Ahlak Felsefesi ve sanat

Ahlak felsefesi ve sanat nedir ? Felsefenin “uygulamalı” olduğunu iddia eden bir alanı vardır ki o da ahlak felsefesidir. Bu felsefe dalı, yaşamın en hissi ve en tartışmak konularının bir bölümüne temas eder. Fakat filozoflar nasıl yaşamamız gerektiğini keşfetmekle meşgulken, ahlak felsefesini anlatan en doğru tanım şöyledir: Doğru ve yanlış ile iyi ve kötü hakkında eleştirel ve yansıtıcı düşünme girişimi.

Ahlakın Felsefesi Konu Anlatımı

“Ahlaki gerçekçilik” iyi ve kötünün durumsal ve kişisel özellikler olduğunu, doğru ve yanlışın da davranış özellikleri olduğunu iddia eder. Kişilerin uzun boylu olması ve hızlı koşabilmesi gibi, iyi ya da kötü ahlaklı olması da mümkündür. Eylemler on dakika içinde veya hırsa kapılarak yapılabileceği gibi, doğru veya yanlış da olabilirler. Bu ahlaki özellikler dünyaya ait gerçeklerdir. “Cinayet işlemek yanlıştır” gibi cümleler, doğru ya da yanlış olabilen inançların ifadeleridir. Bu tür ifadelerin doğru ya da yanlış olması, dünyanın gidişatına yani bir davranışın, kişinin ya da durumun esas itibarıyla hangi özelliklere sahip olduğuna göre değişir. Ahlaki gerçekçilik, çoğu kişi için etikle ilgili “sağduyu” durumudur. Çoğu kişi, şeylerin gerçekten de doğru veya yanlış olduğuna inanır; öyle olmalarının nedeni onları nasıl gördüğümüz değildir. Ahlakla ilgili deneyimlerimiz de ahlaki gerçekçiliği öngörür. Birincisi, hata yapabileceğimizi düşünürüz. Çocuklar sık sık hata yaparlar, onlara neyin doğru neyin yanlış olduğu öğretilmelidir.

Yanlış gerçeği olmasaydı, hata yapmak da mümkün olmayacaktı. İkinci olarak, ahlak “dışımızdan” gelen bir istek gibidir. İsteklerimizden bağımsız, standart bir davranış karşısında kendimizi sorumlu hissederiz. Ahlak, hakkında düşündüğümüze göre belirlenmez, çoğu kişi ahlaki gelişmeye inanır. Ama ahlak hakkında birtakım görüşler diğerlerinden daha iyi olmadığı sürece, bu nasıl mümkün olabilir? Peki ya ahlakla ilgili gerçekler yoksa o zaman nasıl mümkün olabilir? Ahlak felsefesi ve sanat

Van Gogh Merhametli İnsan tablosu

van gogh tabloları merhametli insan

Van Gogh merhametli insan adlı tablosunda iyi ahlaklı olmaya örnek verir. Peki ama bu tür davranışları iyi yapan nedir; “iyilik” duygusal tepkilerimizin yansımasından öte bir şey midir?

Ahlak Felsefesi Düşünce Biçimleri

Ahlakla ilgili üç farklı düşünce biçimi vardır. Birincisi, belirli bir davranış ya da davranış biçiminin doğru ya da yanlış olup olmadığını düşünürüz. Kürtaj ya da ötenazi doğru mudur, yanlış mıdır? Yalan hangi durumda hoş görülebilir ya da görülebilir mi? Bu şekilde düşünmeye uygulamalı etik denir ve ahlak temelli bir davranışın lehinde veya aleyhinde savunma yapan biri, bu tür bir düşünce içindedir.Bu tür sorulara nasıl yanıt bulabiliriz? Doğru ve yanlış, iyi ve kötü hakkında düşünmenin bir diğer yolu olan normatif etik, neyin doğru neyin iyi olduğuna dair uygulamada kullanabileceğimiz genel kuramlar geliştirir. Bunları kendi davranışlarımıza bakarak, sonuçlarını inceleyerek ya da onun gibi olduğumuz veya olabileceğimiz kişilere bakarak anlamaya çalışabiliriz.

Ahlak Felsefesi ve Meta-etik

Ahlaka dair eleştirel ve yansıtıcı düşünmenin üçüncü şekliyse meta- etiktir (“meta” Yunanca bir sözcüktür ve “üzeri”, “ötesi” veya “sonrası” anlamına gelir.) Meta-etik doğru ve yanlış, iyi ve kötü gibi etiğin üzerinde durduğu kavramların incelenmesidir. Örneğin, ötenazi yanlıştır ifadesi, elinizde bir kitap tutuyorsunuz cümlesinin doğru (ya da yanlış) olduğunu söylemekle aynı şey midir? Yoksa “Ötenaziye yeltenmeyin,” diye emir mi vermiş oluyorum? Ya da başkalarıyla paylaştığım bir duyguyu, ama yine de salt bir duyguyu mu ifade ediyorum? Şüphesiz, ahlakı ele alış biçimleri arasında bağlantılar vardır ve bu bağlantıların neler olduğu sürüp giden felsefi tartışmaların konusudur. Örneğin, ahlaki yargılar doğru ya da yanlış olabilen ifadelerden ziyade tamamen duyguların ifadesiyse, uygulamalı etiğin bir anlamı yok mudur? Ahlak felsefesi içeriği olarak Ahlakın temelinin insan doğası olduğu düşüncesi hem normatifetikte hem de meta-etikte kullanılmıştır. Ahlak sadece uygulamadaki durumlarla değil, insan doğası bakkaldaki düşüncelerle ve “ahlak değerlerinin” dünyayı bilimsel olarak kavrayışımızla nasıl örtüştüğüyle de ilişkilidir.