Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı
Acaba insanlar suluboya ile ilk defa ne zamandan beri resim yapmaya başlamışlardır? Resimde suluboya kullanımı, suluboya tarihçesi, suluboya yapımı çok eskilere dayanır. Bunu araştırmak, bizi, genel olarak her türlü renkli resmin başlangıcına götüren bir yoldur. En eski kültür kavimler taş, ağaç ve duvar gibi çeşitli satıhlar üzerinde resim yapmışlardır. Renkli resmin başlangıcı hakkında yapılacak araştırmada önemli olan taraf, bu çeşitli resim satıhları, arasındaki ayrılıkların göz önünde tutulmasıdır. Önce kuvvetli kenar çizgileriyle yapılan resimler sonradan hatların basit şekilde doldurulması isteğini de uyandırdı.
Suluboya Tarihçesi
Boya unsuru olarak doğadaki renkli topraklar (toprak boyalar) ve bitki özsuları (usareler) kullanıldı. Bunlar su ile karıştırılır ve yapıştırıcı maddelerle birlikte resme sürülürdü. Bu ilk boyalar ve bunlarla duvar sıvalarına yapılan ilk resimler sadece daha sonra meydana gelen “fresk” ya başlangıç olmakla kalmamıştır. Eski Mısır da papirüsler üzerine ilk defa olarak yazı yazılmaya başlanması, bugün “suluboya” adı ile kullandığımız boyaların yavaş yavaş gelişimini gösteren ilk tipik vesikalardır. Nitekim papirüs, bizim bugün kullandığımız kağıdın da öncüsü ölmüştür. Mısır hiyeroglifleri ile Çin yazılarında alet olarak fırça kullanılmıştır. Şu halde yazı yazmakla resim yapmak aslında birbirine özdeş eylemlerdi.
Suluboya, daha geniş ölçüde olarak, serpilenmiş koyun ve keçi derilen üzerinde kullanılmıştır. Anadolu’daki Bergama kasabasından çıkmış olmaları dolayısıyla “Pergament (= parşömen)” adı ile anılan ve değerli bir ticaret maddesi haline gelen bu deriler, bilindiği gibi, Ortaçağ’ın sonlarına kadar oldukça önemli bir rol oynamışlardır. Bu hayvan derilerine yazı ve resim alanında bu kadar değer verdiren şey, diğer özellikleri arasında bilhassa dayanıklılığı ve sağlamlığıdır. Geçmiş yüzyılların değerli sanatçılarının bazı eserlerinin zamanımıza kadar gelmiş olmasını biz bu sağlamlığa borçluyuz. Suluboya Yapımı.

Suluboya Tarihçesi
Boyaların hazırlanmasında göze çarpan özellik şu idi: renk veren maddeler ayrı ayrı beyaz zamk (Arap zamkı) ve yumurta akı ile karıştırılır, bunlara ayrıca bal, nöbet şekeri ve bazı hayvani ifrazlar katılırdı. Bu reçete zaman zaman bazı değişikliklere uğramışsa da, esas itibariyle, sanayide geniş ölçüde boya yapılmasına başlanıncaya kadar ayni kalmıştır. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi. Suluboya resim, taşıdığı türlü değişme imkanları sayesinde; çeşitli kültür çağlarının üsluplarına uymuştur. İlk zamanlar daha ziyade duvar resimlerinde kullanılmıştır. Bu tarz resimler umumiyetle kenar çizgileriyle çizilmiş büyük şekillerden ibaretti ve üzerinde pek az renk vardı. Minyatür resimlerinin geliştiği manastırlarda ise bir inceliğe kavuştu ve buralarda dini yazılar da sayfaları; başlıkları; yazıları süslemek suretiyle – yazıcılar kadar ressamlara da zevkli çalışma alanları yarattı.

Suluboya Tekniklerinin Gelişimi
Malzemenin yarattığı güçlükler dolayısıyla, mesela parşömende olduğu gibi; resim yapmakta usul şu idi: ilk önce resim; madeni kalemle çizgi halinde çizilir; sonra bunun üzerinden; hemen daima mürekkep kalemi veya fırça kullanılarak çini mürekkebi veya adi mürekkeple geçilirdi. Şekillerin kendilerine mahsus renklerini belirtmek için; ışık ve gölge gibi açıklık ve koyuluklar üstübeç yardımıyla ortaya konurdu. Bu tarz resim aslında bizim bugünkü “guaş” boyaları ile çalışmaya benziyor. İleride bunun üzerinde daha etraflıca duracağız. Şekilleri belirtmeye önem veren bu re sim tarzı ki; bunda kullanılan her renk çizgiye yeni bir değer verdirmektedir. Bütünü itibariyle de resmin ahenkli bir tesir yapmasına önem veren bir ana kaideye bağlı idi. Bunun için kitap ressamlığında yazı ile resim arasında daima bir uygunluk gözetilirdi. Yazıların dizilişinde bilhassa bir özelliğin göze çarpması gerekli idi. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı.
