Modern Nedir?
Modern kavramı İngilizceye Fransızca modeme den geçmiş olup; Latin kök sözcük ‘hemen şimdi’ anlamına modo ve aynı dildeki modernus kelimesinden gelmektedir.1 Türkçedeki karşılığı, yaşanmakta olan dönemi belirtmek için çağdaş, asri, çağcıl olan modern kavramı, içinde her çağ için bir ‘şimdilik’ ya da ‘zamanelik’ durumu taşımaktadır.
Geçmişte kalan zamandan ayrı olarak ifade edildiğinde modern olan, aslında sadece bir zaman meselesidir. Bu anlamda yaşayan insanların (modernlerin) kendi dönemlerini eskilerden ayırmak için “modern” kavramını bir ifade olarak çok da önemli gördüklerini söyleyemeyiz. ‘Bizden önce dünyaya gelmiş ve göçmüş olan insanlara karşı sonradan gelmiş olmanın verdiği bir üstünlük var mıdır?’ Bu tartışmaya açık bir durumdur. Bu ‘yeni’ ve ‘şimdiye ait olan’ kavramın öne çıkardığı karşıtı ‘eski’ veya ‘antik’ anlamlardır. Modern olanı antiklerden ayıran veya onu antik karşısında üstün kılan özellikler sadece zaman(sal)ını yoksa modern dönem insanlarının yarattığı kültürel gelişmeler, bilgi bilimsel ilerlemeler midir? Önce(lik) ve sonra(lık) arasında var olan karşıtlık, insanlığın eski tarihlerinden beri bir çatışma tartışma nedenidir ve günümüzde de (halen) yaşandığı açıktır. Bunları birbirlerinden ayıran özellikler sürekli modernler tarafından belirlenmiştir.
Tarihte bu ayrımın ilk örneklerini Habermas şöyle açıklar: “‘Modern’ kelimesi Latince ‘modernus’ biçimiyle ilk defa 5. yüzyılda resmen Hıristiyan olan o dönemi, Romalı ve Pagan geçmişten ayırmak için kullanıldı. İçerikleri sürekli değişse de, ‘modern’ terimi hep, kendini eskiden yeni ye bir geçişin sonucu olarak görmek için, antik çağ ile kendisi arasında bir ilişki kuran dönemlerin bilincini dile getirir.”
Dönemselleşme
Dönemselleşme olarak modern kavramının, kendisinden önceki antiklerden ilk olarak ‘dinsel olarak ayırma’ biçiminde ortaya
çıkması ilginçtir; zira aynı şekilde devam edip günümüze yaklaştıkça bu sefer seküler yaşamın dinsel yaşamdan ayrılması olarak anlam bulan bir modern kavramıyla karşılaşmaktayız. Eski ve yeni arasında oluşan karşıtlıkta; olumlu anlamın hep yenide kendini bulduğu, yeninin eskiye oranla daha ilerlemiş veya gelişmiş bir içeriğe sahip olduğu, bu yüzden yeni olanın eski (birçok bakımdan eski olan) karşısında üstün görüldüğü söylenebilir. Şimdi olan ‘yeni’ iken dün olmuş olanın ‘eskimiş olması, ona negatif bir içerik yükler. Ve her ‘şimdi’ başka bir deyişle yeni olan yakın bir gelecekte ‘eski’ olana dönüşeceğinden kalıcı bir olumsallık taşıyan kavram bulmak zordur.
Modern, bu şekliyle içinde olduğu ‘an’a gönderme yaparak sürekli bir ‘an’da, şimdi’de olma haline büründüğü düşünülebilir. Böylece her ‘an’ geçmişe bir üstünlük kurarken, kendisinin geçiciliğini de içinde tutarak bu döngüde ancak bir sonraki ‘an’a kadar yeni olma halini taşıyabilmektedir. Aynı bağlamda Perry Anderson, “Modern olan, kendisinden önce gelenden daha yenidir:
Devrimci olan da, yıktığı şeyden daha ileridir bir durumda ‘gelenek’ diğerinde gericilik söz konusudur. İki kavram arasındaki bağ, her birinin kendine özgü şekilde barındırdığı, ilerleme yönünde bir hareket getirme iddiasında yatmaktadır,” şeklinde ifade eder.
Modern Kavramı
Her ne kadar zamansal bir yönü ağır olsa da modern kavramı, kültürel değişimi işaret etmede ve toplumsal hayata referans noktaları sağlamaktadır. Eski çağlardan günümüze yaklaştıkça; insan davranışlarından yaşama alışkanlıklarına, siyasal yönetimlerden ekonomik etkinliklere kadar birçok şeyin değiştiği, tarihsel vizyonda açıkça izlenebilir. Bu açıdan ileri olma ve geri olma durumları, zamansal karşılaştırmada sıkıntıya yol açabileceğine karşın bundan kaçmak da imkânsız görünmektedir.
