Sanat Nedir ?

Picasso,”sanat nedir ? ”sorusunu şöyle yanıtlar :

«Sanat ne değil ki!»

O halde, yaşamın her anını sanatsal bir boyut içinde geçirmek olanaklıdır diye düşünebiliriz.

Bknz : Sanat

Sanatı, kültürel bir etkinlik olarak değerlendirdiğimizde, her ne kadar kültürü yaratanın insan olduğunu kabul etsek bile, kültürün de insanını kendine özgü ayrılıklarıyla ve yöntemleriyle biçimlendirdiğini gözardı etmemek zorunda olduğumuzu unutmamalıyız. Bu durumda ise sanat, kimi yaşamın çok dışında kalabilir. Kimi yaşam için de bir lüks, bir fantazi olma özelliğini taşıyabilir.

sanat nedir sanatın anlamı

Ne olduğu, nasıl olduğu üzerine tartışmaların halâ devam ettiği insanoğlu için de, en sade deyimiyle, oluşum süreci içindedir demek, herhalde çok yanıltıcı birşey söylemek sayılmaz. Bu oluşum süreci ise, zaman ve mekan bakımından tanımlanabilecek belli eği tim aşamalarını ifade ediyor olabilir ve bu eğitim, kendini açık ve seçik tanıyamayan insanoğluna bir tanıma, bir bulma, bir yakalama olanağı verir.

İster yaygın, ister örgün eğitim olsun, ister programlı, ister programsız eğitim olsun, eğitimin her türünde ve her sürecinde sanat, bazen amaç olarak, bazen de araç olarak, fakat daima ve mutlaka işin içine girer. Girmelidir de.

Picasso’nun demek istediği de bu olsa gerek.

Sanat Nedir ? Sorusuna Değişik bakışlar

Japon Kültürü adlı kitabında Bozkurt Güvenç ;  ” İyi, güzel, temiz yapılabilen her iş güç, her meslek Japonya’da bir sanattır ” diyor.

Bu öyle bir kültürdür ki, bildiğimiz, izleyebildiğimiz kadarı ile bile, insanına sanatı, her alanda, bir yaşama aracı olarak kullanmasını öğretir.

sanat nedir sorusuna değişik bakışlar

Yani sanat, sadece bir estetik obje yaratmak, ya da bir estetik obje karşısında olunduğunun farkına varmak demek değildir. Sanat; insanoğlunun, yaşamının her anında, yaptığı her eylemde, tüm tutum ve davranışlarında, düşünülmeden gerçekleştirilen bir estetik kaygı içinde olması demektir.

Sanat nedir ? Sorusunun cevabı

Sanat Estetik kaygı duymaktır.

”Sanat, yaşamı daha anlamlı kılmaktır”  gibi klasik bir tanımlamadan hareket edersek ”sanat, estetik kaygı duymaktır’‘, ya da  ”Estetik kaygı yaşamı daha anlamlı hale getirir” yargılarına da varabiliriz.

Kaygı; güçlü bir isteğin, bir dileğin olabilirliği üzerine duyulan tedirginliği ifade eden bir psikoloji terimidir. Psikoloji disiplininin bulgularına göre de ancak öğrenme yolu ile kazanılabilen bir duy gudur. Eğer bu duygu estetik alana kaydırılabilirse, insanoğlu yap tığı her şeyde iyiye, güzele, hoşa gidene ulaşmayı amaçlıyacak ve duyduğu estetik kaygı ile de yaptığı her şeyde sanatsal bir yön, sa natsal bir görünüm olacaktır. Böylece kaygı, istenmeyen bir tutum, bir kişilik örüntüsü olmaktan da çıkıp, insanı istendik davranışlara yönelten bir güdü haline de gelecektir.

sanat nedir sorusunun cevabı

Ayrıca estetiğe yöneltilebilen kaygı, kişinin diğer alanlar karşısında hissedebileceği tedirginlikleri de en aza indireceğinden ruh sağlığı yönünde olumlu bir gelişme, olumlu bir atılım da izlenmiş olacaktır.

Her toplum bu kaygıyı öğrenmek, her kültür kendi toplumuna bu kaygıyı öğretmek durumundadır. Ancak estetik kaygı ile, insan, ya şamını yoğunlaştırabilir, her davranışından artistik bir haz alabilir ve her ürününde bir yenilik, bir yaratıcılık ortaya çıkabilir.

