Henri Rousseau

Resim yapayı ben değilim, elimi başka biri tutuyor. Henri ROUSSEAU

Sevimli Henri Rousseau, duyuyorsun bizi seni selamlıyoruz.  Delaunay, karısı, Bay Oueval ve ben. Bırak denetlemeden geçsin bavullarımız cennetin kapısından. Fırçalar, boyalar, tualler getirdik sana. Gerçek ışıkta kutsal boş zamanlarını ayırasın diye resmini yapmaya. Yıldızların yüzünün.Tıpkı benim portremi çektiğin gibi.

Apollinaire’in mısralarıdır bunlar. 1912 yılında Henri Rousseau’nun dostları ressamın mezarının başında toplanmışlardı. Apollinaire’in hemen orada çiziktirdiği mısraları heykelci Brancusi ile ressam Ortiz de Zarate Rousseau’nun mezar taşı üzerine kazdılar. Dört yıl sonra Apollinaire’in bir şiir daha yazıyordu Rousseau için;

Küçücük bir kuş Omuzunda bir meleğin,

İkisi de övüyor şarkıyla Sevimli Rousseau’yu.

Hareketleri dünyanın,

Anılar gidiyor gidiyor

Dalgalarda bir vapur gibi

Yerinmeler de denizin dibini boyluyor.

Sevimli Rousseau

Övgündeki

Bu meleksin sen

Bu kuşsun sen.

Ve iki gül ağacı ruhuna tırmanıyordu.

henri-rousseau-2-orman-ve-aslanlar-arthipo

Eğlenceli Bir İnsan

Apollinaire büyük bir ozandı, Rousseau için yazdıkları duy­gulu övgülerdi. Ama Henri Rousseau sağken Apollinaire’den Picasso’ya, Gauguin’den Braque’a kadar çevresinde ne kadar dost bildiği kişi varsa hepsi onunla doyasıya eğlendiler.

Bir akşam Gauguin Rousseau’nun evine uğramış. Cumhurbaşkanının bir çağrısını vermiş ressama. Çağrıya göre Cumhurbaşkanı Elysee sarayında bir yemek veriyormuş. Çağrıyı alan Rousseau çok sevinmiş. Temiz pak giyinmiş ve saraya gitmiş. Döndüğü zaman da çevresindekilere şu açıklamayı yapmış:

“Cumhurbaşkanı çok nazik davrandı bana. Beni kapıda karşıladı. Bana: “Redingotla geldiğine yazık etmişsin Henri Rousseau. Bak herkes fraklı. Seni içeri alamam. Ama başka defa gel, çok memnun edersin beni” dedi”.

Başka bir gün, “Übü Kral” oyunun ünlü yazarı Alfred Jarry o çağın en ünlü ressamlarından Puvis de Chavannes’ın atölyesini gezmeğe geleceğini Henri Rousseau’ya haber vermiş. Jarry birini bul­muş. Adamın yüzüne takma sakal takma bıyık yapıştırmış. Puvis de Chavannes’a benzetmiş Ve Henri Rousseau adamı atölyesinin kapı­sında karşılayarak:

Günaydın! Çoktandır seni bekliyordum!” demiş.

Rousseau’ya oynanan oyunlar, yapılan şakalar sayılmayacak kadar çoktur. Dostları tarafından tam anlamıyla “işletilen” bir insandı Rousseau, Gerçekten bu katlar bön müydü acaba? Bu kadar ahmak mıydı? Bu kadar saf mıydı? Ölümünden bu yana elli altı yıl geçti. Ressamın kişiliği üzerine birçok incelemeler yazıldı. Ama bu yönü henüz bir aydınlığa kavuşturulamadı.

henri-rousseau

Gümrükçü Lakabı

21 Mayıs 1844 tarihinde Laval’da dünyaya gelen Henri Rous­seau Paris gümrüğünde memur olarak çalışıyordu. Kırk yaşınday­ken emekliye ayrılmasını istedi. Bu arada birçok sergilere katıl­mış, “Übü Kral” yazarı Alfred Jarry ile 1886 yılında Bağımsızlar Salonu sergisinde tanışmıştı. Henri Rousseau’nun kişiliğinde sonsuz bir “işletme” kaynağı bularak ressama “Gümrükçü” adını takan Jarry’dir.