Suluboya Ağaç Oymacılığında Kullanımı
Ağaç üzerine resim oyma usulünün keşfi kitap ressamlığında ki bu eski ahengi bozan bir dönüm noktası olmuştur. Bu usulde resimlerin çoğaltılması, daha sonraki her grafik yenilikte olduğu gibi; orijinal eserlerin ortaya konmasını gözle görülür derecede azalttı. Bundan sonra kitap ressamlarına kalan iş hemen sadece tahta kalıplarla basılmış resimleri boyamaktan ibaret oldu. Bunların çalışmalarını devam ettiren ve masraflarını karşılayan şey, yaptıkları işin değerinden ziyade, çoğu din ve dünya konularına ait kitapların yüksek baskı sayısı idi. Bu yeni usulün resmi boyama tarzı üzerinde de etkisi görüldü. Suluboya Yapımı.

Ağaç Üzerinde Sulu Boya Kullanımı
Ağaç oyma baskısı resimler gerek kenar çizgili ve tarama gölgeli özelliği, gerekse serbest ve hafif bir çalışma tarzı ve sistemi bakımından renklerin hafifçe kullanılmasını ve şeffaf olmalarını gerektiriyordu. Renklerde beyaz boya kullanmak yavaş yavaş tekrar, “modadan” düştü ve resimdeki beyaz yerler boya ile değil, sadece kağıdın kendi rengiyle, o yeri boyamadan belirtilmeye başlandı. Bu sebeple el sanatlarına ait iş taslaklarında yardımcı vasıta olarak suluboyanın fazlasıyla kullanılmış olması hiç te tesadüfi değildir. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı. İtalyan Rönesans’ında Rafael ve Mantegna’nın elinden çıkma resimli hah (Gobelin) örneklerine ait bu neviden taslaklar bugün bizim elimize kadar geçmiştir. Albrecht Dürer’in çizdiği elbiselerde de, kumaş etütleriyle birlikte el sanatlarına kaçan bir üslup vardır. Zaten bu deha sahibi sanatçının asıl değeri, çalışmalarına temel olacak bir geleneğin mevcut bulunmamasına rağmen, manzara resmini renkli resmin başlı başına bir kolu haline getirmesidir.
Hollanda’da Suluboya Yapımı
Hollanda’nın sanattaki yol gösterici durumu suluboya üzerinde de sürekli ve iyi etkilerde bulunmuştur. Gerçi büyük flaman Rubens suluboya ile uğraşmamış, sadece yağlı boya ile çalışmıştır; önemli birer sanat şahsiyeti olan her iki Ostade kardeş te suluboya tekniğiyle ancak ikinci derecede meşgul olmuşlardır. Fakat C. P. Berghem ile Savery, suluboya tekniğinin gelişimi yolunda büyük adımlar atmış ve gerçek değer taşıyan eserler ortaya koymuşlardır. Suluboya, resmin gelişmesinde ayni derecede tesirli olan başka bir etkende 17 ve 18. yüzyıllarda tutulan hatıra defterleri veya aile albümleridir. Bu defterler, taşıdıkları değerlerden ziyade içlerindeki yazı ve resimlerin orijinalliği ile tanınmışlardır.
Chodowiecki ve Schadow gibi tanınmış isimler-de bunların içinde yer almıştır. Suluboya resme karşı bu heves 19. yüzyıl içinde şiir albümlerinde devam edip gelmiş ve fakat Almanya’da suluboya, yağlıboyanın gördüğü rağbeti ve kazandığı değeri görmemiş ve kazanmamıştır. Hatta suluboya resim tekniğinin yağlı boyadan çok daha güç olmasına rağmen, suluboya ile resim yapmak adeta tutkunlara özgün bir iş sayılmıştır.
