Mustafa Paşa Camisi tablosu
ARTHİPO OSMAN HAMDİ BEY TABLOSU SATIN ALMAK İÇİN GALERİYE BAĞLANIN.

















