Perge Antik Şehri

Pamphylia şehirlerinden biri olan Perge, Antalya’nın 18 km doğusunda, Aksu ilçesi sınırları içinde bulunan, bir zamanlar Pamfilya Bölgesine başkentlik yapmış antik bir kenttir. Şehirdeki akropolisin Tunç Çağı döneminde kurulduğu düşünülmektedir. Helenistik dönem boyunca şehir eski dünya içerisindeki en zengin ve güzel şehirler arasında sayılmaktadır. Ayrıca Yunan matematikçi Pergeli Apollonius’un memleketidir. Lidya ve Pers egemenliğine giren kent, MÖ 334’te Büyük İskender’e teslim oldu. Kentin en parlak dönemi, MS II. ve III. yüzyıllarda Romalılar döneminde olmuştur.

Aziz Paul yolculuğuna başladığında MS 46’da Perge’yi ziyaret ederek burada ilk vaazını verdi için Bizans döneminde Hıristiyanlar için önemli bir şehir haline gelmiştir. Hattuşaş kazılarında 1986 yılında bulunan tunç levha üzerindeki yazıttan Perge kentinin Hitit İmparatorluğu döneminde önemli bir yer tuttuğu anlaşılmaktadır. M.Ö. 1235’den hemen önceye tarihlenen tunç levha Hitit Kralı IV. Tuthaliya, düşmanları ve Vasal Kral Kurunta arasında yapılan anlaşma metnini içermektedir. Perge ile ilgili metin ise: “Parcha (Perge) şehrinin sahip olduğu bölgeyi Kaštarja nehrinin sınırlar. Eğer Hatti Kralı Parha Kentine saldırır silah zoru ile egemenliğine alırsa sözü geçen kent Tarhuntassa kralına bağlanacaktır”. Metinden anlaşıldığı kadarı ile yapılan savaş sonucunda imzalanan bu anlaşmada şehir ve sahip olduğu bölge taraflardan ikisine de kalmamış, bağımsızlığını korumaya devam etmiştir. Yazılış şekli ile Hitit Kralı şehre egemen olacak güce sahip olsa da, Pamfilya’nın güneybatı bölgesine pek ilgi duymadığı varsayımını kabul edebiliriz. Perge, Geç Hitit Döneminde pek önemli bir rol oynamadığı tahmin edilmektedir. Akropolis’in üzerinde küçük bir yerleşim yeri olarak yaşamını sürmüş olmalıdır.

Perge şehir Sikkeri üzerinde şehrin baş tanrıçası Artemis Pergaia her zaman Wanassa Preiis olarak yazılmıştır. Preiis veya Preiia çok büyük bir olasılıkla şehrin adı olmalıdır. Erken Aspendos Sikkerinde şehrin adı “Estwediiys” ve Syllion’da “Selyviis” olarak yazılmıştı. Strabon’un belirttiğine göre Pamfilya diyalekti Helenler için yabancıydı. Side ve Sillyon’da yerli dilde yazılmış yazıtlar ele geçmiştir. Arrian, Anabasis’de şöyle der; ‘’Kymeliler Sideye geldiklerinde kendi dillerini unutmuşlar ve kısa zamanda yerli dili konuşmaya başlamışlardır’’. Sözü edilen dil Sidecedir. Buradan şu sonuca varılabilir, Perge, Syllion ve Aspendos Pamfilya diyalekti ile Helence konuşurken, Side ve çevresinde Sidece etkin bir dil olmaya devam etmiştir ve Sidece luvi dil grubuna ait bir dil olarak kabul edilir.

Büyük İskender’in Perge Antik Şehrine Girişi

M.Ö. 334 yılında Büyük İskender Granikos Savaşını kazanınca Küçük Asya’yı Ahameniş İmparatorluğu yönetiminden kurtarmıştır. Arrian’ın belirtmiş olduğuna göre Pergeliler Büyük İskender ile Pamphylia’ya gelmeden önce Phaselis kentinde bağlantı kurmuşlardır. Makedonya Kralı Ordusunu Trakyalıların Toros üzerinden açmış olduğu yoldan Lykia’dan Pamhylia’ya göndermiş, kendisi yakın komutanları ile kıyı şeridini izleyerek Perge’ye ulaşmıştır. Arrian Perge şehri ile Makedonya ordusu arasında herhangi bir savaştan söz etmediği için, şehir savaşmadan krala kapılarını açmış olmalıdır. Şehir klasik dönemde güçlü bir şehir suru ile korunuyor olmasına karşın, güçlü Makedonya Ordusu ile savaşmak istememiş olmalıydı. Büyük İskender daha sonra Aspendos ve Side’ye doğru ilerlemesine devam eder, Side’ye ulaşınca tekrar Aspendos üzerinden Perge’ye dönmüştür.