Suluboyanın Tarihi Gelişimi
Suluboyanın tarihi gelişimiyle ilgili olarak burada “yalama = (La- viermanier)” adı verilen resim tarzına da işaret etmek gerektir. Bu tarz mesela Weimar’da, şair Goethe ve çevresindekilerce çok sevilmişti. Sadece bir tek renkle, mesela çini mürekkebi, sepya veya çivit mavisiyle açıklı koyulu tonlarda çalışılan bu resim tarzı, çizgi ile renkli resim arasında bir köprü vazifesi görmüştür. Bu bakımdan üzerinde durulmaya değer.

Suluboyanın Tarihi Gelişimi
Suluboyanın Minyatürde Kullanımı
Minyatür resim 18. yüzyılda yeni bir değer kazandı. Fakat bu sefer parşömen üzerinde kitap resmi olarak değil, fildişi üzerinde yapılmış küçücük portreler halinde kullanıldı. Bu portreler, fildişinin rengi ile taklidi imkansız bir uygunluk sağlayan cazibeli bir ten rengi ve güzel boyanmış elbiselerden meydana getiriliyor, ayrıca güzel çerçeveler içine alınıyordu. Şu veya bu kimsenin bu şekilde yapılmış bir resmini ailesinin eşyası arasından, bir antika koleksiyonundan veya bir sergiden alıp hatıra olarak odasına asmayı yahut da mahfaza içine koyup yolculukta yanında taşımayı kini istemez… Bu zarif portreler bize birkaç kuşak önceki dede ve ninelerimizin yaşayışları hakkında, o zamanın uzun yazılarından daha çok bilgi verirler. Aile üyelerinin bu şekilde resimlerini yaptırmak Fransa, İngiltere, Almanya, Avusturya ve İtalya’daki asilzadelerin ve orta halli halkın ileri gelenlerinin atalarına karşı başlıca saygı vazifesi idi. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı.
Rokoko Sanat Dönemimde Sulu Boya Kullanımı
Rokoko çağı boyunca Almanya’da suluboya nispeten az bir ilerleme kaydetmiştir. Halbuki Fransa ve Hollanda’da bir yükselme görülür. Frankfurtlu Georg Melchior Kraus adı bize Almanya’da günlük hayat sahnelerinin suluboya ile resmedilmeye başlanmasını ve dolayısıyla Goethe’yi hatırlatır. Asıl Rokoko’ya ait özellikleri ifade eden, Schenan adı ile de anılan ressam Johann Eleazar Zeisig’tir. Bu zat günlük hayat sahnelerini resmetmek hususunda da mükemmel bir teknik hakimiyete sahipti. İlk zamanlar Zittau’da daha sonraları ise Saksonya saraylarında çalışmıştır.
İngiltere’de özel bir resim okulunun kuruluşunda, iklim şartlarının büyük etkisi olmuştur. Bu hareket daha 18. yüzyıl içinde Warwick Smith adı ile de anılan Smith tarafından başlamıştır. Bu zat gerçi, resmi önce çizgi ile sonra da modelin şekil özelliklerine göre işleyerek ortaya koyan yağlı boya ressamları gibi, tek renkli gri zemin üzerinde çalışıyordu. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı. Fakat bununla beraber, gene de yeni bir hareketin meydana gelmesinde ilk adımı atmıştır. Kendisinden sonra yetişen Thomas Girtin ve bilhassa renklerinin tazeliği ve canlılığı ile tanınan W. M. Turner ( 1775-1851),her yenilik hareketinde olageldiği gibi, geleneğe bağlı akademilerin muhalefetiyle karşılaştılar.
Suluboya Ressamları Kurumu
Akademiler her tarafa yayılmaya ve tutunmaya başlayan yeni resmi çekemiyorlardı. Bu muhalefet İngiltere’de “Suluboya Ressamları Kurumu (Society of painters in watercolors)“ ve “Suluboya Ressamları Enstitüsü (Institut of painters in watercolors)“ gibi özel birliklerin meydana gelmesine sebep oldu. Resim alanında bu birlikler idareyi ellerine aldı re, üyelerinin üstün çalışmalarıyla, suluboyaya yağlıboya yanında eşit değer sağladı. İngiltere’ deki bu başlangıçtan sonra Paris, Brüksel, Viyana, Roma ve New York’ta da bu çeşit kurumlar meydana geldi. Almanya’da suluboya resim alanında klasik bir çığır açmak şerefi, 18. yüzyılda Dresden’de yaşamış olan ve bugün artık adı anılmayan Aleksander Thiele ile Görlitz’li resim öğretmeni Christoph Nathe’ye (1763-1808) aittir.