Saksafon ve keman çalan Gümrükçü geçimini sağlamak için resim, diksiyon ve solfej dersleri veriyordu. İlk karısı öldükten sonra 1899 yılında 55 yaşındayken ikinci bir defa evlenmişti. Ay­nı yıl “Öksüz Bir Rus Ktztn’ın Öcü” adında “beş perdelik bir dram* yazdı Dört yıl sonra ikinci karısı öldü. Daha sonra da Leonie adında bir kadına çılgınca âşık oldu. Leonie 54 yaşındaydı. Rousseau sevgilisini saatlerce yağmurun altında beklermiş. Rousseau Leonie’yi kadının babasından istedi. Ama elli dört yaşındaki sev­gilisinin babası kızını ressama vermedi çünkü karşılıksız bir çek sorunu yüzünden Rousseau hapiste yatmıştı. Gerçi suçsuzluğu ortaya çıkmıştı ama artık damgalanmıştı. Üstelik Leonie’nin ba­hası gülünç tablolar yapan bir ressama kızını veremeyeceğini ke­sinlikle bildirmişti. Görüldüğü gibi ne kadar olmayacak şey varsa Rousseau’nun başına geliyordu. Ve ressam yaşadığı sürece hep öyle olmuştu.

Portreye Bakış Açısı

Rousseau “portre yapmak” yerine “portre çekmek” deyimini daha çok kullanırdı. Üstelik modellerinin ölçülerini cetvelle alır­dı- Apollinaire’in ve sevgilisi ressam Marie Laurencin’in yana ya­na portresini yaptığı zaman da ozanın yüzünün ölçüsünü cetvelle almıştı. Apollinaire çok “bozulmuştu” buna.

Son yetmiş beş yıl içinde ortaya çıkan bütün “Primitif”ler gibi Rousseau da çağdaş resim üzerinde bir etki yaratmamıştır. Bir arkadaşına Gümrükçü: “Resim yapan ben değilim, elimi baş­ka biri tutuyor” demişti. Çağımızın en ilginç resim eleştirmecile­rinden Herbert Read “Çağdaş Resim Tarihi” adlı köklü kitabının önsözünde Rousseau için şunları yazmıştır: “İlke davranışları gi­bi görünebilecek bazı elemelerin açıklanması gerekir. Çağdaş res­samların büyük saygı ve sevgisini kazanan Henri-Henri Rousseau’yu çağdaş resmin öncüleri arasında saymadım. Çünkü bence Rous­seau’nun üslûbunun arılığının ne anlamda olursa olsun “çağdaş” bir niteliği yoktur. Morris Hirshfield İvan Generalic, Joseph Piekett, John Kane, Rouis Vivin, Andre Bauehant, Camilie Bombois gibi çağımızın bütün “arı” ressamları için de durum aynıdır.”

Şu var ki bizler henüz Henri Rousseau gibi bir ressamı eleyebilmek durumunda değiliz. Türkiye’de henüz bir Herbert Read, bir Miehel Seuphor bir Maurice Raynal yetişmemiştir. Daha acısı çağ­daş ressamları teker teker tanıtan ilginç ve toplu kitaplar da ya­yınlanmamıştır.

uyuyan-cingene-the-sleeping-font-b-gypsy-b-font-by-henri-rousseau-arthipo

Resimlerinin Birçoğu Kaybolmuştur

Henri Rousseau’yu çağdaş resim üzerinde büyük bir etkisi olma­mıştır ama tablolarının çoğunda büyüleyici bir etki vardır. Tekni­ğini nasıl elde etmişti, hangi ustalardan esinlenmişti, sanat üze­rine derinlemesine bir düşünce yöntemi var mıydı? Bunlar bilin­miyor. Ressamın yaptığı tabloların sayısı da bilinmemektedir. Re­simlerinin çoğu anlayışsız kimselerin ellerinde kalmış, kimisi yok edilmiş, kimisi hor kullanılmıştır.

