Modern Dünyaya İtirazlar

Schopenhauer bu dünyanın (Modern Dünyaya itirazlar), estetik olarak ayyaşlarla dolu bir meyhane, modern dünya sistemi teorisi, entelektüel olarak tımarhane, ahlaksal olarak da bir haydut yatağı olduğunu söyler.

Modern insan/toplum ve onun dünyası, akıl ve bilim tarafından dizayn edilerek, insanlık için mümkün olan en iyi yaşam modelinin bulunacağı fikrini taşıyordu. Bu yaşam modeline göre insan daha konforlu ve sistemli olarak her şeyin yolunda gideceği bir yaşama kavuşacaktı. Modernitenin projesi buydu diyebiliriz. Aydınlanmanın ufkundaki ışıklı dünyaydı bu tasarım. Her şey akılsal düzenlilikte ve bilimsel doğrular ile daha kolay olacaktı. İlerleyen insanlık hep daha iyiye doğru akacaktı. İlerlemek ve dünyayı bir yeryüzü cennetine dönüştürmek için yaratıcı üstü güç gerekiyordu: Bu insan modern insandı (beklenen yaratıcı insan, Nietzsche’nin ‘übermensch’i değil bu, modernitenin üstinsanı: Dünyaya değer katan insan) ve o da Aydınlanmamanın ışığında akla başvuran ve deneyen insandı tüm cesaretiyle sahneye çıkıp rolünü oynadı. Peki, insan bu maceranın oyunun sonunda mutluluğa kavuştu mu?

Modern Dünya Sistemi Teorisi

Postmodern okumalara yaslanarak bu soruya ‘hayır’ cevabı verildiğini söyleyebiliriz. Dahası sadece bir hayırla kalmaz. Postmodernistlere göre modernite fikrinin oluşturduğu dünya, özgürlük yitimine yol açıp, sömürü ve savaştan başka bir şey getirmemiştir. Üretim kolaylaşmış, ama yoksulluk ve açlık artarak devam etmiş; evrensel akla dayalı hukuk düzeni oluşturulmuş, ama adaletsizlik ayyuka çıkmış; Tanrı ya kulluk edip dinsel kabullere göre yaşayan insan, yerine modern devlet düzeninde vatandaşlık hakkına kavuşup birey kimliği edinen sıradan insan, siyasi olarak seçmiş, ama sadece bu kadarına yani oyunun yedeğinde kalmaya izin verilmiş. Çünkü sistem kendi iktidarlarını çıkaracak kanallarda herkesin geçmesine imkan vermemiştir elbette yeryüzü bir cennet, ama bahçeniz varsa bu cennette. Kısaca iyimser modern bakış açısı, dünya ve insan sorunlarına çözüm getirmek yerine onları daha kötü bir duruma düşürmüştür.

Aydınlanmanın Sonu mu?

Aydınlanmış modern insanın evrensel ilerleme fantezisi, Batının (Avrupa ve Amerika) dünyaya istediği şekli verme isteği, dünyanın sadece Batı’dan ibaret olmadığını gördüklerinde, kendilerinden olmayanları dışarıda bırakma, asimilasyon, sömürme işlemlerine tabi tuttuklarını söylemek gerek. Dünyayı evrensellikte birleştirecek olan, ona şekil vermeyi sağlayacak araçlar: rasyonellik ve nesnelliktir. Nitekim Batı, gittiği yerlere, kendi üstün meziyetlerini sunmada cömert davranmaktan kaçınmamıştır diyebiliriz. Modern Dünya Sistemi Teorisi, Postmodernist düşünceye göre halihazırda yaşanan sorunlar, bu fantezinin sonuçlarıdır. Postmodernistler, dünyanın modern dönemde daha az özgür, daha çok köle; insanların daha çok tahakküm altına girmiş ve iktidarın şiddetine maruz kaldığını ileri sürerler. Postmodernistler için gelinen noktada Aydınlanmanın umutları tükenmiştir.

