Amedeo Modigliani (1884 – 1920)

1914 savaşından savaşından öncedeydi insanlar. Montpamasse’de tatlı bir yaşantı için ve bu insanların arasında “resim deli­si” genç bir adam yaşıyordu. Bu bir İtalya’ndı. Amedeo Modigliani’ydi adı Söylenmesi zor bir ad olduğundan poz veren modeller de arkadaşları da ona kısaca Modi diyorlardı. Güzel ve yakışıklı bir gençti Modigliani. 1884 yılında İtalya’da doğ­muştu. Annesi-babası burjuvaydı. Babasını küçükken yitirdi. On beş yaşındayken öylesine hastalandı ki çevresindekiler artık kur­tulamaz dediler. Bu ölüm-kalım günlerinde genç çocuk ateşler içinde yanarken “ressam olacağım” diyor başka bir şey demiyor­du. Fırçalardan, renklerden söz ediyordu hep. İstediklerini verdi­ler. İyileşince fırça, düşmedi elinden hiç.

Önce Floransa Güzel Sanatlar Akademisinde eğitim gördü. Sonra iki yıl Venedik’te kaldı. Bütün eğitimi bu kadarla kaldı. Ama bu kısa zaman içinde de mesleğinin bütün tekniğini benim­sedi. O çağda Paris ressamların kentiydi. Avrupa’da eli fırça tu­tan ne kadar “avant-garde” düşünceli ressam varsa bu kente ko­şuyordu Modigliani uzun süre kararsızlık içinde bocalamadı. Paritf’e koştu. Montmartre’ın modası gelmişti. Montparnasse parlaklığıyla pırıldıyordu. Modigliani Montparnasse e yerleşti. Ve resim yapmağa başladı.

Hiç kimse tanımıyordu Modi’yi. Ne ustası vardı, ne de bir resim okuluna bağlıydı. Kendi yolunda tek başına yürümek isti­yordu. Tıpkı Cezanne gibi. Ve Modi bir bohem yaşantısı içine dal­dı İnsan gençken başını sokacak bir dam, üstüne giyecek bir şey­ler her zaman bulur. Krediyle bile olsa her zaman tuval de bulur boya da… Ama asıl sorun yemek yemekti Hem bu öyle bir sorun ki insanın karşısına günde üç defa çıkıyor. Ama içmek daha ko­laydı. Bir masaya yerleşen bir arkadaşı: Modi!” Diye bağırıyor, sonra da garsona sesleniyordu: “Garson, Modi’ye bir pernod ver!”

Amedeo Modigliani'nin sevgilisi Jeanne Hebuterne

Jeanne Hebuterne, Amedeo Modigliani’nin Sevgilisi

 

Modigliani’nin hayatı ve aşkları

Parasızdı Modi. Sefalet içindeydi. Tablo satıcıları Modi’nin yağlı boyaları karşısında omuzlarını silkiyorlardı. Bir desen olun­ca, eh onu alıyorlardı. Bir kaç frank verip genç adamı soyuyorlardı. Kaygılar içindeydi Modi. Yorgunluktan ayakları tutmuyor­du. Kendi değerini biliyordu ama dinletmiyordu sözünü. Çağdaş­larından bambaşka bir dil konuşuyordu sanki. Utrilio, Pieasso gi­bi ressamlar destekliyorlardı onu, inanıyorlardı ona ama bu res­samların kendileri de hâlâ bir tartışma konusuydu.

1914 yılında Modigliani İngiliz kadın ozan Beatrice Hastings’le tanıştı. Beatrice bu karşılaşmayı şöyle anlatır: “Bir sütçü dük­kânında karşı karşıya oturuyorduk. Kim olduğunu bilmiyordum. Çirkin, vahşi, obur buldum onu. Sonra Rotonde kahvehanesinde bir daha karşılaştık. Tıraş olmuştu Sevimliydi. Kasketini çıkardı, gözlerinin içine kadar kıpkırmızı kesildi. Sonra beni tablolarını görmeğe çağırdı. Gittim. Cebinde hep aynı kitap vardı: Lautreamont’un Maldoror’u…”

Amedeo Modigliani’nin kadın serüvenleri arasında en önemlilerinden, en derinlerinden biri budur. İngiliz ozanıyla ateşli bir aşk yaşa­dı Modi. Birçok tablosunda, birçok deseninde bu kadın vardır. Beatrice Montmartie’de oturuyordu. Ve Modigliani her akşam onu görmeğe gidiyordu. Ünlü Fransız ozanı Max Jacob da çok zaman Beatriee’in evinde kalıyordu. Acıdığı için Max Jacob’u konuk tu­tuyordu Bir de hırsızlardan korktuğu için. Amadeo’ya “Dedo” di­yordu Beatrice. Hırsızlardan korktuğu gibi Dedo’dan da korku­yordu. Çünkü çok zaman sarhoş geliyordu Modi. Elinde de tabancası vardı. Havaya ateş ediyor, kapıyı, pencereyi alaşağı etmeğe kalkışıyordu.