Rousseau sevgilisi Leonie ile evlenemeden öldü. 19l0 yılının Ağustos ayında ressam bacağından yaralandı. Yalan mı doğru mu konuştuğu çok zaman anlaşılamayan Gümrükçü Bitkiler Bahçe­sinde bir hayvanın kendisini ısırdığını söyledi. Yara kangrene dönüştü ve Rousseau 2 Eylülde 6ö yaşında gözlerini dünyaya ka­padı* Dostları ölümünü geç öğrendiler. Cenazesini yedi kişi izle­di. Bunların arasında bir tek ressam vardı: Signac. Ama Picasso- dan Delaunay e, Vollard’dan Apollinaire’e kadar o kadar çok dos­tu vardı ki bunlar ressama yaptıkları bütün “ağır” şakalara kar­şın Gümrükçü’nün ölümünü zamanında öğrenselerdi hepsi cena­ze törenine koşarlardı.

Resim eleştirmecisi Pierre Courthion “Gümrükçü” Rousseau’nun yapıtlarını altı bölümde toplar:

  • Gümrükçünün ya da yakınları ve tanıdıklarının yaşantısıyla ilgili sahneler: Bunlar ressamın kendi portreleri, törenler, evlenmeler, vaftizler, aile toplantılarıdır (Roıısseaıı’nun kendi ta­rafından yapılmış portresi, 1888-1890; ‘ Pour feter la bebe Köy­de Bir Düğün, 1905; Juniet Bakanın İki Tekerlekli Arabası, 1908).
  • Paris’ten ve banliyösünden manzara resimleri. Bu tab­lolarda sokaklarda dolaşan, balık avlayan kişiler de vardır. (Kü­çük Fassy Köprüsünden Görünüş, 1895; Montsouris Parkında, 1895; Austerlitz Rıhtımında Arabalar, 189C: Alfortville’de İskemle Fab­rikası, 1897; İki Yanı Ağaçlı Saint-Cloud Yolu, 1903; Malakoff, 1905; Henri VI Rıhtımının Görünüşü, 1909;
  •  Başka iklimlerden esinlenerek yapılan tablolar: cangıl, yaban hayvanı avları, yaban hayvanları arasında kanlı çarpışma­lar (Leoparın Saldırısına Uğrayan Zenci, 1904; Antilobu Parçala- lar (Leoparın Saldırısına Uğrayan Zenci, 1904; Antilobu Parçala- Ağacı Ormanındaki Maymunlar, 1907; Yılan Oynatan Kadın, 190», Başka Bir İklimden Manzara, 1908).
  •  Askerlikle, vatanseverlikle ya da sporla ilgili sahneler (Topçular; Savaş; Cumhuriyet, 1885; Bağımsızlığın Yüzüncü Yıl dönümü, 1892; Futbol Oyuncuları, 1908)-
  •  Simgesel sahneler (Şimdiki Zaman Ve Geçmiş Zaman, 1907; Esin Perisi Ve Ozan, 1909; Düş, 1910).
  •  Kır ve bahçe çiçeklerinden yapılmış buketler.

 

Maueice Raynal Ressam Hakında Şunları Şöylemiştir:

Portrelerinin, ya da daha çok ısmarlama üzerine yaptığı çiçek buketi resimlerinin yanı sıra hiç geziye  çıkmamış olan Rousseau imgeleminden çıkan manza­ralar yapıyordu. Olağanüstü bir dünya yaratmıştı ken­di kendine. Oraya gittiğine kendini de inandırmıştı. Ve bütün bunları sözlükleri, katalogları, bitki kitaplarım karıştıra karıştıra benimsemişti• Amazonun içerlerine giren bir sanatçı bir gün bana: “Orman öylesine yoğun­dur ki derinlikten yoksun gibidir” demişti. Başka ik­limlerle ilgili olağanüstü tablolarını Gümrükçü bu gö­rüntüleri gözünün önüne getirerek yapmıştır. Sanat alanında bir benzeri yoktur bu tabloların. Rousseauda perspektif yeni bir özellik kazanıyordu. Gümrükçü perspektife bir Rönesans ressamı gibi tıpı tıpına uydu­ğunu iddia etmekteydi* Ama bu konu ile ilgili sözleri de gerçek-dışı ve gerçeğe yakın öteki sözlerine benzi­yordu. Rousseau kendi de farkında olmadan bulmuştu bu yepyeni perspektifi.