Dünyanın geleceği nasıl olacaktır

Dünyanın geleceği nasıl olacaktır

Üstün insan sadece bir ideal miydi?

Modern umutların son evrelerine baktığımızda, ilkin modern üstinsan (kutsal insan), Nietzsche’nin ‘übermensch’ini de yanına alarak 20. yüzyılda faşizmle buluşmuş ve dünyaya bir soykırım hediye etmiştir; ikinci olarak, bilimsel gelişmelerin verdiği heyecanla atomu parçalayıp insanlığın üstüne yağdırmış; üçüncü olarak modern dünyanın kurucu unsurlarından olan burjuvazinin kapitali artırmak adına emeği sömürmesi, işçilerin yaşamak için günün büyük bir bölümünü daha fazla çalışmaya ayırmasına rağmen nitelik bakımından yaşamında bir değişimin olmaması ve bunun yanında yabancılaşması; kapitalist yapının karşısında olan modern dünyanın içinde antimodern bir duruşta da olsa yine de modern kabul edilmesi gereken Marx(izm) kökenli proleter hareketin/ütopyanın gerçeklik kazanmasında totaliterleşmiş olması gibi örnekler verebiliriz. Tabii burada Weber’in gösterdiği rasyonelleşmenin ürünü olan bürokrasiyi ve oluşan bürokratik mekanizma içerisine sıkışan insan yaşamını da unutmamak gerek. Modern Dünya Sistemi Teorisi.

Üstün İnsan

Üstün İnsan

Modernite kavşağında birleşen bu yollar, insanlığa beklenen geleceği bu duraklarda sunmuştur. Bu duraklara uğrayan modern akıllı özne, tarih yapıcı/belirleyici özelliğini yitirdiğini ve zamanı/ tarihi döndürecek bir yol bulamayarak ufukta tıkanmışlık olduğunu görür. Tarihe ya da yaşama yön vermede Aydınlanmanın/modernitenin karakteristik dinamiği olan ‘ilerleme’ fikriyatın dünyayı getirdiği yer son tahlilde karamsarlık ve umutsuzluktur.

Dünyanın Geleceği Nasıl Olacaktır?

Netice olarak; modernitenin toplumsal sonuçları bireyin baş edemeyeceği bir yaşam yaratmıştır (ekonomik, politik, değer, bilgi). Üst anlatıların bireylere sunduğu kimlikler üst anlıların ideolojik formaları olup farklılıkları veya ötekileri dışlayan, yok eden mekanizmaların içine tıktığını söyleyebiliriz. Modern toplumun kurucu yanının akıl olduğunu belirtmiştik, bu akıl çoğunlukla ya da tamamen erkek, beyaz ve Batılı olarak karşımıza çıkar. Bu özellikler dışında kalanlar: Doğulu, siyah, kadın ya da eşcinsel yani tüm azınlıklar (dinsel, etnik ve politik muhalifler) ve alt kültürler modern toplumun dışarıda bıraktıkları ya da hapsettikleri gruplar olarak görülür.

Modernlik, akılla donanmamış ya da akıl dışı olarak gördüğü, deli, özürlü, yaşlı kısaca fayda sağlamayan, toplumun sırtında kambur olarak görülen kesimleri sokaktan, gündelik hayatın alanlarından alarak, kapalı alanlarda ya akıllı uyumlu bir kişi haline ya da topluma faydalı birilerine dönüştürmeye girişmiştir. Bu insanlar, iyileştirilemeyecek kadar kötülerse de yok etmişlerdir (en azından modern hayali gerçekleştirmenin peşinde olanlarından biri olan Hitler’in uygulamalarında). Bu noktada bilim, bireyi istenen biçime sokmada deneysel, tedavi edici özelliğiyle modern toplum iktidarlarının hizmetinde tahakküm sağlayıcı araçtır. Modern Dünya Sistemi Teorisi

Modernite, Postmodernite ve Bauman, Mehmet E. Şimşek, Belge Yayınları