Paul Cezanne Kimdir, Hayatı, Eserleri, Natürmort Resimleri

Paul Cezanne bankacı olmak istemiyordu. Ressam olacaktı. Bir gün babasıyla bu konuda tartıştılar. Paul: “Bankacı olamam ben baba!” dedi. ‘‘Resim yapmak istiyorum ben!”

Babası : “ Yok yok!” diye karşılık verdi. “Sen Paris’e gidip arkadaşın Zola ile buluşmak istiyorsun!”

“Zola’yı çok severim ama adam olabilmem için bana Paris gerek. Atölyeler, sergiler, Louvre gerek!”

Ama aynı düşüncede olmayan babası: ” Burada daha iyi adam olursun” dedi. “Benim varisimsin. Sen ilgilenmezsen kime bırakırım işlerimi ben?”

Paul Cezanné kimdir?

Paul bu sözü duymamış gibiydi: ” Bir gün deha sahibi olacağımı hissediyorum” diye mırıldandı.

Olabilir ama deha ile acından ölür insan” diye eleştirdi babası. “Yemek para ile yenir oğlum, para ile…”

Araya Paul’ün annesi girdi. Oğlu ile övünüyordu… Kent müzesindeki “Şiir Tanrıçasının Öpüşü” adlı kötü bir tablonun oğlu tarafından yapılmış bir kopyasını odasına asmıştı. Oğlunun geleceğine inanıyordu.

Paul Cezanne Hayatı

Sonunda savaşmayı oğul kazandı. Oğlunun yalnız “resim” düşündüğünü gören baba yanına kızı Marie’yi de alarak 1861 yılının Ekim ayında Paul’ü Paris’e götürdü. 1838 yılında Aixen Provence’da doğan ve bu kentten hiç ayrılmamış olan genç adam İkinci İmparatorluk Paris’inin içine girer girmez çok şaşırdı. Kendisine sonsuz bir yetki verilen Seine valisi Haussman’ın şantiyelerindeki işçiler kentin eski mahallelerini yıkıp yerle bir ediyordu. “Demi-mondaines” diye adlandırılan zamanın hafif kadınları lükslerini herkesin gözleri önüne seriyorlardı. Paris’in bütün kibar ve ünlü kişileri Tortoni’de buluşuyordu.

Paul Cezanne Hayatı

Ama bütün bunların arkasında acı gerçek pis pis sırıtıyordu: Cézanne’in arkadaşı Emilé Zola sefalet içinde yüzüyordu. Paris’in göğü kasvetliydi. Hele Provence gölünün parlaklığı aklına geldikçe Cézanne fenalıklar geçiriyordu. Evet, gerçek acıydı. Başkent Paul Cézanne’i büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştı.

Zola Paris’te kalması için ısrar ediyordu. Portresini yapmasını istiyordu. Ama nafile. Daha fazla kalamayacaktı Cézanne. Ve bir gün Aix yolunu tuttu. Oğlunun geri döneceğini bilen babası onun bankadaki yerini hazırlamıştı bile… Evet, Cézanne yuvaya dönmüştü ama onun dirseklerini muhasebe defterlerinin üzerinde çürüteceğini düşünmek bir hayaldi.

Memleketine yerleşen Cézanne’in yakasını bu defa da Paris anıları bırakmayacaktı. Zola’yı, Louvre’u unutamıyordu. İsviçre Akademisinde canlı model karşısındaki çalışmalarını da unutamıyordu. Bankacı hayal kırıklığına uğramıştı. Oğlunu kendi haline bıraktı. Jas de Bouffan’da yani evlerinde bir atölye açmasına izin verdi. Bu arada arkadaşı Zola mektup üstüne mektup yazarak Paris’te şansını bir defa daha denemesini öğütlemekteydi.

Cézanne Jas de Bouffan’da çok çalışıyor, amacına ulaşmak için didiniyor, çırpınıyordu. Ama bu dönemde yaptığı tablolar karanlıktır. Üzerlerinde anlaşılmaz bir ağırlık vardır. Cézanne henüz resmin gizlerini çözümleyememiştir. Ona kişiliğini ancak Paris kazandıracaktır.