Roma Dönemi

M.Ö. 133 yılında Bergama Krallığı III. Attalos’un vasiyeti ile Roma Cumhuriyetine devrolmuştur. Romalılar, Batı Anadolu’da Asia Eyaletini kurmuşlardır. Fakat Pamfilya bu eyaletin sınırları dışında kalmıştır. Şimdiye kadar açıklığa kavuşmayan noktalardan birisi, Bergama Krallığına ait olan Batı Pamfilya bölümünün Asia Eyaleti sınırları içerisine alınıp alınmadığıdır. Belki Pamfilya şehirleri bir süre serbest kalmışlar veya eyalete dahil edilmişlerdi. Bergama Krallığı Batı Pamfilya’yı Kestros’a kadar egemendi. Nehir doğal sınırı oluşturmaktaydı. Romalılar ancak Rodosluların deniz egemenliğinin son bulması ve Kilikya’lı korsanların yok edilmesinden sonra Pamfilya’da söz sabibi olabilmişlerdir. Roma döneminde Perge hakkındaki ilk bilgiyi Cicero’nun Verres’e karşı yazmış olduklarından edinmekteyiz.,

Hadrianus Dönemi

Hadrianus yönetiminde Lykia ve Pamphylia Eyaleti Sanato Eyaleti, Bithynia ve Pontus Eyaleti İmparatorluk Eyaleti olmak şartıyla statüleri değiştirilmiştir. Bu düzenleme yalnızca üç veya dört yıl süren bir zorunlu bir değişiklik olmuştur. Hadrianus dönemine ait en önemli epigrafik kaynak Plancii Ailesine ait ktistes yazıtlarıdır. Plancii sülalesi Roma İmparatorluk devrinde Perge tarihçesi için önemli bir rol oynamaktadır.

Doğu Roma İmparatorluğu Döneminde Perge

Doğu Roma İmparatorluğu döneminde Piskoposluk düzenlemesinde Pamfilya’da özel bir durum ile Side ilk Piskoposluk merkezi, Perge de ikinci Piskoposluk merkezi olarak açıklanmıştır. Burada yeniden gelenek haline gelmiş iki kent arasındaki rekabet görülmektedir. Kesinlik kazanmayan tek konu hangi şehrin Pamfilya’nın başkenti olduğu konusudur. VII. yüzyılda bölgeye Arap akınları başlamıştır. Geç antik ve Bizans döneminde Perge’ye ait doğrudan bilgiye rastlanmamaktadır. Yalnızca Kilise Meclisi toplantılarının sonuç bildirgelerinden haber sahibi olunabilmektedir. Perge halkı bu tarihler arasında zamanla şehri yavaş yavaş terk etmeye başlamıştır. XVII. yüzyılda gezgin Evliya Çelebi Pamfilya’ya gelmiştir. Evliya Çelebi bu bölgede Tekke Hisarı adlı bir yerleşimden söz etmektedir.

Perge

Tekke Hisarı ile bazı araştırmacılar antik Perge kentinin aynı yerleşim yeri olabileceğini savunmaktadırlar. Perge kentinde gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda hiçbir Osmanlı buluntusu veya kalıntısına rastlanmamıştır. Günümüzdeki modern yerleşim yeri Aksu kentin yaklaşık 1 km güneyinde yer almaktadır. Bu nedenlerden dolayı Perge’nin çekirdek yerleşimi Bizans döneminden sonra herhangi bir zamanda halkı tarafından terk edilmiş olmalıdır. Pamphylia’nın bir parçası olan Perge antik kenti, günümüze kadar gelen kalıntılarıyla birçok medeniyetin yükselişini ve düşüşünü anlatıyor. Perge Antik Kenti’nin ihtişamını yansıtan sosyal ve kültürel yapılar; nekropol, tiyatro, surlar, stadyum, gymnasion, Roma hamamları, dikdörtgen planlı agora, yüksek kuleler, anıtsal çeşmeler, sütunlu sokaklar, Yunan ve Roma kapılarıdır.

