Barok Sanat Akımı

Barok sanat akımı dönemin, hümanist dünya görüşünü, burjuvanın eko­nomik girişimlerini, İtalya ve Fransa gibi ülkelerin büyük ölçüde frenlediğine değinilmişti. Ancak, Rönesans’ta, insan aklının son­suz olanaklarına olan inanç tamamen ölmüş değildi. Hatta çağın politik güçlerine ters düşen akılcı dünya görüşü, giderek bilimsel kimi gerçeklerin ortaya çıkmasına bile neden oldu. Descartes, Leibniz ve Hobbes ‘in felsefe sistemleri, Newton’un doğa bilim­lerine ilişkin yeni gözlemleri, matematik, fizik ve astronomi alanlarında yeni gerçeklerin ortaya çıkmasına yol açtı. XVIII. yüzyılın bu akla dayalı yeni görüşleri, Barok sanatlı çağın var­oluş nedenlerine ters düşüyordu.

The Church of Sant Andrea al Quirinale, Gian Lorenzo Bernini

The Church of Sant Andrea al Quirinale, Gian Lorenzo Bernini

Fransa’da felsefe, edebiyat, es­tetik, politika, ekonomi, din, kısacası sanat, bilim ve teknik tüm alanları içine alan 28 ciltlik görkemli bir ansiklopedi yayımına da başlandı. Voltaire ‘in öncülüğünü yaptığı bu girişim, özellikle aydın kesim üzerinde büyük etki yaptı. Böylece aydınlar arasın­da politik ve dinsel alanlarda eleştirici bir kuşkuculuk önemli ölçüde yayıldı.

Peterhof Sarayı, Saint Petersburg, Barok Sanat Akımı

Peterhof Sarayı, Saint Petersburg, Barok Sanat Akımı

Barok ‘un son aşaması olarak değerlendirilen rokoko döne­minde, sarayın eğlenmesi ölçüsüz bir hal aldı ve uyananların, bu duruma karşı bir cephe oluşturdukları bile fark edilmedi. Metres yaşamı, serenatlar, şarkılar, kır aşkları, av partileri tüm sarayın sarhoşluğu içinde sürdü gitti. Bu tatlı rüya yaşamını, ünlü Fran­sız başbakanı Talleyrand, “İhtilal öncesini yaşamayan bu dünya­da yaşamış sayılmaz” diye anlatıyordu, işte Barok sanat, böyle bir ortamda gelişti. Ancak bu ortamın durumuna ters düşen ki­şilerin portreleri de ortaya çıktı.

Turin Krallık Tiyatrosu, Pietro Domenico Oliviero

Turin Krallık Tiyatrosu, Pietro Domenico Oliviero

Barok Sanat Akımının Mimariye Yansımaları

Barok mimarinin, mutlak monarşinin egemen olduğu bir yönetimin temsilinde değerlendiğine değinilmişti. Dolaylı olarak bu sanatın mimarlıkta büyüklüğe, süse, gösterişe yer verdiği anla­şılmıştı. Katolik kilisesi de, Reform hareketine karşı yaptı­ğı din savaşları ile bir güç ve birlik yaratmıştır. Aynen krallar gibi görkemli, temsil edici kiliseler yaparak, büyüklüğünü taraftarları­na göstermeye çalışmıştı. Ancak Barok resimde, Hollanda, Fele­menk ve İspanya (İtalya’da yalnız Caravaggio doğacı bir gözlem­le nesne, figür ve portre anlayışında kalmıştı) gözlemci ve doğacı bir anlatımı benimsemişlerdi. Oysa Fransa ve İtalya’daki ressam­lar, klasisist bir anlatım çerçevesinde çalışmalarını sürdürmüşler­di. Bu nedenle, Barok resimde, ideal ile natüralizminin değişik değerlendirilişleri de yer alabilmiştir.

Victoria, Albert Müzesi

Victoria, Albert Müzesi

Barok Sanat Akımı Rokoko Sanat Akımına Dönüşüyor

Rokokonun, resmi, heyke­li ve dekorasyonu ile hizmetinde bulunduğu saray, 1789 İhtilâli ile önce Fransa’da, yavaş yavaş da diğer Avrupa ülkelerinde gü­cünü yitirmiştir. Eski ilk büyük uygarlıklardan bu yana sü­ren monarşi yönetimli, tarım ekonomili toplumların sanatları da ortadan kalkıyordu. Tarım ekonomisinin egemen olduğu İ.0.5000 yıllarından İ.S. 1800 yıllarına değin, mutlak yönetimli kralların etkisi sanatta söz konusudur. İşte bu uzun sürede eski Mısır, Mezopotamya, Grek, Roma ve Avrupa’da ortaya konan sanatlarda, arkaik, klasik ve barok üslûp dönemleri yaşandı. Ya­ni mutlak monarşi yönetimlerle ilgili üslûplara tüm sanatçılar uydu. Bu nedenle monarşi yönetimlerin üslûp aşamaları, uzun yüzyıllar boyunca süren bir gelişme ve birlik gösterebildi.

Michelangelo Merisi, Called Caravaggio The Crowning With Thorns

Michelangelo Merisi, Called Caravaggio The Crowning With Thorns

Barok resminde, fırça tuşunun bir boya lekesi ve olayı olarak değerlendirilmesi ve yansıması, önemli bir özelliktir. Böylece, nesne görüntüsüne ve rengine dayalı bir anlatımdan, yani biçim­lemeden, resme özgü yeni bir buluş olan tuş anlatımına geçilecektedir. Bunun yanında, bir diğer yenilik de, barok desende yani çizimde görülmektedir. Örneğin Rönesans’ın figür ve me­kân desenini oluşturan ve onların tüm çevresini dolanan çizgi anlayışı, yerini, optik gözlemin ışık-gölgeyi de içeren bir çeşit karalamasına dayamaktadır. Böylece yalnız nesne ve figürü sınırlayan bir çizgi anlayışı yerine, onların genel optik görüntü etkisini yansıtan ve gerçek olarak kesin nesne ve figür biçimini vermeyen bir karalama çizgiye varmaktadır. Bu yenilik, boyasal tuş lekesi anlatıma tamamen paralel ve hatta onun gereği olarak ortaya çıkmıştır.

Aeneas Truva'dan Kaçışı , Federico

Aeneas Truva’dan Kaçışı , Federico