Türklerin sanata katkıları

İslam öncesi dönem Türklerin sanata katkıları hakkında bilimsel incelemeler pek yenidir. Bu konu ile uğraşan Avrupalılar Türkleri İslâm topluluğuna sokup bir çırpıda bütün müslüman milletlerin sanatı ile Türk kültürünü açıklamaya kalkışmışlardır. Tasarı, iman, icra bakımından ortaklaşa teknik ve ifade unsurları olan hiç şüphesiz bir İslâm sanatı vardır. Fakat gene bir Türk, bir İran, bir Müslüman Hint sanatı mevcut olduğu da inkâr edilemez. Meselâ bir Türk minaresiyle bir Arap ve İran minaresi arasında o kadar büyük şekil ve karakter farkı vardır ki, hepsini bir topluluğa bağlamanın imkânı yoktur. Bütün İslâm milletlerini bir tek konu olarak ele almayı ancak Hıristiyan taassubu ile ve nihayet uzak ülkelerde incelemelerin zorluğu ile izah etmek mümkündür. 

İslam öncesi dönem Türklerin sanata katkıları

Türklerin İslâmdan önce de büyük bir sanat geçmişleri vardır.Türklerin ilk sanat eserlerini Aitay ve Yenisey – Yeniçağ dolaylarında aramak lâzımdır. Altay – Ural bölgelerinde tarihten önceki zamanların Tunç devrine ait birçok silâh, balta ve süs eşyası Türk sanatının en eski kaynağı hakkında ilk vesikalardır. O çağlardaki mezarlar içinde bulunan silahlarla eşya üzerinde görülen süsleme konuları ile bugün hâlâ Anadoluda kullanılmakta olan eşyada konu benzerliği aslın devamım göstermektedir. Yenisey’de Tunç devrine ait olan bir kama  şeklinin bugün İzmir zeybeklerinin kullandığı yatağan şekli ile benzerliği buna bir misaldir. Bu benzerlikler daha derin incelemeye vurulursa İran halılarında, minyatürlerinde, hatta Bizans ve Roman eserlerinde tesadüf edilen hayvan savaşlarının kompozisyonlarını Altay – Ural eserlerinde görmek mümkün olur.

Türk sanat tarihi

Orta asyadaki Türklerin sanata katkıları 

En eski Türk plâstiği olan Orhon anıtları, Baykai gölü civarında Şark Türkleri Tokyu’lar tarafından, yapılmıştır. Bunlar sanat eseri olmaktan ziyade (hâtıra – anıt) dırlar Eski Türk harfleriyle yazılmışlardır. Bunlardan biri H â k a n ı n kardeşi olup Milâdın 731 yılında ölen Gültekin, ö- teki de 734 de ölen hükümdar Bilge Hâkan adlarına dikilmiştir. Gültekin ölünce Çin’den sanatçılar tedarik edilerek bu eserler meydana getirilmiştir.

Yazı hem Çince hemTürkçedir. Eski Türk yazısının okunması ancak bu Çince metnin yardımı ile mümkün olmuştur. Bu kitabelere bitik taşı denirdi. Bu hâtıra – taşların yanında bina yıkıntıları da bulunmuştur. Kitabelerin ifadesinden anlaşıldığına göre Türkler eski Mısırlılarda olduğu gibi mezarların yanma Bark denilen binalar yapar ve duvarlarını kahramanın zaferle dolu hayatlarına ait kompozisyonlarla doldururlardı. 

Türklerin sanata katkıları heykel

Tanrıça

Türklerin sanata katkılarında Uygur Türklerinin etkisi 

Uygurların ilk çağlarındaki eserler tabiativle bir sanat  müzesinden ziyade etnografya müzelerini ilgilendirir. Zaten Türklerin göçebe hayatından kurtularak bir şehir kurup yerleşmeleri medenî mânasında Uygur diye vasıflandırılmıştı. Uygurlar yerleşip medenileştikçe sanat da gelişmeye başlamıştı. O zamanın eserleri incelenince Çin ile eski îran tesirleri görülür. Fakat hiç şüphe yok ki sanatın beşiği olan Çin’den eski İran’a geçmesi yine Türkler va- sıtasiyle olmuştur. Türklerin doğuya ve batıya sürekli atılışları, türlü milletlerin birbirlerinden ilham alarak yeni kanla ileri hamlelere sebep olmuştur.

VI. yüzyılda Hi- yung Nu’larm bir kısmı Türkistan ile Moğol ülkelerini zapt ederek Turfan şehrini başkent yaptılar. Türk kültürünü Asya’da temelli olarak geliştiren bunlar olmuştur. Kralların kabul salonlarının son derece kıymetli halılarla ve gümüş heykellerle süslenmiş olduğu Bizans vesikalarıyla bilinmektedir. Nitekim başkentleri olan Turfan şehrinin Asyanın bir sanat merkezi olduğu XX. yüzyılın başlangıcında Orta Asya’daki kazılarla meydana çıkarılmış bulunmaktadır.

Türklerin sanata katkıları Avrupa’ya kadar uzandı mı ? 

Avrupa müzelerinde başta Leningrad ve İstokholm müzelerinde Orta Asya Uygurlarına ait birçok eser vardır. Heinrich Gluck Macaristan’da Atillâ hâzinesi adını taşıyan 23 adet altından vazo, ve biblo ele geçirmiştir. Bunların üzerindeki yazının da sonradan Türk yazısı olduğu belli olmuştur.

Toprak altından çıkan bu hazineler bilimsel araştırmalara sebep olmuş ve bu arada Von Lecoq birçok kıymetli eserleri, Buda’nın hayatına ait ince duvar resimlerini meydana çıkarmış ve Berlin müzesine mal etmiştir. Bu fresklerdeki renklerin tazeliği, şahısların duruşları ve çehrelerindeki ifade özellikleri çağdaş milletlerin plâstiği ile ölçülemiyecek kadar bir üstünlük gösterir.

Türkler ve sanat

Mâbedlerin duvarlarındaki kırmızı zemin üzerine tabiî ölçüden büyük olarak işlenmiş insan figürleri, Buda’nm tasvirleri eşsizdir. El ve ayakların desenleri, elbiselerin kıvrımları, ressamın bunları tabiattan yaptığını belli edecek kadar dikkatli ve realisttir. Bu duvar resimlerinin yanında bir takım heykellerle pişmiş topraktan heykelcikler de bulunmuştur. Bunlarda hem Buda sanatının hem de Yunan üslûbunun tesirleri görünür. Fransız bilgini Pelliot’nun kazılarda meydana çıkardığı bu eserlerin pek çoğu şimdi Paris’tedir.

Duvar resimleri Milâdın VI. yüzyılına, Buda’nm hayatına ait resimler ise IX. yüzyıla aittir. Bu resimlerle Batı sanatı arasındaki ilişikler Uygur sanatının Avrupa’ya kadar tesirini yaymış olduğunu belli eder.