Cézanne bunun üzerine Paris’e gitti. Bütün amacı resim yaparak, büyük ressam olmaktı. Güzel Sanatlar Okuluna girmek, Şam’da tablolarını sergilemek istiyordu.. Resim yapmasına yapıyordu. Ama resim alanında zamanın yetkilileri biraz önemsemek şöyle dursun onu adam yerine bile koymuyorlardı. Güzel Sanatlar Okuluna giremeyecek, hele Salon’a hiç kabul edilmeyecekti.

Paul Cezanne Sanat Akımı, Resim Tarzı, Ressam Arkadaşları

Büyük ressam olmaya gelince o başka işti… Kimin büyük ressam olduğunu yıllar gösterecekti. Cézanne’in büyük bir üzüntüsü daha vardı. Babası bakıyordu ona. Baba parasıyla geçiniyordu. Ama gerekli olan çalışmaktı. Bundan başka bazı genç ressamlarla da arkadaşlık kurmuştu. Bu ressamları Paul’e tanıtan Camille Pissarro: “Hiç bir zaman gereği kadar aydınlık resim yapmıyoruz” diyordu.

Son derece iyi bir insan olan Pissarro ile çok yakın bir arkadaşlık kuran Cézanne’in paleti aydınlanıyordu. Kısa bir süre sonra Cézanne, Frédéric Bazille ile tanıştı. Bazille de onu Renoir’la tanıştırdı. Artık Cézanne empresyonistlerin arasına girmişti.

Taşralı utangaç ressam sakal bıraktı. Kırmızı yelek giydi. Elbiseleri de tıpkı paletine benziyordu: Renk lekeleri içindeydi. Marais semtinde 17.yüzyıldan kalma eski bir oteldeki atölyesinden hiç söz etmeyelim: Korkunç bir dağınıklık içindeydi burası… Taze tuallere tozların yapışmasından korkan Paul Cezanne yerlerin süpürülmesini yasaklamıştı.

Paul Cezanne Sanat Akımı

Çok çalışıyordu Cézanne. Ama ortada en ufak bir başarı belirtisi bile yoktu. Zaman zaman Paris onda baskı yapıyor, o zaman kendini Aix’de buluyordu. Ressam 1867 yılında evlendi. Durmadan resim yapıyor, durmadan çalışıyordu. Durmak yoktu Paul Cezanne için. Her şeyi kendi kendine öğrenmesi, her şeyi yeniden bulması gerekiyordu.

Cézanne çalışıyordu. Çalışırken ölecekti bu adam. Ama çalışmak neye yarıyordu sanki? 1900 yılına kadar başarısızlık yakasını bırakmadı. Her şeye, herkese küstü Paul Cezanne. Tek bir şeye küsmedi: Resme. Artık resim sanatının bütün gizlerini çözümlemiş, bununla da yetinmeyerek resme kendi kişisel gizlerini doldurmuştu. Onunla bir çağ kapanıyor yeni bir çağ açılıyordu.

Çağdaş ressamlar yeni resmin gizlerini her şeyden ve herkesten önce Cézanne’da arayacaklardı. 1900 yılı çağdaş resmin belki de en önemli yılıdır. O yıl Petit Palais’de büyük bir sergi açılmıştı. Cézanne’in da üç tablosu vardı burada. Sergiyi Fransız Cumhurbaşkanı Loubet de gezdi. Yanında Güzel Sanatlar müfettişi Roger Marx vardı. Tam Cézanne’in tablolarının önüne geldikleri zaman Roger Marx Cumhurbaşkanına: “ Burada durmayın efendim” dedi. “Bu tablolar Fransız sanatının yüz karasıdır.

Korkunç bir sözdü bu… Ama böyle düşünenlerin hepsi yanıldıklarını kısa zamanda anlayacaklardı. Ve Cézanne çalışıyor, durmadan, yılmadan çalışıyordu.

