Bilimsel Sorunlar Nelerdir?
Modern dönemin dinamik enerjisi bilim, evrensel gerçekliği yakalamada ve insana doyurucu bir bilgi vermede bu kadar pirüpak mıdır? Bilimsel sorunlar nelerdir? Bu halde insanoğlu anlamdan, değerden arınmış bir soğuklukla, bilimsel dayanaklarıyla açıklanan bir yaşamda, anlam yaratan bir varlık olmaktan uzaklaşır, sıradan bir obje, özneliğinden soyunmuş, durumuna indirgenir. 19. yüzyılda pozitivist gibi bilim tapıcıları ortaya çıkınca, aslında bilim anlayışının tepe noktasına geldiği görülür. Bilimsel Gerçek Nedir? Comte’nin bilimi özelde; sosyal bilimleri doğa bilimleri gibi öngörülebilir veya kesin bir hüviyete büründürme isteği, yaşadığı dönemi bilimsel/pozitif ve son evre olarak tanımlaması, bilimi kutsal gören bir noktadır. Comte’ye göre “bilmek öngörmek, öngörmek ise denetlemektir.” Netice olarak Comte ile birlikte öngören ve denetim altında tutan bilim, modern bir din haline gelmiştir. Onun görüşlerine akraba sayılabilecek mantıkçı pozitivizmde de doğruya ulaşmada Comte kadar bilim sever olduğunu görebiliriz.
Bilim, 20. yüzyılda gelişimine devam ederken, bilime eleştirel bakan görüşler de ortaya çıkmıştır. Bu görüşler, bilimselliğin insanı ve toplumu nesne haline getirdiği, değerden dolayısıyla anlamdan yoksun kıldığına dair görüşlerdir. Bilimin soğukluğu insana dokunurken zarar verici bir etkide bulunmaktadır artık. Katıksız bilim taraftarlığına dair bilimin geldiği nokta kilisenin yerine laboratuvarları koymak olmuştur. Bu noktada Feyarabend’e göre; bilim, eskiden din nasılsa o hale gelmiştir.

Bilimsel Gerçek Nedir?
Bilimsel Gerçek Nedir?
Bilimsel doğrular da artık şüpheli görünmektedir. Özellikle bilimden evrensellik yerine özel çıkarlar gözeten grupların doğruları manipüle etmekte oldukları söylenebilir. O halde bilimsel gerçek nedir? Bilim felsefecisi olan Thomas Kuhn’un bilimsel görüşler ya da doğrular noktasında ortaya koyduğu ‘paradigma’ anlayışı, bilimsel doğrularının kesinliğini bozmuş ve dönemsel olarak bilim insanlarının oluşturmaya çalıştığı bir sanı olduğunu ileri sürerek, bilimin üstündeki sihri kaldırdığını söyleyebiliriz. Paradigmalar, dönemsel olarak bilim çevrelerince belli bir süre için bir model sunan, evrensel ve bilimsel doğrular olarak kabul edilen görüşlerdir (bariz bir örnek olarak dünya merkezli bir kozmos anlayışından güneş merkezli bir kozmosa geçiş gösterilebilir).
Aydınlanma’nın/modernitenin bir dayanak noktası olan bilim, şu halde kesin bir teminattan yoksun görünmektedir. İnsanın bir uğraşı olarak var olan bilim, aynı insanı (ve toplumu) bilimsel nesne ve denek haline getirmektedir. İnsan, artık modernitenin yaratıcısı olan özne olmaktan çok uzakta olup, bilimin kıskacında sıradan bir varlık haline girmiştir. Sonuçta bilimin doğruları insana ve topluma evrensel kesinlik ve gelecekte daha iyi bir toplumu sağlayacak araçlar sunmaya çalışırken, evrenselliği yakalamıştır. Ama aslında evrenselleşen şey, bilimin siyaset ve ekonomi ile olan ilişkisinden doğan acı sonuçlardır.
Modernite, Postmodernite ve Bauman, Mehmet E. Şimşek, Belge Yayınları