Postmodernizm Nedir?

Kavramların sonuna ‘izm’ takısı eklenince, kavramlar politik, felsefi ya da sanatsal bir akımı belirten anlamlara dönüşür. Postmodernizm bir akım olarak neyi savunduğu, insanlara ne gibi açıklamalar getirdiği hâlâ tartışmalıdır. Bununla birlikte postmodernizm, ortaya çıktığı süreç olan 20. yüzyılın son çeyreğindeki toplumsal değişimleri anlatmak için kullanılan ‘postmodern çağ’ adlandırmasının teorik yapısını oluşturma-bulma girişimidir.

Adrian Ghenie “Golems” Pace London at the Royal Academy of Arts Burlington Gardens

Adrian Ghenie “Golems”
Pace London at the Royal Academy of Arts
Burlington Gardens

Felsefi bakışın kavrayışlı genelliğinden baktığımızda postmodernizmi “belirleyen şey, öncelikle modernliğe veya Descartes tarafından kurulan modernizme yönelik radikal bir eleştiridir. Post modernizm her şeyden önce modernliğin akılcılığına, aklın bütün alanlarda, insanlığın tüm problemlerini çözebilecek mutlak otorite olmasına itiraz eder. Postmodernizm, modernitenin ahlaki iddialarına, modern öznede temellenen evrensel etik düşüncesine, özellikle de yararcılık ve bireycilik diye ifade edilen etik anlayışlara şiddetle karşı çıkar. Postmodernizm, politik veya sosyal nitelikli, küresel, her şeyi kucaklayıcı bütün dünya görüşlerine itiraz ederken, Marksizm, faşizm, Stalinizm, liberalizm ve modern bilim ideolojisi benzeri tüm büyük ideoloji ve dünya görüşlerini, sözmerkezci, aşkın ve bütünselleştirici büyük anlatılar” olarak görür ve tüm büyük anlatıların insan(lığ)a trajik deneyimler yaşatması nedeniyle, onları reddeder denebilir.

Bu uzun tanımlamaya karşın postmodernizm, itirazları ve yıktığı bittiğini söylediği bunca şeyin yerine bir şeyler koyamaması nedeniyle sığ bulunup eleştirilere maruz kalmıştır. Dünya tarihinde eleştiriye uğramamış bir düşüncenin var olmadığını da söylemek gerekir. Postmodernizm açısından sıkıntıya yol açan sebep, modernizme karşı çıkmasına ve ona karşı yıkıcı olmasına rağmen, insanlığa bir seçenek sunmamasıdır. Burada denilebilir ki, postmoderni özel kılan taraf budur, çünkü insanlığa bir hedef gösteren her ne çıkmışsa sonunda insanlığa bolca hüsran armağan etmiştir. Bu bakımdan postmodern alternatifsizliğin, bir kısırlık değil, bir tercih olduğunu kabul etmek gerekir.

Postmodernizm Kavramının Etimolojik Kökeni

Postmodernizm kavramının etimolojik kökenine baktığımızda, AngloSakson (İngilizce konuşan) dünyadan önce ilk olarak sanatsal anlamda, “1930’ların Hispanik dünyasında, İngiltere ile Amerika’da ortaya çıkışından bir kuşak önce belirmeye başlamıştır. Postmodernismo terimini, Unamuno ile Ortega’nın dostu Federico de Onis ortaya atmıştı.”  Daha sonra tarihsel bir dönem olarak Tonybee’in çağı, postmodern olarak isimlendirmesiyle AngloSakson dünyada kullanılmaya başlanır. Bu haliyle bakıldığında tarihsel olarak eskilere giden ya da modern çağın bunalımlarına neredeyse denk bir dönemde kullanılan postmodernizm kavramın, entelektüel yayınlarına baktığımızda çok yakın bir tarihli olduğunu savunabiliriz.

Günümüzde postmodern(izm) kavramı, bu kökensel kullanımlarından daha farklı bir niteliktedir. Postmodern düşünürler, postmodernizm-yapibozummodernliğin büyük anlatıların ve ideolojilerin yarattığı hareketler, ilerleme nosyonuna bağlıyken, gelinen noktada deneyimlerin, modernist tahayyülün bir çöküşü ya da kapanışı/bitişi olduğunu ileri sürer: ideolojilerin, tarihin, büyük anlatıların, ilerlemenin sonu. Bu postmodern söylem özellikle Doğu Batı karşıtlığının ya da iki kutuplu dünyanın sınırı ve anıtı olarak görülen Berlin Duvarının yıkılışına göndermede bulunur.