Yaşadığımız çağ öncekilerine göre ileri sayılmaktadır ya da gelişmiş sayılmaktadır, buna rağmen Montaigne’in belirttiği gibi “modernler antiklerden daha gelişmiş olabilir, ama bu açıdan ölçülmeleri gerekmez, çünkü oldukları yere gelmek için kahramanca bir şey yapmamışlardır.” Bulunduğumuz zamanda olmak, sadece bunu (zamanı) ölçü alarak şimdinin geçmiş zamanlardan üstün ve iyi olduğunu kanıtlamaz. Lalande’ın felsefe sözlüğü belirtiği gibi, “‘modern’ sözcüğünün, 10. yüzyıldan beri, felsefi ve dinî tartışmalarda ve hemen hemen her zaman kâh övücü, kâh pejoratif vurgularla kullanılan bir terim olduğunu bildirmektedir. Övücü kullanışıyla, yeniliklere, gelişmeye, araştırmaya, var olanla yetinmemeye ve bunların sonucu olarak da ‘yetkeye’ ve normların sansürüne direnmeye çağrıda bulunur; pejoratif kullanım, moda düşkünlüğünü, müktesebatın anlamım kavramaya çalışmaksızın önüne gelen yenilikle özdeşleşme özentisini, kolaycılığı, özgürlük yanılsamasıyla özgürlüğü mümkün kılan şeyi yozlaştırmayı çağrıştırır.”
Modern Zamanlar
Modern görüntü içinde bir yenilik veya yeninin peşinde olmak anlamında modern zamanların tarzını görürüz. Her birey ve toplum, yenilenme arzusuyla dolu olarak modern zamanın serüvenine katılabilir ve var olabilir. Dün, modern dünyada kayıptır ve her bugünün ‘düne akması da modern dönemin trajik yüzüdür. Bu yüzden modern zaman dakikliğiyle dikkat çeker. Her şeye yetişme isteği ve yapma isteğinden ya da ‘yarın Tanrının değil insanın kendisinin oluşturacağı bir bugün’ olacağından, modernlik insana aynı tarzda bir eksiklik duygusu da verir. “Modern olmak, bizle re serüven, güç, coşku, gelişme, kendimiz ve
dünyayı dönüştürme olanakları vaat eden; ama bir yandan da sahip olduğumuz her şeyi, bildiğimiz her şeyi, olduğumuz her şeyi yok etmekle tehdit eden bir ortamda bulmaktır kendimizi.
Modern olmak, Marx’ın deyişiyle ‘katı olan her şeyin buharlaşıp gittiği’ bir evrenin parçası olmaktır.’ Modern insanın anısı veya geçmişi, zamanı yakalamak peşinde bu halde kaybolur. Nitekim Marx’ın sözündeki buharlaşma hali, “geçmişte kullandığımız katı, sürekliliği olan, çoğunlukla bir anlam ifade eden nesneler, etrafımızı kuşatan geçici, taklit mallar uğruna bir kenara konuyor.”
Modern Kavramı Anlamı
Neticede modern kavramı günümüzde genel olarak “düşüncedeki açıklık, özgürlük, otoritelerden bağımsızlık ve en yeni ve en son dile getirilmiş düşünceler” şeklinde ifade edilmektedir. Modern kavramı bu anlamına, daha çok bilimsel ve toplumsal hayattaki gelişmelerle kavuşmuştur. Batı kaynaklı bir kavram olarak modern, son haline Rönesans ve Reform dönemlerinden 21. yüzyıla kadar olan bir dönemi kapsayarak ulaştığını ileri sürebiliriz ve bu döneme ‘Modern Çağ’ diyebiliriz: “Modern çağ her şeyden önce öznel özgürlük işaretiyle var olmuştu.
Öznel özgürlük, toplumda sivil hukukun kişinin kendi çıkarlarını rasyonel tarzda kollayabilmesi için sağladığı uzam olarak; devlette siyasal iradenin oluşumuna katılmada ilke olarak eşit haklar şeklinde; özel alanda etik özerklik ve kendini gerçekleştirme olarak ve nihayet, bu özel dünyayla ilişkili kamusal alanda, düşünümsel hale gelmiş bir kültürün temellük edilmesi aracılığıyla cereyan eden oluşturucu süreç olarak gerçekleştirildi.” Son olarak kavramın tarihsel yolculuğuna bakıldığında, ‘modern’ kavramı sıfat şeklinde kullanılan ve nitelediği kavrama ‘iyi’lik yükleyen bir mahiyette olduğu görülebilir. Örneğin modern insan, modern bilim, modern devlet, modern yaşam vb. gibi tanımlayıcı bir şekilde kullanıldığında, modern, eklendiği kavrama çağdaş, yeni, zamana uygun ve değerli anlamlarını yükler. Buna karşılık modern olmayanlar da daha çok ilkel, eski, kötü, tutucu, vb. gibi anlamlarla ifade edilerek modern olan şeyin karşıtı olarak konumlanır.
Modernite, Postmodernite ve Bauman
Mehmet E. Şimşek
Belge Yayınları