Sanayi Sonrası Toplum, Daniel Bell
Postmodern düşünce içinde önemli bir etkinliği olan Amerikalı çağdaş sosyolog Daniel Bell, fütürolojik postendüstriyel yani sanayi sonrası toplum toplum (post-industrial society) ve ‘sonculuk’-endizm- (ideolojinin Sonu) adlı kitabının neticesinde çıkan bir kavram) kavramları aracılığı ile postmodern dönemin tablosunun fonuna zorunlu olarak eklenen bir düşünürdür. 19. ve 20. yüzyılda gelişen hızlı bir sanayileşme sürecinden sonra Bell, sanayi sonrası döneme geçildiğini belirtir. Kavramsal olarak Bell’in “sanayi-ötesi toplum kavramı özel veya somut bir toplumun tasviri değil, analitik bir kurgudur. (Sanayi Sonrası Toplum, Daniel Bell) Bu kavram, gelişmiş Batı toplumlarındaki sosyal tabakalaşma yapısı ve toplumsal düzenin yeni eksenlerini tanımlayan bir paradigma veya toplumsal çerçeve”yi anlatır. Bu noktada Bell in gelecekte görüleceğini anlattığı bu toplum tipi (Bell’in geleceği günümüzdür) gelişmiş sanayi toplumlarının bir sonraki evresi olarak görülür. Bell e göre sanayi sonrası toplumun özellikleri şöyle sıralanmaktadır:
- Endüstriyel açıdan – meta üretiminden hizmet ekonomisine geçiş.
- Mesleki açıdan – mavi yakalı endüstriyel mesleklerden beyaz yakalı profesyonel ve teknik konumlara, işçi sınıfı ağırlıklı bir toplumdan daha da orta sınıf bir topluma geçiş.
- Politik açıdan – politikacılar ve işadamlarından oluşan geleneksel güç yapısına meydan okuyabilecek yeni bir bilgi sınıfının yaratılması.
- Kültürel açıdan- ilerlemenin ve politika oluşturmanın asıl kaynağı olarak teorik bilginin merkezi konumu.
- İdeolojik açıdan- teknolojinin kontrolü ve teknolojik değerlendirmeye dayalı bir ‘gelecek yönelimi’.
Post-Sanayi
Bu bağlamda sanayi toplumu üretime dayalı bir toplum ve üretim ilişkilerinin egemenliğinde olan bir toplumken, post-sanayi toplumunda ise hizmet ekonomisinin varlığında farklı toplumsal ilişkiler ve tabakalar oluşmaktadır. Sanayi toplumunda üretim faaliyetlerinin içinde var olan mavi yakalı mesleklerden ve işçi sınıfı gibi geniş bir tabakadan bahsedilmesine karşın, post sanayi toplumunun bilgiyle oluşan hizmet sektöründe beyaz yakalılar, yani uzmanlar/profesyonellerden bahsedilir. Hizmet sektörü, sağlık, finans, ulaşım, eğitim, yönetim gibi faaliyetlerden oluşur. Bu aşamada ön plana çıkan üretilen meta/mal değil, üniversitelerin, uzmanların oluşturduğu bilgidir. (Sanayi Sonrası Toplum, Daniel Bell) Dolayısıyla, sanayi toplumunda- ki kalabalık işçi sınıfının yerini, post-sanayi toplumunda meslek grupları/örgütleri alır. Bell e göre post-sanayi toplumu, sanayi toplumundaki çatışmalardan ve gerilimlerden kurtulmuş olan daha iyi bir toplumdur.
Bell’in post-sanayi toplum kavramı, postmodernizme eklemlenebilecek özellikler taşırken bir başka kavram olan ‘sonculuk’ kavramı daha çok tartışılan ve eleştirilen bir kavram olmuştur. Sonculuk kavramı Fukuyama (tarihin sonu tezi fikri) gibi düşünürler üzerinde etkili olmuştur. Bilhassa 20. yüzyıldaki Sovyetlerin dağılmasıyla beraber ‘soncu’ kehanetin bir anlamda gerçekleştiğini ve kavramın daha popüler bir hale geldiğini söyleyebiliriz.
Modernist ve Muhafazakar
Bell’e göre, ideoloji seküler bir dindir, ama ideoloji din kadar insan hayatında önemli olamamıştır. En azından dinin yerini almaya çalışan ideoloji, dinin seküler dünyada uzaklaşmasıyla oluşan boşluğu kolektif duygularla doldurmaya çabalamıştır. (Sanayi Sonrası Toplum, Daniel Bell). Bu açıdan liberal ve sosyalist iki ideolojinin varlığından bahseden Bell’e göre bu ideolojiler, 1950’lerden itibaren insanları harekete geçirme konusundaki etkinliğini kaybetmiştir. İdeolojilerin insanlar üzerinde etkisizleşmesinin iki nedeni vardır: “Birincisi ideolojik çatışmaların siyasal ya da ekonomik bunalımları önleyememesi; İkincisi, refah devletinin kapitalizme getirdiği uyarlamalardır.” Bu anlamda ideolojilerin sonunu geldiğini ilan eden Bell’e göre, bunun en önemli nedeni, ideolojik zeminde oturan baskıcı rejimlerin insanlara uyguladıkları şiddettir.
2011 yılında hayatını kaybeden Bell “modernist” ve “muhafazakâr” kimliğe sahip olup, postmodern tartışmaların en yoğun olduğu sürece şahitlik etmiştir. Bell, “açıkça dürtü, zevk, özgürleşme ve erotizmle ilişkilendirdiği postmodernizmi benimsemeyerek eleştirir. Postmodern olarak gösterilen gelişmeler, insan ve toplum üzerinde olumsuz etkilerinden endişe duyan Bell, postmodern olarak nitelendirilen bir toplumun rasyonaliteden ve verimliliktenuzak durmasının sosyal değişimleri tetikleyeceğini belirtir.
Özetle Bell’in sanayi sonrası toplum ve ideolojinin sonu düşüncesi, postmodern düşünceden biraz önce (20. yüzyılın ikinci yarısında olması bakımından aynı dönemlerde) literatüre giren bir teori olması bakımından dikkate şayandır. Postmodern düşünceye dolaylı olarak katabileceğimiz Bell’in sanayi sonrası toplumu, özellikleri açısından enformatik değişimlerin etkilediği bir toplum olarak görmesi açısından ve bunun postmodern toplumun özelliklerini yansıtması bakımından manidar görülmektedir.
Modernite, Postmodernite ve Bauman, Mehmet E. Şimşek, Belge Yayınları