Postmodern söylemin “utanç duvarı” olarak nitelenen ‘anıt’ın yıkılmasının ardından, Doğu bloğun başı olan Sovyetlerin de dağılmasıyla birlikte iyice güçlenmesi ayrıca dikkat isteyen bir durumdur. Nitekim postmodern alışveriş şekli olan internet ortamının verilerine göre ki dünyada en çok kullanılan sitelerden olan “amazon.com web sitesine göre, ‘postmodern’ ya da ‘postmodernizm’ sözcüklerini içeren başlıkların yaklaşık yüzde doksan beşi, 1989’dan sonra yayınlanmıştır.”

Buna karşın kavramın doyurucu bir tanımını vermek hiç de kolay değildir. Postmodernizmin karşısında bulunan entelektüellerden biri olan Eagleton, postmodernizmin moderniteyle olan kan bağının varlığının inkâr edilemeyeceğini ileri sürer. Ona göre; postmodernizm, hastalıklı bir ruh haliyle ortaya çıkan, modern çağın yarattığı gerilimlerde büyüyen ödipal bir çocuktur. Bu bakış açısında postmodernizm, pek de kayda değer bir düşünce olarak görülmemektedir. Her ne kadar postmodernizme karşı görüşler ileri sürse de postmodernizmin yaşanan sorunlara bir çözüm olması bir yana sorunun bir parçası olarak görür. Kısaca Eagleton’ın postmodernizmin yanılsamaları’ adlı kitabında verdiği postmodernizme dair verdiği tanım, entelektüel tokluk hissi verebilir:

Postmodernizm Kelimesi

Postmodernizm sözcüğü genellikle çağdaş kültürün bir biçimine göndermede bulunur; buna karşılık postmodernlik klasik hakikat, akıl, kimlik ve nesnellik nosyonlarından, evrensel ilerleme ya da kurtuluş fikrinden, bilimsel açıklamanın başvurabileceği tekil çerçeveler, büyük anlatılar ya da nihai zeminlerden kuşku duyan bir düşünce tarzıdır. Postmodernlik, Aydınlanmanın bu normlarına karşı dünyanın olumsal, temelsiz, çeşitli, istikrarsız, belirlenmemiş nitelikte ve bir dizi dağınık kültürlerden ya da yorumlardan ibaret olduğunu bildirir; bu da hakikat, tarih ve normların nesnelliği, doğanın verili oluşu ve kimliklerin tutarlılığı hakkındaki belli ölçüde bir kuşkuculuğu besler.

Eagleton’ın da temsil ettiği Marksist gelenek açısından bakıldığında, süreci postmodern olarak nitelemek yerine kapitalizmin postmodernizm-antiformyeni pazarlar arzusuyla küreselleştiği ve sermayenin hareket alanını genişletmek için oluşturduğu neoliberal manevralarla ulus devlet ekonomisini aşması olarak görülmektedir. Aynı paralelde sürece ‘yeni dünya düzeni’ kavramlaştırması da yapılmaktadır. Gelinen noktada yaşanan gelişmeleri olumsuz kabul edip, bu gelişmelere karşı çıkan toplumsalsiyasal hareketler de postmodern dönemin yeni ‘isyan’ biçimini ve ‘muhalefet’ini temsil eder. Bu hareketler kısaca, emek ve diğer kimlik hareketleri, “antikapitalist” adı altında toplanmaktadır.

Postmodernizmi daha iyi bir şekilde kavramak için, karşı olduğu modernite/Aydınlanma düşüncesine ve sanatsal olarak modernizmin (bir açıdan modern temalardan uzak olsa da) ana kavramları yerine hangi kavramları geçirdiğine bakmak daha doğru olabilir. Bu bağlamda postmodernizm ile anlatılmak istenen, ‘tarihsel geçmiş duygusunun yitirilmesi’, ‘şizoid kültür’ , ‘dışkı kültürü’, ‘gerçekliğin yerini imajların alması’, ‘simülasyonlar’, ‘zincirinden boşalmış gösterenler’ vb. nosyonlarla dolu, bir gevşek kavramsal karmaşa görürüz… ‘Post modern’ teriminin henüz üstünde anlaşma sağlanmış bir anlamı yok  terimin türevleri olan postmodernlik, post modernite, postmodernleşme ve postmodernizmden oluşan terim ailesi sıklıkla kafa karıştıran ve birbirinin yerine geçebilen tarzlarda kullanılıyor.