19. yüzyıl başında Alman resim sanatında beliren “Nazarener” adlı akım ve bu akımın renkler üzerinde yarattığı menfi tesir, suluboyanın yayılmasına da bir dereceye kadar engel olmuştur. Nihayet ancak romantizmin doğuşuyla bu engel ortadan kalkabilmiş ve bu alanda bir canlılık belirmiştir. Buna ait- örnekleri Edward Steinle’nin İncil’den yaptığı ve Frankfurt Şehir Enstitüsünde bulunan kompozisyonları ile Moritz von Schwind’in seri resimlerinde görüyoruz.
Almanya’da Farklı Resim Üslup ve Teknikleri
Almanya’nın ayrı ayrı sanat merkezlerinin tipik üsluplarını, diğer sanat kollarında olduğu gibi, suluboyada da görmek mümkündür. Suluboya ile çalışanlar arasında mesela Düsseldorf Akademisine bağlı Knaus, Vautier, Schirmer, Achenbach, Scheuren gibi sanatçılar daha çok manzara ve günlük hayat konularına düşkündürler. Münih’li sanatçılar arasında Wilhelm von Kobell ve bilhassa Karl Rottmann Zrikre değer. Bu sonuncusu bir şiir havası taşıyan fresklerde olduğu kadar suluboya resimlerde de tanınmıştır. Viyana’da, bir yandan Rudolf von Alt gibi eşsiz bir yapı ressamı (Archifcekturmaler) yetişmiş olmasına rağmen, daha çok hissi- bir taraf göze çarpar.
Daha soğuk olan kuzeyde ise Berlin Okulu tam bir gerçekçilik duygusu ve anlayış: ile daha ziyade portre ve şehir resimleri üzerinde çalışmaktadır. Hafif renkleriyle Kari Blechen, bu okulun açık havada çalışma meselesine en çok yaklaşan sanatçısıdır. Adolf von Menzel’in şan ye şerefle dolu çağı, Berlin okulunun gelişim aşamasının en yüksek ve ayni zamanda bitim noktasıdır. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı. Bu sanatçı kendi kendine çok sıkı bir çalışma ile her konuya el atmış ve gerek çizgi, gerekse renkle ifade yolunda büyük bir hakimiyetle yürümüştür. Eduard Hildebrandt’ın. İtalya’dan ve doğudan aldığı ilhamlarla ortaya koyduğu eserlerde-ve Passini’nin asil bir teknikle yarattığı resimlerde ise geçmişle bugünü ve ayni zamanda kaybettiklerimizle kazandıklarımızı gösteren daha geniş bir ölçü buluyoruz.

Suluboya Yapımı
Suluboyanın Geleceği
Geriye doğru yaptığımız bu bakıştan bir sonuç çıkarmak gerekirse şunları söyleyebiliriz? Tarihin her çağının kendisine mahsus bir üslubu olmuş ve her millet kendi özelliklerini belirtmiştir. Tekniğin ilerlemesi, malzemenin en basit icaplarına uymakla meydana gelmiş ve ayni zamanda piyasaya pratik ihtiyaçları sanatçıların durumu üzerinde müessir olmuştur. Her şeyden önce şurası görülüyor ki, sanatçı ile insan birbirlerinden aynı varlıklar değildirler. Aradaki fark, sanatçının yaratarak kendisini eseriyle ortaya koyan bir şahsiyet olmasındadır.
Bir eserin değerini veya değersizliğini belirten ne konu ve ne de tekniktir. Bunu belirten şey sadece kişinin yaradılışı ile birlikte sahip olduğu dünya görüşüdür. Ahlaki manada bir kültür idealini gerçekleşmiş görmek için bu sonuncusuna, yani bir dünya görüşüne mutlak surette ihtiyacımız vardır. Bize önderlik yapacak kimselerin bulunmayışından ve ölmez değerler ortaya koyacak evrensel dahilerin yokluğundan şikayet edebiliriz. Fakat aramızda akıl ve idrak sahibi olanlar sayısızdır. Eğer güzel sanatlar alanında çalışmak, bu yolda yürümek istiyorsak bunun için sadece bu işi bütün yüreğimizle sevmek yeter. Resimde Suluboya Kullanımı, Suluboya Tarihçesi, Suluboya Yapımı.