Tiyatro

Cavea (Seyirci oturma yerlerinin bulunduğu alan), Orkestra ve Scene (Sahne) olmak üzere üç ana bölümden oluşur. Cavea ve sahne arasında orkestraya ayrılan alan, yarım daireden biraz geniştir. Bir dönem orkestra alanında yine aynı dönem popüler olan gladyatör ve vahşi hayvan dövüşleri yapılmıştır. 13000 seyirci kapasitelidir. Alt tarafta 19, üstte 23 oturma sırası vardır. Tiyatroda orkestra kısmının korkuluklarla çevrilmiş olması, burada gladyatör oyunlarının da yapıldığını göstermektedir. Fakat Perge tiyatrosunun en ilginç bölümü sahne binasıdır. 5 kapı ile kulise açılan sahne binasını yüzünde tablolar halinde şarap tanrısı Dionysos’un hayatını anlatan rölyefler vardır. Perge tiyatrosunun sahne binasındaki mermer kabartmalar da adeta bir filmin kareleri gibi betimlenmiştir. Sahne binasının yıkılması sonucu bu kabartmalardan birçoğu ağır hasar görmesine rağmen Dionysos’un hayatını anlatan bölümler oldukça anlaşılır durumdadır.

Perge Tiyatro Hadrianus Donemi

Stadyum

Perge Stadyumu antik dünyadan günümüze kalmış en iyi stadyumlardan biridir. İnce uzun dikdörtgen planlı olan yapının ana malzemesi yörenin doğal taşı olan konglomera bloklarından meydana gelmiştir. 234 x 34 metre boyutlarında olup kuzey kısa kenar nalı şeklinde kapalı güneyi ise açıktır. Yapı her iki uzun kenarda 30’ar kapalı kısa kenarda ise 10 adet olmak üzere 70 kemer sübstrüksiyon üzerine oturtulmuş 11 oturma sırasından meydana gelmiştir. Sıraların yüksekliği 0.436 metre genişliği ise 0.630 metredir. En üst kademe 3.7 metre genişliğindeki gezi alanı üzerinde arkalıklı sıralardan meydana gelmiştir. Güney kısa kenarda anıtsal bir ahşap girişin bulunduğu sanılmaktadır. Uzun kenarları taşıyan kemer boşlukları dükkân olarak kullanıldığı, üzerlerindeki dükkân sahibinin adı ve satılan malın cinsinin yazıldığı yazıtlardan anlaşılmaktadır. Stadyumun M.S. I. yüzyılın ikinci yarısında yapılmaya başlandığını söylemek mümkündür. Yaklaşık 12000 kişiliktir.

Agora

Şehrin ticari ve politik merkezidir. Ortadaki avlunun etrafında çepeçevre dükkanlar vardır. Bazı dükkânların tabanı mozaikle kaplıdır. Sırasıyla dükkânlardan biri agoraya, diğeri ise agorayı çevreleyen sokaklara açılır. Arazinin eğimine bağlı olarak güney kanattaki dükkanlar iki katlıdır. Doğu Roma İmparatorluğu döneminde batı giriş dışındaki ana girişler duvarla örülerek kapatılmış, kuzey giriş olasılıkla bir şapel olarak kullanılmıştır. Meydanın ortasında 13,40 metre çapında yuvarlak bir yapısı olan agora 75.92 x 75.90 metre boyutlarındadır.

Helenistik Kapı

Helenistik surun doğuda, batıda ve güneyde olmak üzere üç kapısı vardır. Güneydeki bu kapı, avlulu kapı türüne girmektedir. M.Ö. II. yüzyıla tarihlenen Helenistik kapı, çağın savunma anlayışına dört katlı iki yuvarlak kuleyle korunan ve oval avlulu bir plana sahip anıtsal bir yapıdır. Kapıda üç evrenin varlığı saptanmıştır. M.S. 121 yılında birtakım değişikliklere uğrayarak şeref avlusu haline getirilmiştir. Bu sırada Helenistik duvarların renkli mermerlerle kaplandığı sütunlu bir cephe mimarisi oluşturulduğu, duvarlara açılan nişlere tanrı ve kentin efsanevi kurucularına ait heykellerin konduğu anlaşılmaktadır.

Güney Hamamı

Kentin en iyi korunmuş yapılarından biri olan Güney Hamamı, Pamfilya Bölgesindeki benzerleriyle karşılaştırıldığında büyüklüğü ve anıtsallığı ile dikkat çeker. Soyunma, soğuk banyo, ılık banyo, sıcak banyo, beden hareketleri (palaestra) gibi farklı işlevlere ayrılmış mekanlar yan yana sıralanmış ve hamama gelen kişinin bir mekandan diğerine geçerek hamam kompleksinden yararlanması sağlanmıştır. Bazı mekanların tabanının altındaki ısıtma sistemi günümüzde görülebilir. Perge Güney Hamamı, M.S. I. yüzyıldan V. yüzyıla kadar uzanan farklı evrelere ait inşaat, değişiklik ve ekleme faaliyetlerini yansıtmaktadır.

Perge’deki diğer yapılar, nekropol, surlar, gymnasium, anıtsal çeşme ve kapılardır.