Kavramsal Karmaşa Durumu

Yukarıdaki pasajda Featherstone’un gösterdiği kavramsal karmaşa durumu, postmodernizmin anlaşılmasını ya da anlamında ortak bir nüans bulmayı zorlaştırmaktadır. Aslında ‘post’lu kavramların anlamsal olarak birbirinden farklılıkları, bu işi daha da zorlaştırır. Bu karmaşadan kurtulmak için felsefî alanda dayanaklarını modernliğin karşı duvarına yaslanarak bulan postmodernizm: Genel geçerlik iddiası taşıyan önermelerin reddedilmesi, dil oyunlarında, bilgi kaynaklarında, bilim adamları topluluklarında çoğulculuğun ve parçalanmanın kabul edilmesidir.

Gerçeklik, hakikat, doğruluk anlayışlarının tartışılmasına yol açan dilsel dönüşümün yaşama geçirilmesi; mutlak değerler anlayışı yerine yoruma açık seçeneklerle karşı karşıya gelmekten çekinmemek; korkmamak; güvensizlik duymamak gerçeği olabildiğince (sonsuz) yorumlamak, belli bir zaman ve mekânın sözcüklerini kullanmak yerine gerçekliği kendi bütünlüğü özerkliği içinde anlamaya çalışmak, insanı ruh ve beden olarak ikiye bölen anlayışlarla hesaplaşmak, tek ve mutlak doğrunun egemenliğine karşı çıkmak.

Buna göre postmodernizm, modern algılayışı hatalı bulan, gerçekliğin tekçi açıklanamayacağını savunan, epistemolojik açıdangerçekliğin perspektife bağlı olarak göreceli olduğunu belirten, bu açıdan Vattimo’nun dediği gibi postmodernizmin bir “yorum çağı” olduğunu söyleyebiliriz.

Kavramın yaslandığı düşünce tarihine baktığımızda ise post modernizm 19. yüzyılın Alman düşüncesini ortaya çıkaran dehaların “düşüncelerinin Fransızcaya iyi bir tercümesinden/yorumun dan başka bir şey değildir.”  Bizatihi postmodern fikirlere baktığımızda Fransız entelektüellerin başat olduğunu görebiliriz. Bu durumda entelektüel ya da akademik dünyada kavramın ‘Fransız öpücüğü’ kadar baştan çıkarıcılığının kaynağını bulduğumuzu savunabiliriz. Bu kışkırtıcı etki, postmodernizmi, ona karşı olsun ya da olmasın, akademik dünyada veya düşünce dünyasında herkesin diline dola(ndır)dığı bir kavram haline getirmiştir.

Kaotik Anlam Dünyası

Postmodernizm, yaratığı kaotik anlam dünyasında, insana herhangi bir anlama yaslanma veya onun peşinden gitme olasılığını vermeyerek, kendisini bir bakıma korumaya almıştır, ama insanoğlu için elinde dayanacağı bir şeylerin olması gerekir. Çünkü insan, geçmiş ve gelecek arasındaki bağı bugünde kurabilen ve böylece yaşamı anlamlı kılan bir varlıktır. Bu bağı kurmak için insanın bir kök bulması ve bunun dallarının yarına uzanacağının umudunu taşıması gerekir. Eğer bu bağı postmodernizm akımı içerisinde kurmanın bir anlamı yoksa ya da zaten bağları koparmak niyetindense postmodernizmin varlık olarak insanı tehlikeli bir yalnızlığa bıraktığını ileri sürebiliriz. Nitekim hakikatin sürekli değiştiği veya oyuna dönüştüğü bir yaşamda aklın (insanın ayırıcı özelliği olarak akıl, modern akıl değil) iflas eşiğine geleceğini belirtebiliriz.