Paul Cezanne Eserleri, Yaşamı, Ölümü

1906 yılıydı. 21 Ekim günü bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Yaşlı bir adam yağmura aldırmadan resim yapıyordu. Ama başladığı tabloyu bitiremedi. Evine dönmek zorunda kaldı. Ertesi günü yani 22 Ekim 1906 tarihinde yaşlı adam yatağa düştü. Gözleri hep kapıdaydı. Oğlunu bekliyordu. Oğlunun adını sayıklıyordu: Paul, Paul…”

Ama durumu geç öğrenen oğlu babasının son soluğuna yetişemedi. Cézanne arkasında sekiz yüz yağlı boya, üç yüz elli sulu boya bıraktı. Bir yıl sonra Salon d’Automne’da sergilenen elli altı tablosu çok büyük bir coşku yarattı.

Paul Cezanne Yaşamı Eserleri

1905 yılında adlarını duyuran bütün “fauve”lar da sergideydi. Vlaminck, Derain, Bracque, Léger, hepsi gelmişlerdi. Delici gözlerini Cézanne’in manzaralarına, natürmortlarına diken Picasso da oradaydı.

Sergiden sonra Montmartre’a gitti Picasso. Bütün dostlarını, Max Jacob’u, Apollinaire’i, Marie Laurencin’i çevresine topladı. Cézanne’a karşı duyduğu hayranlığı bağıra bağıra anlattı. Aix’ll ressamın ünlü sözünü tekrarladı: “ Doğada her şey küreye, koniye ve silindire göredir. Resim yaptıkça desen ilerler… Renk zenginliğini kazanınca biçim de bütünlüğünü kazanır..’’

Paul Cezanne büyük etkisi altında “Cubisme” doğum sancılarına tutulmuştu bile…

Paul Cezanne Natürmort Resimleri

Paul Cezanne Sözleri

“Hep aynı şeye dönüyorum; Ressam bütün benliğiyle doğanın incelenmesine vermelidir kendini ve bir öğretim niteliğini taşıyan tablolar yapmağa çalışmalıdır. Sanat üzerine konuşmalar gereksizdir denebilir. İnsanın kendi mesleğinde bir gelişme sağlayan çalışma ahmaklar tarafından anlaşılmamanın yeterli bir karşılaması sayılır.

“Edebiyatçı anlatımını soyutlarla yapar. Oysa ressam duyularını, kavrayışlarını desen ve boya yoluyla olumlaştırır.’’

Özetle sanatta her şey doğanın değişmesiyle çelişmiş ve olumlulaşmış bir kuramdır. Paul CEZANNE

Paul Cezanne tüm eserleri, sözleri

Frank Elgar Ünlü Ressam Hakkında Şunları Söylemiştir

“Doğanın düşeyden çok derinlemesine olduğu kanısına varan Cézanne üçüncü boyutu ortaya attı. Böylece akademilerde öğretilen perspektifleri biç önemsememiş oluyordu. Ama bu yorulmak bilmeyen deha doğayı bütünüyle ele almak istiyordu. Eşyaları ve onları çevreleyen havayı, biçimi ve atmosferi klasik ressamların “clair-obscur”üne ve empresyonistleri alacalı bulacalı ve göz kamaştırıcı yansıtmalarına başvurmadan nasıl anlatmalıydı? Alışılmış kuralları bir yana bırakan Cézanne o zaman Batı sanatında büyük yankılar yaratacak bir şey buldu. Gölge ve ışık yoktu artık. Varsa bile bunlar renklerin yardımıyle gösterilecekti bundan böyle. Modlenin yerini ton, “clair-obscur”ün yerini de renk ilişkileri almıştı.”

“Doğadan hiç ayrılmadı Cézanne. Eskilerin mirasını kendinde buldu, bunu benimsedi ve kendi buluşlarıyla zenginleştirdi. En aşırı sınıra kadar yüceltti .

Ressam Paul Cezanne Resimleri