Deyiş yerinde ise, ancak estetik kaygı ile insan «yavan» olmak tan kurtulabilir.

Estetik kaygı; «doğru ile,«yanlış», «sahte» ile «gerçek», yada «iyi» ile «kötü» gibi karşıt kavramlar arasındaki seçimlerde, bu kavramlar arasındaki ilişkilerde, duygularımız yolu ile istenilene meyletmede önemli bir güdüleyici olarak karşımıza çıkmaktadır. O halde, bu tür bir kaygı ile yaşıyor olabilmemiz için ilk adımda iki önkoşulun bir arada olması beklenir: seçme hakkımızı kullanabileceğimiz bir ortam ve duyularımızı doğru değerlendirebilecek kadar kendimizi tanıma.

Seçme eyleminden, ancak, birden fazla olasılığın hazır bulunduğu bir ortamda söz edilebilir. Seçenekler karşısında bulunulduğu an güçlü bir istek, bir dilek sahibi olunabilir ve bunların erişilebilirliği oranında da kaygı duygusu doğar. çinde yaşadığımız sosyo-kültürel ortam, hazlarımızı doyuma ulaştırabilmemiz için bize ne kadar fazla eylem olanağı tanıyabiliyorsa o denli seçici olma olanağına sahip bulunabiliriz.

Sanatın anlamı ve estetik kaygılarımızla ilişkisi

Bilindiği gibi, eylemle bilgi birbirini etkiler. Sanatla ilgili ne kadar bilgi sahibi olabilirsek o kadar da eylemde bulunabiliriz. İşte, birden fazla eylemde bulunabilme olanağı değerlendirilirken de estetik kaygılarımız bizi hem daha iyiye, güzele götürecektir, hem de daha fazla doyum ve haz sağlamamıza yardım edecektir.

İnsan sadece bilen bir özne değildir. Bunun yanı sıra bir diğer kişi için, çevresi için bilgi üreten öznedir de. Sahip olageldiğimiz bilgileri işe vuruklaştırdığımızda ve davranışa dönüştürdüğümüzde çevremiz için bir yeni öğrenme olanağı hazırlamış olabiliriz. Bu yeni olanak ise belli bir toplum içinde seçilebilirliği olanların sayısını ar tırıcı bir durum yaratacaktır hiç şüphesiz. O halde seçiciliği pekiştirmek için, yenilikleri sürekli olarak eldekilere eklemek, çevre koşullarının vazgeçilmez diğer bir şartı durumundadır. Yani, seçicilik ile yenilik daima birlikte düşünülmelidir.

Yeniliklere açıklık ve sanatın anlamı

Yeniliklere açık olunmadığında, o toplum için, en azından, seçme açısından bir durukluk olacaktır. Bunun bir sonucu olarak da zaman içinde, seçme eyleminde bulunma, bulunabilme olanağı yitirilecek ve varolanla yetinilir hale gelinecektir. Bu durumun sürekliliğinde, şüphesiz estetik kaygıdan söz etmek mümkün değildir. Yani sanat, yaşamdan dışlanmış olacaktır. İşte, biraz önce sözü edilen «yavanlık» bu durum için tipik bir kişilik hali olarak kabul edilebilir. Böyle bir toplumdan gelen insan, kendini, estetik kaygı ile haşır-neşir olmuş toplumlar içinde biraz ezik, biraz süklüm-püklüm ve bir hayli yavan hissetmek durumundadır.Sanatın anlamı burada mı gizlidir ?

Yalnız burada bir noktayı da belirtmek gerekir. Kişi, kendinin yavan olduğunu bilmez, ya da kabul etmez genellikle. Fakat, eksikliğinin farkında olmayan, hatta kendinden «memnun» olan kişiler bile, örneğin, Batılıların toplu olarak ve tam uyum içinde bir ezgiyi söylemeleri yanında kendinin, bir ezgiyi tek başına bile, baştan sona söyleyemeyişinin ezikliğini hissedecektir. Ya da, en basitinden, bir folk dansını doğru olarak yapamayışının…

İngilizce Bknz : Art