Kısaca postmodernizmin yarattığı ya da olduğunu varsaydığı dünya, parçalanmış, herkesin kendi göreliliğinde görünen bir dünyadır. Bu bağlamda formüllere karşı olan akımın, kendisini anlaşılır kılacak bir formülleştirme yapmaması da anlaşılabilir, zaten postmodern(izm) bundan kaçınır. İşte bu formülsüzlük hali post modern(ist) teorilerin güven vermeyen yumuşak karnıdır.

postmodernizm-anarsi

Son olarak modernizmepostmodernizme karşıtlıkları edebiyat eleştirisi çerçevesinde inceleyen Hassan’ın oluşturduğu kavramsal karşıtlıklara ekleme yaparak başvurduğumuzda modernizmpostmodernizm tartışmasında konunun anlaşılmasına yardımcı olacaktır:

Modernizm

Postmodernizm

Form (birleştirici, kapalı) Anti form (ayırıcı, açık)
Amaç  Oyun
Tasarım Rastlantı
Hiyerarşi/Düzen Anarşi
İlerleme Tükenme/Sessizlik
Sanat Nesnesi/ Yapıt Süreç/Performans/Happening
Mesafe Katılım
Yaratma/Bütünleştirme Yapıbozum
Sentez Antitez
Varlık Yokluk
Merkez Merkezsizlik
Kalite/dayanıklılık Reklam /sunuş/etiket
Felsefe/Psikoloji Kişisel gelişim/NLP
Yazar Okur
Açıklama Yorum
Akıl Arzu
Nesnel Öznel
Eril Erdişil (ünisex)
Üretim Tüketim
Ulus-Devlet Şirket yönetimi
Evrensel Yerel-küresel
Totalitarizm Demokrasi
Memleket/Ev Sanal mekân
Matbuat Görüntü
Kütüphane Arama Motoru/Google
Sağlık Şekil/estetik görüntü
Homojen Heterojen
Hukuksal Etik Estetik
Beden Organ
Nakit Kredi Kartı
Çalışma Eğlence Tembellik
Aile Birlikte Yaşam
Kesinlik Olasılık
Üst kimlik Alt kimlikler
Hipotaksi Parataksi
Kök/Derinlik Köksap/Yüzey
Gösterilen Gösteren
Anlatı/Büyük Tarih Karşıt anlatı/Küçük Tarih
Ana Kod Kişisel Dil
Cinsel Organ/ Erkeklik Ünisex
Organına Değin Çok Biçimli/Hünsa
Paranoya Şizofreni
Köken/Neden Fark Fark/İz
Metafizik İroni
Belirlilik Belirsizlik
Aşkınlık organ İçkinlik

Modernite, Postmodernite ve Bauman

Mehmet E. Şimşek

Belge Yayınları

Postmodern Ressamlar, Heykeltıraşlar, Mimarlar, Sanatçılar

A – C

Simon Aldridge, Peter Alexander (artist), Emma Amos (painter), Brian Andreas, Nancy Arlen, John Armleder. Sara Garden Armstrong, William Armstrong (American artist), Roy Ascott, Krayem Awad, Donald Baechler, Blažej Baláž, John Baldessari, Betty Beaumont, Vanessa Beecroft, Igor Berezovsky, Cesare Berlingeri. Helen Berman, David Bierk, Guillaume Bijl, Dara Birnbaum, Brian Bixby, Blast Theory, Ross Bleckner, Guy Bleus. Maurizio Bolognini, Christian Boltanski, Kate Borcherding, Boris Policeband, Brainstormers, Romero Britto, Cecily Brown. Chris Burden, Jacques Burtin, Benjamin Butler (artist), Rhea Carmi, Maurizio Cattelan, Miguel Chevalier, Giuseppe Chiari (artist-composer-philosopher), Mel Chin, Chuck Close, Sue Coe, Jon Coffelt, Darren Coffield, Colab, Willie Cole, Greg Colson, Clayton Colvin, John Connell, Bruce Conner, Mitch Corber, Diego Cortez, Edmond Couchot, Renée Cox, Walton Creel, Marianne Csaky, Enzo Cucchi, Leumund Cult.

D- H

Char Davies, Caterina Davinio, Sergio De La Torre, Hugo Debaere, Eric Deis, Robert Deyber, Kim Dingle, Herbert Distel, Alex Dodge. Tomory Dodge, Pascal Dombis, Orshi Drozdik, Jimmie Durham, Alan Ebnother, Gregory Edwards, Hasan M. Elahi, Derek Erdman. Erró, ESeL, Barbara Ess, Roe Ethridge, Bracha L. Ettinger, Ebon Fisher. Coleen Fitzgibbon, Henry Flynt, David Folley, Fred Forest, Abrie Fourie, Luis Frangella, Jane Frank, David Fried, Gaia (artist), Bernd Erich Gall, Stephen Gamson, Kendell Geers, Anthony C. George, Gilbert & George, James Gill (artist), Carlos Ginzburg, Alfio Giuffrida, Graham Goddard. Jack Goldstein, Olena Golub, Félix González-Torres, Ron Gorchov, Allan Graham, Dan Graham. Gloria Graham, Todd Gray (artist), Rodney Greenblat, Genco Gulan, Wade Guyton, Anne Hardy, Harry Ousey, Sandra Hastenteufel, Tsugio Hattori, Sam Havadtoy, Johannes Heisig, Sam Heydt, Susan Hiller, Perry Hoberman. David Hockney, Howard Hodgkin, Nancy Holt, Roni Horn, Per Hüttner.

