Ekspresyonizm Sanat Akımı (Dışavurumculuk)
Dışavurumculuk (Ekspresyonizm Sanat Akımı) metafizik resim yapanlar ve özellikle dadacılar, çağdaş endüstriyel yaşamın yarattığı hayal kırıklığına tepki gösterdiler. Sanat, onlar için güzel, ince, zarif, süsleyici işlevi olan bir şey değildi. Onların tutumu, protestocu, isyan edici, reddedici idi. Ancak bu akım temsilcilerinden yalnız dışavurumcular ile metafizik resim yanlıları, kendi iç dünyalarının resmine önem veriyorlardı. Bu iki akımın anlayışına paralel bir diğer görüşü de gerçeküstücüler ortaya attılar. Ancak bu akımın temsilcileri olan ressamlar, konu olarak insanların bilinmeyen bir evre olan bilinçaltını resimlemeye yöneldiler. Onlar rüyaların, bilinçsiz davranışların bilinçaltı yaşantıya dayandığını ortaya çıkarmak istediler ve bunun için de kontrolsüz içgüdüsel bir biçimlemeye yöneldiler.
Bu resimlemede, otomatik yani kendiliğinden (Spontaneit), hiçbir estetik kaygıya kapılmadan yapılan anlatım önem kazanıyordu. Gerçeküstücü akımın programını da gerçekçilerde olduğu gibi gene bir şair olan Andre Breton yazdı. Ancak buna paralel olarak birçok yazar da, bilincin, bilinçaltı baskılara boyun eğdiğini gösteren romanlar kaleme aldılar. Bu akımın temsilcileri de Salvadore Dalı, Yves TanGuy, Man Ray, Joan Mıro, Hans Arp ve Max Ernst gibi ressamlar oldular. Viyana’daki Fantastik Gerçekçilik’de aslında gerçeküstü bir görüşe dayanmakta idi. (Ekspresyonizm Sanat Akımı, Dışavurumculuk)
Dışavurumculuk Sanat Akımında (Ekspresyonizm) Ressamın Ruhsal Durumu
Dışavurumcu ressam ise, kendi içine dönük, dış dünyanın değil, kendi içinin yani psikolojik durumunun resmini yapmaktadır. Dış dünyaya karşı tavrını, isyanını resimlemektedir. Sehpasını da bu nedenle dış dünyanın, bir modelin karşısına dikmemekledir. Zaten o, bir manzara ya da model karşısında resim yapması da, gene de kendi içinin resmini yapmaktadır.
Dışavurumcuların bir grubu olan Die Brucke ressamları da kentten uzak yaşamayı yeğlemişlerdir. Der Blauere İter grubu da yer yer kentten uzak dağ köylerinde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Hatta zaman zaman kuzey Afrika’ya gidenleri bile olmuştur. Kandinsky ise, Bavyera Alplerinde bir dağ köyü olan Mumau’da 2 yılını geçirmiştir. (Ekspresyonizm Sanat Akımı, Dışavurumculuk)
Dışavurumculuğun (Ekspresyonizm Sanat Akımı) bir grubu olan Der Blatie Reiter ressamlarının resimlerinde dinsel bir eğilim yansımamaktadır. Oysa Dtc Brucke ressamlarında, bu dünyadan kaçışla ilgili kimi duygular onları dinsel konulara yaklaştırmıştır. Emil Nolde’de de ilkel kavimlerin basit yaşamını tercih ettiği görülmektedir, öyle ki. Nolde bu özlemini Büyük Okyanus adalarında bilimsel bir sefer yapan ilim adamlarına katılarak gidermiş ve ilkel kavimlerin sanatları ile ilgilenmiştir. Ancak o, İncil’le ilgili konuları da resimlemiştir. Dinsel konu eğilimi, Dic Brucke’nin bir diğer ressamı olan Kari Schmiedt-Rottluff’ta da görülmektedir.
Fovizm olanlar arasında adı geçmekle birlikte dışavurumcu özellikler gösteren Fransız Georges Rouault’da da aynı dinsel konu anlayışı, yapıtlarında bir Tanrıya sığınış duygusu biçiminde yansır. Dışavurumcu ressam bir düşünce dünyası içindedir ve yapıtı da bu kaynaktan doğar. Avusturya’lı ressam Oscar Kokoschka’da nesne ve figür resmi bir anlamla kaynaşır. Onun kullandığı renkler, çevresinde görülen biçimleri tamamen değiştirmektedir. Portreleri de, karşısına aldığı insanların iç dünyalarının resmi olmaktadır. (Ekspresyonizm Sanat Akımı)
Dışavurumculukta (Ekspresyonizm Sanat Akımı) Cézanne ya da Gauguin ‘deki renkli modle hiç dikkate alınmamıştır. Dışavurumcularda renk, bir zıtlık olarak görülmekte ve büyük yüzeyler halinde sürülmektedir. Bu uygulama, hem Die Brucke, hem Der Blaue Reiter Grubunda aynıdır. Ancak renkler fovizm ressamlarda olduğu gibi sırf bir renk zıtlığı olarak kullanılmamıştır. Aksine, dışavurumcuların renkleri simgeseldir, örneğin Der Blaue Reiter, Kandisky’nin bir resminin adıdır. Franz Marc’ın “Mavi Atlar” ya da “Kırmızı Atlar” adlı yapıtlarındaki renkler de simgeseldir. Saf, karıştırılmamış, yani bağıncı renklerle boyanmış olan doğa biçimlerinin çevreleri, koyu siyah çizgilerle çevrilerek daha da kuvvetli bir biçimde renkli gösterilmesi sağlanmıştır. Renklerin karşıtlığı da büyük bir ruhsal gerilimi göstermektedir.


