Sembolizm Sanat Akımı, Simgecilik
Sembolizm Sanat Akımı, Simgecilik akımı Gauguin’in Pont-Aven Okulu’nda yer alan sanatçılarca ustalarının görüşlerine uygun olarak benimsendi. Ancak bu akımın esas temsilcileri Nabis denen ressamlar oldular. Maurıce Denis, çevresinde toplanan bu simgeciler ise daha çok dinsel konularda resimler yaptılar. Bonnard ye Vuillard da Nabis ressamlarındandılar. İsviçreli Erdinand Hodler’de çizgisel figür anlatımında olan bir simgeciliği temsil etmiştir.
Aslında simgecilik de, insan içine dönük bir anlatım biçimidir. Ancak bu akım resimden çok edebiyat alanında yapıtlar vermiştir. Dışavurumculuk akımında da durum aynı olmuştur.
Sembolizm Sanat Akımı, Simgecilik, İnsan ve Çevre Arasındaki Zıtlık
Çağın dramı, insan ile çevresi arasında giderek büyüyen anlaşmazlık ve zıtlığa dayanıyordu. Bu çevre ve insan zıtlığı da resimde renk ve biçim karşıtlığı olarak yansımaktadır. Van Gogh, Edvard Munch hatta Gauguin’de hep aynı nedenin yarattığı bir dram gözlemlenmektedir. Bu karşıt ve zıtlık, renklerin uyumlu değil karşıt olmaları ile de anlatılmıştır. Yani bu zıtlık çatışması renklerde de vardır. Hatta bu insan-çevre zıtlığı, sanatçıların toplumdan kaçarak ıssız, uygar dünyadan uzak yerlere gitmelerinde de görülmektedir.
Sembolizm farklı biçimler alabilir. Simgelendirme bir bakıma sanatçının zihinsel kavrayış biçimiyle de yakından ilgilidir. Daha açık bir ifadeyle derin ve daha önemli olana farklı bir anlam vermek istenilmektedir. Bir eylem, bir yaşantı ya da birileri tarafından konuşulan bir cümle bir sembolik değere sahip olabilir. Örneğin, “nefret” bir düşmanlık simgesidir. Benzer şekilde, size nefretle bakan biri sizin simgesel olarak ifade edilebilir. Elbette burada nefret duygsununun semboloize edilmesi gerekir.
Bir nesne ya da bir faaliyetin sembolik anlamı nasıl kullanılırsa kullanılsın anlaşılabilirliği bakan kişinin iç dünyası ile de yakından alakalıdır.
Apaçık olan şeyle anlamı çok daha derin olanın sembolik değeri farklı olmayabilir. Sembolizmde çift anlamlılık eklemek sanatçıya özgürlük verir. Bu nedenle Sembolizm karakterleri bir parça evrensellik barındırmaktadır.
Sembolizm Sanat Akımı, Simgecilik, nesne ya da şeylerin orijinal anlam ya da işlevinden farklı olarak yeni anlam yükleme ile evrensel anlama ulaşmaya çalışır. Metafor, alegori ve kinaye, sembolizm gelişiminde yardımcı olan edebi biçimlerdir. Sanatçılar daha evrensel konulara bazı şeyleri bağlamak için sembolizmi kullanırlar. Semboller daha sonra bu görkemli fikir veya nitelikleri temsil etmektedir. Örneğin, bir sanatçı kendi başına bir renkten başka bir şey olmayanı ama daha derin bir anlam için belirli bir renk kullanabilir. Örneğin Joseph Conrad Afrika kıtasının “karanlık” olarak niteleyerek o bölgenin geri kalmışlık ve orada kötülük olasılığını sembolize etmiştir. Sembolizm Sanat Akımı, Simgecilik.
Sembolizm Akımının Önde Gelen Ressam, Heykeltraş ve Sanatçıları
Gustav Klimt, Edvard Munch, Gustave Moreau, Frida Kahlo, Arnold Böcklin, Odilon Redon, Eugène Henri Paul Gauguin, Sir Edward Coley Burne-Jones, Nicholas Roerich, Franz Stuck, Fernand Edmond Jean Marie Khnopff, Mikhail Vasilyevich Nesterov, Émile Henri Bernard, Mikhail Aleksandrovich Vrubel, Eugène Anatole Carrière, Ludwig Fahrenkrog. Sembolizm Sanat Akımı, Simgecilik