J- M

Anthony James (artist), James Jaxxa, Jasper Johns. Bill Jones (artist), Joe Jones (Fluxus musician), Larry Jordan, Yves Jumeau, Colette Justine, Konstantin Kakanias, Panayiotis Kalorkoti. Nabil Kanso, Allan Kaprow, Shay Kun, Irena Kazazić, Mike Kelley (artist), Mark Khaisman, Yury Kharchenko. Manfred Kielnhofer, Sara Von Kienegger, Scott Kildall, Kim Song-gun, Tschoon Su Kim, Knowbotic Research, Alison Knowles, Kiki Kogelnik, Komar and Melamid, Jeff Koons, Joseph Kosuth, Christine Kozlov, Barbara Kruger, Stephen Lack, Stephen Lapthisophon, Franck de Las Mercedes, Louise Lawler, Jean-Jacques Lebel, John Lees (artist), John Lefelhocz. John LeKay, Annette Lemieux, Nicholas Lens, Les Levine, Joe Lewis (artist), Sol LeWitt, Ash Lieb, List of sound artists, Sharon Lockhart, Damian Loeb, Robert Longo. Margot Lovejoy, Garrett Lynch, Gregory Maass & Nayoungim, Gaspare Manos, Samizu Matsuki, Guido Maus, Jennifer & Kevin McCoy, Christa Membrandt, Annette Messager, Gustav Metzger, Jeffrey Milburn, John Miller (American artist), Minóy, Monochrom, Keith Morant,

N- S

James Nares (artist), Bruce Nauman, Joseph Nechvatal, Jennifer Nelson, Odd Nerdrum, Cady Noland, Kaja Norum, Timur Novikov, Junggeun Oh, Michael P,aul Oman-Reagan, Yoko Ono, Dario Ortiz, François Pain, Steven Parrino, Stieg Persson, Kurt Philipp, Pat Place, Jonathan Podwil, Sigmar Polke, Seth Price, Richard Prince, Melanie Pullen, Martin Puryear, William Quigley, Rabarama, Rammellzee, Erwin Redl, Michael Rees, Gerhard Richter, Judy Rifka, Walter Robinson (art critic and artist), Josh Rosenthal (artist), User:VonHaarberg/sandbox, Jerry Ross (painter), John Roy, Allen Ruppersberg, Paul Rusconi, Ursula von Rydingsvard, Lucas Samaras, Fred Sandback, Alan Saret, Amy Sarkisian, Arthur Sarkissian, Mary Schepisi, Julia Scher, Martina Schettina, Claudio Schifano, Mario Schifano, Christoph Schmidberger, Randall Schmit,Doris Schoettler-Boll, Fritz Scholder, Scott B and Beth B, Peter Shelton (sculptor), Richard Shilling, Sean Slemon, Hunt Slonem, Barbara T. Smith, Robert Smithson, Cornelia Sollfrank, Daniel Spoerri, Wolfgang Staehle, Giuseppe Stampone, Christian W. Staudinger, Stelarc, Michelle Stitzlein, Suh Yongsun, Donald Sultan.

T-X

Philip Taaffe, Athena Tacha, Mark Tansey, The Thing (art project), William Tillyer, Cyre de Toggenburg, Fred Tomaselli, Rafael Trelles, Edoardo Tresoldi, Mark Tribe, James Turrell, Richard Tuttle, Jacek Tylicki, Ralph Ueltzhoeffer, Carola Unterberger-Probst, Peter Van Riper, George-Maran Varthalitis, Caterina Verde, VNS Matrix, Wolf Vostell, Kara Walker, Kelley Walker, Jeff Wall, Andy Warhol, Wassmann Foundation, Jeff Wassmann, Monika Weiss, Robert Whitman, William T. Wiley, Krzysztof Wodiczko, Sislej Xhafa,