Modigliani’nin alkol tutkusu

Modigliani ile Beatrice’in ilişkileri kesildikten kısa bir süre sonra Arnedeo Zborovvsky’yle tanıştı. Zborowsky Polonyalıydı. Ozandı ve fakirdi- Geçimini şöyle böyle sağlıyor, biriktirebildiği paralarla henüz tanınmamış ressamların tablolarını satın alı­yordu. Zborowsky Amedeo Modigliani’ye bir kardeş gibi bağlandı. Modi’ye hayrandı. Ona yardım ediyordu. Modi ortadan kaybolunca onu bir meyhane köşesinde içerken, uyuşturucu madde kullanırken bulu­yor ve eve götürüyordu

Zaman geçtikçe ressamın yapısında alkol büyük çöküntüle­rin çıkmasına yol açmıştı. İçmemesi gerekiyordu. Çevresindeki­ler içmemesi için öğütler veriyorlardı. Bir süre içmiyordu Modi. Ama uzun sürmüyordu bu.

Alkol yüzünden Toulouse-Lautrec görmesini yitirmiş fırça­yı doğru dürüst tutamaz olmuştu Ama Modigliani bu yüzden re­sim yapma gücünü daha da çabuk yitirdi.

Amedeo Modigliani eserleri Celso Lagar'ın Portresi

Celso Lagar’ın Portresi

Modigliani’nin Son Aşkı

Amedeo Modigliani 1917 yılında Jeanne Hebuteme adında bir kızla tanıştı. Yaşantısının son aşkı olacaktır bu. Jeanne da resim ya­pıyordu. Bir gün desenlerini Modi’ye göstermeğe gitti. Çok tatlı bir aşk doğdu aralarında Jeanne evini bıraktı, ailesini bıraktı. Ressamın sefil atölyesine yerleşti. Bir anne gibi baktı Modigliani’ye.

Bir süre sonra bir kız çocukları oldu. Artık atölyede pek de bohem yaşantısı yoktu Çünkü seven bir kadın mucizeler yaratır. Böyle bir durumda parasızlık bile kasvetli sefaleti kovmaya ye­tebilir. Jeanne Modigliani’nin atölyesine gençlik, güzellik bir ço­cuk çekiciliği getirmişti. Sık sık şuraya buraya, yerleştirdiği bir kaç çiçek yeni bir tazelik veriyordu atölyeye. Eski bekâr düzensizliğinden iz kalmamıştı ortada

Ama neye yarar.Amedeo Modigliani’nin tek bir tablom bile satılmamıştı hâlâ. Kimse anlamıyordu onu. Ressamın ruhu her gün bi­raz daha zehirleniyordu. Göğsü de gözleri de çökmüştü. Bazen aklı karışıyordu. Bir akşam Max Jacob’un evinde hiç bir nedene dayanmadan yangın çıkartmıştı. Alevlerin yükselişini görmek is­tiyordu. Belki ondan yapmıştı bunu. 1919 yılında Modi artık her şeyini yitirmişti. Gençliğinin bütün parlaklığıyla Paris’e gelen güzel İtalyan delikanlısından ortada şimdi bir iskelet kalmıştı. Verem yapacağını yapmıştı. Zhorovvsky onu Nice’e gönderebilmek için biraz para topladı. Ama can çekişen bir adama bir kaç haf­talık güneş ne yapabilirdi ki?

Nice’ten döndükten kısa bir şiire sonra Modigliani’yi hasta­neye kaldırdılar. 1920 yılının Ocak aynıdaydı. Son soluğunu ve­rirken Modi: “İtalia, Cara İtalia!” dedi.
Amedeo Modigliani eseri Bronx Banter

Bronx Banter

Amedeo Modigliani’nin Ölümü

Jeanne Hebuteme gebeydi. Doğum yapması çok yaklaşmıştı. Ertesi günü hastaneye koştu Soran olmamıştı Modigliani’yi. Onun için ressamın ölüsünü otopsi için mermer masanın üzerine koymuşlardı. Jeanne Modi’nin ölüsünün üzerine kapandı. Ama birbirleri için hiç bir şey yapamazlardı artık. O zaman Jeanne se­faletini paylaştığı ressam uğruna bırakıp kaçtığı baba evine dön­dü. Tavan arasına çıktı Kendini boşluğa bıraktı ve öldü.

Modigliani’yi ortaya çıkaran. 1922 yılında büyük Amerikalı koleksiyoncu Albert C. Bam es oldu. Scutiue’i do aynı adam orta­ya çıkardı. Soutine’i çek seven Modigliani ölümünden kısa bir sü­re önce: Size Soutine’i bırakıyorum” demişti.

Zborovvsky’nin oturduğu yer tablolarla doluyum Amerikalı koleksiyoncu Amedeo Modigliani’nin birçok tablosunu Zborowsky’nin evinden aldı. Kısa süre sonra ressamın çıplaklarından biri bir mil­yon franka satıldı. Bu tablo Weil galerisinin vitrininde sergilenen ve “ahlâka karşıdır” diye polis tarafından oradan kaldırılan tablo­lardan biriydi. Bu milyonla Modigliani bohem yaşantısının son iki, üç yılını rahatlık içinde geçirebilir, istediği gibi yer içer, ra­hat bir yatakta uyurdu. Ama avdık iş işten geçmişti. Ressam ölmüştü. Sadece resimleri canlıydı.